İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/108 E. 2026/96 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/108
Karar No
2026/96
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/108 Esas - 2026/96 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/108 KARAR NO : 2026/96

.... DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli), Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) ile Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 14/03/2025 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i, Men'i ile Maddi ve Manevi Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkilinin .... ...” ve “... ...” ibareli kullanımlarının davacı müvekkilinin markalarından doğan haklara tecavüz teşkil ettiğini, davalıların .....” ve “... ...” ibareli kullanımlarının müvekkilinin markalarına tecavüz ederek şube veya bayi imajı oluşturduğunu, ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirdiğini, davalıların müvekkilinin markalarına karşı oluşturdukları tecavüzün tespitini, önlenmesini, tecavüzlerin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasına karar verilmesini vekaleten talep ettiklerini, SMK kapsamında emsal lisans belirlemesi yoluyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi tazminat ile 10 000 TL manevi tazminat talep ettiklerini, ayrıca davacı müvekkilinin işbu davaya dayanak tuttuğu tescili markalarından doğan haklarına karşı davalıların tecavüzde bulunmasına dayalı olarak mümkünse teminatsız, mümkün değilse teminatlı şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, uyuşmazlıkla benzer pek çok olayda yargı makamlarının marka hakkına tecavüz ve hukuka aykırı tescil edilen markanın hükümsüzlüğü kararı verdiklerini beyan ederek ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıların müvekkilinin markalarına karşı oluşturdukları tecavüzün tespitini, önlenmesini, tecavüzlerin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasına karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminat ile 10.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili uyap sisteminden 02.01.2026 tarihinde göndermiş olduğu talep artırım dilekçesiyle tazminat taleplerini 101.095,00.-TL 'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili tarafından davacının marka haklarına tabela, menü, internet ortamındaki tanıtımlarda, poşetlerde, paket servis kutularında, ıslak mendillerde, totem tabelada, internet ortamındaki haritalarda herhangi bir tecavüzün olmadığını, müvekkili tarafından ".... yevmiye numaralı marka lisans sözleşmesi ile "yıldız tek ... ...." markasını kullandığını, davacı tarafın maddi ve manevi herhangi bir zararının olduğunu ispatlayamadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Tarafların tüm delilleri toplanmış, değişik iş dosyası celp olunmuş, talimat bilirkişi raporları dosyaya ibraz ettirilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi incelemesi yapılmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının eylemlerinin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz edip etmediği, şayet tecavüz var ise davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Türk Patent ve Marka Kurumu marka sicil kayıtları ile dava dosyasının incelenmesi neticesinde uyuşmazlığa mesnet gösterilen markaların davacı ...." adına tescilli olduğu, 14/03/2016 tarihinde yenilenen ... sayılı markasının 29, 30 ve 32. Sınıflarda yer alan “Kebap çeşitleri: Adana kebap, beyti kebap, şiş kebap, karışık kebap, tavuk şiş, mantarlı köfte, patlıcan kebabı, ızgara köfte, tandır kebabı, döner, iskender, pide çeşitleri, çorba çeşitleri: mercimek çorbası, mantarlı çorba, Tatlı çeşitleri: Aşure, tel kadayıf, kabak tatlısı, ekmek kadayıfı, sütlaç, İçecekler. Ayran, kola, soda, meyve suyu, gazoz, su.” malları için tescilli olduğu, 31/10/2022 tarihinde yenilenen .... sayı ile tescilli markasının “SINIF KODU 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri...Geçici konaklama hizmetleri: Otel, motel , tatil köyü, pansiyon v.b. hizmetleri (geçici barınma), çadır kiralanması hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri...Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri.” için tescilli olduğu, 25/08/2020 tarih ve.... sayı ile tescilli markasının “SINIF KODU 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” için tescilli olduğu, 27/11/2024 tarih ve ... " markasının “SINIF KODU 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” için tescilli olduğu, 15/12/2024 tarih ve.... sayı ile tescilli “...." ibareli markasının “SINIF KODU 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” için tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalıların, Türk Patent ve Marka Kurumu marka sicil kayıtları ile dava dosyasının incelenmesi neticesinde davalıların kullanımlarına mesnet gösterdiği markanın uyuşmazlık dışı “.... 2012 ibareli markası olduğu, markanın kapsamında “SINIF KODU 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” için tescilli olduğu tespit anlaşılmıştır. Mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş, 26/03/2025 tarihinde davacı vekili ile birlikte “....” adresine gidilmiş, adreste yapılan incelemede iş yerinin orada bulunanlardan elde edilen bilgiye göre davalı ... adına kayıtlı ve tabelasında, toteminde, kâğıt servisi ile ıslak mendili üzerinde ... ve ... ... markalarını kullanan lokanta olduğu, lokantada bulunanlar kullanımlarının .... sayı ile tescilli .... markasına dayandığını belirtmekle beraber tutanağı imzalamaktan imtina ettiği anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRMELER; 6769 sayılı SMK m.4 hükmünde “Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir ” şeklinde tanımlanmıştır. Belli bir işletmeye ait mal ve hizmetlerin tanıtılmasını ve ayırt edilmesini sağlayan markanın üzerinde sahip olunan hakka ise “marka hakkı” denilmektedir. Marka hakkına tecavüz ise 6769 sayılı SMK m.7, 29 ve 30'da düzenlenmiştir. Marka hukuku açısından tecavüzün söz konusu olabilmesi için tescilli marka ile kullanılan işaret ve tescilli markanın malları ve hizmetleri ile karşı tarafça kullanılan mallar ve hizmetler arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerliğin bulunması gereklidir. Bu nedenle taraf markalarının veya söz konusu markalardaki emtiaların benzer olmaması durumunda kural olarak marka tecavüzünden bahsetmek mümkün değildir. Bu kapsamda markalar arasında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında başvuru aşaması açısından tarihsel öncelik sonralık ilişkisinin varlığı. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetlerin bulunuyor olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markaların aynı veya karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Marka hukukunda markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim .... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir…” şeklindeki görüş ve değerlendirmelerle, iltibas ihtimalinin tespitinde, mal veya hizmetin hitap ettiği orta seviyedeki tüketicinin dikkatinin esas alınması gerektiğini ve değerlendirmenin markanın bıraktığı toplu intiba dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu değerlendirmede esaslı unsurun özellikle dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. İltibas bulunduğunun kabulü için, sonraki işaretin önceki marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerekir. Tam bu hususta değinilmesi gereken önemli nokta ise Türk Hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığının 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmasıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Marka hakkının ihlali ve iltibas hakkında verilen bu genel izahat ışığında uyuşmazlık kapsamında ilk olarak uyuşmazlık dışı “.... sayı ile tescilli markasının uyuşmazlığa etkisi incelenmiştir. Söz konusu markanın başvurusunun 2022 yılında yapılmasına karşın davacının ihtilafa gerekçe markaları bu tarihten önce 1996, 2002, 2014 ve 2020 yıllarında başvuruya konu edilip tescil edilmiştir. Davacının markalarının önceki tarihli olması ve SMK m.155’de ki “Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.“ düzenlemesi uyarınca bilirkişi “.... sayı ile tescilli markanın uyuşmazlığa herhangi bir etkisinin bulunmadığı, Davalıların kullanımına konu hizmetler ile davacının markalarının kapsamı karşılaştırılmıştır. Bu çerçevede davalılardan ...’in sunduğu hizmetler ile davacı adına tescilli markalardan.... markasının malları ile davalılardan ...’in sunduğu hizmetin benzer olup olmadığı ise aşağıda irdelenmiştir, mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıkları mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına veya aralarında bağlantı olup olmadığında bakılarak saptanır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde davacı adına tescilli ve uyuşmazlığa mesnet markalardan 168490 sayılı ....” markasının kapsamında “Kebap çeşitleri: Adana kebap, beşüpheliyti kebap, şiş kebap, karışık kebap, tavuk şiş, mantarlı köfte, patlıcan kebabı, ızgara köfte, tandır kebabı, döner, iskender, pide çeşitleri, çorba çeşitleri: mercimek çorbası, mantarlı çorba, Tatlı çeşitleri: Aşure, tel kadayıf, kabak tatlısı, ekmek kadayıfı, sütlaç, İçecekler. Ayran, kola, soda, meyve suyu, gazoz, su” malları bulunmaktadır. Söz konusu mallarla davalıların sunduğu “yiyecek ve içecek hizmetleri veya diğer bir deyişle lokantacılık hizmetleri” arasında bağlantı bulunmakta veya diğer bir deyişle davacının markasının kapsamındaki mallar davalının sunduğu hizmetin konusunu oluşturmaktadır. Belirtilen nedenlerle bilirkişi davacının .... sayılı ....” markasının malları ile davalıların sunduğu hizmetler arasında kısmen benzerlik ve bağlantı olduğu, Davalının kullanımında marka olarak algılanacak asli unsurun/asli unsurlardan birinin ... ibaresi olduğu, bu nedenle bilirkişi, davacının .... sayılı ... markası ile davalının ... ve ... ... şeklindeki kullanımları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik olduğu, Buna karşılık davacının diğer markalarının münhasıran ... ibaresinden oluşmaması ve bu markalarda marka olabilecek nitelikte .... markaları ile davalılardan ...’in “... ve ... ...” şeklindeki markasal kullanımları arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunmadığı ve dolayısıyla davalının kullanımlarının bu markalardan doğan hakları ihlal etmediği, Diğer taraftan davacının .... sayılı markasının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi davacı adına tescilli markanın malları açısından tasvir edici olmadığı gibi yaratılmış ve özgün bir kelime olmakla birlikte farklı farklı kişilerce yaygın olarak da kullanılmaktadır. Belirtilen özellikleri nedeniyle davacının markasının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinin ve bu bağlamda davacı markasının ayırt edici gücünün orta ve üstü derecede olduğu, Davalılardan ...’e ait restoranın tabelası, tentesi, kağıt servisi ve ıslak mendili üzerindeki “... ve ... ...” biçimindeki kullanımları ile davacının .... sayılı ... markası arasında var olan görsel, işitsel ve anlamsal açıdan karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik, markaların üzerlerinde kullanılacağı mallar ve hizmetler arasında var olan kısmi benzerlik ve bağlantı, davacı markasının ayırt edici gücünün orta ve yüksek olması ve taraf markalarının ortalama tüketicilerinin toplumun geniş bir kesimi olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, ortalama tüketiciler açısından davacı adına tescilli 168490 sayılı “...” markası ve bu markanın malları ile davalı tarafından sunulan yiyecek ve içecek hizmetleri ile restoranın tabelası, tentesi, kağıt servisi ve ıslak mendili üzerinde kullanılan “... ve ... ...” ibareleri arasında bağlantı kurulması ihtimali dâhil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik olduğu ve davalı tarafından kullanılan “... ve ... ...” ibarelerinin, davacı adına tescilli 168490 sayılı “...” markasından doğan hakları ihlal ettiği, YAPILAN HESAPLAMALAR VE YÖNTEM Lisans sözleşmeleri; marka, tanıtıcı işaret, tasarım, patent veya know-how gibi ekonomik değer taşıyan gayrimaddi hakların belirli koşullar altında kullanımına izin veren ve bu suretle söz konusu hakların ticarileştirilmesini sağlayan akdi düzenlemelerdir. Bu sözleşmeler, hak sahibine lisans bedeli üzerinden ekonomik getiri sağlarken, lisans alanlar bakımından ilgili pazarda yasal ve fiilî bir rekabet avantajı oluşturur. Sınai mülkiyet hakkına yönelik izinsiz kullanımların söz konusu olduğu durumlarda, tazminat hesaplamalarında lisans ilişkileri temel bir ölçüt olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, taraflar arasında hukuken geçerli bir lisans sözleşmesi kurulmuş olsaydı ödenmesi gereken bedelin esas alınması şeklindeki yaklaşım, SMK m.151/2-(c) hükmünde düzenlenen ve uygulamada “lisans örneksemesi” olarak adlandırılan yöntemin özünü oluşturmaktadır. Bu yöntemin uygulanmasında, uyuşmazlık konusu hakkın geçmişte lisanslanıp lisanslanmadığı, benzer nitelikteki haklara ilişkin emsal lisans sözleşmelerinin varlığı ve lisans bedellerinin düzeyi belirleyici rol oynamaktadır. Ayrıca markanın ekonomik önemi, lisansın münhasır veya gayri-münhasır niteliği, lisansların sayısı ve süresi, kullanım kapsamı ile ihlalin nitelik ve boyutu gibi hususlarda lisans bedelinin tayininde dikkate alınmalıdır. (SMK m.151/3) Yargıtay kararlarında, bu yöntemin gerekçeli ve denetlenebilir biçimde uygulanabilmesi için emsal lisans sözleşmelerine dayanılarak objektif bir bedel tespiti yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu kapsamda, raporumuzun ilerleyen bölümlerinde öncelikle, hesaplamaya esas alınacak ihlâl dönemi belirlenerek, dosyaya davacı tarafça sunulan 05.08.2024 ve 26.12.2024 tarihli lisans sözleşmelerinin emsal nitelik taşıyıp taşımadığı değerlendirilecek; akabinde yoksun kalınan kazancın belirlenmesine yönelik olarak lisansların türü ve münhasırlığı, süresi, markanın tanınırlığı ve ekonomik değeri, ihlâlin süresi, kapsamı ve kullanım yoğunluğu ile tarafların iş ve işlem hacmi gibi hususlar ayrı ayrı ele alınacaktır. İhlal Döneminin Belirlenmesi Dosya kapsamında yer alan 12.11.2024 tarihli .... davalı “...”nin bu unvanla 11.11.2024 tarihinde kuruluş tescilinin yapıldığı belirlenmiştir. Bu nedenle ihlalin başlangıç tarihi olarak 11.11.2024 tarihi dikkate alınmıştır. Bu çerçevede; dava tarihi olan 14.03.2025 itibarıyla ihlal dönemi 11.11.2024–14.03.2025 olarak belirlenmiştir. İhlalin sonlandığı tarih olarak ihtiyati tedbir karar tarihini takdir edebileceği göz önünde bulundurularak alternatif olarak, ihlal döneminin 11.11.2024–26.06.2025 olarak dikkate alınabileceği, Davacı Tarafça Sunulan Emsal Lisans Sözleşmeleri Davacı taraf, seçimlik hak olarak SMK m.151/2-c hükmü uyarınca “sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelinin” belirlenmesini talep etmiştir. Bu kapsamda, davalı ile davacı arasında hukuka uygun bir lisans sözleşmesi yapılmış olsaydı ödenmesi gereken lisans bedelinin tespiti amacıyla dosya kapsamına sunulan 05.08.2024 ve 26.12.2024 tarihli lisans sözleşmeleri incelenmiş, sözleşmelerin kapsamı, içerikleri, yükümlülükleri ve bedel unsurları karşılaştırmalı olarak aşağıda değerlendirilmiştir. İlk olarak sözleşmelerin imza ve geçerlilik süreleri ile ihlal döneminin uyumu incelenmiştir. Her iki sözleşmenin de ihlâl başlangıcı olarak kabul edilen 11.11.2024 tarihine yakın tarihlerde düzenlenmiş olması ve sözleşme sürelerinin ihlâl dönemini kapsaması, bu sözleşmelerin dönemsel açıdan emsal niteliğinde değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır. Ayrıca sözleşmelerin dava tarihi olan 14.03.2025’ten önce akdedilmiş olması da, emsal incelemesine elverişli olduklarını ortaya koymaktadır. Her iki sözleşmenin de davacıya ait ... markası ve benzer mal/hizmet sınıfları bakımından düzenlendiği görülmekle birlikte, içerik ve bedel yapısı itibarıyla aralarında önemli farklılıklar bulunduğu, 05.08.2024 tarihli lisans sözleşmesi; davacıya ait 168490 sayılı “...” markasının 43. sınıftaki yiyecek–içecek sağlanması hizmetleri yönünden kullanım hakkını konu alan, inhisari olmayan nitelikte bir sözleşme olup, toplam 1.500.000 TL karşılığında beş yıllık kullanım hakkı tanımaktadır. Sözleşmede lisans alanın yükümlülükleri markanın belirlenen adreste ve belirlenen hizmetlerde kullanılmasıyla sınırlı olup, bedelin yalnızca marka kullanım hakkına ilişkin olarak belirlendiği, 26.12.2024 tarihli lisans sözleşmesi ise: 168490 sayılı “...” markasının yanı sıra .... ...,..... gibi birden fazla tescilli markayı kapsamaktadır. Sözleşmede markanın kullanımına ilişkin hükümler önceki sözleşme ile büyük ölçüde benzer olmakla birlikte, bu sözleşmede lisans verenin davacı olarak taraf olduğu bir davada sulh talebinde bulunmayı ve tarafların bu dosyada yargılama gideri talep etmeyeceklerini kabul ettiği özel bir düzenlemenin yer aldığı görülmüştür. Bu düzenleme nedeniyle sözleşme bedelinin yalnızca marka kullanım hakkını değil, aynı zamanda söz konusu davaya ilişkin sulh yükümlülüğünün ekonomik karşılığını da içerdiği anlaşılmaktadır. Her iki sözleşme karşılaştırıldığında, 26.12.2024 tarihli sözleşmenin hem birden fazla markayı kapsaması hem de lisans verenin taraf olduğu bir davada sulh talebinde bulunulmasına ilişkin ek bir yükümlülük içermesi nedeniyle sözleşme bedelinin yalnızca marka kullanım bedelini yansıtmadığı ve bu nedenle somut olay bakımından emsal olarak değerlendirilmesinin uygun olmadığı, Buna karşılık 05.08.2024 tarihli sözleşmenin yalnızca 168490 sayılı “...” markasının kullanımını konu alması, bedelin doğrudan marka kullanım hakkına ilişkin olarak belirlenmiş olması ve sözleşme içeriğinin somut uyuşmazlıkla örtüşmesi nedeniyle, yoksun kalınan kazancın belirlenmesinde emsal alınmasının uygun olduğu, SMK m.151/3 Kapsamında Yoksun Kalınan Kazancın Belirlenmesine İlişkin İnceleme Davacı tarafça sunulan 05.08.2024 ve 26.12.2024 tarihli lisans sözleşmeleri emsal nitelikleri bakımından karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde, Bu bölümde, somut uyuşmazlıkla örtüştüğü değerlendirilen 05.08.2024 tarihli emsal lisans sözleşmesi esas alınarak, yoksun kalınan kazancın belirlenmesine yönelik inceleme yapılacaktır. Bu kapsamda, SMK m.151/3 hükümleri doğrultusunda lisansın türü, münhasırlığı ve süresi, markanın tanınırlığı ve ekonomik değeri, ihlâlin süresi, kapsamı ve davalı kullanımının yoğunluğu ile tarafların iş ve işlem hacmi yönlerinden değerlendirmelerde bulunulacaktır. Lisansın Türü ve Münhasırlığı Somut uyuşmazlık bakımından emsal alınan 05.08.2024 tarihli lisans sözleşmesinin inhisari olmayan bir lisans niteliğinde olduğu, bu tür lisanslarda kullanım hakkı tek bir işletmeyle sınırlı olmadığından, bedelin yalnızca marka kullanım hakkına dayalı makul bir ticari karşılığı yansıttığı değerlendirilmektedir. Sözleşme yapısının, davalının ihlale konu kullanım şekli (tek bir lokasyon ve sınırlı kullanım alanı) ile uyumlu olduğu, Lisans Süresi Emsal sözleşmede lisans süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. İhlâl süresi ise önceki bölümlerde tespit edildiği üzere 11.11.2024–14.03.2025 dönemi için yaklaşık 4 ay, 11.11.2024–26.06.2025 dönemi için yaklaşık 7 ay sürmektedir. Dolayısıyla beş yıllık lisans bedelinin yalnızca fiilî kullanım süresine karşılık gelen kısmı üzerinden hesaplama yapılması, lisans bedelinin ihlâle konu dönemi yansıtacak şekilde belirlenmesini sağlayan makul ve hakkaniyete uygun bir yaklaşım olacağı, bu şekilde hesaplama yapmak, SMK m.151/3’te öngörülen “ihlâlin nitelik ve boyutunun dikkate alınması” gerekliliğiyle de uyumlu olacağı, Markanın Tanınırlığı ve Ekonomik Değeri Davacı ... markası, uzun süredir kullanımda olan ve restoran/hizmet sektöründe tüketiciler tarafından bilinen bir markadır. Emsal sözleşmenin de bu tanınırlığı yansıtır şekilde belirli bir maktu lisans bedeli içerdiği, sözleşme bedelinin markanın ekonomik değerini ticari kullanım yönünden temsil ettiği, İhlâlin Süresi, Kapsamı ve Kullanım Yoğunluğu Dosya kapsamında yapılan incelemede ihlâlin başlangıç tarihinin 11.11.2024, dava tarihinin 14.03.2025 ve ihtiyati tedbir karar tarihinin 26.06.2025 olduğu belirlenmiştir. Delil tespiti raporunda ihlâlin 26.03.2025 tarihi itibarıyla fiilen mevcut olduğu, markanın davalı işyerinde tabela, totem, tente, kâğıt servis malzemeleri ve ıslak mendiller üzerinde kullanıldığının fotoğraflarla tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu kullanım şeklinin, markanın ticari faaliyete doğrudan bağlı, düzenli ve görünür nitelikte bir kullanım yoğunluğunu gösterdiği, Tarafların Ciroları ile İş ve İşlem Hacimleri Yerinde inceleme yetkisi kapsamında taraf muhasebecilerinden temin edilen .... Dönem Geçici Vergi Beyannameleri incelenmiş olup, bu kayıtlara göre davacı ... GRUP RESTORANLARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş.’nin ihlâl dönemine ilişkin cirosunun 3.882.163,30 TL, davalı .... ŞİRKETİ’nin ihlâl dönemine ilişkin cirosunun ise 27.060.965,67 TL olduğu belirlenmiştir. Somut olayda emsal alınan 05.08.2024 tarihli lisans sözleşmesinin maktu bir lisans bedeli üzerinden düzenlendiği görülmektedir. Davacı tarafça sunulan her iki lisans sözleşmesinin de ciroya bağlı değişken bir royalty sistemi içermediği, marka kullanım hakkının piyasada fiili olarak maktu bedelle lisanslandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle lisans bedelinin belirlenmesinde tarafların ciro veya iş hacmine bağlı bir farklılaşma bulunmadığı, dolayısıyla yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında cirolara veya iş hacmi büyüklüklerine yönelik ek bir analiz yapılmasına gerek bulunmadığı, Yoksun Kalınan Kazancın Hesaplanması Emsal alınan 05.08.2024 tarihli lisans sözleşmesinde toplam lisans bedeli 1.500.000 TL olup, lisans süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede sözleşmenin yıllık lisans bedeli: 1.500.000 TL / 5 yıl = 300.000 TL / yıl olarak hesaplanmaktadır. Dava Tarihi Esas Alındığında (11.11.2024 – 14.03.2025) İhlal süresi: 123 gün olup yıllık lisans bedeli dikkate alındığında ihlal süresine karşılık gelen tutar: 300.000 TL × (123 / 365) = 101.095,00.-TL olarak hesaplanmıştır. Netice itibariyle, Davaya konu “....” adresinde yapılan incelemede iş yerinin orada bulunanlardan elde edilen bilgiye göre davalı ... adına kayıtlı ve tabelasında, toteminde, kağıt servisi ile ıslak mendili üzerinde ... ve ... ... markalarını kullanan lokanta olduğu, Davalılardan ...’e ait lokantanın tabelası, tentesi, kağıt servisi ve ıslak mendili üzerinde kullanılan “... ve ... ...” ibareleri ile davacının .... sayılı “...” markası arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunduğu ve dolayısıyla davalının kullanımlarının bu markadan doğan hakları ihlal ettiği, İhlal dönemi için dava tarihi esas alınarak (11.11.2024 – 14.03.2025) hesaplama yapılmış ve yoksun kalınan kazancın, 101.095,00.-TL olabileceği, dosya kapsamına göre 10.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı düşünülmüş davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H ÜK Ü M : Davanın Kabulüne, Davalının davacı marka hakkına yaptığı tecavüzün tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına, 101.095,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 10.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Alınması gereken (111.095,00.-TLx%068,31)=7.588,89.-TL harçtan, peşin alınan (615,40+1.727,00)=2.342,40.-TL harcın mahsubu ile, eksik kalan (7.588,89-1.727,00)=5.861,89.-TL nispi bakiye karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat için hesap edilen takdiren 55.000,00-TL maktu, kabul edilen manevi tazminat için hesap edilen takdiren 10.000,00.-TL nispi ve kabul edilen diğer maddi istemler için hesap edilen takdiren 55.000,00.-TL maktu olmak üzere üç ayrı vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 21.199,60.-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir gider bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı şirket vekilinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.04.03.2026

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 4.849,60.-TL P.P : 16.350,00.-TL TOPLAM : 21.199,60.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/108, K. 2026/96, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-108-e-2026-96-k-e424dfbb085f