İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/282 E. 2025/849 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/282
- Karar No
- 2025/849
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/282 Esas KARAR NO : 2025/849 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/03/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin tarımsal ürün, malzeme, gübre, ilaç vs. ticaretiyle uğraşmakta olup davalı borçlu uzun süredir müvekkilinden mal alım satımı yapmakta olduğunu, bu nedenle aralarında cari hesap bulunmakta olduğunu, davalı borçlunun satın aldığı tarımsal malzeme, ürünleri teslim edildiğini ve müvekkili şirket tarafından faturaların kesilerek davalıya gönderildiğini ancak buna rağmen davalının borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı (borçlu)dan olan alacağının tahsili için müvekkili şirket adına 10/02/2025 tarihinde Torbalı İcra Dairesinde... esas sayılı dosya ile takibe başlandığını, ödeme emrinin davalıya (borçluya) tebliğ edildiğini ve davalı icra takibine 21/02/2025 tarihinde "... icra takibine, takibe dayanak faturaya ve cari hesaba, faiz oranına ve işlemiş faize, dolayısıyla da borcun tamamına itiraz ediyoruz..." şeklinde itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, davalı tarafın itirazı haksız, yersiz ve haklı icra takibi askıda tutma amacına yönelik yapıldığını, müvekkili şirketin ve varsa davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin, malların teslim edildiği ve davalının müvekkiline borcu olduğu hususunun anlaşılacağını, bu nedenle davalının borcu olmadığına ilişkin iddiaların asılsız olduğunu, davalının borcunu ödememekte ısrar etmekte olduğunu, dava açmadan önce dava şartı olarak zorunlu olan arabuluculuk için müracaat edildiğini, Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi gereğince 26/02/2025 tarihinde başvurulan arabuluculuk faaliyeti sonucunda davacı ve davalı arasında anlaşmaya varılamadığını belirterek Davalı borçlunun Torbalı İcra Müdürlüğünün... sayılı icra takibine yapmış olduğu haksız itirazın asıl alacak yönünden iptaline, takibin devamına, davalının haksız ve kötüniyetli itiraz sebebi ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhinde Torbalı İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline teslim edilmesi üzerine yasal süresi içerisinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, icra takibinin dayanağı, cari borç ile 30.01.2025 tarihli fatura olduğunu, müvekkili tarafından cari hesaba, takibe konu faturaya, faturadaki ve varsa teslim fişlerindeki imzalara itiraz edildiğini, taraflar arasında bir dönem ticari ilişki olduğunu ve müvekkiline hatalı ürün teslim edilmiş olmasından ve bu durum nedeniyle müvekkilinin yüklü miktarda zarara uğramasından kaynaklı olarak müvekkili tarafından ticari ilişki yaklaşık takibe konu fatura tarihinden 6 ay kadar önce ticari ilişkinin kesildiğini, bu dönemden öncesine ilişkin olarak da müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, ayrıca hatalı üründen kaynaklı müvekkilinin zararına ilişkin olarak dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davacı yanca delil olarak sunulacak fatura ve teslim fişlerindeki imzalara da itiraz ettiklerini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, Esnaf Sanatkarlar Odasına ve Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılmış olup davalının tacir olup olmadığı yönünden araştırma yapılmıştır. Torbalı Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen yazı cevabında; davalının basit usul ticari kazanç mükellefi olduğu ve ödevlinin defter tutma ve beyanname verme zorunluluğu bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Dava, İİK nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Somut olayda, davalı ...'in tacir ve esnaf kayıtlarının bulunmadığı, ayrıca davalının tabi oldukları defter niteliği ve beyan edilen vergi matrahı itibariyle tacir olma sınırının altında kaldığı, bu haliyle davalının tacir niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde eldeki davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli Nöbetçi İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine, 3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince; a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine, 4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemesince karar verilmesine, Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı okunup usulden anlatıldı.30/09/2025 Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır