İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/101 E. 2025/77 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/101
Karar No
2025/77
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/101 Esas KARAR NO : 2025/77 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/02/2024 KARAR TARİHİ : 30/01/2025 Ereğli (Konya)... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı kararı ile Mahkememizin... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi kararı gereğince dosya mahkememize tevzi edilmekle, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.08.2023 tarihinde...n sevk ve idaresinde olan müvekkili adına kayıtlı ... Alman plakalı aracın Konya İli, Ereğli ilçesi, ... Caddesi istikametinden Şehit ... kavşağına giriş yaptığı esnada ...'ın maliki olduğu ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın anılan kavşağa kontrolsüz şekilde girerek aracının sol kısımları ile müvekkilinin aracının sağ ön çamurluk kısmına çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracında söz konusu kaza nedeniyle hasar meydana geldiğini, davalının sevk ve idaresindeki aracın ZMMS poliçesini tanzim eden ... Sigorta Anonim Şirketi ve maliki olan ...'a karşı İzmir.. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, dosyada bilirkişi raporunun düzenlendiğini, davalı ...'ın kaza sonrasında kaza tespit tutanağı düzenlenmeksizin olay yerini terk ettiği için kimliğinin belirlenemediğini, davalı hakkında Ereğli C. Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası ile mala zarar verme suçunu işlediğinden bahisle soruşturma başlatıldığını, soruşturma dosyasında aracın sürücüsünün davalı ... olduğunun tespit edilmesi üzerine davalı sürücüye karşı huzurdaki davanın ikame edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava ile huzurdaki dava arasında bağlantı bulunduğunun aşikar olduğunu, bu mahkemenin bilirkişi raporu aşamasında olduğunu, zira kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü davalı ... olup İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinde yer alan davalıların ise araç maliki ve aracın ZMMS poliçesini tanzim eden sigorta şirketi olduğunu, her iki dava arasında bağlantı bulunduğu hususu göz önüne alınarak, usul ekonomisi gereği huzurdaki davanın İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, iş bu kazanın meydana gelmesinin ardından müvekkilinin ikamet ettiği Almanya'ya döndüğünü, araçta meydana gelen hasarın tespiti için anılan ülkede faaliyet gösteren ...yetkili servisine aracını muayene ettirdiğini ve tamir masraflarını da içerir rapor aldığını, söz konusu 18.09.2023 tarihli bilirkişi raporu neticesinde müvekkiline ait araçta 4.887,84 Euro hasar oluştuğunun tespit edildiğini, aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasını yapan ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından müvekkiline 20.10.2023 tarihinde 146,56 Euro tutarında bir ödeme yapılmış ise de, söz konusu zararın müvekkilinin aracında meydana gelen maddi zararın giderilmesi için yeterli olmadığını, müvekkilinin aracında meydana gelen 4.742,25 Euro bakiye hasar bedelinin tazmininin gerektiğini, bu ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle fazlaya ve araç sürücüsüne ilişkin hakları saklı kalmak ve İzmir ..sliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla davanın kabulü ile eldeki dava konusu trafik kazası nedeniyle eldeki dosyanın İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, müvekkilinin aracında meydana gelen toplam KDV dahil bakiye 4.742,25 Euro tutarındaki bakiye maddi hasarın aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki TCMB Efektif Satış Kuru üzerinden belirlenecek Türk Lirası karşılığının kaza tarihi olan 21.08.2023 tarihinden itibaren 3095 S.K. 4/a. maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte değer kaybı yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olmak üzere (ıslaha tabi olmaksızın tahkikat aşamasında artırım hakkı saklı kalmak kaydı ile) 50,00 Euro değer kaybının aynen yada mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki Efektif Satış Kuru üzerinden belirlenecek Türk Lirası karşılığının kaza tarihi olan 21.08.2023 tarihinden itibaren 3095 S.K. 4/a. maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : 1-Mahkememizin... Esas sayılı dosyası, 2-Ereğli (Konya) ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı kararı, 3-Sair deliller. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğ...an kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir. Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Ka...olları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Ka...olları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Ka...olları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın ka...olunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğ...an 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve ...egan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Ka...olları Trafik Kanununun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Ka...olları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. 2918 sayılı Ka...olları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir. Ka...olları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır. İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır. Mahkememizin dosyası açısından, davaya konu uyuşmazlığın 21/08/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli ve hasar sebebiyle oluşan değer kaybı bedeli miktarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar bedelinin davalı ... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen, değer kaybı bedelinin ise haksız fiil tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalı ...'dan tazmini ile davacı ...'a verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilen Ereğli (Konya) ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında ise davaya konu uyuşmazlığın 21/08/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve hasar sebebiyle oluşan değer kaybı bedeli miktarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin haksız fiil tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığını... plakalı araç sürücüsü davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesi taleplerine ilişkin olduğu görülmektedir. Ereğli (Konya) ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen birleştirme kararı üzerine, birleştirme kararının mahiyeti, hangi koşullarda verilebileceği, mahkemelerin görevlerinin hangi yasal düzenlemeler ile belirlendiği, Asliye Ticaret Mahkemesi ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanlarının ve yargılama usullerinin neler olduğu hususlarına değinmekte fayda görülmüştür. Davaların birleştirilmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 166. maddesinde; ''Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 168. maddesinde ise; ''Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.'' hükmüne yer verilerek, birleştirme kararına karşı ancak esas hakkındaki hükümle birlikte istinaf ve temyiz yasa yollarına başvurulabileceği belirtilmiştir. Ereğli (Konya) ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı gerekçeli kararında atıf yapılan Yargıtay ...Hukuk Dairesinin... Karar sayılı ilamında aynen; ''...Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; sözkonusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında "Yargılama usûlüne" ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yaparak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usûl ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir...'' ibarelerine yer verilmiştir. Yine aynı gerekçeli kararda atıf yapılan Konya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin...ynen; ''...somut olay değerlendirildiğinde birleştirme kararı veren mahkemenin özel mahkeme olan asliye ticaret mahkemesi olduğu, asliye ticaret mahkemesinin somut olayda basit yargılama usulüne göre yargılama yapması gerektiği, birleştirme kararı verilen Ereğli (Konya)... Asliye Hukuk Mahkemesinde ... sayılı dosyasında ise yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiğinden yargılama usulleri açısından farklılık bulunduğu...'' gerekçeleri ile yargılama usullerine değinilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, mahkememizin... Esas sayılı dosyası, Ereğli (Konya) ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı kararı ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosyamız ile birleşen dosyanın dava konusunun aynı olduğu mahkememiz kabulünde olmakla birlikte, birleşen dosyanın dava konusunun haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat talebi olduğu, araçların ticari vasıfta olmadığı gibi tarafların da tacir olmadıkları, bu kapsamda davanın mutlak veya nispi ticari dava vasfı taşımadığı, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkin olması sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında bulunduğu, her ne kadar Ereğli (Konya)... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı kararında ''...21/08/2023 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin olarak, mahkememiz dosyası içine alınan İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı dosyasında, işbu dosya davacısının sigorta şirketine karşı açmış olduğu tazminat davasının derdest olduğu, mahkememiz dosyasında ise davalıların aracın işleteni ve sürücüsüne karşı tazminat talepli olarak dava açıldığı, her iki dosyanın da birbirini etkileyeceği ve birlikte görülmesinin usul ekonomisine katkı sunacağı anlaşılmakla dosyanın İzmir.. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı dosyasında birleştirilmesine...'' gerekçeleri ile dosyanın mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 166. maddesinde düzenlendiği üzere aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların, özel mahkeme ile genel mahkeme arasında yargılama usulüne ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla birleştirilebileceği, mahkememizin sıfatı ile birleşen dosyanın ikame edildiği Asliye Hukuk Mahkemesinin sıfatının aynı olmadığı, mahkememizin basit yargılama usulüne, Asliye Hukuk Mahkemesinin ise yazılı yargılama usulüne tabi olarak yargılama icra ettiği, yani yargılama usulleri arasında da farklılık bulunduğu, açıklanan gerekçeler dahilinde farklı yargılama usullerine tabi olan ve farklı sıfattaki mahkemelerin dosyalarının birleştirilmesinin ve dolayısıyla birleştirme kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olmadığı, ayrıca farklı yargı çevresinde bulunan mahkemeler arasında birleştirme kararı verilmesi durumunda birleştirme kararına karşı istinaf yasa yolu açık olmasına rağmen birleştirme kararına karşı istinaf yasa yolunun esas hakkındaki hükümle birlikte istinaf yasa yoluna tabi olduğuna karar verildiği, bu durumun usul ve yasa hükümleri ile yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmakla, birleşen dosyanın mahkememiz dosyasından tefriki ile usul ve yasa hükümleri çerçevesinde yargılamasının icra edilmesi amacıyla ikame edildiği Ereğli (Konya) .... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Dosyanın Ereğli (Konya)... Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, bu amaçla dosyanın ilgili mahkemeye tevzi edilmek üzere Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 2-Kararın niteliği itibarıyla harç alınmasına yer olmadığına, 3-Mahkememiz esasının gönderme kararı nedeniyle kapatılmasına, 4-Yargılamanın Ereğli (Konya)... Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde icra edilmesine, 5-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere karar verildi. 30/01/2025

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/101, K. 2025/77, T. 30.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-101-e-2025-77-k-e3e33dc2efa8