İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/296 E. 2026/191 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/296
Karar No
2026/191
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/296 Esas KARAR NO: 2026/191 DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 04/04/2025 KARAR TARİHİ: 24/02/2026

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, iştigal konusu itibari ile daha önce de ürün satın aldığı davalı şirketten -------- satın alma ödemesinde bulunmuştur. Satın alma işleminin tamamlanması ile, ürünü müvekkiliimize, beklentiyi karşılayacak şekilde çalışır, kullanılır ve hasarsız şekilde teslim etme borcu altında olan davalı şirket, ihbar olunan taşıyıcı şirket ile anlaşarak ürünü müvekkiliimizin adresine ulaştırmıştır. Ancak ürünün müvekkili şirket adresine tesliminin olağandışı yöntemle, taşıyıcı firma görevlisinin koli ile bırakıp gitmesi ve teslim tutanağı oluşturmadan adresten ayrılması yoluyla gerçekleşmesi karşısında müvekkili şirket şüpheli teslim işlemine karşı güvence oluşturmak adına koliyi tanıklar huzurunda ve kamera çekimi yaparak açmış ve ürünün hasarlı ve çalışamaz durumda ağır ayıplı olduğunu tespit etmiştir. Ayıp Tespiti, 6102 sy.TTK md.23/1-(c) gereği derhal davalıya ihbar edilmiştir. Ancak; 6102 sy. TTK md.864 hükmü gereği kusursuz sorumluluk hali içinde olan davalı bu ihbara kayıtsız kalmış;------- yevmiyeli 6098 sy. TBK md. 227/1/1 gereği sözleşmeden dönme konulu temerrüt ihtarına da yanıt vermeyerek zımnen ikrarda bulunmuş; fakat sorumluluk üstlenmemiştir.------ sayılı arabuluculuk süreci sonucunda taraflar arasında anlaşamama yönünden Son Toplantı Tutanağı oluşturulmuştur. Bu suretle, müvekkiliimizin henüz davalı tarafça teslim edilen kolisini açmasıyla gördüğü ayıp karşısında hasarlı ürünü teslim eden davalı basiretli bir tacir gibi davranmaktan kasten imtina ederek, eksiksiz tahsil ettiği bedele konu ürünün işe yaramaz durumunu ve müvekkiliimizin ürünü lehine sipariş ettiği müşterisine karşı ticari itibarını görmezden gelmiştir. Müvekkili ile taraflar arasında kurulan satış sözleşmesi gereği edimini eksiksiz şekilde yerine getirerek, davalı tarafından düzenlenen ---- no.lu faturaya karşılık ürün bedeli için talep olunan---- davalı şirket hesabına ödemiştir. Buna karşılık sözleşme içi edim yükümlülüğü altında olmasına rağmen, basiretli tacir sıfatından beklenen tasarrufu herhangi bir şekilde göstermeyen davalı şirket, kullanılamaz şekilde ayıplı teslim ettiği ürünü ne incelemiş ne müvekkiliin zararı için sorumluluk hissetmiş ne de müvekkiliin ihtarını dikkate almıştır. müvekkili şirket, davalıya "satılanı geri vermeye hazır olduğunu" bildirerek sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanmıştır. Buna karşılık davalı, ihbar olunan ve ürünün müvekkilie tesliminde anlaşma sağladığı taşıyıcıya karşı bir sorgu veya işlemde de bulunmamıştır. Bu suretle, satış sözleşmesinden ve basiretli tacir sorumluluğundan doğan tüm yükümlülüklerini ihlal etmiştir. Bu tasarrufu ile sorumluluğunun ifası konusunda zaman kazanma çabasında olmuş, bugüne değin tüm uyarı ve ihtarlarımıza da kayıtsız kalmıştır. Davalının temerrüdü ve sözleşmeden dönülmesine sebep oluşturan kusur ve haksız eyleminden kaynaklanan zararlara dair tazminat isteminde bulunma hakkımız da dahil fazlaya ilişkin her türlü yasal hakkımızı saklı tutarak; yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle; davanın kabulüne, taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu ürünün ayıplı olduğunun ve sözleşmeden dönme işleminin tespiti ile ürünün iadesi kaydıyla ürün bedelinin iadesi seçimlik hakkının kullanılması nedeniyle ayıplı ürünün siparişi için ödenmiş --- temerrüt ihtarı tarihi itibari ile işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiliimize ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Şöyle ki;-----tarihinde, göndereni---------olan malzeme, müşteriye götürülmüş, adreste bulunmadığı için müşteri aranıp haberdar edilerek, onun bilgisi ve izni dahilinde işyerinin kapısına bırakılmıştır.Bu arama neticesinde, malzemenin kapıya bırakılmasına açıkça rıza veren müşteri-davacı , hemen ödemesini gerçekleştirip dekont iletmiştir. Bu nedenle imzalı bir teslimat evrakı yoktur. Ancak ne ilginçtir ki davacı-müşteri ertesi gün, verdiği izni ve rızayı unutmuş , ----koliyi açıp ürününün hasarlı geldiğini beyan etmiştir. Oysa ki kamera kayıtlarımız izlendiğinde ne ------- kayıtlarında bir sorun görülmemektedir. Gönderici davalıya sorulduğunda, malzemenin kalite kontrolünü yaptıklarını ve metrelerce yüksekten bırakmalarına rağmen bir sorun oluşmadığını açıkça beyan etmiştir. Malzeme şirketimizde bulunduğu sürece hiç düşürülmemiştir. Düşürülse bile hasar görmeyecek olan bir malzeme nasıl zarar görmüş olabilir? Müvekkilin sorumluluğu , malzemeyi davacının rıza göstererek kapıya bıraktırmasıyla sona ermiştir. Tüm ticari kargo- ambarcılık- firmaları, sürekli çalıştıkları gönderici ve alıcılarla telefon onayı alarak malzeme alımı ve teslimi yapmaktadır. Müvekkil çalışanları da davacı- alıcıyı iş yerinde bulamayınca telefonla arayarak bilgilendirme yapmışlar, izin vermesi neticesinde malzemeyi iş yerinin kapısına bırakmışlardır.Zaten hayatın olağan akışına göre, malzemesinin kapıya bırakılmasına izni olamasa davacı -alıcı müvekkile ödeme yapmayacaktır.Malzemeyi kapıya bıraktıran ve hemen ödemesini yapan alıcı- davacı neden şüphelenmiştir de koliyi kamera kaydı ile açmıştır?koliyi daha önce açıp tekrar kolilemediği veya bantlamadığı sonrasında çekim yapmadığı ne malumdur? Kabul anlamına gelmemek kaydıyla gönderici davalı kalite kontrol yapıldığını , metrelerce yüksekten düşse bile zarar görmeyeceğini söylediği halde , bu hasarın tarafımızdan yapılmış olabileceğini iddia ve ima etmek son derece haksızdır.Malzemenin koliye sağlam koyulup koyulmadığı bilinmemektedir.Ambalajın yeterli olup olmadığı bilinmemektedir. (Taşıma sözleşmemize göre ambalaj yetersizliğinden gönderici sorumludur.) Malzemenin kapıya bırakıldıktan sonra başına bir şey gelip gelmediği bilinmemektedir. Davacının iş bu haksız davayı müvekkile açması son derece yanlıştır.Müvekkilin hiçbir kusuru ve kastı bulunmamaktadır. Davacı bu talepleri ile sebepsiz zenginleşme çabasındadır. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla İstenen tazminat miktarı fahiştir. Kabul edilebilmesi mümkün değildir.Cevaplarımızın ve delillerimizin kabulüne Husumet itirazımızın kabulü ile davanın Husumet yönünden reddine,haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, Vekalet ücreti ve mahkeme masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

DELİLLER:Faturalar, keşif, fotoğraflar bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.---- tarihli ara karar ile dosyanın bir makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve --- tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından, davalıdan satın alınan ürünlerde hasarlar olduğu, ürünlerin bu haliyle açık ayıplı olduğu, kullanılmalarının mümkün olmadığı ve hiç kullanılamadıkları, Ayıbın üretimden kaynaklı bir ayıp olmadığı, taşıma esnasında sıkışma, ezilme, düşürme vb. bir nedenle meydana gelmiş olabileceği, Davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanabileceği, Ürünlerdeki hasarın nerde, ne zaman, ne şekilde, kim tarafından oluşturulduğuna dair bir kanaate varmanın mümkün olmadığı, -Ürünlerin ihbar olunan tarafından usulüne uygun tesliminin yapılmadığı, davacıya ait işyerine kimse yokken bırakılıp gidildiği, işbu nedenle ihbar edilenin de sorumluluğu olduğu, şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, satış sözleşmesine konu malda ayıp iddiasına dayalı TBK 227.maddesi uyarınca sözleşmeden dönme istemine ilişkindir.Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlık; Davacının davalıdan satın almış olduğu havuzda ayıp bulunup bulunmadığı, bu ürünlerde kullanıma ve fayda sağlamaya engel olacak bir ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp var ise açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu, ayıp olduğunun tespiti halinde bu ayıbın üretim kaynaklı mı yoksa kullanım kaynaklı mı olduğu, kullanıma ve fayda sağlamaya engel olacak nitelikteki arızaların ve ayıpların ne olduğunun tespit edilmesi, ürünün ayıplı olduğunun kabulü halinde davacının sözleşmeden dönme talep edip edemeyeceği, ayıbın dönmeyi haklı kılacak nitelikte olup olmadığı, bu seçimlik hakkın kullanılmasının mümkün olup olmadığı, davacının ürünü ve davalının ödenen bedeli iadesi gerekip gerekmediği, sözleşmeden dönme mümkün ise davacının satılan ürünle birlikte ürünlerden elde ettiği ve davalıya iadesi gereken tespiti mümkün bir yarar bulunup bulunmadığına, dönme seçimlik hakkın kullanılmasının mümkün olmaması durumunda ayıbın niteliğine göre onarım masrafları veya ayıp oranında bedelden indirime karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise miktarlarının belirlenmesi noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.------maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 225. maddesine göre de, satıcının ağır kusurlu olması halinde, ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. " şeklinde açıklanmıştır. Ayıp, alıcının dürüstlük kuralı gereğince beklediği vasıfların satılanda bulunmaması ve satılanın kullanım amacı bakımından taşıması gereken vasıfları taşımaması durumudur. TBK Madde 219/1'e göre "...nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumludur". Bilindiği üzere, TTK.m.23/1-c'de üç ayıp türü öngörüldüğü; açıkça belli olanlar, teslim sırasında muayene edilmeye gerek olmaksızın belli ayıplar olduğu; bu tip ayıpların 2 gün içinde ihbarı gerektiği; satılanın teslimi sırasında açıkça belli olmayan fakat olağan bir muayene ile meydana çıkacak ayıplar (adi ayıplar); bu tür ayıplar olağan bir muayene ile görülebilecek ayıplar olmakla, 8 gün içinde ihbarı gerektiği; gizli ayıp ise, maddi ve olağan bir muayene ile meydana çıkmayan, ancak kullanılmasından belli bir süre sonra ortaya çıkan arızalanma hali olduğu; bu ayıbın ise, öğrenilmesi halinde, TTK.m.23'ün yaptığı gönderme sebebiyle, TBK'nın 223. maddesi uyarınca, ortaya çıkar çıkmaz derhal satıcıya bildirilmesi gerektiği; davanın dayanağı, 6098 sayılı TBK'nun 227. maddesinde, "Satıcının tekeffülü altındaki satılanın ayıbı anlaşıldığı zaman alıcı muhayyerdir; dilerse, satılanı redde hazır olduğunu beyanla satımın feshedilmesi ile bedelin iadesini dilerse, satılanı alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde semenin tenzilini isteme hakkı bulunduğu ya da aşırı bir masraf gerektirmediği taktirde bütün masrafların satıcıya ait olmak üzere, satılanın ücretsiz onarılmasını isteme hakkı; imkân varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakkı yanı sıra, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu" düzenlemesinin yer aldığı görülmektedir.Yapılan yargılamada davacı tarafça ödeme yapıldığının görüldüğü, davacı tanıklarının dinlenildiği, akabinde talimat mahkemesi aracılığıyla makine mühendisi bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak rapor tanzim edildiği, davacının satın almış olduğu üründe açık ayıp bulunduğu, üründe taşımadan kaynaklı hasar oluştuğu, kullanımının mümkün olmadığı, tamirle giderilmesinin mümkün olmadığı, satış sözleşmesinde ayıp nedeniyle seçimlik haklardan olan sözleşmeden dönmenin TBK madde 227.maddesinde düzenlendiği, dosyada alınan teknik raporda ayıp tespit edildiği ve ürünün kullanılamaz durumda olması nazara alındığında sözleşmeden dönmenin somut olayda davacının seçimlik hakkı kullanmasını haklı gösterdiği ve hakkaniyete uygun olduğu, davalı satıcının TBK gereği ayıptan sorumlu olduğu, bilirkişi tarafından teknik inceleme yapılmış olmakla, bilirkişi raporunun denetime elverişli olup hükme esas alındığı, davanın kabulü ile ---- davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faturaya konu ---- davacı tarafından davalıya teslim edilmesine dair dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, ---- temerrüt tarihi olan---- tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, faturaya konu ------------ davacı tarafından davalıya teslim EDİLMESİNE, teslim edilmemesi halinde infaz aşamasında İcra İflas Kanunu'nun 24.maddesine göre işlem YAPILMASINA, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 12.372,17 TL harçtan, peşin yatırılan 3.093,05 TL harcın düşümü ile geri kalan 9.279,12 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan 3.093,05 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı, 4.361,50 TL keşif harcı, 5.000,00 TL keşif araç ücreti, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.777,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 23.846,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 6- 3.800,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/02/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/296, K. 2026/191, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-296-e-2026-191-k-08c238f46582