İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/242 E. 2025/960 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/242
- Karar No
- 2025/960
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/242 Esas KARAR NO : 2025/960 DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 17/03/2025 KARAR TARİHİ : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dilekçesinde özetle ; Şirketin yönetiminin ağır şekilde ihlal edildiği ve ortaklar arasındaki ihtilafın şirketin işleyişini imkânsız hale getirdiği durumlarda; şirketin varlıklarının korunması, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi ve tarafın şirket yönetimini kötüye kullanılmasının engellenmesi amacıyla mahkeme tarafından Kayyım atanması, şirketin hukuka aykırı yönetiminden kaynaklanan zararların önlenmesi, ortaklar arasındaki menfaat dengesinin korunması ve şirketin malvarlığının kötüye kullanımının önlenmesi açısından zorunlu olduğu, bu çerçevede mahkeme sürecinde şirketin hukuki ve mali denetimini sağlamak amacıyla bağımsız bir kayyım atanması ortaklık haklarının korunmasını sağlamak açısından hayati önem taşıdığı, bu nedenlerle ortak --------- şirketi temsil ve yönetim yetkisinin ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılması ve yerine kayyım atanmasını, şirketin TTK 531. maddesi uyarınca haklı sebeplerle feshi ve tasfiyesine karar verilmesini, diğer bir çözüm olarak müvekkilinin şirketten çıkarılmasını ve şirketçe tüm paylarının iktisap edilmesine veya mahkemece duruma uygun düşen diğer bir çözüm yolunun belirlenmesine, mahkeme süresince ihtiyati tedbir yoluyla diğer ortak --------- şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasını, şirket yönetiminin bir kayyıma devredilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirkette %50 pay sahibi olduğu, İşbu sebeple, şirket ortaklarından --------- davacıya yetki vermesi veya yetki vermemesi söz konusu olmadığı, şirket ortakları eşit pay sahibi olduğu, taraflar fiili olarak da şirkette eşit pay ve söz sahibi olduğunu, davacı şirket aleyhine hareket etmekte ve şirket kurulduğu andan itibaren şirkete zarar verecek eylemler içinde bulunduğu, davacının, şirketteki söz ve tasarruf hakkını şirket aleyhine kullandığı tespit edildiği, şirket kuruluşu itibari ile davacı, şirketin dekorasyonu, kurulması, mali ve muhasebe masrafları, alt yapı masrafları, personel masrafları gibi bir çok masraf kalemine diğer ortak --------- ile eşit şekilde katılmadığını, şirket ortağı --------- tarafından yapıldığı, İşbu durum dekontlarla da ispat edildiği, davacının katlandığını iddia ettiği bir çok masraf kalemi, diğer şirket ortağı --------- tarafından davacıya banka aracılığı ile gönderildiğini, davacının, müvekkili şirketin aleyhine hareket etmesi ve yalnızca kendi maddi menfaatini gözetmesi sebebiyle haklı sebeple davacıyı şirket ortaklığından çıkarılma hakkını saklı tuttuğu, TTK m. 531 uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde şirket, ortağın ortaklıktan çıkarılmasını mahkemeden talep edebilecek ve ortak, ancak mahkeme tarafından verilecek kararla ortaklıktan çıkarılabileceğini , davacı, şirket için önemli derecede zarar verici davranışlarda bulunduğunu , işbu durumda, gerek şirketin menfaatlerini gözetmemesi, gerekse şirketin aktif ticaret yapmasına engel olması ve şirketin hizmet vermesini sürüncemede bırakması sebebiyle davacının şirket ortaklığından çıkartılması gerektiğinden bahisle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın tümden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 17/12/2025 tarihli duruşmada ;'' davadan feragat ediyoruz, karşılıklı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri talebimiz yoktur, arabuluculuk aşamasında taraflarla bu konuda uzlaşmaya vardık, dedi.'' beyanda bulunmuştur. Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat etme yetkisinin bulunduğu görüldü.Davalı vekilinin 13/11/2025 tarihli dilekçesi ile; karşı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını talep ettiği görüldü. Davadan feragat HMK mad. 307. Uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragatın hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. HMK md. 311 uyarınca feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Bu doğrultuda davacıların mahkememizde açılan davadan feragat ettiği anlaşılmakla açılan davanın feragat nedeniyle reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşagıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın feragat nedeniyle reddine, 2-Alınması gerekli harç peşin olarak alındığından tekrar alınmasına yer olmadığına, 3-Taraflar karşılıklı avukatlık ücreti ve yargılama gideri ücreti talep etmediklerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 4-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, Davacı Vekilinin yüzüne, davalının yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/12/2025