İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/205 E. 2026/78 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/205
Karar No
2026/78
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/205 Esas - 2026/78 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/205 Esas KARAR NO : 2026/78

BAŞKAN : ... KATİP : ...

DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ...

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/03/2025 KARAR TARİHİ : 11/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın iddiaları; Davacı şirketler ile davalı arasında 2022/1287328 numaralı alt yapı kanalizasyon yapım işi sözleşmesi imzalandığını, davacıların sözleşme gereğini yerine getirmiş olmalarına rağmen davalı kurumun fatura bedellerini sözleşmenin 11.2 maddesine aykırı şekilde zamanında ödemediğini, bu sebeple davacıların faiz zararının oluştuğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek açmış olduğu belirsiz alacak davasında 10.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2016/22-1166 E, 2019/576 K sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere) davanın kısmi dava olduğunun tespitine karar verilmiş ve kısmi dava hükümlerine göre yargılama yürütülmüştür. Davalı tarafın savunmaları; Taleplerin zamanaşımına uğradığını, davalı idarece yapılan ödemelerin sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, davacının alacağının bulunmadığını, sözleşme uyarınca yapılan iş karşılığında ortaya çıkan tüm hakedişlerin eksiksiz olarak yüklenici davacı iş ortaklığına ödendiğini,Sözleşme kapsamında yapılan işin 06.12.2024 tarihinde yapılan kesin kabul ile sona erdiğini, kesin kabul işlemlerinin ve ara hakedişlerin tamamının yüklenici davacı şirketler tarafından herhangi bir itiraz yahut ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalandığını, bunun tarafların sözleşme kapsamında edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve birbirlerini bu anlamda ibra ettiklerini gösterdiğini, sözleşmeye ilişkin sürecin bu şekilde tamamlanmasından çok sonra faiz alacağı bulunduğunu iddia etmenin dürüstlük kuralına aykırı ve kötüniyetli olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39'uncu maddesi gereği her bir geçici hakedişin bir önceki hakedişten kalan alacakların tamamen ödendiği ve bir alacak bulunmadığı yönünde kısmi ibra sonucunu doğurduğunu, davacı yüklenici tarafından yalnızca fatura kesilmiş olmasının davalı idarenin temerrüde düşürüldüğünü ve faiz alacağı bulunduğunu göstermediğini, yükleniciye geçici hakediş ödemesi yapılabilmesi için vergi ve sgk borçlarının bulunmadığına dair belgelerin idareye sunulmasının zorunlu olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 131. Maddesi gereğince asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçların da sona erdiğini, Davacıların geçici kabul tutanaklarını ve kesin kabul tutanaklarını ihtirazi kayıt konulmaksızın imzaladığından işlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkını saklı tutmadıklarını belirterek davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davacı tarafa sözleşme kapsamında yapılan ödemenin sözleşme hükümlerine göre zamanında yapılıp yapılmadığı, bu yönden davacının talep edebileceği bir faiz alacağının bulunup bulunmadığı varsa miktarı hususlarındadır. Kamu İhale sözleşmeleri Kanununa göre yapılan sözleşmelerde zamanaşımı, kesin kabulün onay tarihi ile kesin hesabın onay tarihinden hangisi sonra ise o tarihten başlar ve 5 yıldır. Somut olayda kesin kabulün 06.12.2024 tarihinde yapılmış olması itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye ve bu sözleşmenin dayanağı ihaleye ilişkin evrak ile tüm hakedişler ve ödeme kayıtlarını içerir evrak istenmiş, "Davacı tarafa sözleşme kapsamında yapılan ödemenin sözleşme hükümlerine göre zamanında yapılıp yapılmadığı, bu yönden davacının talep edebileceği bir faiz alacağının bulunup bulunmadığı varsa miktarı hususlarında" talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Kamu İhali Kanunundan kaynaklanan hesaplamalar alanında uzman ve aynı zamanda hukukçu ve inşaat mühendisi olan bilirkişi raporunda; Sözleşme ve Şartnamede belirlenen ödeme tarihlerinin kesin vadeyi içermediğini, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir kayıt bulunmadığını, hakedişlerin ödenmesi sırasında yüklenici davacının faiz hakkını saklı tuttuğuna dair herhangi bir kayıt ya da belgenin de mevcut olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede vade farkının ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını belirtmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın mahiyeti, alınan raporun kapsamı ve davacı tarafın süresinde bir itirazının bulunmaması nazara alınarak davacının duruşmadaki yeniden rapor alınması yönündeki talebi kabul görmemiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan kamu ihale kanununa tabi eser sözleşmesi gereğince süresi içinde ödenmeyen hak edişlerden kaynaklanan faiz alacağı istemine ilişkindir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025/323 Esas 2025/995 Karar sayılı emsal kararında belirtildiği üzere; Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK'nın 112/1). Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir (TBK'nın 114/1). Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır (TBK'nın 114/2). Para alacaklarının zamanında ödenmemesine ilişkin giderim yükümlülüğünün yaptırımı kanunda temerrüt faizi ve aşkın (munzam) zarar hükümleriyle düzenlenmiştir. 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmüne göre; bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, geçmiş günler için kanunda belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 120. maddesinde de uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranının, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanun'un (TBK) 122. madde hükmüne göre ise alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Borçlu para borcunun vadesinde ödemediğinde (temerrüt) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına girer. Bu durumda alacaklının mutlak ve tartışmasız bir zarara uğradığı kabul edilmektedir. O nedenle alacaklıya, uğradığı zararı ispat yükümü verilmeksizin, en önemlisi borçlunun kusuru olup olmadığı araştırılmaksızın yasa gereği kabul edilen zararı temerrüt faiziyle giderme hakkı tanınmıştır. Temerrüt faizi başlangıç tarihi yönünden; muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş (kesin vade bulunması) veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; borçlu temerrüde düşmüş olur (TBK'nın 117. madde). Kesin vade olmadığı gibi temerrüde düşüren ihtarname de çekilmeden icra takibi yapılmış ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşir (11.12.1957 tarih, 17/29 sayılı İBK). Temerrüde esas icra takibi de bulunmuyorsa dava tarihinde temerrüt gerçekleşir. Kesin vadeden söz edilebilmesi için taraflarca kararlaştırılan ifa gününün takvime bakıldığında tarih olarak açıkça belirli olması veya kesin olarak hesaplanabilir olması gerekir. Sözleşmede hakedişlerin hangi aylarda ve tarihlerde düzenleneceği açıkça belirtilmediğinden, belirli olmayan hakediş tanzim tarihleri başlangıç alınarak belirlenen ödeme süresi de kesin vade sayılamaz. Sözleşmede kararlaştırılan süre, borcun ifa edileceği günü (kesin vadeyi) değil, borcun muaccel (istenebilir) hale geldiğini gösterir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2024/821 Esas 2024/1405 Karar sayılı kararı da aynı doğrultudadır. Davacı taraf dava dilekçesinde belirttiği faturalardan kaynaklı hakediş alacaklarının ödenmesi taleplerini davalıya sözlü olarak ilettiklerini ileri sürmüştür. Bu konuda herhangi bir yazılı başvurunun ya da ihtarnamenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. TTK 18/3 maddesine göre; Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Taraflar arasında imzalanan tip sözleşmenin 11/2 maddesi ""Hakediş raporları, bu Sözleşmenin eki olan Yapım işleri Genel Şartnamesinde düzenlenen esaslar çerçevesinde, kanuni kesintiler de yapılarak her ayın ilk beş iş günü içinde düzenlenir. Hakediş raporları, yüklenici veya vekili tarafından imzalanıp idareye verildiği tarihten başlamak üzere idarece en geç otuz gün içinde onaylandıktan sonra bu tarihi izleyen en geç otuz gün içinde hakediş tahakkuka bağlanır, tahakkuk tarihinden başlamak üzere en geç on beş gün içinde ödeme yapılır." şeklindedir. Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39/4-f bendinde ise " Her hakediş tutarından, bir evvelki hakediş tutarı çıkarıldıktan sonra kalan tutara idarece ilgili mevzuata göre hesaplanacak Katma Değer Vergisi eklendikten sonra bulunan miktardan sözleşmede yazılı kesintiler, varsa yüklenicinin idareye olan borçları ve cezalar ile kanunen alınması gereken vergiler kesilir. Hakediş raporu, yüklenici veya vekili tarafından imzalanıp idareye verildiği tarihten başlamak üzere en geç otuz gün içinde onaylandıktan sonra otuz gün içinde tahakkuka bağlanır. Bu tarihten başlamak üzere sözleşmesinde farklı bir süre belirtilmemiş ise on beş gün içinde de ödeme yapılır." hükmüne yer verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11 maddesinde ödeme şartları düzenlenmiş olup bu hüküm takvim olarak belli bir tarihi göstermediğinden belirtilen ödeme tarihi kesin vade niteliğinde değildir. Kesin vade bulunmadığı için yukarıdaki içtihatta belirtildiği şekilde idare temerrüte düşürülmedikçe temerrüt faizi işlemeye başlayacaktır. Davacı davalıyı temerrüte düşürdüğüne ilişkin bir delil de sunamamış aksine sadece -yasal sonuç doğurmayan- sözlü taleplerinin olduğundan bahsetmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede vade farkı istenebileceğine dair açık bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu yönde bir teamül iddiası da yoktur. Hakedişlerin ödenmesi sırasında davacının faiz hakkını saklı tuttuğuna dair herhangi bir kayıt ya da belge de bulunmamaktadır. Bu haliyle davacının dava dilekçesinde bahsettiği fatura alacakları sebebiyle davalıyı temerrüte düşürmemiş olması sebebiyle temerrüt faizi alacağı talebi yerinde değildi. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732 TL karar harcından peşin alınan 615,40 TL nin mahsubu ile eksik 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 4.700,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın araflara tebliğine, 7-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/02/2026

Katip ... e-imzalıdır

Başkan ... e-imzalıdır

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/205, K. 2026/78, T. 11.02.2026, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-205-e-2026-78-k-25baa81bdce2