İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/998 E. 2026/217 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/998
- Karar No
- 2026/217
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO :...
BAŞKAN : ... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP :...
DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av...
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Muris ... ile kardeşi davalı ... arasında akdedilen taksim protokolü uyarınca murise verilmesi gereken taşınmazların tapu kayıtlarının muvazaa nedeniyle iptali ile Muris ... adına tesciline; tapu iptali ve tescil taleplerimiz kabul görmeyecekse; taşınmazların rayiç değerinin müvekkilin hissesine düşen kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL alacağa protokol tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkile ödenmesine, dava konusu edilen taşınmazın tapu kayıtlarına konulmak üzere üçüncü kişilere devrinin önlenmesi / davalıdır şerhi işlenmesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yada murisleri ile davalılar arasında doğrudan bir hukuki ilişki, alım-satım olmadığından ileri sürülen muvaza iddilarının hukuken dinlenilmesinin mümkün olmadığını, zira müvekkili ...'a taşınmaz satışını ... A.Ş.'nin yaptığını, ... A.Ş.'nin 26/05/1995 tarihli ticaret sicil gazatesinden de görüleceği üzere yönetim kurulu başkanı ...(dede)'ın yönetim kurulu üyesi ...(davacının babası) olduğunun anlaşıldığını, 10 Ağustos 1999 tarih ve ... sayı numaralı ticaret sicil gazetesi ile ... A.ş.nin ilanı incelendiğinde yine ...'ın yönetim kurulu başkanı, ...'ın yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcılığına, ... ve Ferhat Yurttaş'ın yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine karar verildiğini, davalının iddia ettiği gibi taşınmazların hiç bir zaman ... A.Ş. mülkiyetine ve uhdesine geçmediğini, muvazaa iddiası bakımından muvazaayı gerçekleştirenin,... A.Ş.'nin tüzel kişiliğin bizzat kendisi olduğunu, tapu satış ve devri işlemini yerine getiren tüzel kişiliğe ve yönetim kurulu üyleri ..., ..., ...ve ... olduğunu, davalı müvekkillerinin bu dava ile ilgisi olmadığını belirterek haksız açılanan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. Muris ...’ın mirasçısı Selçuk Yurttaş tarafından, davalılar ... ve ... Elemanları San. A.Ş.’ye karşı iş bu dava açılmıştır. Davanın temelini, 1996 ve 1997 yıllarında kardeşler arasında (...) imzalanan paylaşım protokolleri oluşturmaktadır. Davacının iddialarına göre; buu protokollere göre, ortak olunan şirket mallarından ...el üzerinde bulunan tesislerin paylaşımı kararlaştırılmış; "A bölümü" olarak adlandırılan 5.000 metrekarelik idare binası kısmının muris ...’a verilmesi hususunda mutabık kalınmıştır. Ancak dilekçede belirtildiği üzere, diğer kardeşlere düşen payların devri yapılmasına rağmen muris ...’a verilmesi gereken taşınmazın devri gerçekleştirilmemiştir. Davacının iddiasına göre, davalı ..., protokol gereği murise devredilmesi gereken bu taşınmazı, yetkilisi olduğu ... İnşaat üzerinden muvazaalı (danışıklı) bir şekilde kendi çocuklarının ortağı olduğu ... Elemanları San. A.Ş.’ye devretmiştir. Bu işlemlerin hiçbir bedel ödenmeksizin, sırf mal kaçırmak amacıyla ve protokole aykırı olarak yapıldığı savunulmaktadır. Murisin 2009 yılında vefat etmesinden sonra da davalı tarafın, mirasçıları taşınmazı devredeceklerini söyleyerek oyaladığı, bu süreçte taşınmazın bir kısmının da üçüncü kişilere satıldığı ifade edilmektedir. Esas talep olarak davacı, tapu kayıtlarının muvazaa nedeniyle iptali ile taşınmazın muris ... adına tescili, bu mümkün olmazsa mirasçının payı oranında tescili talep edilmektedir. Şayet tapu iptal ve tescil talebi kabul görmezse, terditli (kademeli) olarak taşınmazın güncel rayiç değerinin tespit edilmesi ve mirasçının payına düşen kısmın, protokol tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesi istenmektedir. Protokollerin incelenmesi; 19.07.1997 Cumartesi günü A. ..., ..., ..., ... Ap. 1. katta... ... ...n huzurunda Anbar tesislerinin bölüşülmesi için çektikleri kura sonucu, aşağıdaki gibi anlaşmışlardır. Anbar tesisleri (A) (B) ve (C) bölümü halinde (3) kısma ayrılmış (A) bölümü idare binası bölümü 5.000 beşbin m2 arsası ile birlikte ...’a verilmiştir. (B) bölümü orta saha olup 12.300 m2 arsa payı ile ekli haritada işaretli olan alan olup, ...ş’a verilmiştir. (C) bölümü tesislerin şehir tarafındaki alan olup, 10.700 m2 arsa payı ile ...’a verilmiştir. Paylaşmada herhangi bir fark konulmamıştır. Plan üzerinde yapılacak rızai taksim resmi mercilerde sonuçlandırılacaktır. Masraflar eşit oranda paylaşılacaktır.(5) maddeden 2 sahife olarak düzenlenen bu protokol şahitler huzurunda imzalanmıştır. Protokole imza atan kişilerin; ... ... ... ... olduğu görülmüştür. MUTABAKAT ZAPTI (II) başlıklı belge incelenmesinde; 12.10.1996 tarihinde İstanbul ...r otelinde yapılan toplantılar sonucu ..., ..., ... aralarındaki bütün ihtilafları çözmek suretiyle aşağıdaki sonuçlarla geçmiş bütün hesapları ibra etmişler, bundan böyle müşterek hareket etmeye karar vermişlerdir. Bu tarih itibarıyla ... 1.800 $ borçlu, ... 9.500.- $ borçlu, ... 11.300 $ alacaklıdır. Anbar tesislerinde bulunan bütün tesis ve makineler (şeker makinası hariç) eşit oranda her üç şahsa aittir. Çaybağlarında Yapı-Kredi ipoteğinden satışa çıkarılan ve Rasim ve ... tarafından alınan ve toplam 3.600.000.000.- TL ödenen 3 adet arsa için Zeki Yurttaş, Rasim ve ...’a 1.200.000.000.- TL ödeyerek bu arsanın 1/3 hissedarı olacaktır. Rasim ve ... tarafından 02.04.1996 tarihinde Tütünbankla yapılan protokol gereği, ödenmesi gereken ve halen taksit tarihleri gelmemiş bulunan, 25.10.1996 tarihinde 1.500.000.000. -25.11.1996 tarihinde 1.500.000.000.-25.12.1996 tarihinde 1.500.000.000.-25.01.1997 tarihinde 1.500.000.000.-Toplam 6.000.000.000 TL Zeki Yurttaş tarafından ödenecek ve böylece ...bu protokolün hak ve menfaatlerinden 1/3 oranında faydalanmak üzere, diğer ortaklar gibi ibra edilecektir.- Bundan böyle de her üç kardeş eski şirketlerinden doğan borç ve yükümlülükleri yanında hak ve menfaatlerine sonuna kadar sahip çıkmaya devam edeceklerdir. Şeklinde olduğu, 13.10.1996 tarihinde düzenlendiği, ..., ... ve ... imzaladığı görülmüştür. Kayseri ili Melikgazi ilçesi ... parsel numaralı taşınmazın tamamı başlangıçta ... Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlıdır. Bu taşınmaz, ilgili şirketten satın alınarak üç farklı şirket arasında eşit paylarla paylaştırılmıştır. Satış işlemi sonucunda taşınmazın yeni sahipleri ... Elemanları Ticaret ve Sanayi A.Ş., ... İthalat İhracat İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve İnger İnşaat ve Gereçleri Sanayi Ticaret A.Ş. Olmuştur. Dava konusu taşınmaz ...’a hiç geçmediği görülmüştür. TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır. Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Taraflar arasındaki var olduğu iddia edilen ilişkinin satım sözleşmesinden kaynaklanması ve satım sözleşmesinin TTK' nın 4/1 maddesinde düzenlenmemesi, Borçlar Kanunu'nda düzenlenmesi nedeni ile davanın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır. TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır. Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; davaya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası ile Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü itirazından çıkarılmış, görev ilişkisine dönüştürülmüştür. HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir. Dosya kapsamına göre; dava, murisler ve mirasçılar arasında akdedilen harici paylaşım protokolüne dayalı tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmadığı takdirde tazminat talebine ilişkindir. Davacı taraf, muris ... ile davalı ... ve dava dışı...arasında imzalanan 19.07.1997 ve 12.10.1996 tarihli protokoller uyarınca murise bırakılması kararlaştırılan taşınmazın, muvazaalı işlemlerle davalı şirket üzerine tescil edildiğini iddia ederek hakkın iadesini talep etmiştir. Davanın temel dayanağı mülkiyet hakkı ve aile bireyleri arasındaki paylaşım sözleşmesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ya da kanunda açıkça düzenlenen mutlak ticari davalardan olması gerekmektedir. Somut olayda davacı, murisin mirasçısı sıfatıyla ve mülkiyet hakkına dayanarak şahsi bir hakka dayanarak iş bu davayı açmış olup; davacının bu işlemi bir ticari işletme faaliyeti kapsamında değildir. Uyuşmazlığın özü, bir taşınmazın aynına (mülkiyetine) yönelik olup, tescilin yolsuz olduğu iddiasına dayanmaktadır. Tapu iptali ve tescili davaları, taşınmazın bulunduğu yerdeki genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gereken davalardandır. Zira uyuşmazlık şirketler arası bir ticari alacak-borç ilişkisinden değil, şahıslar arasındaki miras ve paylaşım hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, davanın "ticari dava" vasfı taşımadığı, mülkiyet ve miras hukukuna dayalı genel bir hukuk davası olduğu, dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, 6335 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra mahkememiz ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi haline getirildiği, görev ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve davanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-HMK'nın 114/1-c. maddesi uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nın l15/2. maddesi gereğince davanın USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli KAYSERİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne tevzi edilmesi için Kayseri Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 3-HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca verilen kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK'nın 331/2. maddesi gereğince, dava dosyanın re'sen mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK'nın 331/2. maddesi gözetilerek, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına, Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/03/2026
Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır