İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/2 E. 2026/331 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2
- Karar No
- 2026/331
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/2 Esas KARAR NO : 2026/331
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2025 KARAR TARİHİ : 17/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mDavacının Talebi: Davacı vekilinin 02.01.2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; “davalı şirkete karşı ... 22. İcra Dairesi'nin ... E. Numarası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak bu takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğu, mesnetsiz itirazın kaldırılarak, müvekkil şirketin haklı olarak açtığı takibin devamına karar verilmesi gerektiği, müvekkili şirketin, arsa maliki olduğu taşınmazlarda çeşitli projeler üreten, kanunen inşai faaliyetlerde bulunması mümkün olmadığından bu proje ve inşai faaliyetleri yüklenici firmalara ihale eden bir gayrimenkul yatırım ortaklığı olduğunu, aynı zamanda proje alanlarının güvenliğini ve korunmasını sağlamak için, bu alanların güvenlik işini de ihale ile güvenlik sektöründe faaliyet gösteren, uzmanlık alanı güvenlik olan firmalara ihale etmekte, bu şirketlerin çalışanları özel güvenlik görevlisi olarak proje alanlarının güvenliğini sağladığını, Davalı İyongorup güvenlik hizmeti sunan bir şirket olduğunu, müvekkil... şirketinin güvenlik ihalelerine girmiş ve 2020-2021 dönemi ihalelerini kazanarak, güvenlik hizmet işini devraldığını, Keza 2017-2018, 2018-2019, 2019-2020 dönemlerinde de davalı ile iltisaklı dava dışı ...Ltd. Şti. İhaleyi kazandığını, güvenlik işi yukarıda birer yıllık dönemler halinde olup, her yıl yeni ihale yapılmış, davalı ve dava dışı ... yılından 2021 dönem sonuna kadar, her yıl ihale ile devraldığı güvenlik hizmet işini ifa etmiş olduğunu, müvekkil şirketin özel güvenlik hizmeti işini ihale ile bir bütün halinde davalı ...'a devretmiş olduğunu, Davalı ... tarafından, ihale için teklif verilirken, tüm işçilik alacakları, kıdem, ihbar vb. muhtemel tazminatlar hesaplanarak teklif verildiğini, bu sayede işçilerin haklarının %100'ünün davalı tarafından garanti edilmesinin sağlandığını, yani henüz ihale aşamasında, tüm bu muhtemel hak ve alacaklar düşünülerek teklif verilmekte, müvekkili şirket tarafından ödenen hizmet bedelinin buna göre belirlenmiş olduğunu, ihale bedelleri ve teklifleri tüm bu işçilik alacakları, kıdem, ihbar her türlü tazminatları kapsayacak biçimde verildiğini, davalı şirketin, tüm bu parametreleri gözeterek teklif verdiği ve ihaleyi aldığını, davalının, en başında ödeyeceğini taahhüt ettiği, ihale bedeli sunarken hesaplamaya dahil ettiğini, teklifini güncellediği işçilik alacakları için müvekkili şirketi ödemeye zorlaması, müvekkili şirketin açtığı icra takibine de haksız yere itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin metninin açık olduğunu, davalının, sözleşme kapsamında çalıştırdığı personelin kanunla sabit tüm haklarını ödemekle yükümlü olduğunu aksi halde, müvekkil şirkete yönelecek her türlü talebi karşılayacağını gayri kabili rücu ve kabul etmiş olduğunu, bu açık emredici hükme rağmen, davalı, kendi işçilerinin alacaklarını ödemediğini, müvekkil şirketi haciz tehdidi altında bırakarak müvekkili şirketi ödeme yapmaya zorladığını, tüm bunların üstüne müvekkil şirketin başlattığı icra takibine de itiraz ederek takibi durdurmuş olduğunu, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Müvekkil şirketin açtığı ... 22. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı takibe, davalı şirket tarafından yapılmış itirazın kaldırılarak takibin devamına karar verilmesini, davalı şirket aleyhine, kötü niyetli ve haksız itirazı nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat çıkarıldığı ve cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davasının itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşıldı. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından davalı aleyhine ... 22. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında başlatmış olduğu icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın haklı olup olmadığı, davacı tarafından dava dışı işçilere ilama dayalı olarak icra dosyası aracılığı ile yapılan işçilik ödemelerinin davalıdan rücuen tahsili talebinin yerinde olup olmadığı, varsa davacının her bir dava dışı işçi yönünden davalıdan talep edebileceği alacak miktarının ne kadar olduğu hususlarından kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığa ilişkin işçilik alacakları alanında uzman bir bilirkişiden alınan 18.06.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ... Şirketi'nin asıl işveren, ... Şirketi Alt işveren konumunda olduğu, davacı şirketin açtığı ... 22. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı takibe, davalı şirket tarafından yapılmış itirazın kaldırılarak takibin devamına karar verilmesini, davalı şirket aleyhine, kötü niyetli ve haksız itirazı nedeniyle 9020'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılması talebi ile ilgili olarak; davalı ... Şirketi'nin dava dışı işçileri çalıştırdığı süreye isabet eden ve davalı şirkete husumet yöneltilerek işçilik alacağı ve tazminat talebi ile yargılama süreçleri başlatıldığı;...Şirketi'nin davalı olarak taraf olduğu iş davaları kapsamında davacı ... Şirketi tarafından yukarıda açıklanan dekontlarda da bilgileri bulunan icra dosyalarına ödemeler yapıldığı, davacı ... Şirketi tarafından dava dışı işçiler, ... TCKN ... için icra dairesi dosyasına 12.09.2023 tarihinde 33.530,00-TL, ... TCKN ... için icra dairesi dosyasına 02.06.2023 tarihinde 32.630,00. TL, ... TCKN ... için icra dairesi dosyasına 02.06.2023 tarihinde 8.214,00. TL, ... TCKN ... için icra dairesi dosyasına 27.09.2023 tarihinde 40.989,54. TL, ... TCKN ... için icra dairesi dosyasına 27.02.2024 tarihinde 53.205,00.- TL, ... TCKN... için icra dairesi dosyasına 08.03.2024 tarihinde 34.900,00.- TL, ... TCKN ... için icra dairesi dosyasına 08.03.2024 tarihinde 10.600,00.- TL ödediği, dava dosyasında yer alan ihale sözleşmesi hükümleri uyarınca ve 4857 sayılı yasanın 2. Maddesi kapsamında davacı ... Anonim Şirketi'nin asıl işveren, davalı ... Şirketi'nin alt işveren konumunda olduğu, İş Kanunun 2. maddesi uyarınca yapılan işin mahiyeti gereği asıl işin bir bölümü olduğu, işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, dava dışı işçilerin davalı alt işveren... Şirketi nezdindeki alacakları nedeniyle davacı asıl işveren ... Şirketi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere yapılan hesaplamada icra dairesine dahil toplam 214.068,54.-TL ödeme yaptığı, davacının 217.579,00.- TL4 58.890,23 -TL olmak üzere 276.469,23.-TL talep ettiği, tarafımızca hesaplanan 214.068,54.-TL, 456.531,69.-TL faizi olmak üzere toplam 270.600,23.-TL'nin davalı ... Şirketi'ne rucü edilebileceği görüşünün benimsemesi durumunda,1. Seçenek olarak Mahkememizce sözleşmeye göre sorumluluğun tamamının alt işverene ait olduğu kanaatine varılması halinde, dava dışı işçilerin işçilik alacakları nedeniyle tarafımca hesaplanan toplam 214.068,54.-TL456.531,69.-TL faizi olmak üzere toplam 270.600,2: TL'den davalı ... Şirketi sorumlu olduğu, 2 seçenek olarak Mahkememizce eşit oran sorumluluk esasının benimsenmesi halinde, dava dışı işçilerin işçilik alacakları nedeniyle tarafımca hesaplanan toplam 270.600,23.-TL'nin %50'si olan 135.300,12.-TL'lik tutardan davalı ...Şirketi 'nin sorumlu olduğu, (Tablo:3), itirazın iptali ve icra inkar tazminat taleplerinin mahkememiz takdirinde olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli ... E.... K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli ... E.... K., 11/05/2017 tarihli ... E.... K. sayılı ilamları) Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli ... E.... K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir. İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ...E....K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında istihdam edilen işçilere davacı tarafından yapılan ödemelerin tamamından kendi dönemine isabet etmek kaydıyla davalının sorumlu olduğu, bu durumda davacının davalıdan talep edebileceği rücuen tazminat miktarının Mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda 214.068,54 TL asıl alacak, 56.531,69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 270.600,23 TL olduğu, itirazın haksız ve alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, kabul edilen asıl alacağın %20'sine karşılık gelen 42.813,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE Davalının ... 22. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 214.068,54 TL asıl alacak, 56.531,69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 270.600,23 TL yönünden İPTALİNE, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Kabul edilen asıl alacak yönünden itiraz haksız ve alacak likit olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20'sine karşılık gelen 42.813,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 18.484,70-TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 3.339,06-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 15.145,64-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan toplam 25.138,00-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 24.604,36-TL yargılama gideri ile 3.339,06-TL peşin harç ve 615,40-TL başvuru harcı toplamı 28.558,82-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 3.523,58-TL'nin davalıdan, ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 76,42-TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/04/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır