İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/135 E. 2026/245 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/135
Karar No
2026/245
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/135 Esas KARAR NO : 2026/245

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/02/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı müvekkili şirket ile davacı arasında “ ... Şoförlük Hizmetlerinin Yürütülebilmesini Teminen Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde Aranan Şartlara Haiz 45 Şoför Personel Çalıştırılması” hizmet alımı işine ait 30.09.2015 tarihli sözleşme akdedildiğini, davalı yüklenici firma işçileri tarafından iş akitlerinin yasa gereği kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir sebeplerle feshi üzerine şirkete karşı zorunlu arabuluculuk müessesine başvurulması neticesinde şirkette geçen toplam çalışma süreleri üzerinden hesaplanan kıdem tazminatlarının ödendiğini ayrıca yasa gereği ½ arabuluculuk ücretlerinin de ödendiğini, 1122498 işyeri sicil noda kayıtlı bu sözleşme kapsamında yapılan toplam ödeme tutarının 24.543,07 TL olduğunu, işçilerin çalıştıkları sürelere göre firma bazlı kıst uygulaması yapılmak suretiyle yüklenici firmaların ödenen tutardan sorumluluklarının tespit edildiğini, davalı ile aralarında imza edilen sözleşmeye göre tüm işçilik hak ve alacaklarından davalının sorumlu olduğunu, bu doğrultuda davalı yanında geçen çalışma süresine isabet eden 24.543,07 TL tutarındaki alacağın ödeme tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile tahsili için ... 9. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi ile takibin durduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutma kaydı ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile öncelikle etkin savunma haklarını kullanabilmeleri için davacı kurum tarafından dava dışı işçiye yapılan ödemelerin doğmuş ve mevcut bir alacak için yapılıp-yapılmadığı hususların tespiti gerektiğini, zira davacı kurum tarafından yasal rücu hakkının söz konusu olabilmesi için rücu talebine konu olabilecek bir alacağın mevcut olması gerektiğini, bu sebeple salt davacı kurumun dava dışı işçinin soyut iddialarla yaptığı ödemelerden sorumlu tutulamayacaklarını, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, yetki itirazlarının olduğunu, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacı ile aralarında asıl alt işveren ilişkisi olmadığını, kıdem tazminatından sadece son alt işverenin sorumlu olduğunu, dava dışı işçinin belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını kıdem tazminatı hakkı olmadığını, işyeri devri kuralları uyarınca 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının hizmet süresinin SGK kaydı ile tespit edilmesi gerektiğini, yine ücretinin de işyeri kayıtlarından tespiti ile hesaplamanın yapılması gerektiğini, rücu oranının yarısından sorumlu tutulmaları gerektiğini, temerrüt oluşmadığından faiz talebinin reddinin gerektiğini, alacak likit olmadığından icra-inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 9.İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtlarının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişiye tevdi edildiği ve düzenlenen 29/07/2025 tarihli raporda özetle; ... 9. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından davacının davalı aleyhine 24.543,07 TL asıl alacak, 13.614,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.157,82 TL tutarlı takip işlemi başlattığı ve takibin davalı itirazı üzerine durduğu anlaşılmakla; hukuki değerlendirme ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; Mahkemenizce davalı tarafların ödenen bedelden davalının sorumluluk miktarlarının aşağıda tespit edilen şekilde olabileceği görüş ve kanaatine varılmıştır. Dosyanın ek rapor alınmak üzere işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişiye tevdi edildiği ve düzenlenen 29/11/2025 tarihli ek raporda özetle; ... 9. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından davacının davalı aleyhine 24.543,07 TL asıl alacak, 13.614,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.157,82 TL tutarlı takip işlemi başlattığı ve takibin davalı itirazı üzerine durduğu anlaşılmakla; hukuki değerlendirme ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; Mahkemenizce davalı tarafların ödenen bedelden davalının sorumluluk miktarları aşağıdaki şekildedir; Kök raporda ... için ödenen tutarın hatalı yazılması sebebi ile hesaplamalar değişmiş olmakla;¸ olabileceği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın; davalı yüklenici firma işçileri tarafından iş akitlerinin yasa gereği kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir sebeplerle feshi üzerine, davalı şirkette geçen toplam çalışma süreleri üzerinden hesaplanan kıdem tazminatlarının davacı tarafından ödenmesi üzerine, ödenen bedelin rücuu için davacı tarafça davalı aleyhine ... 9.İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalıl arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli ...E. ...K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli ... E. ...-K:; 11/05/2017 tarihli... E. ...K. sayılı ilamları) Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/01/2021 tarihli,... E., ... K. sayılı kararı; "İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." şeklindedir. İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1.ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/05/2023 tarihli... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; " Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk DAiresi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasında ki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin ( alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş kanunu'nda işçiyi, korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin ( yüklenici ) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözlemelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici ( alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda yüklenicinin ( alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın asıl işverence yüklenicinin ( alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi ( alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin uygulaması doğrultusunda gidilmesi gerekmiştir..." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin ... E ... K sayılı kararı) Emsal karar, TBK'nın 167.maddesinde yer alan " ...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167/1'ncimaddesi ile Yüksek Yargıtay'ın bu konudaki oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarına göre, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede işçinin hak ve alacaklarından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmakta ise rücu alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Şayet taraflar arasındaki sözleşmede bu hususta açık bir hüküm bulunmamakta ise işçinin hak ve alacaklarından güncel son kararlar uyarınca alt işverenin alacakların tamamında sorumlu oldukları kabul edilerek rücu alacağının tespiti gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. ... K.... T. 13.10.2021) Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarıyla kabul edilen görüşü, yukarıda yer verilen iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, yüklenicinin sorumlu olduğu “ücretler”in içerinde ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine dair ücretleri ile kıdem tazminatı olduğunun kabulü yönünde olduğu, (Yarg.13.H.D. 28.01.2016 Tarih, ...E-... K.) Toplanan deliller, bilirkişi raporları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamından, davalı yüklenici firma işçileri tarafından iş akitlerinin yasa gereği kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir sebeplerle feshi üzerine, davalı şirkette geçen toplam çalışma süreleri üzerinden hesaplanan kıdem tazminatlarının davacı tarafından ödendiği, ödenen bedelin rücuu için davacı tarafça davalı aleyhine ... 9.İcra müdürlüğünün .... Esas sayılı başlatıldığı, davalı tarafça yapılan itiraz üzerine takibin durduğu ve iş bu davanın ikame edildiği, dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davacının icra dosyası kapsamında alacağının 24.543,07 TL asıl alacak ile 12.275,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.819,03TL olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davalının .... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 24.543,07 TL asıl alacak ile 12.275,96 TL işlemiş faiz ve ana paraya takipten itibaren takipte talep edilen faiz oranı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008) Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine miktar itibari ile kesin olarak karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, -Davalının ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 24.543,07 TL asıl alacak ile 12.275,96 TL işlemiş faiz ve ana paraya takipten itibaren takipte talep edilen faiz oranı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Asıl alacak olan 24.543,07 TL'nin % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 2.515,11-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 615,40-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.899,71-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 36.819,03-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 1.338,69-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 10.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 315,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 10.315,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 9.953,12-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 4.438,60 TL'sinin davalıdan, 161,40 TL'sinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı okunup usulüne uygun anlatıldı. 07/04/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/135, K. 2026/245, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-135-e-2026-245-k-daa42c193b99