İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1003 E. 2026/280 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1003
- Karar No
- 2026/280
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1003 Esas KARAR NO : 2026/280
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2025 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/03/202
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında fatura mukabili ticari satımdan kaynaklanan ticari bir ilişki söz konusu olduğu, Müvekkili tarafından sağlanan hizmet/emtia faturalandırılarak davalıya teslim edildiği, davalı tarafından da ödemesi gerçekleştirildiği, Davalının, cari hesap bakiyesini ödemediği, davalı aleyhinde Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığı, davalının, süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğini, itiraz üzerine takip durdurulduğu, Dava şartı arabuluculuk prosedürü ikmal edildiği, ancak anlaşma sağlanamadığı, Davanın kabulüne, itirazın iptaline, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ...... E. sayılı dosyası üzerinden takibin asıl alacak 246.711,66 TL üzerinden devamına, (Takip öncesi işlemiş faize yönelik talep hakkı saklı kalmak kaydı ile), Asıl alacağın 9620'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine, 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı ile İİK'nın 257. vd. Maddeleri uyarınca, davalı adına kayıtlı menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz tatbiki hususunda karar oluşturulmasına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara iştirak etmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-İlgili vergi dairelerine BA-BS formlarının celbi için müzekkereler yazılmıştır. 3- Bilirkişi tarafından 22/01/2026 tarihinde mahkememize sunulan raporda "Defter Usul Yönünden: Davacı ..... YAZILIM A.Ş.'nin 2023 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK'ya uygun ve süresinde yapıldığı, şirketin 2024 yılı itibarıyla e-Defter mükellefi olduğu, 2024 yılına ait e-Defter beratları ile 2025 yılı Ocak ayı beratlarının süresinde alındığı, 2025 yılı Aralık dönemi beratlarının ise inceleme tarihi itibarıyla süresi içinde bulunduğu, ayrıca 2024 ve 2025 yıllarına ait envanter defterlerinin tasdikli olduğu, ticari defterlerin delil niteliğine ilişkin takdir Sayın Mahkeme'ye aittir. Alacak Yönünden: Davacı tarafından davalı adına 2023 yılı içerisinde düzenlenen iki adet e-faturanın toplam tutarının 476.711,66 TL olduğu, Davalı tarafından bu faturalara mahsuben 230.000,00 TL ödeme yapıldığı, Davacı ticari defter ve kayıtlarına göre dava ve takip tarihi itibarıyla kalan cari hesap bakiye borç tutarının 246.711,66 TL olduğu, Davalı tarafça defter ve belgeler ibraz edilmediğinden, incelemenin davacı kayıtları ve dosya kapsamındaki belgelerle sınırlı olarak yapıldığı, BA-BS bildirimlerinin, davacı tarafından düzenlenen faturaların varlığı ve tutarları ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Faiz Yönünden: Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; faturaların üzerinde “faturanın kesim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmelidir.” Şeklinde yazılmış olup 246.711,66 TL Asıl alacak için 204.473,28 TL avans faizi hesaplanmıştır. (Talep edilen 206.244,19 TL'dir) " şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari hizmet ilişkisine istinaden faturalara konu hizmetlerin ifasına rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediğini iddia etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2023 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle 246.711,66 TL davacının davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının tarafından kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmeti ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı davacı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu hizmetin ifa edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ......'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde faturaya konu hizmetin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 246.711,66-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının faturaya konu hizmeti ifa ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... Esas, ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ise ..... Esas ve ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 246.711,66-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 246.711,66-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden de davalının işleyecek faize itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 49.342,33-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı icra takip dosyasında 246.711,66-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 49.342,33-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 16.852,89-TL harçtan peşin alınan 1.985,45-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 14.867,44-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 1.985,45-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.600,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan 8.205,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026
Katip ..... e-imza Hakim.....