İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/284 E. 2026/26 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/284
Karar No
2026/26
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/284 Esas KARAR NO :2026/26

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/04/2025 KARAR TARİHİ:19/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı- müvekkilinin, davalı- borçluda olan muhtelif tarih ve seri numaralı faturalardan kaynaklı cari hesap alacağına istinaden; tarafınca .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası ile 617.154,35-TL asıl alacağın tahsili istemi ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı- borçlu, haksız ve kötü niyetli olarak borcun tamamına, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini, iş bu itiraz akabinde tarafınca arabulucuya başvurulduğunu, ancak yapılan görüşmeler neticesinde taraflarca anlaşmaya varılamadığını, davacı müvekkil ile davalı- borçlu bir süre ticaret yaptığını ve bu ticari ilişki kapsamındaki borç müvekkiline ödenmediğini, yapılan şifahi görüşmelerde, davalı borçlu tarafından borcun ödeneceği ifade edilmişse de borç ödenmemiş olup; bu nedenle de icra takibi yapma zorunluluğunun doğduğunu, akabinde borçlu tarafından işbu icra takip dosyasında; borcun tamamına, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiğini, iş bu sebeple de takibin durduğunu, tarafların ticari defterlerinde yapılacak inceleme neticesinde de müvekkilinin davalıdan olan alacağı sabit olacağını, bu nedenle davacı müvekkilinin alacağı için yapılan takipte borcun tamamına, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiğinden ve borcun tamamı da hâlihazırda ödenmediğinden ve zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında yapılan görüşmeler neticesinde de olumlu sonuç alınamadığından işbu itirazın iptali davasını açma ve davalı borçlunun, icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini talep etme zorunluluğunun doğduğunu bildirip, davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı- borçlunun, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili aleyhine .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyası ile iddia edilen 617.154,35-TL alacak tutarında, haksız olarak talep edilen alacakların tahsili amacıyla ilamsız icra takibi, müvekkilinin bu takibe haklı itirazı sonrasında ilgili itirazın iptaline yönelik huzurdaki dava ikame edildiğini, iddia edilen hiçbir borç kabul edilmemekle birlikte taraflar cari hesap uyarınca çalıştığı için, iddia edilen alacağa ilişkin cari hesap kesim dönemi henüz gelmediği için muaccel olmayan borcun talep edilmesi mümkün olmayıp, takibe dayanak belgeler arasında herhangi bir fatura bulunmadığını, iddia edilen alacak sebebiyle müvekkiline herhangi TTK'nın 18/3. Maddesi uyarınca herhangi bir bildirimde bulunulmadığını ve dolayısıyla iddia edilen cari hesap alacağı herhangi bir ihtara ve mutabakata konu edilmeksizin doğrudan icra takibi ve dava ile ilerlediğini, Bu sebeplerle, davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresi, iddia edilen ticari ilişkinin, dava dilekçesinde iddia edilen şekilde gerçekleştiğinin ispatı açısından yeterli olmadığını, zira sadece davacıdan cari hesap dökümleri, alacağın varlığını tek başına kanıtlamaya elverişsiz olduğunu, bununla birlikte iddia edilen cari hesap kesiminin dayanak yapıldığı işbu davada, borcun ifası müvekkilinden haksız olarak talep edilmekle beraber, iddia edilen borcun aynen ifasının talep edilebilmesi için davacının iddia ettiği borcu muaccel hale getirdikten sonra, ayrıca bir temerrüt ihtarında bulunması ve 6098 Saylı TBK'nın 121. maddesine göre seçimlik haklarından olan iddia edilen borcun aynen ifası için Müvekkile makul bir süre vermesi gerektiğini, nitekim, temerrüt ancak cari hesap sözleşmesi sona erdirilerek tespit edilen (nihai) bakiye alacağı ödenmezse oluşacak olup, davacının da dilekçesinde ikrar ettiği üzere ilişki bir cari hesap ilişkisi olduğunu, ancak davacı tarafın, iddia edilen borca ilişkin hesap kesin tarihi gelmediği ve borç muaccel hale gelmediği gibi, Müvekkile TTK'nın 18/3. maddesi uyarınca tacirler arasındaki ihtar ve ihbarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile herhangi bir bildirimde de bulunmamış, iddia ettiği borcun ifası için hiçbir makul süre tanımamış ve Müvekkilin temerrütte olduğuna da ispat edemediğini, bu bakımdan davacı tarafın, iddia ettiği borcun ifasına yönelik hemen hemen hiçbir bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğunu, doğrudan icra takibine başlayarak iddia edilen borcun tahsilinin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, son olarak, davacı takip dayanağı olarak sadece kendinden sadır olan cari hesap ekstresini delil olarak gösterdiğini, bu bakımdan, davacının işbu itirazın iptali davasında da bu alacağı ilişkin herhangi başka bir belgeye dayanması da mümkün olmadığını , zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.06.2021 tarihli ve 2017/1299 E., 2021/779 K. sayılı kararında "Öte yandan icra takibinde borcun sebebi olarak kambiyo vasfını yitirmiş 31.05.2012 tarihli çek gösterilmiş ise de bu hususun dava dilekçesinde de “davalı tarafından verilen 30.000,00 TL bedelli çekin bir kısmının ödendiğini, davalının bakiye borcunu ödemekten kaçındığı için icra takibi yapıldığı” şeklinde belirtildiğini, buna rağmen mahkemece, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğu hususu dikkate alınmadan taraflar arasındaki tüm açık hesap ilişkisi gözetilerek karar verildiğini, oysa itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere göre alacağın tespit edilmesi bu davada mümkün olmadığını, davacının icra takibine dayanak belge dışında açık hesap ilişkisinden kaynaklanan başka alacakları varsa onlar için ayrıca icra takibi yapması veya alacak davası açması gerekeceği şeklinde hüküm kurarak, takipte kullanılanlar dışında herhangi bir belgenin itirazın iptali davasında kullanılmasının mümkün olmadığını belirttiğini bildirip, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız davanın reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı yan üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... ... LİMİTED ŞİRKETİ (VKN:...) 'nin, Ocak 2024 -Temmuz 2024 tarihleri arası BA-BS formlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı ... ... ANONİM ŞİRKETİ (VKN:...) 'nin, Ocak 2024 -Temmuz 2024 tarihleri arası BA-BS formlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. 07/12/2025 tarihinde Mali Müşavir bilirkişi vasıtası ile bilirkişi raporu aldırılmış ve bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, fatura alacağına ilişkin başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Somut olayda dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Taraflar arasında açık hesap ilişkisine dayalı bir ticari ilişki mevcuttur. Bu kapsamda davacı ödenmeyen fatura alacaklarının tahsilini talep etmektedir. Tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA-BS formları incelenerek hazırlanan bilirkişi raporunda, davacı defterlerinde davalı adına iki farklı kayıt olduğu bunlardan birinde davalının 305.261,57 TL borçlu olduğu, diğerinde ise davalının 311.892,78 TL borçlu olarak göründüğü, davalının defterlerinde 305.261,57 TL borcunun göründüğü, bu miktar yönünden iki tarafın defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, ancak 311.892,78 TL’lik borca ilişkin faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve davalının BA formlarına göre davacıdan 588.400,85 TL + KDV tutarınca alım yaptığı tespit edilmiştir. Davalının itiraz dilekçesinde iki hesaptan birinin ... şubesine ait olduğunu beyan etmesi ile davacının defterlerinde iki farklı hesap kaydı bulunmasının sebebinin davalının merkez ve ... şubesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf ... şubesine ilişkin kayıtları mahkememize kesin süre içinde ibraz etmemiştir. Bu sebeple ... şubesine ilişkin kayıtların ibrazından kaçındığı mahkememizce kabul edilmiş ve bu hususta davacının usulüne uygun tuttuğu kayıtları hükümde esas alınmıştır. Bir şirketinin merkezi, hesapları ayrı tutulsa bile şubelerin borçlarından da sorumlu olacağından davalının davacıya toplamda 617.154,35 TL borçlu olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davanın kabulüne karar verilmiş, alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kabulüne, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin 617.154,35 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına, 2-123.430,87 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 42.157,81-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 7.453,69-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 34.704,12-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 7.453,69-TL Peşin/nisbi Harcı, 7.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 105,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 15.674,09TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 98.573,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle; Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına, -Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına, 7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/01/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/284, K. 2026/26, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-284-e-2026-26-k-7b16b458eabd