İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/345 E. 2026/27 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/345
Karar No
2026/27
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/345 Esas KARAR NO :2026/27

DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ:20/05/2025 KARAR TARİHİ:19/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'in (T.C. ...) maliki olduğu ... plaka numaralı aracın, davacı müvekkili ... sevk ve idaresinde seyir halindeyken 29.07.2018 tarihinde saat 20:00 sıralarında dava dışı yaya ...'e çarptığını ve bu çarpma neticesinde trafik kazası gerçekleştiğini, trafik kazası gerçekleştikten sonra ... tarafından davacı müvekkili ... ve dava dışı araç maliki ...'e karşı manevi tazminat istemli .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. ... K. Sayılı dava ikame edilmiş olduğunu, bu davada verilen karara dayanılarak .... İcra Dairesi 2023/... E. Sayılı 109.332,43 TL takip çıkışlı icra takibi başlatıldığını, .... İcra Dairesi 2023/... E. sayılı dosyasına davacı müvekkili tarafından tüm faizler ve feriler dahil olmak üzere toplam 133.000,00 TL ödeme yaptığını, araç maliki ve 13.04.2018 başlangıç tarihli ... poliçe no’lu ... Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi ile İhtiyari Mali Sorumluluk Poliçesinin tarafı dava dışı ... adına sigorta tahkim komisyonuna 22.05.2024 tarih 2024.E... sayılı başvuru gerçekleştirildiğini, iş bu başvuruya ilişkin uyuşmazlık hakem kararında icra dosya borcunun tamamının kaza anında aracın sürücü olan müvekkili ... tarafından ödenmiş olduğu, talepte bulunabilecek kişinin ... olması gerektiği gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, sigorta poliçesi kapsamında koruma altına alınmış olan manevi tazminat istemine ilişkin ödemelerin icra dosyasına müvekkili tarafından yapıldığından müvekkili dava dışı sigortalının halefi olarak hareket ettiğini, her ne kadar ... plaka numaralı araca ilişkin 13.04.2018 başlangıç tarihli ... poliçe no’lu ... Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi ile İhtiyari Mali Sorumluluk Poliçesi dava dışı ... ile davalı ... Sigorta A.Ş. arasında düzenlenmişse de müvekkilinin huzurdaki davaya konu trafik kazasında araç şoförü olması ve dava dışı ... ile birlikte müşterek müteselsil sorumlu olması dolayısıyla huzurdaki davayı dava dışı sigortalı ...'in halefi olarak hareket ettiğini, Nitekim Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 22.05.2024 tarih 2024.E... sayılı başvuruda vermiş olduğu uyuşmazlık hakem kararında da icra dosya borcunun tamamının araç sürücüsü olan davacı müvekkili ... tarafından ödenmiş olduğundan dolayı talepte bulunabilecek kişinin ... olması gerektiği hususundaki tespiti neticesinde ... adına yapılan başvuruyu reddetmesi de beyanlarını desteklediğini, davalı sigorta şirketi kasko poliçesi ve ihtiyari mali sorumluluk poliçesi kapsamında manevi tazminat taleplerini karşılamak zorunda olduğunu, dava dışı araç maliki ...'in aracının dava dışı kazanın gerçekleştiği aşamada davacı müvekkilinin sevk ve idaresinde olduğu ve manevi tazminat istemli ikame edilen dava neticesinde verilen karara konu icra dosya borcunun davacı müvekkili tarafından 133.000,00 TL olarak ödenmesi neticesinde müvekkilinin dava dışı sigortalı ...'in taraf olduğu yukarıda anılı kasko poliçesi kapsamında, dava dışı araç malikine sağlanan korumaya halef konumuna gelmiş olduğunu, bu halefiyet neticesinde sigortalıya sağlanan korumadan faydalanmak ve yapmış olduğu ödemeleri davalı sigorta şirketinden rücuen tazmin etmek istediğini bildirip, davanın kabulü ile; müvekkilinin ilama konu icra dosyasına yapmış olduğu ödemenin şimdilik 100.000,00 TL'sinin kasko poliçesi limitleri kapsamında davalı sigorta şirketinden rücuen tanzimine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması zorunluluk arz ettiğini, öncelikle mahkeme dosyasında mübrez bilgi ve belgelerin hiçbiri tarafların kusur oranlarını tespit etmeye elverişli bulunmadığını, dava konusu kazanın, davacı tarafın kusuru ile meydana geldiğini, bu nedenle haksız davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin Karayolları Trafik Kanunu ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. Kişilere verdiği zararı, yine poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğu da göz önüne alındığında, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişi ve ayrıca Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi marifetiyle kusur durumu tespitinin yapılmasının hukuki bir zorunluluk olduğu aşikar olduğunu, bu kapsamda yapılacak detaylı incelemeler sonucu, tarafların kusur oranları tespit edilecek ve müvekkili şirketin sorumluluğu noktasında tüm gerçekler net bir şekilde ortaya çıkacağını, maluliyet oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların, yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. ihtisas kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile Özürlülük Ölçütü ve Sınıflandırması Yönetmeliği’nin yerine artık Erişkinler için Engellilik Yönetmeliğinin kullanılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için davanın haklı olduğu varsayılsa bile, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasına karar verilmesini, maluliyet oranının tespiti için Erişkinler için Engellilik Yönetmeliği’ne göre rapor alınmasına karar verilmesini, Tarafınca huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından faiz, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin başvuran tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... AHMye müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2023/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Sigorta Tahkim Komisyonuna müzekkere yazılarak, 2024.E... - K-2024/... sayılı dosyasının bir suretinin çıkartılarak, gönderilmesi gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... Sigorta A.Şye müzekkere yazılarak, ...'in (T.C. ...) maliki olduğu ... plaka numaralı aracın, mahkememiz davacısı ... (T.C.:...) 'nin sevk ve idaresinde seyir halindeyken 29.07.2018 tarihinde dava dışı şahsa çarpması sonucu meydana gelen kazaya ait varsa hasar dosyasının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, dava dışı zarar görene ödenen manevi tazminatın sigorta poliçesi kapsamında davalıya rücu istemine ilişkindir. TTK md. 1401’de sigorta sözleşmeleri, “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmaktadır. Sigorta priminin tamamının ya da ilk taksitinin ödenmesi ile birlikte sigorta sözleşmesi kapsamında sigortacının rizikoyu üstlendiği kabul edilmektedir. Tarafların hak ve yükümlülükleri ile sigorta sözleşmesinin genel ve özel şartları poliçe ile belirlenir. TTK md. 1427 uyarınca, taraflar arasında aynen ödemeye ilişkin bir anlaşma bulunmadığı takdirde sigorta tazminatı nakden ödenir. Sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, belgelerin sigortacıya verilmesinden ve sigortacının araştırmasının tamamlanmasından sonra muaccel olur. Bu süre herhalde TTK md. 1446 uyarınca yapılan ihbardan sonra kırkbeş gündür. Borcun muaccel olması ile birlikte ayrıca bir ihtara gerek kalmadan sigortacı temerrüde düşer. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 32. maddesine göre, sigortacı iyi niyet kurallarına aykırı olarak sigorta tazminatının ödenmesini geciktiremez. Sigortacının tazminat ödeme borcunun karşılığında sigortalının esas yükümlülüğü primleri ödemektir. Rizikonun gerçekleşmesi ile birlikte sigortalı, durumu hemen ve en kısa sürede sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortalıya bu yükümlülüğün yüklenmesindeki amaç, sigortacının rizikodan doğan hasarı tespit etmesi ve zararın büyümesi için gereken önlemleri alması için olanak sigortacıya imkân tanınmasıdır. İhbarın şekli konusunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, tarafların tacir olduğu durumlarda TTK md. 18/III’ün uygulanması gerekir. İhbarın geç yapılması halinde, bu gecikme zararın ve tazminatın artmasına sebep olduysa, kusur durumuna göre, tazminattan indirim yapılabilir. TTK md. 1446’ya göre, sigortacının rizikonun gerçekleştiğini fiilen öğrenmesi gerekir, ihbar yapılmasa beli fiilen durum biliniyorsa, tazminattan indirim yapılmaz. Rizikonun gerçekleşmesi ile birlikte sigortalı, gereken bilgi ve belgeleri sigortacıya vermekle ve sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle yükümlüdür. Yine sigortalı, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasının önlenmesi ve sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için gereken önlemleri almak zorundadır. Bu hususta sigortalının, sigortacının talimatlarına uygun davranması gerekir. Bu yükümlülüğe aykırı davranılması sebebiyle sigortacı olumsuz bir duruma düşerse, kusur durumuna göre tazminattan indirim yapılabilir. Somut olayda davacı sigortalı araç ile 29/07/2018 tarihinde trafik kazası yapmıştır. Kaza sonucu zarar gören dava dışı ..., .... AHM’nin ... Esas sayılı dosyası ile manevi tazminat davası açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda zarar gören dava dışı ...’e davacının ve dava dışı araç malikinin müşterek müteselsil olarak 60.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Verilen karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. İşbu ilam, .... İcra Müdürlüğü’nün 2023/... Esas sayılı dosyası ile takibe konulmuş ve davacı tarafından yapılan 133.000 TL’lik haricen ödeme ile kapatılmıştır. Yapılan ödemenin, icra takip dosya hesabı ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. ... plakalı aracın davalı nezdindeki genişletilmiş maksimum kasko poliçesinin incelenmesinde manevi tazminat klozunun bulunduğu ve teminatın 100.000 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan 08/07/2025 tarihli yazıya ve hasar dosyasına göre poliçe kapsamında hiçbir ödeme yapılmadığı, teminatın kullanılmadığı görülmüştür. Davacı ile dava dışı araç malikinin müşterek müteselsil olarak tazminattan birlikte sorumlu olmaları, davacı ile araç maliki arasındaki akrabalık bağı ve aracın ticari faaliyetlerde kullanıldığı gözetildiğinde, kazanın sigorta poliçesi kapsamında kaldığı ve davacının kendi sorumluluk tutarının da poliçe kapsamında tahsilini talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Manevi tazminata ilişkin .... AHM’nin dosyasının incelenmesinde davanın davalı sigorta şirketine ihbar edildiği, ancak davalının yargılamaya fer’i müdahil olarak katılmadığı görülmüştür. Davanın ihbarı HMK md. 61 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, ihbarın etkisine ilişkin HMK md. 64’ün yollamasıyla HMK md. 69/II uyarınca asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası öne sürülemez. Bu kapsamda davalının, ihbara rağmen asıl davaya katılmayarak davacının ödeme yapmasına sebebiyet verdiği, yine zamanında zararın giderilmemesi nedeniyle yargılama giderleri ve faiz ile zararın artmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda davacının yaptığı ödemeyi, teminat limitleri kapsamında davalıya rücu edebileceği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının dava dışı zarar görene yaptığı manevi tazminat ödemesinin davalı nezdindeki sigorta poliçesinde teminat altına alındığı ve rizikonun gerçekleştiği anlaşıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın KABULÜNE, 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 6.831,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.707,75-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.123,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 1.707,75-TL Peşin/nisbi Harcı, 80,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.403,15TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/01/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/345, K. 2026/27, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-345-e-2026-27-k-0a90013b2e65