İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/288 E. 2025/291 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/288
Karar No
2025/291
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/288 Esas KARAR NO : 2025/291 Karar

DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 03/04/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2025 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 07/04/2025

Davacı tarafından mahkememizde açılan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; .... San Ve Tic Ltd Şti ve .... ile müvekkili banka arasında, Genel Kredi Sözleşmesi mevcut olduğunu, işbu genel kredi sözleşmesine istinaden, ödenmesi gereken tutarın müvekkile ödenmediğini, Borçlu şirket .... İhtiyaç Maddeleri San Ve Tic Ltd Şti'nin borçlarını ödememesi nedeniyle 20/04/2009 tarihli Beyoğlu .... Noterliği .... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ödeme ihtarı ve hesap ekstresi usule uygun olarak tebliğe çıkartılmasına rağmen borçlu şirket tarafından müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını, şirketin 11/01/... tarihli ...sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nden de görüleceği üzere usule aykırı olarak tasfiye olunduğunu, müvekkili bankanın alacağına binaen keşide etmiş olduğu ihtarnamenin terkin tarihinden önce gönderildiğini, müvekkili bankanın borçlu şirket hakkında icra takibi hakkı bulunurken borçlu şirketin terkin edilmesi müvekkili bankanın haklarını ağır şekilde ihlal ettiğini, müvekkilinin tasfiye olunan şirketten alacağının mevcut olduğu açıkça anlaşılabilir olmasına rağmen tasfiyeye herhangi bir şekilde alacakları dahil edilmeden ve dahi taraflarına bildirilmeden şirketin tasfiye olunmasının tasfiyeyi sakatladığını, 17/12/2009 tarihinde tasfiyesi tescil edilen .... San Ve Tic Ltd Şti'nin ihyasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, ticaret sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava ; 6102 sayılı TTK' nın 547. maddesi kapsamında, tasfiye edilen şirketin ihyası ve yeniden ticaret siciline tescili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Tasfiye sonucu sicilden terkin edilen şirketin ihya koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin ihyasına karar verilmesi halinde ek tasfiye için tasfiye memurunun atanmasının gerekli olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür. Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları incelendiğinde; ihyası istenilen ... sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ' nin adresinin, ... Mah. .... Sk. No: 30/B Bağcılar/İSTANBUL olduğu görülmüştür. İhyası istenen şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6102 sayılı TTK' nın 547/1. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 Tarih ve 2017/11-2924 E. - 2018/1935 K. sayılı ilamı) incelenip sonuçlandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 320. maddesinde mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi de nazara alındığında, somut olayın belirginliğine bağlı ve dava şartları incelemesi yapılarak duruşma açılmadan, Anayasa'nın 141/4 maddesindeki dava ve usul ekonomisi kurallarına uygun olarak yargılama sonlandırılmıştır. Öncelikle mahkememizce dava şartları açısından dosyanın incelenmesi gerekmiştir. a) Hukuki yarar yönünden değerlendirme: Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18.02.2022 Tarih ve 2019/5 E. - 2022/1 K. Sayılı ilamında da belirttiği üzere; davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukukî bir yararının bulunması gerekir; yani, dava hakkı hukukî yarar ile sınırlıdır. Buna hukukî korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukukî korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır, aksi hâlde devletin mahkemelerini (davası ile) gereksiz yere uğraştıramaz. Hukukî yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki (müstakbel) bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan (müeccel) alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukukî yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu, alacağın muaccel hâle gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir. Aynı şekilde, açıldığı sırada belli olmayan, şüpheli veya ileride doğacağı beklenen bir yarar da hukukî yarar sayılmaz (Kuru/Arslan,/Yılmaz, s. 244; Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, Cilt I, Ankara 2016, s. 456). Davanın açıldığı sırada var olmayan “hukukî yararın” dava sırasında tamamlanması, mahkemenin “hukukî yarar” eksikliğinin tamamlanmasını beklemesi söz konusu olamaz. Çünkü, hukukî yarar dava şartı eksikliği ilgili tarafa belli bir süre verilerek taraf eylemi ile tamamlanabilecek bir dava şartı değildir. (Pekcanıtez, Hakan Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2015, s. 250-251; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, Ciltli, İstanbul 2017, s. 948). Hukukî yararın bulunması dava şartı, sadece dava açılırken değil, nihai karar verilinceye kadar mevcudiyetim devam ettirmelidir. (Arslan, Ramazan Yılmaz, Ejder/Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2020, s. 316; Budak, Ali Cem/ Karaaslan, Varol: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2021, s. 176; Postacıoğlu, İlhan: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s. 204; Karslı, Abdurrahim: Medeni Muhakeme Hukuku, İstanbul 2012, s. 466; Alangoya, Yavuz: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2000, s. 170-178). Dava dilekçesi içeriği ile sınırlı yapılan inceleme neticesinde; iş bu davanın açıldığı tarih itibariyle davacı tarafından, dava dışı şirkete yönelik başlatılan herhangi bir icra takibi veya açılan bir dava bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan hususlar değerlendirildiğinde; ileride doğacağı şüpheli bir yararın hukuki yarar olamayacağı, yine ileride açılacak soyut ve belirsiz icra takibi veya dava yönünden ihya kararı verilemeyeceği(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 22.02.2024 Tarih ve 2024/207 E. - 2024/341 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.05.2024 Tarih ve 2024/2472 E. - 2024/3867 K. sayılı ilamı.) ve hukuki yarar dava şartının tamamlanabilecek bir dava şartı da olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Hukuki yarar dava şartı gerçekleştikten sonra iş bu davanın açılması mümkündür. Ancak bu aşamada, dava tarihi itibariyle açılmış bir takip veya dava bulunmadığından, hukuki yarar dava şartı gerçekleşmeden iş bu davanın açıldığı (mevsimsiz dava) görülmekle açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. b) Taraf ehliyeti yönünden değerlendirme: 6102 sayılı TTK' nın 547. maddesi kapsamındaki bu tür davalarda davalı sıfatı, tasfiyeyi tamamlayan tasfiye memuru ile ticaret sicil müdürlüğüne aittir. Bunlar arasında, zorunlu dava arkadaşlığı ilişkisi vardır. İş bu yargılama dosyasında, tasfiye memuru ... davalı olarak gösterilmemiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 19.12.2024 Tarih ve 2024/1369 E. - 2024/1875 K. sayılı ilamı) Taraf ehliyeti dava şartı yönünden eksiklik bulunmaktadır. Hukuki yarar dava şartı incelenmeden önce taraf ehliyeti dava şartının incelenmesi gerekmektedir. Ancak, taraf ehliyeti dava şartı tamamlanabilir dava şartı olması sebebiyle açılacak asıl davada değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle usul ekonomisi açısından bu aşamada inceleme konusu yapılmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harcın karar ve ilam harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 07/04/2025

Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/288, K. 2025/291, T. 07.04.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-288-e-2025-291-k-ea60f38181f2