İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1230 E. 2026/240 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1230
- Karar No
- 2026/240
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1230 Esas KARAR NO : 2026/240
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 22/12/2025 KARAR TARİHİ : 02/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından 25.11.2020 tarihinde müvekkil lehine 30.05.2021 ödeme tarihli 14.000,00-TL (On Dört Bin Türk Lirası) bedelli bono keşide edildiğini, söz konusu bonoda "Kefil" ibaresinin yanında imzası bulunan diğer davalı ....'in, 6102 sayılı TTK'nin ilgili maddeleri uyarınca keşideci lehine avalist sayılmakta ve yine kanun gereği bonoya dayanan borçlardan lehine aval verdiği keşideci gibi sorumlu kabul edildiğini, bonoda yazılı ödeme tarihlerinde bono müvekkili şirketçe davalılara ibraz edilmiş olmasına rağmen davalılarca bonoya dayanan borcun müvekkili şirkete ödemediğini, bonoya dayanan borcun ifa edilmemesi üzerine müvekkili şirketçe işlemiş faiziyle birlikte toplamda 29.281,29 -TL alacağın tahsili amacıyla keşideci ve avalist aleyhine Büyükçekmece İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu ve borçlulara ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlular vekilince alacağın mevcut olmadığı iddiasıyla alacağın tümüne, faiz ve fer’ilerine itiraz edilmiş olduğunu ve icra takibinin durdurulduğunu, icra takibine yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının icra takibine haksız İtirazının iptali ile takibin devamına, takibe haksız olarak itiraz eden davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; takibe konu bononun kambiyo senedi niteliği bulunmadığını, kambiyo niteliği bulunmayan evraklara kıymetli evrak hukuku uygulanmayacağını, temel ilişkiye konu borcun da zamanaşımına uğramış olduğundan müvekkillerinin herhangi bir borcu bulunmadığını, Davacı tarafından müvekkili ...'in ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin yetkili olduğu iddia edilmişse de müvekkili ...'in, şirket yetkilisinin kardeşi olduğunu, şirketle bir ilgisi bulunmadığını, açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalıların icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda davacı alacaklı, davalı borçlular aleyhine 25/11/2020 düzenleme, 30/05/2021 vade tarihli, 14.000,00-TL bedelli bonodan kaynaklı olarak Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatmış, davalı borçluların borca itirazları üzerine takip durmuş ve davacı alacaklı tarafından süresi içinde itirazın iptali isteminde bulunulmuştur. Takibe konu bononun vade tarihinden itibaren üç yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davacı da zamanaşıma uğrayan bonolarla ilgili kambiyo hukukuna özgü icra takibi başlatmamış, genel ilamsız icra takibi başlatmıştır. Başka bir deyişle davacı eldeki davada zamanaşımına uğramış bonolardan kaynaklı TTK m.732'de ifadesini bulan sebepsiz zenginleşme hükümlerine değil temel ilişkideki alacağına dayanmıştır. Bu durumda mahkememizce davanın mutlak ticari dava olduğunu söyleyebilmeye olanak yoktur. Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; davacının davacı ile dava dışı ... şirketi arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturalara istinaden davalı taraflarca verilen bir adet senet nedeniyle davalı borçlular aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçluların borca itirazı üzerine takibin durduğu, davacı alacaklının süresi içinde itirazın iptali isteminde bulunduğu, davalıların davanın reddini savunduğu, takip konusu bononun vade tarihinin 30/05/2021 olduğu ve üç yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, bu sebeple davacı alacaklı tarafından kambiyo hukukuna özgü icra takibinin başlatılmadığı, genel ilamsız icra takibi başlatıldığı, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılan davalardan yani mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, vergi dairesinden gelen müzekkere cevapları incelendiğinde davalıların tacir sıfatlarının bulunmadığı, öte yandan davalıların limited şirket ortağı ve müdürü olduğu anlaşılmaktaysa da tacir sıfatını ortaklar değil, tüzel kişilik kazanacağından bu durumun davalıların tacir olmaması durumunu değiştirmeyeceği, böylece somut olayda nispi ticari davanın da bulunmadığı, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle; 1-Davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20.maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davanın görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2 maddesince bir karar verileceğinin ihtarına, 5-Harç, masraf ve vekalet ücretinin HMK.nun 323/1-ğ ve 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemesince değerlendirilmesine, Dair; kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/03/2026
Katip .... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza