İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/127 E. 2025/1224 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/127
Karar No
2025/1224
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/127 Esas KARAR NO : 2025/1224

DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/02/2025 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı .... Tekstil A.Ş.'de bazı usulsüzlüklerin araştırılmasını talep edildiğini, işbu davada 2022 yılına ait hesap döneminde yararlanılan götürü gider uygulaması nedeniyle yapılan suüstimaller sonucu şirketin uğradığı zarar olan 2.417.288 TL ve 2023 mali yılına ilişkin olarak Mahkemece tespit ve takdir edilecek zarar miktarlarının TTK. 555. maddesi gereğince davalılarca şirkete ödenmesine karar verilmesini, dava dilekçesinde ekli listede ismi geçenlerin yurt dışına seyahat etmiş gibi gösterilmek suretiyle her bir çalışanın banka hesabına 9.500 Euro'nun yatırıldığını, daha sonra adına avans yatırılan kişilerin bankalardan söz konusu paraları çekerek Şirket Genel Müdürü ....'a verdikleri, paraları verdikten sonra şirket çalışanlarının yurt dışına çıkış ve giriş yaptığı aldığı avansı belgesiz olarak beyana istinaden götürü gider kapsamında kapatıldığını, bu şekilde organize bir şekilde dolandırıcılık yapılarak şirketin paralarının üst yönetim tarafından zimmetlerine geçirildiği, yurt dışına giriş çıkış yapan bazı kişilerin ihracatla hiç alakasının olmadığının görüleceğini, müvekilinin konuyu Yönetim Kuruluna getirdiği, Yönetim Kurulu tarafından Yeminli Mali Müşavir ....'ın görevlendirdiğini, .... tarafından hazırlanan özel amaçlı tasdik raporu ile yönetimi akladığını, sonrasında müvekkili tarafından giderlerini kendisinin karşılayarak Yeminli Mali Müşavir ... dan rapor talep ettiğini, ... tarafından düzenlenen 26.12.2024 tarihli raporun dosyaya sunulduğunu, sonuç olarak davalıların zarar verici eylemlerinin aynı zamanda haksız fül niteliğinde olduğu gözetilerek her bir zarar bakımından fiilin işlenme tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak .... Tekstil A.Ş. ne ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlığın şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan ticari tazminat davası olarak belirlendiğinden ... Tekstil A.Ş. bünyesinde hiçbir zaman yönetimle ilgili bir görev almamış ve hiç istihdam edilmemiş olan müvekkili yönünden dava şartı arabuluculuk şartı tamamlanmamış olduğunu ve ayrıca yönetici sıfatı da bulunmadığından husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, Yeminli Mali Müşavirlik Mesleki Sorumluluğunun özel bir kanunla düzenlendiğini, bu sebeple müvekkilinin davalıya TTK md. 555 hükümlerine göre sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkilinin dava dışı ... Tekstil A.Ş'nin hiçbir yönetsel karar ve işleminden sorumlu tutulamayacağını, serbest meslek erbabı olan yeminli mali müşavir sıfatıyla yazdığı özel uzman raporu sebebiyle de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Md.555 hükümlerine göre sorumlu tutulamayacağını, 3568 sayılı Kanun'un 12. Maddesinde “Yeminli mali müşavirler yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde: tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere ziyama uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, şirketin zararı olarak ifade edilen hususun kamu hukukunun konusuna giren Vergi Hukuku ve buna dayalı İndirim ve İstisnalar hakkında olduğunu, Hukuk Mahkemesinde Vergi İdaresinin yetkisine giren bir konuda inceleme yapılamayacağından davacının iddiasının yersiz olduğu, şirketin zararının da olmadığını, sonuç olarak davacının davasının reddine karar verilmesini, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı Nuri ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki sorumluluk davası açısından, ibra edilen Yönetim Kuruluna Karşı pay sahiplerinin dahi dava açma hakkının bulunup bulunmadığı doktrinde tartışmalı iken, üstelik bir de davacının dava ettiği 2022 ve 2023 yıllarında pay sahibi olmaması nedeniyle ilgili bu dönemler açısından dava açma hakkının bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenle dava şartı eksikliğinden dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu şirket adına pay iktisap ederek pay sahibi sıfatını 28 Mayıs 2024 tarihinden sonra kazandığını, bu hal de de TTK Madde 558/2 gereğince, daha önce pay sahibi değil iken ibraya konu iş ve işlemlerden sonra şirkette pay sahibi olan kişilerin de sorumluluk davası açma haklarının bulunmadığını, huzurdaki davanın, kanununun öngördüğü 6 aylık süre içerisinde açılmadığını, bu sebeple hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, götürü gider harcamasının belirli ve kesin olması karşısında HMK 107. Maddesine göre dava açılmasının kabul edilemeyeceğini, TTK 553/2 maddesine göre Müvekkilin huzurdaki dava açısından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, Yönetim Kurulu Üyelerinin 2022 ve 2023 yıllarında ayrı ayrı ibra edildiklerini, bu nedenledir ki davacının yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğu açısından dava açma haklarının bulunmadığını, davacının 2023 yılı olağan genel kurulunda yönetim kurulu üyesi olarak ibra edilmeyen tek üye olduğunu, şirketin SPK tarafından ilgili yıllarda denetlendiğini ancak eleştirilen her hangi bir hususun bulunmadığını, davaya konu şirkette götürü gider usulü kanuna ve idarenin ilgili kurumlarınca çıkartılan normlara uygun olarak uygulandığını, Sonuç olarak dava konusu edilen tarihte pay sahibi olmayan ve payını ibra tarihinden sonra iktisap eden bir 3. Şahıs tarafından açılan davanın usulden reddedilmesini, hak düşürücü süre içinde davanın açılmaması nedeniyle müvekkilinin pasif husumet yokluğu bulunması nedeniyle usulden red edilmesi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki sorumluluk davası açısından, ibra edilen Yönetim Kuruluna Karşı pay sahiplerinin dahi dava açma hakkının bulunup bulunmadığı doktrinde tartışmalı iken, üstelik bir de davacının dava ettiği 2022 ve 2023 yıllarında pay sahibi olmaması nedeniyle ilgili bu dönemler açısından dava açma hakkının bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenle dava şartı eksikliğinden dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu şirket adına pay iktisap ederek pay sahibi sıfatını 28 Mayıs 2024 tarihinden sonra kazandığını, bu hal de de TTK Madde 558/2 gereğince, daha önce pay sahibi değil iken ibraya konu iş ve işlemlerden sonra şirkette pay sahibi olan kişilerin de sorumluluk davası açma haklarının bulunmadığını, huzurdaki davanın, kanununun öngördüğü 6 aylık süre içerisinde açılmadığını, bu sebeple hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, götürü gider harcamasının belirli ve kesin olması karşısında HMK 107. Maddesine göre dava açılmasının kabul edilemeyeceğini, TTK 553/2 maddesine göre Müvekkilin huzurdaki dava açısından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, Yönetim Kurulu Üyelerinin 2022 ve 2023 yıllarında ayrı ayrı ibra edildiklerini, bu nedenledir ki davacının yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğu açısından dava açma haklarının bulunmadığını, davacının 2023 yılı olağan genel kurulunda yönetim kurulu üyesi olarak ibra edilmeyen tek üye olduğunu, şirketin SPK tarafından ilgili yıllarda denetlendiğini ancak eleştirilen her hangi bir hususun bulunmadığını, davaya konu şirkette götürü gider usulü kanuna ve idarenin ilgili kurumlarınca çıkartılan normlara uygun olarak uygulandığını, Sonuç olarak dava konusu edilen tarihte pay sahibi olmayan ve payını ibra tarihinden sonra iktisap eden bir 3. Şahıs tarafından açılan davanın usulden reddedilmesini, hak düşürücü süre içinde davanın açılmaması nedeniyle müvekkilinin pasif husumet yokluğu bulunması nedeniyle usulden red edilmesi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki sorumluluk davası açısından, ibra edilen Yönetim Kuruluna Karşı pay sahiplerinin dahi dava açma hakkının bulunup bulunmadığı doktrinde tartışmalı iken, üstelik bir de davacının dava ettiği 2022 ve 2023 yıllarında pay sahibi olmaması nedeniyle ilgili bu dönemler açısından dava açma hakkının bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenle dava şartı eksikliğinden dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu şirket adına pay iktisap ederek pay sahibi sıfatını 28 Mayıs 2024 tarihinden sonra kazandığını, bu hal de de TTK Madde 558/2 gereğince, daha önce pay sahibi değil iken ibraya konu iş ve işlemlerden sonra şirkette pay sahibi olan kişilerin de sorumluluk davası açma haklarının bulunmadığını, huzurdaki davanın, kanununun öngördüğü 6 aylık süre içerisinde açılmadığını, bu sebeple hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, götürü gider harcamasının belirli ve kesin olması karşısında HMK 107. Maddesine göre dava açılmasının kabul edilemeyeceğini, TTK 553/2 maddesine göre Müvekkilin huzurdaki dava açısından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, Yönetim Kurulu Üyelerinin 2022 ve 2023 yıllarında ayrı ayrı ibra edildiklerini, bu nedenledir ki davacının yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğu açısından dava açma haklarının bulunmadığını, davacının 2023 yılı olağan genel kurulunda yönetim kurulu üyesi olarak ibra edilmeyen tek üye olduğunu, şirketin SPK tarafından ilgili yıllarda denetlendiğini ancak eleştirilen her hangi bir hususun bulunmadığını, davaya konu şirkette götürü gider usulü kanuna ve idarenin ilgili kurumlarınca çıkartılan normlara uygun olarak uygulandığını, Sonuç olarak dava konusu edilen tarihte pay sahibi olmayan ve payını ibra tarihinden sonra iktisap eden bir 3. Şahıs tarafından açılan davanın usulden reddedilmesini, hak düşürücü süre içinde davanın açılmaması nedeniyle müvekkilinin pasif husumet yokluğu bulunması nedeniyle usulden red edilmesi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı ... Tekstil A.Ş isimli şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalıların dava dışı şirketin yönetim kurulu üyeleri ve yeminli mali müşaviri olduklarını, dava dışı şirketin zarara uğratıldığını, zararın davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesini istemiştir. Davalılar, zamanaşımı ve husumet itirazlarında bulunarak, davacı iddialarını kabul etmediklerini, dava dışı şirketi zarara uğratacak herhangi bir eylemlerinin bulunmadığını, vergisel yükümlülüğe aykırı davranıldığı yönündeki iddianın bu davada dinlenemeyeceğini, çünkü henüz bu konuda yapılmış bir inceleme ve tahakkuk bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkememizce toplanan deliller ve belgeler ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mahkemece resen SPK uzmanı, YMM ve şirketler hukuku uzmanı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 27/08/2025 tarihli raporda özetle; ... Tekstil A.Ş'nin 2022 yılı için 1.132.375,41 TL, 2023 yılı için 15.969,33 TL Götürü Gider Harcamasını Ticari Kardan indirmesinin mümkün olabileceği, 2022 yılında şirketin bu rakamı aşan veya başka şirkete ait olup yansıtma faturasıyla şirkete fatura edilen 1.284.912,85 TL'nin, gerek şirketin 2022 yılında yararlanabileceği gider tutarını aşması gerekse başka şirkete ait olup şirkete mal edilmesi sebebiyle götürü gider olarak gösterilmesinin vergi mevzuatına aykırı olduğu ve ... Tekstil AŞ'nin zararı olarak hesaplandığı, tespit edilen 1.284.912,85 TL şirket zararından TTK.m.553 vd. hükümleri kapsamında (davalı ... dışındaki) davalıların müteselsil sorumluluğunun koşullarının oluştuğu, davalı YMM ...'ın tespit edilen şirket zararından sorumluluğu yönünden, bilirkişi heyetinin çoğunluk üyelerinin ... Tekstil A.Ş. ile ortaklık veya çalışan şeklinde bir ilişkinin olmadığı, yönetici sıfatının bulunmadığı, dava konusu olayda taraf olmadığı ve husumet yokluğundan dolayı YMM'lere yasal sorumluluklarının dışında herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği ve şirketin yönetsel karar ve işlemlerinden sorumlu tutulamayacağı görüşünde oldukları, bilirkişi ...ın ise davalı YMM ...'ın şirket yöneticisi sıfatıyla olmasa da şirketteki dava konusu götürü gider işlemlerini araştırmak ve raporlamak için özel olarak görevlendirildiği halde hazırladığı özel amaçlı denetim raporunda bu hususların açıkça ifade edilmemiş olması, sonradan davacı tarafından başka bir YMM'den alınan raporda konunun açıklanmış olması ve heyetteki sektör uzmanı ve mali bilirkişiler tarafından tespit edilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, tespit edilen şirket zararından bu davalının da 3568 sayılı Kanun m.12, TTK. m.549, TTK.m.557, TBK.m.49 ve TBK.m.6I hükümleri gereğince kusurlu davranışları sebebiyle diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu tutulabileceği görüşünde olduğu görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Tüm bu açıklamalar ışığında; davacının dava dışı ... Tekstil A.Ş'nin hissedarı ve 2022 yılı hesap döneminde yönetim kurulu üyesi olduğu, davalılardan ..., ..., .... ve ...'in 2022 yılında şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları, davalı ...'ın dava dışı şirketin genel müdürü olduğu, davalı ...'ın ise dava dışı şirketin yeminli mali müşaviri olmayıp sadece 03/11/2023 tarihli sözleşmeye dayanarak rapor düzenleyen yeminli mali müşavir durumunda olduğu, davacının "davalıların usulsüzlük yaparak zimmete para geçirdiği ve 2022 hesap döneminde yararlanılan götürü gider uygulaması nedeniyle dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile zararın davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı şirkete verilmesini" dava ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yaptırılan ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan bilirkişi incelemesi sonucunda dosyaya sunulan 27/08/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davalıların sair zarar verici davranışlarının tespit edilemediği, sadece dava dışı şirketin 2022 dönemine ilişkin götürü gider harcamasına ilişkin vergi mevzuatına aykırı işlem yapılmış olması nedeniyle bu miktarın (1.284.912,85-TL) dava dışı şirketin zararı olarak davalıların sorumluluğuna gidilebileceği belirtilmiştir. Ancak vergi mevzuatına aykırılık gerekçesiyle yapılan işlem raporda şirket zararı olarak hesaplanmış ise de; henüz bu konuda vergisel yönden yapılan inceleme, soruşturma ve tahakkuk ettirilen bir tutar söz konusu değildir. TTK 553 ve devamı maddeler uyarınca tazmin edilebilecek zararın oluşmuş ve fiilen gerçekleşmiş bir zarar olması gerekir. "Henüz doğmamış, muhtemel veya varsayımsal zararlar" tazmin sorumluluğunun konusunu oluşturmaz. Somut olayda henüz vergi incelemesi yapılmamış, vergi ziyaı tespit edilememiş, vergi cezası veya ek tarhiyat kesinleşmeden önce sadece olasılık düzeyindedir. Zarar olarak kabul edilebilecek somut bir maddi kayıp henüz gerçekleşmemiştir. Henüz gerçekleşmemiş, yalnızca olasılığa dayanan zararlar yönünden yöneticilerin tazmin sorumluluğu doğmayacağından, davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar harcının, daha önce mahkememiz veznesine yatırılan 41.281,24-TL harçtan düşülmesi ile, fazla alınan 40.665,84-TL harcın yatırana İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalılar davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan 356.247,44-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE, 5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/11/2025

Başkan ... e-imzalıdır. Üye ... e-imzalıdır. Üye ... e-imzalıdır. Katip ... e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/127, K. 2025/1224, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-127-e-2025-1224-k-3ec03d158adc