İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1154 E. 2026/170 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1154
Karar No
2026/170
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1154 KARAR NO : 2026/170

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 15/12/2025 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 15/12/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle;müvekkillerinin davalı Bakırköy ...... İcra Dairesi (İflas Dairesi) ..... İflas sayılı dosyası kapsamında müflis şirketten doğan ticari ilişkilerden kaynaklanan alacağının bulunduğunu, bu alacağa ilişkin olarak usulüne uygun alacak bildiriminde bulunulduğunu, dayanak çekleri, cari hesap ekstrelerini, ticari defter kayıtlarını ve sair tüm belgeleri dosyaya eksiksiz sunduğunu, müvekkillerinin ticari kayıtlarına göre müflisten toplam 3.471.265,62 TL alacaklı olduğunu, ancak 30.11.2025 tarihinde tebliğ edilen sıra cetveli ilanında bu alacağın yalnızca 960.265,62 TL’lik kısmının kabul edilerek dördüncü sıraya kaydedildiğini, bakiye 2.511.000 TL’lik kısmın ise çeklerin süresinde bankaya ibraz edilmediği ve konkordato sürecinde düzenlenmiş olmalarına rağmen komiserlik onayını taşımadığı gerekçesiyle reddedildiğinin bildirildiğini, iflas tasfiyesinde alacakların incelenmesi sürecinin alacaklıların mülkiyet hakkı ile doğrudan bağlantılı olması nedeniyle sıkı bir hukuki denetime tabi tutulması gerektiğini, iflas idaresinin ret kararlarında soyut ve genel ifadeler yerine somut, denetlenebilir ve ayrıntılı gerekçeler göstermesinin hukuki güvenlik ilkesinin zorunlu sonucu olduğunu, somut olayda tebliğ edilen sıra cetveli ilanında red sebeplerinin ayrıntılı biçimde ortaya konulmadığını ve genel nitelikte ifadelerle gerekçe oluşturulmaya çalışıldığını, bu durumun alacaklının hak arama özgürlüğünü sınırladığını, ayrıca davalı iflas idaresince çeklerin bankaya ibraz edilmediği ve konkordato komiserliği onayının bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılmış ise de söz konusu çeklerin süresi içerisinde bankaya ibraz edildiğinin anlaşılacağını, konkordato komiserliği onayının bulunmamasının alacağın maddi varlığını ortadan kaldırmayacağını, çeklerin ticari ilişkinin ve borç ilişkisinin varlığını ortaya koyan güçlü yazılı deliller olduğunu ileri sürdüklerini ispatladığını, bu nedenlerle müvekkillerinin alacağının tamamının sıra cetveline kaydına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 235’inci maddesi uyarınca açılmış olup, iflas idaresince kabul edilmeyen bir alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne yönelik olup, niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir alacak davası mahiyetini haizdir. Bu tür davalarda mahkeme, iflas idaresinin takdir yetkisini aşarak alacağın varlığını ve hukuki niteliğini genel hükümler çerçevesinde incelemek ve gerekli gördüğü takdirde alacağın sıra cetveline kaydına karar vermekle yükümlüdür. Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 24/02/2026 havale tarihli dilekçe ile davadan açıkça feragat edildiği bildirilmiştir. Davadan feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307’nci maddesinde düzenlenmiş olup, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesini ifade eden, kesin hüküm doğurucu nitelikte tek taraflı bir usul işlemidir. Feragat beyanının geçerliliği için davalı tarafın kabulüne veya mahkemenin ayrıca onayına gerek bulunmayıp, mahkemenin görevi feragat iradesinin açık, kesin ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konulup konulmadığını denetlemekten ibarettir. Dosya kapsamı incelendiğinde, davacı vekilinin feragat beyanının usulüne uygun olduğu, vekâletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu ve feragat iradesinin herhangi bir şarta bağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, HMK’nın 307 ilâ 312’nci maddeleri uyarınca davanın esası hakkında inceleme yapılmasına hukuken olanak bulunmadığından, davanın feragat nedeniyle reddine verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın feragat sebebiyle REDDİNE, 2-Feragat yargılamanın ilk celsesinden sonra gerçekleştiğinden, Harçlar Kanunu’nun 22’nci maddesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının 2/3’üne tekabül eden 488,00 TL’nin, peşin yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubuna; fazla yatırılan 127,40 TL’nin talep halinde ve kararın kesinleşmesi sonrasında davacıya İADESİNE, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.500,00-TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle karar verildi.24/02/2026 Başkan ..... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Katip ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1154, K. 2026/170, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1154-e-2026-170-k-90d7eff8feea