İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1020 E. 2026/93 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1020
Karar No
2026/93
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1020 Esas - 2026/93 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ... ON İKİNCİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/1020 KARAR NO : 2026/93

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/03/2022 KARAR TARİHİ : 06/02/2026 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 16/02/2026 Mahkememizde açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin, davalı İdare ile kamu ihalesi kapsamında... .... .... uk kesin teminat mektubunun davalı İdareye sunulduğunu, toplam 968.753,59.-Euro tutarında ihale karar pulu ve sözleşme damga vergisi bedelinin davalı İdare banka hesabına yatırıldığını, yine 31.929, 91.Euro tutarında kamu ihale kurumu payının da ilgili kuruma yatırıldığını. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 36.6.1.maddesi gereği sözleşmenin yürürlüğünün akreditif tarihine müteakip başlayacağı ancak davalı İdarenin ilk ifa yükümlülüğü olarak düzenlenen akreditif tesis yükümlülüğünü sözleşmenin imzalanmasından yaklaşık 10 ay sonra 07.03.2016 tarihinde eksik olarak tesis ettiğini.Sözleşme konusu Keban Hidroelektrik Santrali rehabilitasyon işi için 2552 gün iş süresinin başlangıçtaki 600 güne yakın kısmının mühendislik ve dizayn çalışmaları ile CFD analizi ve model testine ayrıldığını, iki yıl boyunca, bir kısım işlerinin Hindistan’daki laboratuvarda gerçekleşeceğini, üretim, imalat ve montajının yapılamayacağı, bu süreçte Türkiye’de gerçekleştirilecek tek faaliyetin santralin ziyaret edilmesi ve gerekli çizim alınması ve gerekli incelemelerin yapılması olduğunu. Müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasına müteakip mühendislik ve dizayn çalışmalarına başladığını, davalı İdarenin öncesinde hiçbir ihtarda bulunmaksızın 07.03.2017 tarihli “Sözleşmenin feshi” konulu yazı ile sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin fesih yazısının müvekkili şirket tarafından 08.03.2017 tarihinde alındığını. Sözleşmenin feshine müteakip kesin teminat mektubunun sözleşmenin 16.3 Maddesinde belirtilen cezai şart uyarınca davalı İdarece nakde çevrilip gelir kaydedildiğini. Dava konusu sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, öncelikle sözleşmenin idarece fesih edilmesinin kural ve koşullarının sözleşmenin 16. ve 26’ncı maddelerinde düzenlendiğini. Davalı İdarenin sözleşme fesih yazısında da, fesih kararına dayanak olarak bu iki maddeyi belirttiğini. Anılan maddelerde görüleceği üzere sözleşmenin feshinden önce en az 10 gün süreli ihtar gönderilmesinin gerektiğini. Bunun amacının da KİSK uyarınca yükleniciyi fesihten kurtarmak olduğunu. Davalı İdarenin sözleşmenin feshi yazısında süreli olarak sunulması gereken belgelerin, yazının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde eksiksiz tam iletilmesi hususunun 10.02.2017 tarih ve E.7985 sayılı yazı ile ihtar edildiğini. Ancak söz konusu yazının müvekkili şirketçe hiçbir suretle teslim alınmadığını. Davalının sözleşmenin feshine yönelik müvekkiline ihtarda bulunmadığını ve bunu ispatlamasının gerektiğini. Bu konuda 6102 sayılı TTK’nun 18. maddesinin açık olduğunu, sözleşmenin fesih yazısında belirtilen 10.02.2017 tarih ve E.7985 sayılı ihtar yazısının müvekkili şirket tarafından alınmadığından, sözleşmenin feshine yönelik ihtarın müvekkiline yapılmadığını. (07.03.2017 tarihli sözleşmenin feshi konulu yazıyı müvekkilinin aldığından sorun olmadığı, sorunun 10.02.2017 tarihli ihtar yazısının tebliğ edilmediği). Bu nedenle sözleşmenin feshinin haksız olduğunu. Sözleşmenin feshi konulu yazıda sözleşme fesih gerekçesinin “Sözleşme kapsamında süreli olarak sunulması gereken belgelerin eksiksiz ve tam olarak sunulmamasının gerekçe gösterildiğini, sunulacak belgeler için sözleşmede herhangi bir kabul süreci öngörülmediği halde müvekkilinin gereken hassasiyeti gösterdiğini, davalı idarenin ise bu süreçlerde ağır davrandığını, keza; fesihten önce 10.01.2017 tarihinde yapılan toplantıda belgelerin bu derece önemli olduğu ve gecikmiş olduğuna dair bir satıra dahi yer verilmediğini. Belge sunumunun geçici kabule esas bir kısım olmadığını (Sözleşmenin 12.maddesinde belge sunumu karşılığı herhangi bir ödemenin düzenlenmediğini). Belge sunumunun asli edim yükümlülüğü olmadığını, esasen geçici kabule esas 10 adet edimin sözleşmenin asli edim yükümü olduğunu. Müvekkilinin hiçbir asli edim yükümlülüğünü geciktirmemişken yan edim yükümlülüğünü geciktirdiğinden bahisle sözleşmenin feshinin yerinde olmadığını. Davalı İdare ile Müvekkili arasında imzalanan sözleşmede Tip Sözleşme esas alınarak düzenlendiğini, imzalanan sözleşmeye göre sözleşmenin fesh edilebilmesi için yüklenicinin işin tamamının veya geçici kabule tabi bir kısmının belirtilen sürede bitirilmemesi, sözleşmede belirtilen oranda gecikme cezası ve en az on gün süre vermesi nedenlerini ihtar etmesi gerektiğini. Davalı İdarenin işin tamamı veya geçici kabule tabi bir kısmının proje takviminde belirtilen sürede bitirilmemiş olması haricinde başkaca sözleşmeye aykırılık haline yer vermediğini. Davalı idarenin müvekkiline dokümanları sunması için 10 gün süre verdiğini iddia ederken herhangi bir gecikme cezası uygulamadığını, zira belgenin sunulmaması halinde herhangi bir gecikme cezası bulunmadığını. Hizmet Alımları Uygulama Yönetmeliğinin 30/1 maddesinde mesleki ve teknik yükümlülüklere ilişkin teknik şartnamelerin yer aldığı, yüklenici tarafından hangi belgelerin sunulacağının teknik şartnamede yer aldığını, taraflarınca teknik şartnamede tespit edilen süreli belgelere 5 kalem halinde dava dilekçesinde yer verildiğini. İdarenin süreli belge sunulması konusunda fesih gerekçesinin tek başına fesih gerekçesi olmayacağını, sözleşmenin feshi için TBK., KİSK., Tip Sözleşme gereği ilgili maddelerin belirtilmesinin gerektiği, 5 adet belge açıklaması sadece bilgi amacı ile ve bu belgeler gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshinin hakkaniyete aykırı olduğunu. Yine dava konusu sözleşmenin ödeme yeri ve şartları başlıklı 12. Maddesi ve 13. Maddesinde avans verilmesi şartlarına yer verildiğini. Ödemenin akreditif yoluyla yapılacağı düzenlenen sözleşmelerde ilk ifa yükümlülüğünün akreditifin tam ve eksiksiz olarak açılması olduğunu. Davalı İdarenin eksik tutarlı ve 9 ay gecikmeli akreditif açtığının, davalının ilk ifa yükümlülüğü olan akreditif açmayı tamamlamadığı halde müvekkili şirketin yan edim yükümlülüğünü geciktirdiği gerekçesi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ettiğini. Gerek karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ve gerek sözleşmenin 36.1.1. maddesi ve gerekse akreditif uygulamasına ilişkin ulusal ve uluslararası içtihatlar gereği ilk ifa yükümlülüğü olan akreditif açmayı tam olarak yerine getirmeyen idarenin sözleşmeyi feshinin ve söz konusu cezai şart koşulları oluşmadan teminatın tahsilinin haksız olduğunu. Tüm bu nedenlerle müvekkilinin bu bedel ve diğer yaptığı masrafları talep hakkına sahip olduğunu belirterek, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarını saklı kalmak kaydı ile 3.831. 598,69 Euro teminatın ve gelir kaydedildiği tarihten dava tarihine kadar devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro bazında açılmış mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre hesaplanan 575.175,63 Euro işlemiş faizi olmak üzere toplam 4.406.765,32 Euro'nun, asıl alacak kalem miktarına devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro bazında açılmış mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilerek ve euro para birimi üzerinden, Yine sözleşmenin kurulması için yapılan harcama olarak, 968.753,59 Euro ihale karar pulu ve sözleşme damga vergisi ile 31.929,90 Euro kamu ihale kurum payı olmak üzere ki toplam 1.000.683,50 Euro'nun da devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro bazında açılmış mevduat hesabına ödediği en yüksek oranda faizi ile euro para birimi üzerinden davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesi dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Keban Hidroelektrik Santralinin 8 Ünitesinin Rehabilitasyonu işleri için davacı ile 21.04.2015 tarihinde sözleşme imzalandığını ve 07.03.2016 tarihinde açılan akreditif ile sözleşmenin yürürlüğe girdiğini.Teşekküllerinin 13.12.2016 tarihli yazıları ile sözleşme kapsamında yer alan ve süreli olarak sunulması gereken iş programı, proje yönetim planı, kalite planı vb. dokümanların 26.12.2016 tarihine kadar Genel Müdürlüğe teslim edilmesinin istendiğini, akabinde BHEL Firmasının toplantıya davet edildiğini ve firmanın Türkiye temsilcisiyle (ODT San. Tic. A.Ş.) 26.12.2016 tarihinde bir araya gelindiğini, ODT tarafından Ocak Ayının ilk haftası içerisinde Hindistan’dan da ilgili kişilerin de katılacağı bir toplantı talep edildiğini, Teşekkülleri tarafından gündem maddeleri belirlenerek 10.01.2017 tarihinde yapılması planlanan toplantıya BHEL Firması davet edildiğini, BHEL Firmasının herhangi bir gerekçe göstermeden toplantıya katılmadığı ve yeni bir toplantı tarihi talebi de olmadığı, Sözleşme yürürlüğe girdikten sonra sözleşmeye göre süresi içerisinde Teşekküllerine sunulmayan belgeler için birçok kez yüklenici ile e-post ile iletişim kurularak gerekli uyarılarda bulunulduğunu, ancak söz konusu durumun tekerrür etmesinden dolayı 10 gün ihtar süresi verilerek yüklenicinin belgelerle ilgili sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmesinin istendiğini, BHEL’in istenen belgeleri sunmadığı, bunlarla ilgili öneride bulunmadığı ve mazeret bildirerek resmi yazılarına cevap vermediğini, sonuç olarak Sözleşmenin 16.3. ve 26.1.a. Maddeleri ile 4735 Sayılı Yasanın “İdarenin Sözleşmeye Feshetmesi” başlıklı 20. Maddesinin (a) bendi uyarınca Keban Hidroelektrik Santralinin Rehabilitasyonu Sözleşmesi işine ait sözleşmenin 07.03.2017 tarihinde fesh edildiğini. Yapılan sözleşme feshinin haklı hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu, Teşekküllerince sözleşme fesih edilmeden önce sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilerek davacıya ihtarname tebliğ edildiğini (KİSK’nun 20., 22., 25. ve 26 Maddeleri ile taraflar arasındaki sözleşmenin 16.3. ve 26.1.), BHEL Firmasına 10.02.2017 tarih ve E.7985 sayılı yazıları ile yapılan ihtara rağmen Firmanın bu yazının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde sözleşme kapsamında süreli olarak sunulması gereken belgeleri eksiksiz ve tam olarak Genel Müdürlüğe sunmaması ve taahhütlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmemesi anlamına geldiğinde 4735 sayılı Yasanın 20. Ve 25. maddeleri ile Sözleşmenin 16.3. ve 26.1. maddelerinin uygulanması zaruretinin hasıl olduğunu, davacının her ne kadar ihtarın taraflarına tebliğ edilmediğini iddia etmekte ise de, ihtarnamenin ikinci sayfasının arkasında elden tebligatın yapıldığına dair şirket kaşesinin (EK-5) taşıyan kaydın bulunduğunu ve Tebligat Kanununun 13. Maddesinin bu konuda açık olduğunu, sözleşmenin 2. Maddesinde taraflara bildirimler ve bildirime esas tebligat adres/mail bilgilerinin bu maddede kaydedildiği şekilde uygulandığını, Teşekküllerince yapılan sözleşmenin feshi haklı ve geçerli sebeplere dayandığını, davacı ihtarnamede yer alan hususların işin esasına ilişkin olmadığını iddia etmiş ise de, ihtarnamede yer alan hususlar incelendiğinde anılan hususların işin devamı için esaslı unsurlar olup tamamlanmaması halinde Teşekkülleri tarafından işin yürütümü ve kontrolü açısından sıkıntılar meydana getireceğini, sözleşmenin yürürlüğü girdiği tarihten itibaren 12 ay geçtiği ve bu süre zarfında defalarca sözlü, e-post yoluyla yazılı uyarıldığı halde süreli belgelerin Teşekküllerine sunulmadığını ve bu dokümanların esasa ilişkin olduğu sadece sunma yükümlülüğü olmadığını, Davacının, 10.02.2017 tarih ve E. 7985 sayılı yazının taraflarına ulaşmadığı iddia etse de, bu ihtarnamenin ilgi kısmında yer alan 13.12.2016 tarihli bir takım dokümanların süresi içerisinde sunulmasına ilişkin yazı ve 27.12.2016 tarihli toplantıya davet yazısına karşı geri dönüşümlerinin de olmadığını, 10.02.2017 tarihli yazılarında sunulması gerekip de şu ana kadar sunulmayan dokümanların sunulmadığının tespit edildiğini, bu dokümanların işin esası ve taraflarınca sunulması sözleşmede süreye bağlanan davacının iddiasının aksine asli yükümlülükler olduğu, ile ilgili olduğu, işin sözleşmeye ve plana uygun olarak yapılması ve takibi açısından asli nitelikte olduğu, davacı sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmeyerek sözleşmenin haklı sebeple fesih olunduğunu, Teşekküllerinin akreditif konusunda yükümlülüklerini yerine getirdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı anda kurulduğunu, anılan sözleşme maddesinde kastedilen ilk ifanın akreditifin tesis olunduğu ve sürelerin bu tarih itibariyle başlayacağı olup davacı tarafın bu akreditifin tesisi ile uğramış olduğu bir zarar vs. söz konusu olmadığını, davacı tarafından da akreditifleri yerine getir ikazının yapılmadığını, bu aşamada davacının asli yükümlülüklerini yerine getirmeyenin müvekkili olduğunun ileri sürülmesini iyi niyetle bağdaşmadığı belirtilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle zamanaşımından aksi halde ise esastan reddine karar verilmesini talep ve cevap etmiştir. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delileri toplanarak yapılan yargılama neticesinde 19/09/2023 tarih ve 2022/ 172E. 2023/501K. sayılı ilamıyla; "..... taraflar arasında yapılan sözleşme hükümleri ile sözleşmenin tabi olduğu 4735 sayıli KİSK' nun ilgili maddelerine göre, sözleşme feshi öncesi 10 gün süreli temerrüde düşürücü ihtarnemenin usulünce davacı yüklenici tarafa tebliği edilmediği, bu nedenle 07.03.2017 tarihli sözleşmenin fesih işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu tesbit edilmiş ve sözleşme kapsamında davacı tarafından yatırılan kesin teminat mektubunun gelir kaydı işlemiyle, davacının haksız olarak fesih edilen sözleşmenin kurulumu aşamasında yaptığı giderleri davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla, davacının asıl alacak kalemleri yönündeki davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ancak davacının haksız olarak nakde çevrilen kesin teminat bedeline, nakde çevrildiği tarihten dava tarihine kadar işlemiş faizini talep edebileceği ve 3095 sayılı yasanan 4 a maddesi gereğince bu faizin, devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro üzerinde açılmış mevduata uyguladığı en yüksek oranda olduğu halde, bilirkişi heyetince kesin teminat mektubu bedeli yönünden nakde çevrildiği tarihten dava tarihine kadar hesap ettiği işlemiş faizde devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranlarının ortalamasının alındığı görülmüş ise de, davacı vekilinin bu rapora itiraz etmemesi nedeniyle bu miktar hükme esas alınmış ve davacının gelir kaydedilen nakit teminat bedeli için dava tarihi öncesine ait işlemiş faizi hesap ederek 575.175,63 Euro olarak talep ettiği, miktarın bilirkişice yapılan hesaplamada 378.020,45 Euro olduğu tespit edilmekle, istenen işlemiş faizdeki fazla talep nedeniyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddi yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yine TBK'nun 83. maddesi gereğince yabancı para üzerinde alacak talep edilebileceği ve bu yönde tahsil hükümü kurulabileceği , ayrıca dava konusu edilen EURO alacak kalemlerinin dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru nazara alınarak hesap edilen TL karşılığı üzerinde aşağıdaki şekilde harç ve vekalet ücretine hükmedilmiştir...." şeklinde karar verilmiştir. Taraf vekillerinin iş bu kararı istinafı üzerine ... BAM 27. HD nin 27/11/2025 tarih ve 2023/1230E. 2025/1237K.Sayılı ilamıyla; "...Taraflar arasındaki sözleşme nakit bedel karşılığı düzenlenmiş olduğundan, bu sözleşmenin feshe ilişkin tek taraflı irade beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşması ile feshi mümkündür. Davacı tarafça, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla dava açıldığı anlaşılmakla, mahkemece bu kapsamda bir değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, akdî ilişkinin devamına zorlayacak şekilde fesih işleminin geçersizliğinin tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, 6100 sayılı HMK'nın 26. Maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine de aykırıdır. Yine, bu kapsamda, mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedildiği kabul edilerek karar verildiği belirtilmiş ancak hükümde ''sözleşmenin feshinin geçersiz olduğunun tespitine'' şeklinde hüküm kurulmakla hüküm gerekçe çelişkisi oluşturulması adil yargılanma hakkının düzenlendiği Anayasa'nın 31/1 maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırıdır. Kabule göre de, sözleşmenin feshinin haklı veya haksız olduğunun incelenmesinde ise, davalı iş sahibince sözleşmenin ifası aşamasında 14.07.2016, 30.11.2016, 13.12.2016, 27.12.2016, 24.01.2017, 10.02.2017 tarihli yazılarla talepte bulunduğu, yüklenici tarafından bu süre içinde gereğinin yerine getirilmediği, bu nedenle sözleşmenin ifasında yüklenicinin kusurunun bulunduğu, yine davalı tarafça da sözleşmenin 26. maddesi gereğince sözleşmenin ifasında temerrüt halinde en az on gün süreli ihtar çekilerek sözleşmeye aykırılığın devam etmesi halinde sözleşmenin feshedilebileceği düzenlendiği halde, iş sahibince sözleşmenin bu hükmüne uygun süreli ihtar göndermediği de anlaşılmış olmakla, tarafların sözleşmenin feshinde ortak kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında tarafların sözleşmenin feshinde ortak kusurlu olduğu kabul edilerek, bu kapsamda davada talep edilen her bir kalem yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesidir....... " gerekçesiyle kararımız kaldırılarak dosyamız geri çevrilmiştir. Mahkememizce BAM 27. HD si kaldırma kararı ve dosya kapsamı nazara alınarak, sözleşmenin tarafların ortak kusuruyla fesih edildiği, bu durumda davacının diğer tarafın mamelekine kattığı değer var ise bunu talep edilebileceği, bu nedenle davacının tahsilini talep ettiği kalemlerden sadece idarece irat kaydedilen kesin teminat mektupları bedelleri iadesini, sebepsiz zenginleşme hükmü kapsamında talep edebileceği, ancak yatırılan sözleşme karar pulu ve damga vergisinin menfi zarar kapsamında kaldığı, talep edenin kusursuz ve karşı tarafın kusurlu olması halinde talep edilebileceğinden, yine davalının mamelekine kattığı değer olmadığından, bu kalemlere yönelik talebin ise reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 10.02.2025 tarih ve 2024/757 E 2025/411K) Ayrıca teminat mektubu bedellerinin haksız olarak nakde çevrildiği tarihten, davalı temmerrüdü başlayacağından, davacı vekilinin talebi nazara alınarak, bu tarihten dava tarihine kadar bilirkişilerce hesap yapılmıştır. Bilirkişilerce bu yabancı para alacağına 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince, devlet bankalarının EURO üzerinde açılmış 1 yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranları, yerine hatılı olarak ortalama alınmış ise de, bu şekilde hesap edilen faiz miktarına davacı vekilince itiraz edilmemesi yine İstinaf konusu da yapılmaması nedeniyle, bilirkişilerce hesap edilen 378.020,45 Euro işlemiş faizininde davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Yine kabul edile asıl alacak kalemi 3.831.589,69 EURO yönünde dava öncesi işlemiş faiz hesap edilerek hükmedildiği ve yine dava tarihinden itibaren de faizeyle tahsiline karar verildiği halde, kısa karar yazımı aşamasında sehven faizin başlangıç tarihine ilişkin olarak" dava tarihinden itibaren" ibaresinin yazılmadığı görülmekle, karar yazım aşamasında HMK' nun 305/A bendi kapsamında bu eksikli tamamlanmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının davasının kısmen kabul ve kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; Sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu olduklarının tespitine, davacının nakde çevrilen teminat mektubu bedeli 3.831.589,69 EURO ile nakde çevrildiği tarih olan 21/03/2017 ile dava tarihi olan 07/03/2022'ye kadar hesaplanan işlemiş faizi 378.020,45 EURO olmak üzere toplam 4.209.610,14 EURO'nun, asıl alacak kalemi olan 3.831.589,69 EURO'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesinde belirtlien şekilde devlet bankalarının bir yıllık EURO üzerinde açtıkları mevduata uyguladıkları en yüksek orandaki faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen 65.893.569,44 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 4.501.189,73 TL karar ve ilam harcından 1.459.960,89 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 3.041.228,84 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 1.459.960,89 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.460.053,09 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 822,00 TL yazışma gideri, 10.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.322,00TL yargılama giderinin, kabul/ talep oranına göre hesaplanan 8.813,95TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 2.508,05 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının karşıladığı 160,00 TL yazışma giderinden ibaret yargılama giderinin, red/ talep oranına göre hesaplanan 35,44 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 124,56 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/ talep oranına göre hesaplanan 345,57 TL'sinin davacıdan, 1.214,43 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 65.893.569,44 TL üzerinden takdir edilen 1.714.935,69 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 18.750.308,43 TL üzerinden takdir edilen 1.243.503,08 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar, tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı.06/02/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1020, K. 2026/93, T. 06.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1020-e-2026-93-k-fdac886182cd