İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/261 E. 2025/253 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/261
Karar No
2025/253
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/261 Esas KARAR NO : 2025/253 DAVA : Menfi Tespit (Araç Kiralama Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/03/2025 KARAR TARİHİ : 18/03/2025 Yukarıda tarafları yazılı Menfi Tespit (Araç Kiralama Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemli dava dosyasının mahkememize tevzi edilmesi üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen davaya konu araç kiralama sözleşmesi ile davalıdan 13 adet araç kiralandığını, davalının sözleşmeye aykırılıkları sebebiyle araç kiralama sözleşmesinin süre öncesinde müvekkili tarafından feshedildiğini, araçların arkalarında bir kısmı müvekkiline ait, bir kısmı da müvekkili tarafından kiralanan kasalar bulunduğunu, fesih sonrası davalı çalışanlarının araçları teslim almak için müvekkilinin iş yerine geldiklerinde davalı şirket yetkililerinin kasaların ruhsatlara işli olduğunu, araçları kasaları ile götürmeleri gerektiğini, aksi halde yolda cezai müeyyide uygulanabileceğini ve daha sonra kendi çekicileri ile kasaları iade edeceklerini belirtmeleri üzerine müvekkili şirket yetkililerinin bu sözlere güvenerek araçları kasaları ile teslim ettiklerini, araçların bir kısmının 06.12.2024, bir kısmının da 07.12.2024 tarihinde müvekkilinden alındığını, sonrasında davacının kasaların iadesi ve cari hesap mutabakatı için davalıyı defalarca aramasına rağmen davalının telefonlara cevap vermediği gibi kasaları da satışa koyduğunu, müvekkilinin iletişim kurmaya çalışmasına rağmen davalı çalışanlarının, müvekkilini sürekli oyaladıklarını, sonrasında davalının, müvekkili aleyhinde İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında icra takibi ikame ettiğini, süresi içerisinde icra takibine itiraz edildiğini, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden bir netice alınamadığını, davalının sözleşmede belirtilen taahhütlerini yerine getirmediğini, araçların dondurma dağıtımı için kiralandığını, ancak mücbir sebeplerle operasyonun sona erdiğini, bu nedenle araçların boşa çıktığını ve iadesinin gerektiğini, davalının, müvekkilinin elinde olmayan bu duruma ve sözleşme konusu tüm taahhütlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmemiş olmasına rağmen müvekkilinden fahiş bir bedel talebinde bulunduğunu, müvekkilinin borcunu ödemek istemesine rağmen borcun miktarı ve araçlar ile birlikte götürülen kasaların iadesi hususunda net bir cevap beklediğini, davalının ise müvekkili ile iletişim kurmaksızın, kendi iddia ettikleri borcu ödemesini ve kasaların teslimi hususunun da kendi inisiyatifine bırakılmasını istediğini, hal böyle olunca müvekkilinin her ne kadar borcun ifası için gerekli tüm girişimleri yapsa da alacaklının temerrütü sebebiyle ifa gerçekleşemediğini, bu nedenle icra takibinin haksız olduğu gibi müvekkili aleyhine yargılama gideri, icra gideri veya başka herhangi bir ad altında feri borç yükletilmek istenmesinin de bittabi hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay... Hukuk Dairesinin, 07.06.1984 tarihli ve...sayılı kararında, alacaklının, borçlunun borcunu ifa edebilmesi için üstüne düşen hazırlık yükümlülüklerini yerine getirmediği ve bunun sonucunda da borçluya birtakım haklar tanınması gerektiği ve hatta alacaklı borçlunun borcunu ifa edebilmesi için gerekli hazırlık yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı alacaklı temerrüdüne düştüğü durumda, borcu ifa edilmediği için herhangi bir def’i hakkını ileri süremeyeceğini, 11.04.2005 tarihli ve... sayılı kararında ise, alacaklının haklı bir sebebe dayanmaksızın kendisine teklif edilen gereği gibi ifayı kabulden kaçınması sonucunda alacaklı temerrüdüne düşmüş olduğunu ve bu nedenle vekalet ücretiyle birlikte yargılama giderlerinden de sorumlu tutulmaları gerektiğini vurguladığını, icra takibi ikamesine müvekkilinin sebep olduğundan bahsetmenin mümkün değil iken müvekkilinin asıl alacak dışında kalan ferilerden de sorumluluğunun bulunmadığı gibi asıl alacak miktarının da net bir şekilde tespite muhtaç bulunduğunu, müvekkiline iade edilmek üzere alınan kasaların iade edilmek bir yana davalı tarafından satışa sunulması nedeniyle kasaların değerinin müvekkilinin, davalıya olan borcundan fazla olduğu gibi bir kısmı kiralık olan kasaların tesliminde geciken her bir günün müvekkili yönünden telafisi güç zararlar meydana getirdiğini, bu nedenle müvekkilinin hem alacağının, hem de uğradığı zarar miktarlarının ayrı ayrı davalının, müvekkilinden olan alacağını geçtiğini, bu halde müvekkilinin, davalıya borcu olduğundan bahis bir yana davalı aleyhine alacak davası ikamesi zorunluluğunun hasıl olduğunu, TBK'nun 139.maddesi uyarınca müvekkilinin alacağının ve zararının ayrı ayrı tespiti ile takas defi gereği müvekkilinin, davalıya borcu olmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararın miktarının halen belli olmadığını ve mahkemece tespit edilip, kasaların değerinin de ayrıcı tespiti ile müvekkilinin, davalıya borcunun tespiti gerektiğini, bu nedenle ortada tespiti yapılmış likit bir alacaktan söz etmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin borçlu olmak bir yana alacaklı olmasının muhtemel olması nedeniyle icra takibine itiraz edildiğini, davalının asıl amacının müvekkilinden haksız kazanç elde etmek olduğunu ve kötü niyetinin izahtan vareste bulunduğunu, kasaları koz olarak kullanan davalının, kasaların müvekkili yönünden önemini gördükçe taleplerini de artırmaya başladığını, kasaların iadesini gerçekleştirmemek, kasaları satışa çıkarmak, bu şekilde müvekkili ödeme yapmaya zorlamak, cari hesap dışında başkaca adlar altında ek ödeme talep etmek, müvekkili ile görüşmeye yanaşmamak, telefonlara cevap vermemek, ifadan kaçınmak ve en sonunda müvekkili aleyhine icra takibi ikame etmek eylemlerinden her birinin ve tamamının davalının kötü niyetine karine olduğunu, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini bildirmiş, teminat belirlenerek ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararın tespiti ile takas ve mahsup definin kabulüne ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalının %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış, taraflar arasında düzenlenen 04.03.2024 tarihli araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacakların tahsili amacıyla davalı tarafın, davacı hakkında İzmir..cra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında yaptığı icra takibine konu alacak nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İzmir... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında; davalı, davacı hakkında 10.02.2025 tarihinde araç kiralama sözleşmesi nedeniyle düzenlendiği icra takibine dayanak faturalara dayalı olarak toplam 2.788.521,70 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yoluyla takip yapmış, ödeme emri davacı şirkete 14.02.2025 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili 16.02.2025 tarihli dilekçe ile icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz edilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnız bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruptan oluşur. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın yasal düzenlemelerce ticari sayılan davalardır. Bu davalar TTK'nun 4(1), Kooperatifler Kanunu'nun 99, İİK'nun 154, Finansal Kiralama Kanunu'nun 31, Ticari İşletme Lehine Kanunu'nun 22. maddelerinde sayılmış olup, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava sayılabilmesi için ilgili özel kanunlarda nitelendirilmesi ya da TTK'nun 4(1) maddesinde sayılmış olması yeterlidir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ve tarafların tacir olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki koşulun birlikte varlığı zorunludur. Üçüncü grup ticari davalar yalnız bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu davalar TTK'daki yasal düzenleme gereği uyuşmazlığını bir yanı tacir olmasa dahi bir yanının tacir olması halinde ticari dava sayılmıştır. 6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun ikinci maddesi ile değişik TTK'nun 5(1) maddesi gereğince ticaret mahkemesi ticari nitelikli davalara ve çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlendirilmiş olup, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir. Taraflar arasındaki temel hukuki ilişki 04.03.2024 tarihli araç kiralama sözleşmesinden kaynaklandığıdır. Buna göre davanın mutlak ticari dava niteliği bulunmamakla birlikte, tarafların tacir olmaları ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olmasına bağlı olarak nispi ticari dava niteliği mevcuttur. Ancak taraflar arasındaki sözleşme TBK'nun 299 ve devamı maddelerinde düzenlenen taşınır kirası niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümler çerçevesinde çözümlenmesi usul ve yasa gereğidir. HMK'nun 4(1/a).maddesinde; dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın, kiralanan taşınmazların, İİK'nuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemelerinin görevi içinde olduğu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile taraflar arasındaki temel hukuki ilişki ve 04.03.2024 tarihli araç kiralama sözleşmesi göz önünde tutulduğunda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınır kira sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlığı çözme görevinin HMK'nun 4(1/a).maddesi uyarınca bu konuda özel ihtisas mahkemesi niteliği bulunan sulh hukuk mahkemesine ait olduğu, uyuşmazlığın mahkememizce çözümünün mümkün bulunmadığı, mahkememizin görevsiz olup, mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması nedeniyle HMK'nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, görevsizlik halinde dilekçeler teatisinin görevli mahkeme tarafından yerine getirilmesinin usul ve yasaya uygun olmakla birlikte, görevsiz mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı ve somut davada harca esas değerin yalnız 1,00 TL olarak gösterilmiş olması karşısında Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32.maddeleri hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir talebi ile birlikte eksik peşin harcın tamamlanması konusunda verilecek öncelikli kararın görevli mahkeme tarafından verilmesi gerektiği dikkate alınarak; dilekçeler teatisi yapılmaksızın mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, dosyanın görevli sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR SULH HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın ve/veya karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına, 5-Davacı tarafça talep edilen ihtiyati tedbir istemi hakkında mahkememizin görevsiz olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, İstemin görevli Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/03/2025

Başkan ... e-imza Üye... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/261, K. 2025/253, T. 18.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-261-e-2025-253-k-9dec0eeeac8d