İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/259 E. 2026/58 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/259
Karar No
2026/58
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/259 Esas - 2026/58 T.C. ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2025/259 KARAR NO: 2026/58

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 K.YAZIM TARİHİ : 11/02/2026

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında akdedilen baskı ambalaj sözleşmesi uyarınca 432 kg “.. Torba” isimli ürünün müvekkili tarafından üretildiğini, bu ürüne ait faturaya 6 adet “.... Klişe Bedeli” de eklenerek davalıya 25.07.2024 tarihli ... nolu 111.895,34TL bedelli fatura tanzim edildiğini, ürünlerin davalıya 24.07.2024 tarihli ... nolu irsaliye ile teslim edildiğini, ödemenin zamanında yapılmaması nedeni ile müvekkili tarafından taraflar arasındaki mutabakata uygun olarak 22.710,00TL bedelli vade farkı faturasının tanzim edildiğini, gerek dava gerekse takip tarihine kadar taraflarına ulaşan ayıp ihbarı ya da sözleşmeden dönme veya sözleşmeyi fesih iradesinin bulunmadığını, alacağın tahsil edilebilmesi için Ankara Batı İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itirazı nedeni ile takibin durduğu, arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik; borçlunun temerrüdünün tespiti ile Ankara Batı İcra Dairesinin .... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00TL üzerinden devamı ile bu bedelin fatura kesim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davanın usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili tarafından gerekli inceleme ve kontroller yapılarak ürünlerin teslim alındığını, ambalajlarda ilk görünüşte bir sorun tespit edilemediğini, ancak ihracat işlemi gerçekleştikten sonra müşterilerden ambalajların sağlam olmadığı, kendiliğinden yırtıldığı, ürünlerin ambalajlardan döküldüğü, ambalajların ayıplı olduğu yönünde kalite sorunlarını barındıran, görsellerle ve fotoğraflarla destekli şikayetlerin gelmeye başladığını, ambalajların gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığını, şifahi görüşmeler neticesinde ayıplı ürünlerin iade alınacağının davacı tarafından belirtildiğini, müvekkili tarafından 05.10.2024 tarihli iade faturaları düzenlenerek davacıya iletildiğini, davacı tarafından ürünlerin iade alınacağı belirtilmesine rağmen verilen sözde durulmayınca bu kez Gaziantep ... Noterliği'nin 12.11.2024 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin davacıya tebliğ edildiğini, davacı tarafından ihtarnameye cevap verilmediğini, iade faturalarının düzenlenerek davacıya iletilmesi ayrıca gönderilen ihtarnamenin davacı tarafından düzenlenen faturalara ilişkin müvekkilinin bir sorumluluğunun olmayacağının belirtilmiş olmasının sözleşmeden dönme iradelerini ortaya konulduğunu göstermesi açısından önem arz ettiğini beyan ederek; davalı tarafça yetkisiz mahkemede, HMK'nın 109.maddesine aykırı olarak kısmi dava şeklinde açılan işbu davanın usulden reddine, davacı tarafça haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı taraf hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, tarafların 2024 yılına ait BA BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları, 25/09/2025 tarihli bilirkişi raporu, 05/12/2025 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. Davalı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi raporunda, davacı ... Tic A.Ş. nin Davalı Firmaya düzenlemiş olduğu (dava konusu ) 25/07/2024 tarih .... numaralı 111.895,34TL bedelli faturadan sonra, 04/10/2024 tarih ... nolu 22.710,54TL bedelli fatura düzenlenmiş olduğu, sonrasında Davalı ... Ltd. Şti. tarafından Davacı.... Tic. A.Ş. adına 05/10/2024 tarih .... Nolu 111.895,34TL bedelli ve 05/10/2024 tarih .... Nolu 170.262,62TL bedelli iade faturalarının düzenlendiği ve bahse konu faturaların Ekde sunulan Muavin defter extresinden görüleceği üzere Davalı firmanın kanuni defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiği, davacı ile davalı firmanın ticari ilişkisinin 2024 yılında (Davalı firma kayıtlarına göre) 16/02/2024 tarihinde Davalı firma tarafından Davacı firmaya gönderilen 20.000,00 TL EFT/Havale ile başladığı, Ankara Batı İcra Dairesi... Esas sayılı 08/10/2024 tarihli icra takip tarihi itibarıyla Davalı ... Ltd. Şti.'nin Davacı ...A.Ş.'den 147.315,72TL alacaklı olarak kayıtlı olduğu (147.312,72TL Borç Bakiyesi) belirtilmiştir. Davacı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi raporunda, dosya kapsamı ve davacı kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacının Ankara Batı İcra Dairesi'nin .... E. sayılı dosyası kapsamında, 08.10.2024 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri ile davalıdan 134.605,88TL faturalardan kaynaklı alacağını faizi ile talep ettiği, tarafların dosya kapsamındaki karşılaştırmalı Alış-Satış analizi formlarına göre, alacağın dayanağı faturaların alış-satış olarak yer aldığı, ancak davalının iade faturalarının davacı açısından karşıt alış olarak yer almadığı, davacının 2024 yılı ticari kayıtlarına göre; davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan bakiye 134.842,24TL alacaklı olduğu, takipteki talebinin ise 134.605,88TL olduğu, davalının ticari defterlerinin incelendiği dosya kapsamındaki bilirkişi raporundaki tespit doğrultusunda 2024 yılı ticari defter kayıtlarına göre; davalının davacıdan icra takip tarihi itibariyle bakiye 147.315,72TL alacaklı olduğu, taraf kayıtları karşılaştırıldığında kayıtlardaki farkın; davalının kayıtlarında yer alan ancak davacının kayıtlarında yer almayan davalı tarafından Gaziantep ... Noterliği'nin 12.11.2024 tarihli ....yevmiye nolu ihtarnamesi ekinde davacıya tebliğ ettiği 05.10.2024 tarihli.... nolu 111.895,34TL tutarlı ve 05.10.2024 tarihli .... nolu 170.262,62TL tutarlı toplamı 282.157,96TL olan 2 adet iade faturasından kaynaklandığı tespitlerine varıldığı belirtilmiştir.

GEREKÇE : Dava; taraflar arasındaki baskı ambalaj sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaya dayalı alacağın ve bu sözleşme uyarınca düzenlenen vade farkı faturasına dayalı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı taraflar arasındaki baskı ambalaj sözleşmesi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 14.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 15.10.2024 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir.İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Davacı yan, davalı ile aralarında baskı ambalaj sözleşmesi uyarınca 432 kg "... Torba" isimli isimli ürünün üretilerek davalıya teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davalı yana 25/07/2024 tarihli KDV hariç 93.246,12TL, KDV dahil 111.895,34TL bedelli fatura düzenlediğini, bu fatura bedelinin zamanında ödenmediğini, bu sebeple taraflar arasındaki mutabakat uyarınca 04/10/2024 tarihli 22.710,54TL bedelli fatura tanzim edildiğini, her iki fatura bedelinin de ödenmediğini iddia ederek alacağının tahsili amacıyla başlattığı takibe davalının vaki itirazının iptalini talep etmiş, davalı yan ise, icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine itiraz ederek ayıp savunmasında bulunarak faturaların iade edildiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı yan icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğinden İİK'nun 50. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi hususunda ve mahkememizin yetkisine itiraz ettiğinden mahkememizin yetkisi hususunda inceleme yapılmıştır. İcra takibinin yapılacağı yerin belirlenmesinde HMK hükümleri gereği tespit yapılacaktır. 6100 sayılı HMK'nun 6. maddesine göre; “genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Aynı Kanunun 10. maddesine göre; “sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” TBK'nın 89.maddesinde de "Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Takip talebinde fatura alacağı talep edilmektedir. Uyuşmazlık konusu para alacağına ilişkin olduğundan davacı alacaklının yerleşim yeri adresine göre icra dairesinin ve mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmakla yetki itirazının yerinde olmadığı kabul edilerek bu itiraza itibar edilmemiştir. Takibe konu alacağın dayanağının 25/07/2024 tarihli KDV hariç 93.246,12TL, KDV dahil 111.895,34TL bedelli ve 04/10/2024 tarihli 22.710,54TL bedelli fatura olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusuna ve dava değerine göre savunmanın tanıkla ispatı mümkün olmadığından davacı yanın tanık dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2024 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. İncelenmesinde; davacı tarafça davalı adına, 3 adet belge karşılığında KDV hariç 254.057,09TL tutarında mal/hizmet satışı ve 1 adet belge karşılığında KDV hariç 14.188,55TL tutarında mal/hizmet alışı bildiriminde bulunulduğu, davalı tarafça da davacı adına 2 adet belge karşılığında KDV hariç 235.131,64TL tutarında mal/hizmet alışı ve 1 adet belge karşılığında KDV hariç 14.188,55TL tutarında mal/hizmet satışı bildiriminde bulunulduğu tespit edilmiştir. Tarafların defter ve kayıtları ile mahkememiz dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarından, uyuşmazlık konusu her iki faturanın davalı defterlerine kaydedildiği, daha sonra 25/07/2024 tarihli faturaya ilişkin iade faturası düzenlenerek iade edildiği, davalı defterlerinde davacının davalıya 147.315,72TL borçlu olduğu, davalı defterlerinden yevmiye defteri ile defteri kebirin uyumlu olmadığı, HMK 222 kapsamında davalı lehine delil olarak değerlendirilemeyeceği, davacı kayıtlarında ise her iki faturanın kayıtlı olduğu, davalı tarafça tanzim edilen iade faturasının kayıtlı olmadığı, davacı kayıtlarında davacının davalıdan 134.842,24TL alacaklı olduğu, davacı defterlerinin HMK 222 kapsamında davacı lehine delil olarak değerlendirilebileceği, taraf defterlerindeki farklılığın sebebinin davalı tarafça düzenlenen iki adet iade faturasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Dava konusu alacak, fatura alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. TBK'nun 474. maddesinde "İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir." şeklinde, 477. Maddesinde "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır" şeklinde ayıba ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemelerden iş sahibinin açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı anlaşılmaktadır. TTK m. 18/III uyarınca "Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile" yapılır. Tüm açıklamalar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında baskı ambalaj sözleşmesi uyarınca 432 kg ".... Torba" isimli isimli ürünün üretilerek davalıya teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacının ürünü üretip davalıya dosyaya sunulu irsaliyeden tespit edildiği üzere teslim ettiği ve uyuşmazlık konusu faturayı tanzim ettiği, bu faturayı vergi dairesine BS formuyla bildirdiği, davalının da ürünü kabul ederek teslim aldığı, davacının düzenlediği faturayı ticari defter ve kayıtlarına işlediği, davalı tarafça faturaya istinaden Gaziantep .... Noterliği'nin 12/11/2024 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz ettiği ve ayıp bildiriminde bulunduğu, ayrıca 05/10/2024 tarihli iade faturası düzenlendiği, ancak itirazın ve iadenin süresi içerisinde yapılmadığından faturanın taraflar yönünden kesinleştiği, davacı yanın sözleşmesel ilişkiyi ve ürünün teslimi yönündeki iddiasını ispatladığı, nitekim davalının da teslim edilmediğine yönelik bir savunmasının bulunmadığı, davalı yanın savunmasının ayıplı teslime yönelik olduğu, ayıplı teslime yönelik karşı dava/birleşen davasının bulunmadığı, davacı yana süresinde gönderilmiş bir ihtarname, ayıp ihbarının da bulunmadığı, davalının tacir olduğu ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, davalının teslim aldığı ürünü yasada açıklanan sürede incelettirmediği ve davacıya süresi içerisinde ihbar etmediği gibi faturayı defterlerine işlediği, bu sebeple davalının ayıp savunmasına itibar edilemeyeceği, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 134.842,24TL kadar alacaklı olduğu ve davalının itirazının haksız olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Vade farkı istenebilmesi için, yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı) Vade farkının mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde alacağın gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar yani mal veya hizmetin yeni fiyatıdır. Temerrüt faizi ise, ödemenin süresinde yapılmaması halinde, doğrudan kanuni düzenlemeler ile ortaya çıkan feri nitelikte olan bir alacaktır. Bu nedenle taraflar arasında bu yönde bir teamül bulunmadığı da nazara alındığında, sözleşmede vade farkına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadan, sözleşmedeki temerrüt faizi düzenlemesine atıfla vade farkına karar verilmesi mümkün değildir(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2020/890 Esas 2022/1074 Karar). Vade farkının ancak taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair bir sözleşme olması veya bir teamül oluşması halinde istenebileceği, somut olayda taraflar arasında vade farkı istenebileceğine dair mutabakatın bulunduğu iddia edilmişse de buna ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı, ancak düzenlenen vade farkı faturasının taraflarca kayıtlara alınmış olması ve buna ilişkin iade faturasının bulunmaması sebebiyle davacının vade farkı faturası sebebiyle alacak talebinde haklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Neticeten davacının davasında haklı olduğu tespit edilmiş ancak davanın kısmi dava olarak 100,00TL üzerinden açıldığı gözetilerek taleple bağlı kalınmış ve davanın kabulü ile, Ankara Batı İcra Dairesinin 2024/44731 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın taleple bağlı kalınarak 100,00TL yönünden iptali ile takibin 100,00TL yönünden devamına, asıl alacak likit(bilinebilir/belirlenebilir) olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'si olan 20,00TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, Ankara Batı İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın taleple bağlı kalınarak 100,00TL yönünden iptali ile takibin 100,00TL yönünden devamına, 2-Asıl alacak likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'si olan 20,00TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 615,40TL peşin harç, 615,40TL başvuru harcı, 87,50TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.318,30TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 151,00TL tebligat ve posta gideri ile 12.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.651,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 gereğince takdir ve hesap edilen 100,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/01/2026

Katip ... e-imzalı Hakim .. e-imzalı

Atıf: Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/259, K. 2026/58, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ankara-bati-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-259-e-2026-58-k-a35da8597a30