İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1004 E. 2025/985 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1004
Karar No
2025/985
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1004 Esas KARAR NO : 2025/985 DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 12/08/2024 KARAR TARİHİ : 20/10/2025 İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 02/10/2025 tarih, ... sayılı kararı ilamı gereğince dosya mahkememize tevzi edilmekle, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin... A.Ş'den genel kredi sözleşmelerine istinaden kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan ve takibe düşen 863.970,03-TL tutarındaki borcunun müvekkili tarafından ödendiğini, TBK'nın m.183 kapsamında bankanın alacağın müvekkili tarafından devralındığını, taraflar arasında Tire... Noterliğinin... yevmiye numaralı 13.02.2023 tarihli alacağın devri sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca 490.335,19-TL anapara, 280.525,47-TL faiz+BSMV, 80.867,48-TL karşı vekalet ücreti, 12.241,89-TL icra/dava masrafları olmak üzere toplam 863.970,03-TL tutarındaki alacak ve üçüncü kişi...a ait İzmir İli, Ödemiş İlçesi,..Mahallesi,...parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğın Tire İcra Dairesinin... Esas sayılı icra dosyasının da TBK'nın 189 madde kapsamında müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin davalı yanın talebi üzerine alacağı baki kalmak kaydıyla ipotek hakkından vazgeçerek üçüncü kişi ...'a ait İzmir İli, Ödemiş İlçesi,... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ipoteği kaldırdığını, Tire İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasının da vazgeçme sebebi ile kapatıldığını, devralınan bakiyenin ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında Ödemiş İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafından söz konusu takibe itiraz edildiğini ve davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, arubuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, Tire... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 13.02.2023 tarihli alacağın devri sözleşmesinin davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan etmekle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL tutarındaki alacağın temlik tarihinden itibaren işleyecek (genel kredi sözleşmelerinde oranı belirlenen) temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : 1-Ödemiş Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Davacı ile davalıya ait nüfus kayıt örnekleri, 3-İzmir Tire... Noterliğinin 13/02/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, 4-İzmir Ödemiş İcra Dairesinin 2023/5462 Esas sayılı dosyası, 5-İzmir İli, Ödemiş İlçesi,... Mahalllesi, ... parsel sayılı taşınmaza ait ipotek şerhlerini gösterir ve resmi senetleri içerir tapu kayıtları, 6-Davacıya ait ticaret sicil kayıtları, 7-Davacıya ait vergi sicil kayıtları, 8-Davacıya ait esnaf sicil kayıtları, 9-Davalıya ait ticaret sicil kayıtları, 10-Davalıya ait vergi sicil kayıtları, 11-Davalıya ait esnaf sicil kayıtları, 12-... Şirketi nezdinde davalı ile aralarında imzalanan ve alacağın devri sözleşmesine konu olan Genel Nakdi Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri ile kullandırılan krediler açısından düzenlenen hesap özeti ve ekstreler ile kat ihtarnamesinin ve kat ihtarnamesinin muhataplara tebliğini gösterir tebligat evrakları, 13-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan davanın, dava dışı ... Şirketi ile davalı ... arasında tanzim olunan Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan ve Tire... Noterliğinin 13/02/2023 tarih ve... yevmiye numaralı Alacağın Devri Sözleşmesi ile davacı tarafından devralınan alacağın temlik tarihinden itibaren işleyecek genel kredi sözleşmesinde yazılı bulunan faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Ödemiş İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun davalı ... olduğu, 146.203,34-TL ana para, 344.131,85-TL ana para, 85.755,14-TL temlik tarihine kadar işlemiş faiz, 33.451,32-TL temlik tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz, 4.287,75-TL BSMV, 181.411,99-TL temlik tarihine kadar işlemiş faiz, 53.702,92-TL temlik tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz, 9.070,59-TL BSMV olmak üzere toplam 858.014,90-TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca; "Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı, b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı, c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı, d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı, e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı, f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına," karar verildiği aşikardır. Davaya konu icra takibine dayanak alacağın, davalının davacıya olan 858.014,90-TL tutarındaki borcun ödenmemesinden kaynaklı olduğu, uyuşmazlığın temeli olan dava dışı ... Şirketi ile davalı ... arasında tanzim olunan Genel Kredi Sözleşmesinin ticari mahiyette bulunduğu ve bankacılık işlemi olduğu, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca talebe konu uyuşmazlık açısından İzmir İlinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli kılındığı anlaşılmakla, mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olarak belirlenen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizin 11/02/2025 tarih...Karar sayılı kararı ile gönderme kararı verilerek dosyanın İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/05/2025 tarih ... Karar sayılı kararı ile ''...Taraflar arasındaki ilişkinin dava dışı bankadan davalının kullannmış olduğu kredilerden kaynaklanan ve ödenmeyen borcun davacı tarafın ödenmesi sonucunda TBK'nın 183.maddesi gereği alacak davası olduğu davanın taraflarının banka kredisi kullanan ve kredi borcunu ödemeyen davalı ile kredi borcunu kapatmak sureti ile alacağı bankadan devralan davacı olduğu, bankanın bu davada taraf olmadığı görülmüştür. Davanın Bankacılık Kanunundan kaynaklanmayan, keza yukarıda belirtildiği üzere temelde ki bir kredi sözleşmesi yahut bunun fer'i edim yükümleri bağlamında çek taahhüt borcu, gayri nakdi risk benzeri bankacılık ve kredi sözleşmesi kaynaklı olmayıp davacının salt genel hükümlere göre davalıya karşı açtığı bir alacak davası olduğu, taraflara bankacılık kanunu uygulanmayacağı, Türk Borçlar Kanunun alacağın devrine ilişkin 183 vd.maddelerinin uygulanacağı, bu itibarla da yargılamanın ihtisas anlamında Bankacılık Mahkemesi olarak değil de genel hükümlere göre görülmesi gereken bir dava olduğu nazara alınarak mahkememizin görevsizliğine, işbölümü anlamında görev uyuşmazlığı hasıl olmakla dosyanın İzmir BAM 6/23 hukuk dairelerine tevdine karar verilmiştir...'' gerekçeleri ile uyuşmazlığın ihtisas mahkemesinin alanına girmediği, genel yetkili mahkemelerce çözümlenmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verildiği görülmektedir. Dosyanın merci tayini için gönderildiği İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 02/10/2025 tarih ve... Karar sayılı kararı ile ''...Somut olayda; Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olup taraflar iş bölümü itirazında bulunmamıştır. Esasen her iki mahkeme kararı gönderme kararı niteliğindedir. Davanın tevzien ilk açıldığı İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekir...'' gerekçesi doğrultusunda İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olamak belirlenmesine karar verilerek dosyanın yargılamaya devam olunması amacıyla mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesinde; ''İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir: a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı. b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı. c) (Mülga:22/7/2020-7251/8 md.)'' şeklinde düzenlenmiş olup, hukuk düzenimizde mevcut olan ilk itirazlar tahdidi olarak yetki ilk itirazı ve tahkim ilk itirazı olarak belirlenmiş, iş bölümü ilk itirazı ise 7251 sayılı Kanununun 8. maddesi düzenlemesi ile 22/07/2020 tarihi itibarıyla mülga olmuştur. Öte yandan, bir yerde aynı mahkemeden birden fazla bulunuyorsa, bunlar arasındaki ilişki genel anlamda iş dağılımı ilişkisidir. Diğer anlatımla, bir yerde bulunan aynı ad ve nitelikteki asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemelerinin (birbirleri, yani asliye hukuk mahkemeleri ile sulh hukuk mahkemeleri arasındaki değil), kendi aralarındaki ilişki, iş dağılımı ilişkisidir. Dar ve teknik anlamdaki işbölümü ise, aynı yerde asliye hukuk mahkemesi yanında asliye ticaret mahkemesi bulunması durumunda ortaya çıkmaktaydı. Gerçekten, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi (ve diğer hukuk mahkemeleri) arasındaki ilişki, hem 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda (m.5) hem de 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kanunlaşan ilk hâlinde (m.5/3-4), iş bölümü ilişkisi olarak kabul edilmişti. Ancak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinde, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, işbölümü ilişkisi olmaktan çıkarılmış ve görev ilişkisi olarak değiştirilmiş ve böylece buna ilişkin itiraz da ilk itiraz olmaktan çıkarılıp, davanın her aşamasında ileri sürülebilecek ve hâkim tarafından re’sen gözetilebilecek bir dava şartı haline getirilmiştir. Konuyla ilgili olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.04.2011 tarihli ve 2011/11-61 Esas 2011/188 Karar sayılı ilâmında aynen; "Ayrı bir (veya daha fazla) ticaret mahkemesi bulunan yerlerde, asliye hukuk ve ticaret mahkemeleri arasında görev değil, işbölümü ilişkisi olduğu belirtilmişti (Esasen, bir yerdeki birden fazla asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki de bir işbölümü ilişkisidir. Ancak, buradaki işbölümü ilişkisi, gerçekte bir iç ilişki niteliğindedir. Aynı şekilde, bir yerdeki birden fazla ticaret mahkemelerinin ve birden fazla sulh hukuk mahkemelerinin kendi aralarındaki ilişki de, gerçekte iç ilişki niteliği taşıyan bir işbölümü ilişkisidir). Bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme; örneğin birden çok asliye hukuk mahkemesi arasındaki işbölümü ilişkisi (iç ilişki) ile, o yerdeki asliye hukuk ve ticaret mahkemeleri arasındaki işbölümü ilişkisi arasında şu iki önemli fark vardır: İlkin, ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki işbölümü, yukarıda belirtildiği üzere kaynağını kanundan almaktadır. Şöyle ki: Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış; 5. maddenin birinci fıkrasında aksine hüküm bulunmadıkça, müddeabihe göre ticari davaların sulh veya asliye hukuk mahkemelerince de görüleceği açıklanmış; ikinci fıkrada, ayrı ticaret mahkemesi bulunan yerlerde, asliye hukuk mahkemesinin görevinde olan ve 4. madde uyarınca ticari sayılan davalara ticaret mahkemesince bakılacağı belirtilmiş; üçüncü fıkrada ise, kural olarak (münhasıran iki tarafın arzusuna tabi olmayan işlerle ilgili olanlar hariç olmak üzere) iş alanı (işbölümü) itirazının taraflarca ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebileceği öngörülmüştür. Kanunun düzenlediği bu işbölümüne göre, bir yerdeki ticaret mahkemesi kanunda belirtilmiş olan ticari davalara; asliye hukuk mahkemesi ise bunun dışındaki hukuk davalarına (dar anlamda) bakacaktır. İkinci fark şudur: Birden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan bir yerdeki asliye hukuk mahkemelerinden birinde görülmekte olan bir davada, tarafların, o davanın, aynı yerdeki başka bir asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği yönünde işbölümü itirazında bulunması mümkün olmadığı halde; o yerdeki asliye hukuk ve ticaret mahkemeleri yönünden böylesi bir işbölümü itirazının örneğin, asliye hukuk mahkemesinde açılmış bir davayla ilgili olarak, oradaki ticaret mahkemesinin görevli bulunduğunun veya bunun tersinin ileri sürülmesi mümkündür." ibarelerine yer verilmiştir. Keza, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2004 tarihli ve 2004/4-337 Esas 2004/337 Karar sayılı ilâmında da, bir yerdeki birden fazla ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin "işbölümü ilişkisi" olmayıp, yalnızca bir "iç ilişki" olduğuna değinilmiştir. Yukarıda zikredilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarından da anlaşılacağı üzere, uygulamada, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme, örneğin birden çok sulh hukuk mahkemesi arasındaki ilişki bakımından; bazen bu ilişkinin işbölümü ilişkisi olmayıp, yalnızca bir iç ilişki olduğuna değinilmiş, bazen de bu ilişki (geniş anlamda) işbölümü ilişkisi olarak nitelendirilmiş, ancak, bu işbölümü ilişkisinin, gerçekte bir iç ilişki niteliğinde olduğu da açıkça belirtilmiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun "Hukuk mahkemelerinin kuruluşu" başlıklı 5. maddesinin 17/4/2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanunun 10. maddesiyle değişik beşinci fıkrasında; "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazetede yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır." düzenlemesi yapılmıştır. Görüldüğü üzere, bu fıkra hükmünde de, açıkça, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki "iş dağılımı"ndan bahsedilmiş; iş dağılımını belirleme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna verilmiş ve dairelerin, belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, aynı yerde bulunan Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında mevcut olan ilişkinin iş bölümü ilişkisi değil, iş dağılımı ilişkisi olduğu, iş bölümü ilk itirazının mülga durumda olduğu, bu sebeple taraflarca iş bölümü itirazında bulunulmasının, bulunulması durumunda ise bu yöndeki bir itirazın dinlenilmesinin mümkün olmadığı izahtan varestedir. Alacağın temliki (devri), alacaklı ile onu devir alan üçüncü şahıs arasında; kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen yazılı şekle bağlı sözleşme, kanun ya da kazaî kararla gerçekleşen tasarrufî bir muameledir. Alacağın devri kural olarak borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen tasarrufî bir hukuki işlemdir, külli değil, cüz’i ve sınırlı bir halefiyet meydana gelmektedir. Burada alacaklının değişmesi söz konusudur (Turgut Uygur : 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara 2013, C. 1, s. 1096). Başka bir ifadeyle alacağın temliki (devri), mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemidir. Alacağın devri ile alacaklı, bir borç ilişkisinden doğan bir veya birden çok alacağını borçlunun rızasına gerek olmaksızın üçüncü bir kişiye devretmekte, üçüncü kişi de bu suretle alacaklı sıfatını kazanmakta ve eski alacaklının yerine geçmektedir (Fikret Eren: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2024, s.1384-1385). Alacağın temliki ile borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2017/15-427 Esas, 2021/685 Karar sayılı kararı). Türk Borçlar Kanunu'nun 183. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ''Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir'' şeklindeki düzenleme ile kural olarak alacağın temlikinde borçlunun rızasına gerek olmadığı, sadece alacağı talep hakkının devredildiği, borcun özünün muhafaza edildiği belirtilmiştir. Alacağın iradî devrinin (sözleşmeye dayanan devir) geçerli olabilmesi için sözleşmenin taraflarının fiil ve tasarruf ehliyetine sahip olması, geçerli bir sözleşmenin bulunması, alacaklı ile üçüncü kişi arasında Türk Borçlar Kanununun 184. maddesi gereğince yazılı devir sözleşmesinin yapılması, devredilen alacak hakkının mevcut olması ve devir engeli bulunmaması koşullarının gerçekleşmiş olması gereklidir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli ve 2018/(15)6-565 Esas 2021/1464 Karar; 29.03.2023 tarihli ve 2021/(15)6-535 Esas 2023/266 Karar sayılı ilamları). Yer verilen yasal düzenlemeler ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde, alacağın temliki neticesinde yalnızca alacaklının şahsında bir değişikliğin meydana geldiği, yani alacaklının değiştiği, yeni alacaklının eski alacaklının yerini aldığı, borcun özünün korunduğu, yani borcu oluşturan hukuki ilişkinin mevcudiyetinin devam ettiği, uyuşmazlıkların mevcut hukuki ilişkinin gerektirdiği usul ve yasa hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği ortadadır. Açıklanan gerekçeler dahilinde, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/05/2025 tarih ... Karar sayılı kararında her ne kadar öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin dava dışı bankadan davalının kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan ve ödenmeyen borcun davacı tarafın ödenmesi sonucunda Türk Borçlar Kanununun 183. maddesi gereğince tahsilinin talep edildiği alacak davası olduğu, davanın taraflarının banka kredisi kullanan ve kredi borcunu ödemeyen davalı ile kredi borcunu kapatmak sureti ile alacağı bankadan devralan davacı olduğu belirtilmesine rağmen, akabinde, bankanın bu davada taraf olmadığı, davanın Bankacılık Kanunundan kaynaklanmayan, keza yukarıda belirtildiği üzere temeldeki bir kredi sözleşmesi yahut bunun fer'i edim yükümleri bağlamında çek taahhüt borcu, gayri nakdi risk benzeri bankacılık ve kredi sözleşmesi kaynaklı olmayıp davacının salt genel hükümlere göre davalıya karşı açtığı bir alacak davası olduğu, taraflara bankacılık kanunu uygulanmayacağı, Türk Borçlar Kanunun alacağın devrine ilişkin 183 vd. maddelerinin uygulanacağı, bu itibarla da yargılamanın ihtisas anlamında Bankacılık Mahkemesi olarak değil de genel hükümlere göre görülmesi gereken bir dava olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de, alacağın temliki kurumuna dair az önce yer verilen yasal düzenlemeler ile yerleşik Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda, davaya dayanak alacağın, davalının dava dışı temlik eden ... Şirketi nezdinde kullandığı Genel Kredi Sözleşmeleri olduğu, bahsi geçen genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcun davacı tarafından dava dışı bankaya davalı yerine ödendiği, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın, ödeme akabinde Tire ... Noterliğinin 13/02/2023 tarih ve... yevmiye numaralı Alacağın Devri Sözleşmesi ile davacı tarafından devralındığı, alacağın temliki hükümleri çerçevesinde yalnızca alacaklının şahsında değişiklik olduğu, ... Şirketinin alacaklı sıfatının davacıya geçtiği, alacağın mahiyetinin yine davalının temlik eden ... Şirketi nezdinde kullandığı Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklandığı, icra dosyasına konu edilen alacağın kredi borcundan ibaret asıl alacak yanında temlik tarihine kadar işlemiş faiz, temlik tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz, BSMV, temlik tarihine kadar işlemiş faiz, temlik tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz, BSMV bedelleri toplamından ibaret olduğu, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden kaynaklanan davaların çözümü açısından da İzmir İlinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevli kılındığı görülmektedir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Ödemiş Arabuluculuk Bürosunun...arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı ile davalıya ait nüfus kayıt örnekleri, İzmir Tire... Noterliğinin 13/02/2023 tarih ve...yevmiye numaralı ihtarnamesi, İzmir Ödemiş İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, İzmir İli, Ödemiş İlçesi, ... Mahalllesi, ... parsel sayılı taşınmaza ait ipotek şerhlerini gösterir ve resmi senetleri içerir tapu kayıtları, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, davalıya ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait vergi sicil kayıtları, davalıya ait esnaf sicil kayıtları, ... Şirketi nezdinde davalı ile aralarında imzalanan ve alacağın devri sözleşmesine konu olan Genel Nakdi Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri ile kullandırılan krediler açısından düzenlenen hesap özeti ve ekstreler ile kat ihtarnamesinin ve kat ihtarnamesinin muhataplara tebliğini gösterir tebligat evrakları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, dava dışı ... Şirketi ile davalı ... arasında tanzim olunan Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan ve Tire... Noterliğinin 13/02/2023 tarih ve... yevmiye numaralı Alacağın Devri Sözleşmesi ile davacı tarafından devralınan alacağın temlik tarihinden itibaren işleyecek genel kredi sözleşmesinde yazılı bulunan faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkin olduğu, Ödemiş İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyasında davacı alacaklı vekili tarafından davalı aleyhinde 146.203,34-TL ana para, 344.131,85-TL ana para, 85.755,14-TL temlik tarihine kadar işlemiş faiz, 33.451,32-TL temlik tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz, 4.287,75-TL BSMV, 181.411,99-TL temlik tarihine kadar işlemiş faiz, 53.702,92-TL temlik tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz, 9.070,59-TL BSMV olmak üzere toplam 858.014,90-TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davaya konu icra takibine dayanak alacağın, davalının davacıya olan 858.014,90-TL tutarındaki borcun ödenmemesinden kaynaklı olduğu, uyuşmazlığın temeli olan dava dışı ... Şirketi ile davalı ... arasında tanzim olunan Genel Kredi Sözleşmesinin ticari mahiyette bulunduğu ve bankacılık işlemi olduğu, her ne kadar uyuşmazlığın çözümünün ihtisas mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle mahkememizce verilen gönderme kararı akabinde İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/05/2025 tarih...Karar sayılı kararında taraflar arasındaki ilişkinin dava dışı bankadan davalının kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan ve ödenmeyen borcun davacı tarafın ödenmesi sonucunda Türk Borçlar Kanununun 183. maddesi gereğince tahsilinin talep edildiği alacak davası olduğu, davanın taraflarının banka kredisi kullanan ve kredi borcunu ödemeyen davalı ile kredi borcunu kapatmak sureti ile alacağı bankadan devralan davacı olduğu belirtilmesine rağmen, akabinde, bankanın bu davada taraf olmadığı, davanın Bankacılık Kanunundan kaynaklanmayan, keza yukarıda belirtildiği üzere temeldeki bir kredi sözleşmesi yahut bunun fer'i edim yükümleri bağlamında çek taahhüt borcu, gayri nakdi risk benzeri bankacılık ve kredi sözleşmesi kaynaklı olmayıp davacının salt genel hükümlere göre davalıya karşı açtığı bir alacak davası olduğu, taraflara bankacılık kanunu uygulanmayacağı, Türk Borçlar Kanunun alacağın devrine ilişkin 183 vd. maddelerinin uygulanacağı, bu itibarla da yargılamanın ihtisas anlamında Bankacılık Mahkemesi olarak değil de genel hükümlere göre görülmesi gereken bir dava olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de, alacağın temliki kurumuna dair az önce yer verilen yasal düzenlemeler ile yerleşik Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda, davaya dayanak alacağın, davalının dava dışı temlik eden ... Şirketi nezdinde kullandığı Genel Kredi Sözleşmeleri olduğu, bahsi geçen genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcun davacı tarafından dava dışı bankaya davalı yerine ödendiği, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın, ödeme akabinde Tire... Noterliğinin 13/02/2023 tarih ve... yevmiye numaralı Alacağın Devri Sözleşmesi ile davacı tarafından devralındığı, alacağın temliki hükümleri çerçevesinde yalnızca alacaklının şahsında değişiklik olduğu, ... Şirketinin alacaklı sıfatının davacıya geçtiği, alacağın mahiyetinin yine davalının temlik eden ... Şirketi nezdinde kullandığı Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklandığı, icra dosyasına konu edilen alacağın kredi borcundan ibaret asıl alacak yanında temlik tarihine kadar işlemiş faiz, temlik tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz, BSMV, temlik tarihine kadar işlemiş faiz, temlik tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faiz, BSMV bedelleri toplamından ibaret olduğu, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden kaynaklanan davaların çözümü açısından da İzmir İlinde İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevli kılındığı, uyuşmazlığın Bankacılık Kanunu hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 02/10/2025 tarih ve...Karar sayılı kararı ile ''...Somut olayda; Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olup taraflar iş bölümü itirazında bulunmamıştır. Esasen her iki mahkeme kararı gönderme kararı niteliğindedir. Davanın tevzien ilk açıldığı İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekir...'' gerekçesi doğrultusunda İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olamak belirlenmesine karar verilerek dosyanın yargılamaya devam olunması amacıyla mahkememize gönderilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesinde hukuk düzenimizde mevcut olan ilk itirazların tahdidi olarak yetki ilk itirazı ve tahkim ilk itirazı olarak belirlendiği, 1-c. bendinde yer alan iş bölümü ilk itirazının 7251 sayılı Kanununun 8. maddesi düzenlemesi ile 22/07/2020 tarihi itibarıyla mülga olduğu, aynı yerde bulunan Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında mevcut olan ilişkinin iş bölümü ilişkisi değil, iş dağılımı ilişkisi olduğu, iş bölümü ilk itirazının mülga durumda olduğu, bu sebeple taraflarca iş bölümü itirazında bulunulmasının, bulunulması durumunda ise bu yöndeki bir itirazın dinlenilmesinin mümkün olmadığı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 02/10/2025 tarih ve ... Karar sayılı kararının mahkememiz ile ihtisas mahkemesi olan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığı esastan çözer nitelikte olmadığı anlaşılmakla, güncel Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda aynı adliyede bulunan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile İhtisas Mahkemesi sıfatını haiz bir diğer Asliye Ticaret Mahkemesi arasında İhtisas Mahkemesi sıfatına binaen bulunan ilişkinin iş dağılımı ilişkisi olduğu da gözetilerek, açılan davanın ihtisas mahkemesi sıfatını haiz İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davaya konu uyuşmazlığın İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 2021/5828 Muh sayılı 06/12/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi Kararı uyarınca İzmir İli açısından İhtisas Mahkemesinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlendiği anlaşılmakla, dosyanın ihtisas mahkemesi olan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin ihtisas mahkemece dikkate alınmasına, 3-Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına, 4-Kararın resen taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, kesin olmak üzere karar verildi.20/10/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1004, K. 2025/985, T. 20.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1004-e-2025-985-k-65a42ef63213