İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/186 E. 2025/186 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/186
Karar No
2025/186
Karar Tarihi

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/186 Esas - 2026/261 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/186 Esas KARAR NO : 2026/261

DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/12/2024 KARAR TARİHİ : 17/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 29/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ... ... ...'da ... isimli kurumda Türkçe Edebiyat okutmanı olarak çalıştığını, Davacı ile birlikte davacının eşi ve bir kısım daha çalışan okutman ve uzman ünvanlı personel, işverenleri olan ...'nca "ekonomik tasarruf tedbirleri" gerekçesiyle Ağustos 2023 tarihinde işten çıkartıldığını, davacı müvekkil ile eşi ve 2 kurum personeli daha ...'da serbest Avukat olan davalı ... ... ...'a ... 32. Noterliği'nde 14613 veymiye numarası ile verdiklerini, dava takibi için Avukat genel vekaletnamesi ile, işverenleri ...' na karşı işe iade, işe iade kabul edilmez ise boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatı'nın tahsili için gerekli hukuki yollara müracaat etmesini istediklerini, davalı Avukat ... ... Arabuluculuk Bürosu'na arabuluculuk başvurusu yapmış ve 2023/184198 arabuluculuk dosya numarası ile dosya görülmüş ve müvekkilin işe iade, işe iade kabul edilmez ise boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatı talepleri karşı taraf ... tarafından kabul edilmediği için 16.08.2023 tarihinde anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, ancak davacı müvekkilin işe iade ve tazminat talepli davasını, davalı Avukat ... dava açma süresini geçirerek açmadığını, işe iade konulu davanın açılması için davalı ile gerekli görüşme yapılmış vekaletname düzenlenmiş gerekli dava avansı da 2.000TL olarak elden ödendiğini, ancak buna rağmen,davacı davasının açılmasını beklerken davalı Avukat gerekli özen ve dikkati göstermeyerek davacının davasının açılması için gerekli olan süreyi geçirmiş olduğundan davacının iş hukukuna taalluk eden haklarının da zayi olduğunu, durum davalı avukat ile görüşüldüğünde meydana gelen maddi zarar için kendisinin Mesleki Sorumluluk Sigortası'nın bulunduğu ve bu şekilde zararının giderilebileceği söylenmiş ve taraflarına poliçe paylaşılmış olduğunu, bu arada davacı ile fiilen ve hukuken birebir aynı koşullarda iş akti feshedilmiş olan eşi ve diğer iki arkadaşının da açmış oldukları davalar bu şahısların lehine sonuçlanmış, iş akitlerinin haksız feshedildiği ve işlerine iadelerinin gerektiği, bu yapılmazsa işverence tazminat ödenmesine karar verilerek kararların kesinleştiğini, yani davacının da davası süresinde açılmış olsaydı emsal kararlardaki gibi davasının lehine hüküm altına alınacağı anlaşılmış olduğundan davalı avukat mesleki sorumluluk sigortası ile bu tür mesleki faaliyetleri nedeniyle meydana gelen zararların sigorta şirketince ödenmesi gerektiğini bildirerek ödeme yapmaktan kaçınmış olduğundan davaya konu alacak için arabuluculuk süreci başlatılmadan önce davalı sigorta şirketine KEP üzerinden 19.03.2024 tarihinde başvuru yapılmış ve olumlu olumsuz dönüş alınamadığını, her iki davalı ile yapılan Arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığı için bu davanın açılması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Hak düşürücü süre sona erdiğinden davanın reddi gerektiğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, görevli mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili dava açmaya sebebiyet vermediğinden hakkında faize hükmedilmesinin haksız olduğunu davanın esasın girilmeden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ...'da 35 yıldır avukatlık mesleğini yapmakta olduğunu, müvekkilinin davasını süresinde açamadığını, ilerleyen aşamada davacı ile fiili ve hukuki durumları %100 aynı olan davacının eşi ... ..... .... .... .... .... .... isimli arkadaşlarının davaları ilgili mahkemlerde lehlerine sonuçlanarak işe iade kararları çıkmasına rağmen davalı gösterilen işveren işe başlatmadığı nedenle karar gereği iş hukuku, işe iade ve boşta geçen süre tazminatlarını tahsil ettiğini, davacının belirlenecek zararının davalı sigorta şirket ile birlikte karşılanması şeklinde davadaki maddi olgu ve iddiaları kabul etmediğini, davacı benden primlerinin tamamını alan tahsil eden ve poliçe ile davacıya ve bana karşı edimi belli olan davalı sigorta şirketine yönelmesi gerekirken kendisine açılan davayı kabul etmediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Usulüne uygun dayanılan delilerden avukat mesleki sorumluluk poliçesi, ... ... Esas sayılı dosyası ve 2024/57 Esas sayılı dosyası, ... 19 İş Mahkemesi'nin 2023/416 Esas sayılı dosyası, davacı .... .... ..... işe giriş-çıkış bildirgeleri dosyaya celbedilmiş, bilirkişi kök ve ek raporu alınmıştır. UYUŞMAZLIK İLE İLGİLİ DELİLLER Vekaletname; ... ... sayılı işlemi ile ... birlikte Av. ...'u vekil tayin edilmiştir. DAVAYA DAYANAK İŞ MAHKEMESİ KARARLARININ İNCELENMESİNDE; ... .... .... .... .... .... .... Karar sayılı 24/04/2024 tarihli ilamı ile esastan reddine karar verildiği, kararın 09/07/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. ... ... K. Sayılı dosyasında; Davanın KABULÜ İLE; Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının İŞE İADESİNE, istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği, davalı vekilince kararın istinaf edildiği, ... BAM 34 H.D'nin 2024/2158 Esas 2024/2629 Karar sayılı 05/07/2024 tarihli karar ilamı ile esastan reddine karar verildiği, kararın 28/11/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dosya kapsamında mevcut SGK Hizmet Döküm Cetveli ile İşe Giriş-İşten Ayrılış Bildirgeleri'nin incelenmesinde; Davacının 16/09/2013 tarihi itibariyle 1169383 işyeri sicil numaralı dava dışı Yunusemre Vakfı işverenliği nezdinde işe giriş 31/07/2023 tarihi itibariyle 04 kodu(Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) ile işten çıkışının yapıldığı tespit edilmiş olup, davacının 16/09/2013-31.07.2023 tarihleri arasında toplam çalışma süresi 9 yıl 10 ay 16 gün olarak hesaplanmıştır.

Dosya kapsamı ön incelemede belirlenen uyuşmazlık yönünden ve dosyaya kazandırılan davacının SGK hizmet dökümü, maaş bordrosu, dava dilekçesinde belirtilen İş Mahkemesi kararları ve Avukatlık Ücret Sözleşmesi nazara alınarak davalı vekilinin vekalet görevini yerine getirip getirmediği, ihmalinin bulunup bulunmadığı, davacının işe iade davasının süresinde açılmadığının tespit edilmesi halinde davacının davalılardan talep edebileceği tazminat miktarının dosyaya sunulan mesleki sigorta poliçesi hükümleri de değerlendirilmek üzere rapor aldırılmak üzere 1 hukukçu ve 1 iş hukuku uzmanı bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 11/09/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; Davacı taraf, davalı avukatın İş Hukuku kapsamında açması gereken davayı süresinde açmadığı gerekçesiyle davalılardan fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 16.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte 10.000,00 TL. talep ettiği, davalı avukat, davcı adına açılacak davanın hataen süresinde açılmadığını kabul ettiğine ve davacının zararını davalı Sigorta Şirketinden talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddini talep ettiği, davalı Sigorta Şirketi, poliçe hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, şirket dava açılmasına sebebiyet vermediğinden hakkında faize hükmedilmesinin haksız olacağı beyanı ile davanın reddini talep ettiği, avukatın tazminat sorumluluğu ile ilgili ömekleri verilen Yargıtay içtihatlarına göre yapılan değerlendirmede: Davalı avukat, davacı adına süresinde davının açılmadığını kabul ettiğinden davalı avukatın "davayı süresinde açmamak" eyleminin anılan içtihatlara göre kusurlu eylem olacağına, davacının, davasının süresinde açılmaması nedeniyle zararının doğup doğmadığına ilişkin takdirinin mahkememize ait olduğu, davacı zararının doğduğunun ispat edilemediğinin kabulü halinde, davcı tarafın tazminat alacağı olmayacağı, davacı zararı doğduğunun kabulü halinde: Davalı avukatın kusurlu eylemi ile davacı zararı arasında illiyet bağı olacağının değerlendirildiğine ve işe başlatmama tazminatı olarak doğan zararın 149.515,10 TL olarak hesaplandığı rapor edilmiştir. Dosya kapsamı raporda işe başlatmama tazminatının hesaplandığı ancak bilirkişi raporunun sonuç bölümünde işe başlatmama tazminatından doğacak olan zararın miktar olarak belirtilmediği görülerek sonuç olarak davalı avukatın eylemin kusurlu olması halinde davacının hangi zararlarının illiyet bağı kapsamında olacağına, açıkça işe başlatmama tazminatının da talep edilip edilemeyeceği yönünden mahkememize ek rapor verilmesi için 11/09/2025 tarihli bilirkişi kök raporunu tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 13/01/2026 tarihli ek raporunda özetle; Davacı taraf, davalı avukatın İş Hukuku kapsamında açması gereken davayı süresinde açmadığı gerekçesiyle davalılardan fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 16.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte 10.000,00 TL talep ettiğini, davalı avukat, davacı adına açılacak davanın hataen süresinde açılmadığını kabul ettiğine ve davacının zararını davalı Sigorta Şirketinden talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddini talep ettiğini, davalı Sigorta Şirketi, poliçe hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, şirket dava açılmasına sebebiyet vermediğinden hakkında faize hükmedilmesinin haksız olacağı beyanı ile davanın reddini talep ettiğini, avukatın tazminat sorumluluğu ile ilgili örnekleri verilen Yargıtay içtihatlarına göre yapılan değerlendirmede: davalı avukat, davacı adına süresinde davının açılmadığını kabul ettiğinden davalı avukatın “davayı süresinde açmamak" eyleminin anılan içtihatlara göre kusurlu eylem olacağını, önceki sayfa sonu “b' maddesinde yapılan tespit ve değerlendirmeye göre; davacının, davasının süresinde açılmaması nedeniyle zararının doğup doğmadığına ilişkin takdirin mahkememizin takdirinde olduğunu, davacı zararının doğduğunun ispat edilemediğinin kabulü halinde, davcı tarafın tazminat alacağı olmayacağını, davacı zararı doğduğunun kabulü halinde; davalı avukatın kusurlu eylemi ile davacı zararı arasında illiyet bağı olacağının değerlendirildiğine ve işe başlatmama tazminatı olarak doğan zararın; (119.612,08 TL boşta geçen süre ücreti ve 149.515,10 TL işe başlatmama tazminatı olmak üzere) 269.127,18 TL olarak hesaplandığı rapor edilmiştir. Davacı davasını ıslah etmiş, harcını da yatırmıştır. 4857 sayılı İş Kanununda Fesih Bildirimine İtiraz ve Usulü başlıklı 20. maddede "İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir...” şeklindeki düzenlemeye göre fesih bildiriminden itibaren 1 ay içerisinde arabuluculuk yoluna başvurmak gerekmekte, arabuluculuk faaliyetinin son bulmasından itibaren iki hafta içerisinde de dava açılabileceği belirtmektedir. Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının 16/09/2013 tarihi itbariyle 1169383 işyeri sicil numaralı dava dışı Yunusemre Vakfı işverenliği nezdinde işe giriş, 31/07/2023 tarihi itibariyle 04 kodu(Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) ile işten çıkışının kayıtlandığı görülmüştür. Davacı tarafından davalı avukata ... 32.Noterliği'nin 07.08.2023 tarihli ve 14613 yevmiye nolu vekaletnamesi ile vekil tayin edilmesini müteakip davalı avukat tarafından 09.08.2023 tarihi itibariyle davacının işe iadesi istemiyle zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, arabuluculuk görüşmelerinin 16.08.2023 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığı, her ne kadar davalı avukat tarafından yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca bir aylık sürede arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ise de arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama ile sonuçlanmasını müteakip, arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde işe iade davasının açılmadığı hususlarında taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlığın vaki olmadığı anlaşılmıştır. İş Sözleşmesinin Sona Ermesi Davacı vekili; davacının dava dışı Yunusemre Vakfı nezdinde Türkçe Edebiyat Okutmanı olarak görev yapmakta iken ekonomik tasarruf tedbirleri gerekçesiyle işten çıkarıldığını iddia etmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü İşverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Bu kapsamda, işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır. İşverenin, dayandığı fesih sebebinin geçerli (veya haklı) olduğunu uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koyması, kanıt yükünü yerine getirmiş sayılması bakımından yeterlidir. Ancak bu durum, uyuşmazlığın çözümlenmesine yetmemektedir. Çünkü yasa koyucu işçiye başka bir olanak daha sunmuştur. Eğer işçi, feshin, işverenin dayandığı ve uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koyduğu sebebe değil, başka bir sebebe dayandığını iddia ederse, bu başka sebebi kendisi kanıtlamakla yükümlüdür. İşçinin işverenin savunmasında belirttiği neden dışında, iş sözleşmesinin örneğin sendikal nedenle, eşitlik ilkesine aykırı olarak, keza keyfi olarak feshedildiğini iddia ettiğinde, işçi bu iddiasını kanıtlamak zorundadır. Feshin işletme, işyeri ve işin gerekleri nedenleri ile yapıldığı ileri sürüldüğünde, öncelikle bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, bağlı işveren kararında işgörme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durumların araştırılması, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı(tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı(keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı(ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. İşletmesel kararın amacı ve içeriğini belirlemekte özgür olan işveren, işletmesel kararı uygulamak için aldığı tedbirin feshi gerekli kıldığını, feshin geçerli nedeni olduğunu kanıtlamalıdır. İşletmesel kararın amacı ve içeriğini serbestçe belirleyen işveren, uygulamak için aldığı, geçerli neden teşkil eden ve ayrıca istihdam fazlası doğuran tedbire ilişkin kararı, sürekli ve kalıcı şekilde uygulamalıdır. İşveren işletme, işyeri ve işin gerekleri nedeni ile aldığı fesih kararında işyerinde istihdam meydana geldiğini ve feshin kaçınılmazlığını kanıtlamak zorundadır. İş sözleşmesinin feshiyle takip edilen amaca uygun daha hafif somut belirli tedbirlerin mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi, işverenin tekelinde değildir. Bir bakıma feshin kaçınılmaz olup olmadığı yönünde, işletmesel kararın gerekliliği de denetlenmelidir. Feshin kaçınılmazlığı ekonomik açıdan değil, teknik denetim kapsamında, bu kararın hukuka Uygun olup olmadığı ve işçinin çalışma olanağını ortadan kaldırıp kaldırmadığı yönünde, kısaca feshin son çare olması ilkesi çerçevesinde yapılmalıdır. İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işveren, Medeni Kanun'un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmamalı, işletmesel kararı alırken dürüst olmalıdır. Keyfilik denetiminde işverenin keyfi davrandığını işçi iddia ettiğinden, genel ispat kuralı gereği, işçi bu durumu kanıtlamalıdır. Buna göre öncelikle işverenin aynı işkolunda iş gücünü ve işçi alımı ve çıkarılmasını gösteren fesih tarihi ve sonrasına ait SGK kayıtlarının getirtilmesi, daha sonra belirtilen ilkeler kapsamında işletmesel karar ile istihdam fazlalığı meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı bir şekilde uygulayıp uygulamadığı, işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hususlarına açıkça vurgu yapılmaktadır. Boşta Geçen Süre Ücret 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinde İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fikra: 12.10.2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fikrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fikrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.” Kanunun ilgili hükmü gereğince takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; iş sözleşmesinin işverence geçerli sebep gösterilmeden feshedildiği yönünde hüküm kurulması halinde, davacının çalıştırılmadığı süreye ilişkin olarak dört aya kadar doğmuş ücret alacaklarının ödenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. İşe Başlatmama Tazminatı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde “Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterlilğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm doğrultusunda bir işçinin iş güvencesinden yararlanabilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu şartlar; İşyerinin otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyeri olması, faydalanan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi ile bu işyerinde çalışan işçi olması, çalışanın işyerinde en az altı aylık kıdemi olan bir işçi olması, işletmenin bütününü sevk eden ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili olmaması halleridir. Bütün bu hallerin bir arada bulunması gerekmektedir. Yine 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinde “İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.” hükümleri yer almaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 06.04.2015 tarih ve 2015/6315 Esas, 2015/13291 K. sayılı kararında, “Mahkemenin feshin geçersizliğine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olmasına karşın işe başlatmama tazminatı miktarının 4 ay olarak tespiti hatalıdır. 4857 sayılı İş Kanununun 21. Maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise, işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. Maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz. Üst sınırın aşılmasının tek istinası 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 25. Maddesindeki sendikal nedenle fesihlerdir. Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra sendikal nedenle yapılan fesihlerde tazminat; işçinin başvurusu, işe başlatma ve başlatılmama şartına bağlı olmaksızın işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenecektir. Dairemizin uygulaması bu yöndedir. (12.12.2013 gün ve 2013/8422 E. 2013/33052 K. sayılı ilamımız) Dairemiz yıllık ücretli izinle ilgili 53. Maddedeki kıdem süreleri dikkate alınarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatını belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar çıkmaktadır. Somut olayda, davacı 01.09.1999-03.09.2013 tarihleri arasında çalışmıştır. Kıdem süresi ve fesih sebebine göre işe başlatmama tazminatının 4 ay yerine 5 ay olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun olacaktır." şeklinde karar verilmiştir. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu 40 . maddesi “İş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer.” Avukatın sorumluluğu ile ilgili yasal düzenlemeler Avukat hukuki yardımı vekalet ilişkisine dayalı olduğu için, müvekkiline hukuki yardım yapan avukatın 6098 Sayılı Borçlar Kanunu, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kurallarından doğan sorumlulukları vardır. Bunlar: a-) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununda 1) Talimata uygun ifa MADDE 505- Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir. Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz. 2) Şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme a. Genel olarak MADDE 506- Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır. b. İşin üçüncü kişiye gördürülmesi hâlinde MADDE 507- Vekil, yetkisi dışına çıkarak işi başkasına gördürdüğünde, onun fiilinden kendisi yapmış gibi sorumludur. Vekil başkasına vekâlet vermeye yetkili ise, sadece seçmede ve talimat vermede gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Vekâlet veren, her iki durumda da vekilin kendi yerine koyduğu kişiye karşı sahip olduğu hakları, doğrudan doğruya o kişiye karşı ileri sürebilir. 3) Hesap verme MADDE 508- Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür. Vekil, vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlüdür. b-) — 1136 Sayılı Avukatlık Kanununda Avukatın Hak ve Ödevleri Madde 34- Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler. Sonuna Kadar Takip Etme Zorunluluğu Ve Başkasını Tevkil Madde 171/1- Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder. Avukatlık Meslek Kurallarında Madde-3- Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işini tam bir sadakatle yürütür. Madde 38/2- Avukat kendisine teklif edilen işi gerekçe göstermeden de reddedebilir. Takdirine esas olan nedenleri açıklamak zorunda bırakılamaz. Avukat zamanının ve yeteneklerinin erişemediği bir işi kabul etmez. 3. Avukatın sorumluluklarına aykırı davranışı Avukatın yukarıda verilen yasal düzenlemelerden doğan sorumluluğunu ihlal etmesi kural olarak; hukuki, cezai ve disiplin yönünden sorumluluğunun doğmasına yol açabilir. Avukata karşı açılan tazminat davaları, özünde avukatın yukarıda verilen mevzuattan doğan sorumluluklarını ihlal etmesinin hukuki sonucudur. Tüm dosya kapsamına göre; davacının , davalı ...'a ... 32.Noterliğin 14613 yevmiye numaralı vekaletname ve sunulan avukatlık sözleşmesi gereğince ile davacının eski iş vereni ... 7na karşı işden haksız çıkartıldığı gerekçesi işe iade ,işe iade kabul edilmez ise boşta geçen süre ve işe başlamama tazminatının tahsili için vekil kıldıkları ,davalı asilin de ikrar ettiği üzere ,işe iade davasını ihmali ve dikkatsizliği sonucu 4857 sayılı kanunun fesih bildirimine itiraz başlıklı 20.maddesine göre ,fesih bildiriminden itibaren 1 ay içinde arabulucuk yoluna başvurması gerekirken ,başvurmadığı, davacının dosya kapsamına göre ,04 iş kodu ile işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden iş akdinin fesh edildiği, hükme esa alının bilirkişi heyet raporuna göre davacının 16/09/2013-31.07.2023 tarihleri arasında toplam çalışma süresi 9 yıl 10 ay 16 gün olduğu, Yargıtay içtihatlarına göre yapılan değerlendirmede: davalı avukat, davacı adına süresinde davının açılmadığını kabul ettiğinden davalı avukatın “davayı süresinde açmamak" eyleminin anılan içtihatlara göre kusurlu eylem olacağı ,davacı ile aynı sebepten dolayı iş akdi haksız fesh edilip işe iade için dava dışı işverene karşı açtıkları ... 19. İş Mahkemesi 2023/426 E.-2024/218 K. Sayılı dosyasında; Davanın KABULÜ İLE; Davalı işveren tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı işyerine İŞE İADESİNE istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği, davalının istinaf başvurusunun ... BAM 9 H.D'nin 2024/2183 Esas 2024/2185 Karar sayılı 24/04/2024 tarihli ilamı ile esastan reddine karar verildiği, kararın 09/07/2024 tarihinde kesinleştiği ,... ... K. Sayılı dosyasında; Davanın KABULÜ İLE; Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının İŞE İADESİNE, istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği, davalı vekilince kararın istinaf edildiği, ... BAM 34 H.D'nin 2024/2158 Esas 2024/2629 Karar sayılı 05/07/2024 tarihli karar ilamı ile esastan reddine karar verildiği, kararın 28/11/2024 tarihinde kesinleştiği,buna göre davacının da davası süresi içinde açılmış olsaydı ,işe iadesine karar verileceği davalı avukatın kusurlu eylemi ile davacı zararı arasında illiyet bağı olduğu ve işe başlatmama tazminatı olarak doğan zararın; (119.612,08 TL boşta geçen süre ücreti ve 149.515,10 TL işe başlatmama tazminatı olmak üzere) 269.127,18 TL olarak hesaplandığı rapor edildiği,davalı sigorta vekilinin sunduğu 17678020 nolu ve 25/08/2023 başlangıç ve 25/08/2024 bitiş tarihli mesleki sorumluluk sigorta poliçesi ile davalı avukatı mesleki hatasının poliçe kapsamına alındığı,anlaşılarak, poliçe de 'uygulanacak olan muafiyet tutarı her bir tazminat talebi için asgari 10.000 TL olmak üzere sigortacının ödemekle yükümlü olduğu tazminatın %10'udur'şeklendeki muafiyet kaydı nazara alınarak,davalı sigortanın sorumlu olduğu miktar mahkememizce resen hesaplanmış ,son anlaşmama tutanağı tarihinden itibaren temerrüdün gerçekleştiği kabul edilerek sonuç olarak , davanın kısmen kabulü ile davacının 4 aylık boşta geçen süre alacağı olan 109.612,08 TL'nin bu miktardan davalı sigorta şirketinin 107.650,87 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla, arabuluculuk son anlaşamama tarihi olan 29/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketi bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının 5 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı olan 139.515,10 TL'nin bu miktardan davalı sigorta şirketinin 134.563,59 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla, arabuluculuk son anlaşamama tarihi olan 29/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketi bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine,dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 2-Davacının 4 aylık boşta geçen süre alacağı olan 109.612,08 TL'nin bu miktardan davalı sigorta şirketinin 107.650,87 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla, arabuluculuk son anlaşamama tarihi olan 29/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketi bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacının 5 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı olan 139.515,10 TL'nin bu miktardan davalı sigorta şirketinin 134.563,59 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla, arabuluculuk son anlaşamama tarihi olan 29/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketi bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.017,87 TL karar ve ilam harcının 427,60 TL peşin harcından ve 3.961,70 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 12.628,57 TL harcın 12.274,97 TL'sinin davalı Anadolu Sigorta A.Ş'in sorumlu olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 4.477,50 TL tebligat-müzekkere gideri ve 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 427,60 TL başvurma harcı, 3.961,70 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 18.866,8 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul ve red oranları dikkate alınarak takdiren, 17.825,05 TL'nin , 17.325,95 TLsinden davalı Anadolu Sigorta A.Ş'nin sorumlu olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından yatırılan peşin harç 427,60 TL harcın 415,62 TL'sinin davalı Anadolu Sigorta A.Ş' nin sorumlu olması kaydıyla , davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına , 8-Davacı vekille temsil olunduğundan kabul edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin 43.740,00 TL'sinin davalı Anadolu Sigorta A.Ş' nin sorumlu olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen ile davacıya verilmesine , 9-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanan 3.693,6 TL'sinin davalı Anadolu Sigorta A.Ş'nin sorumlu olması kaydıyla , davalılardan müştereken ve müteselsilen ialınarak hazineye irat kaydına, 10-Davalı sigorta şirketi vekille temsil olunduğundan red edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 6.912,72 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı sigorta şirketine verilmesine, 11-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/04/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/186, K. 2025/186, T. 17.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-186-e-2025-186-k-563f7ea4168b