İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/126 E. 2025/156 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/126
Karar No
2025/156
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/126 Esas KARAR NO : 2025/156

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/02/2025 KARAR TARİHİ : 20/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile davalı şirket arasında 19/04/2024 tarihinde "bütünleşik pazarlama iletişim yönetim faaliyetleri" sözleşmesi yapıldığını, sözleşme kapsamında müvekkili davacının davalıdan hizmet almaya başladıysa da çok kısa bir sürede davalı tarafın yetkinliğini sorgulatacak sorunlarla karşılaştığını, bu durumun müvekkili davacı ile davalı şirket arasında koordinasyon amaçlı kurulan ve çalışanların da bulunduğu ...... grup konuşmalarından görüleceğini, müvekkili davacının 05/08/2024 tarihinde davalıya durumu ve memnuniyetsizliğini bildirir elektronik posta gönderdiğini, elektronik posta üzerine yaşanan sorunları konuşmak ve karar bağlamak için 15/08/2024 tarihinde davacı ile davalı arasında bir toplantı yapılması planlandığını ancak davalı tarafın haber vermeksizin toplantıya katılmadığını, 16/08/2024 tarihinde de müvekkili ile davalının karşılıklı olarak sözleşmenin Eylül 2024 tarihinde feshedileceği konusunda anlaşarak durumun e-posta ile kayda alındığını, kararlaştırılan toplantıya gelinmemesi ve beceriksizce yürütülen işler üzerine müvekkilinin kendi ...... hesabının şifresini değiştirdiğini, ancak davalının reklamları yönetmesinin engellenmediğini, sadece yönetici olarak yani ...... olarak işlem yapmalarının güvenlik amacıyla engellendiğini, zaten çok kısa bir süre sonra 16/08/2024 tarihinde davalı tarafın müvekkiline şifrelere ilişkin mail attığını, bu mailde müvekkiline şifreleri paylaşmaması halinde hesaplara erişilemeyeceğinden bahsedilmişe de bu hususun gerçeğe aykırı olduğunu, sonuç olarak davalı tarafın sözleşmenin usulüne uygun feshedilmesi için eylül ayına kadar hizmet vermesi gerekirken 16/08/2024 tarihinde fiili olarak sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranarak müvekkili ile olan sözleşmeyi feshettiğini, müvekkili davacının geçmiş reklamlarını da içerecek şekilde bütün reklamlarını sildiğini, müvekkili davacının davalı şirkete 06/08/2024 tarihinde 197.577,64-TL ödeme yaptığını, ödenen ücretin fiili fesih tarihinden sonraya tekabül eden kısmının müvekkiline iadesi gerektiğini, konuya ilişkin yapılan yapılan arabuluculuk başvurusunun ...... dosya numarası ile değerlendirildiğini ancak yapılan görüşmelerin 16/01/2024 tarihinde "anlaşmama" olarak sonuçlandığını, bu nedenlerle davanın kabülünü, yargılama ücreti ve vekalet ücretinin haksız olan davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin reklam ajansı ve sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren ve bu bağlamda davalı borçlu ile ticari ilişkisi bulunan ticari işletme olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında 19 Nisan 2024 tarihinde sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında hizmet verebilmesi için ve her an müdahale edilmesi gereken bir platformda işlemde bulunabilmesi için davacı tarafından kendisine engel olunmaması gerektiğini, fakat davacının sözleşmenin bu hükmüne aykırı davranarak müvekkili şirketin ifasını imkansız hale getirecek şekilde reklam hesabının şifrelerini değiştirdiğini ve müvekkili şirketin sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmesine engel olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ve davacı arasında bu konuda görüşmeler yapıldığını, davacı sürecin kendi istediği şekilde yürüyeceğini belirterek durumu düzeltme yoluna gitmediğini, bunun üzerine, davacıya ihtarname gönderildiğini, davacının 1 aylık süre içerisinde durumu düzeltmemesi üzerine yine kendisine sözleşmenin haklı nedenle müvekkili şirket tarafından feshedildiğine ilişkin ihtarname gönderildiğini, davacının talep edilen ödemeleri yapmaması üzerine, aleyhine Bakırköy ...... İcra Dairesinin ...... E. sayılı dosyası kapsamında sözleşmeye dayanan hem cezai şart hem de 05 Eylül 2024 tarihli ödenmeyen 207.190,99-TL bedelli fatura yönünden icra takibine geçildiğini, davacının borca ve fer’ilerine itiraz etttiğini, her ne kadar davacı tarafından takibe itiraz edilse de davacı kendi beyanında eylül ayına ilişkin fatura ödemesini yapacağını belirttiğini, tüm bu süreçten sonra Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu, bu nedenlerle davacının haksız, hukuka aykırı ve görevsiz mahkemede açılan davasının reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi tazminat ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı ...... 'ın tacir olmadığı, ticaret odası kaydının bulunmadığı, serbest meslek defteri tuttuğu görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.. Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,

Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 20/02/2025

Katip ...... ¸e-imza

Hakim ...... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/126, K. 2025/156, T. 20.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-126-e-2025-156-k-5b7c595608e1