İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/970 E. 2025/1060 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/970
- Karar No
- 2025/1060
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/970 KARAR NO : 2025/1060
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 29/11/2024 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 29/11/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müflis şirket ile müvekkili arasında ekte sunulu "satış vaadi sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme ile İSTANBUL ili, Esenyurt İlçesi, D blok ..... numaralı bağımsız bölümlerin mülkiyetinin müvekkiline devredilmesinin kararlaştırıldığını, alacak kaydı bildiriminde iflas dosyasına sunulan ve iş bu dilekçe ekinde de sunulan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin "satış bedeli ve ödeme şekli" başlıklı 9. maddesinden de anlaşılacağı üzere satış bedeli peşin olarak verilmiş ve bu anlamda satıcının herhangi bir alacağı kalmadığını, İflas idaresi tarafından alınan kararın gerekçesinde "Alacaklı vekilince masaya kaydı talep edilen toplam 18.000.000,00.-TL alacağın; sunulan belgeler alacağın varlığını tevsik edici nitelikte bulunmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden alacağın tamamının reddine karar verilmiştir." denildiğini, taraflarınca yapılan alacak kaydı bildiriminde müvekkili ile yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin sunulduğunu, taşınmazları satın almayı vaad eden taraf konumunda olan müvekkilinin sözleşmede belirtildiği üzere peşin para karşılığı olarak yükümlülüğünü yerine getirdiğini, müvekkilince ödeme yapıldığını ve müvekkilinin herhangi bir borcu kalmadığını, taşınmazları devretmeyi vaat eden taraf olan müflis şirketin ise müvekkilinin birçok kez talep etmesine rağmen taşınmazları devretmediğini, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen müflis şirketin taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında müvekkilince yapılan ödemeyi müvekkiline iade etmesi gerektiğini, taşınmaz satış sözleşmesinin konusunun bağımsız bölüm olduğu ve sözleşme itibariyle müvekkilince yapılan ödeme dikkate alındığında iflas masasına bildirilen 18.000.000-TL'nin alacak kaydı yapılarak sıra cetvelinde yer alması gerektiğini, bu borcun varlığının kabulünün yargılama gerektirmediğini, sözleşme gereğince edimini ifa etmeyen şirketin taşınmaz değerlerini müvekkiline iade borcu olduğunu, neticede Bakırköy ..... İcra ve İflas Dairesi tarafından verilen alacağın reddine dair kararın kaldırılmasına, alacağın kabulü ile iflas masasına kaydına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı iflas idaresi vekilinin 16.12.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müflis şirket ile davacı arasında gerçekleştirildiği iddia edilen sözleşmenin kanunda yazılı resmi şekil şartına uymadığından geçersiz olduğunu, geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak herhangi bir talepte bulunulamayacağının kanunen ve Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, Tapulu taşınmazlara ilişkin sözleşmeler resmi şekilde yapılmadığından hukuken geçersiz olup taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmayacağını, Yargıtay’ın 26.11.1980 gün ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olması için 3 şartın bir araya gelmesi gerektiğinin belirtildiğini, "Alıcının edimlerini yerine getirmiş olması, Taşınmazın Alıcıya teslim edilip fiili olarak da alıcı tarafından kullanılması, İyi niyetli üçüncü kişilerin taşınmazda hak sahibi olmaması," şeklinde ifade edildiğini, somut olayda adi yazılı olarak dahi nitelendirilebilecek bir sözleşme mevcut olmadığı gibi, Yargıtay'ın aradığı diğer şartların da mevcut olmadığını, bu yöndeki davalarda, alacağın varlığını ispatlayan tüm belgelerin sunulması ve bu belgeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda alacağın var olup olmadığının tespiti sonucunda karar verildiğini, alacağını iflas idaresi ve/veya basit tasfiye usulünde iflas müdürlüğüne bildirip de alacağının tamamı ya da bir kısmı ret olan alacaklı, açmış olduğu kayıt kabul davasında alacağının varlığını ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacının gerek iflas masasından kayıt kabul talebinde bulunurken gerekse işbu davayı açarken yapıldığı iddia edilen sözleşmede ödendiği belirtilen 18.000.000,00 TL'yi ödediğine ilişkin banka dekontu v.b bir belge sunamadığını, bu durumun bedelin ödenmediğini ve sözleşmenin müflis şirket tarafından yapılmadığını gösterdiğini, dava dilekçesinin ekinde fotoğrafları sunulan sözleşmenin, müflis şirketin gerçekte yaptığı harici taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine benzemediğini, bu sebeple sözleşmenin davacı tarafından oluşturulduğu ve müflis şirketin kaşesinin üstündeki imzanın davacı tarafından atıldığına dair ciddi şüpheleri bulunduğunu, iflas idaresi ne mahkeme ne de bilirkişi olduğundan sadece iddiaya dayalı kayıt talebini ret etmek zorunda kaldığını, neticede; davanın esastan reddine, davanın açılmasına iflas idaresi sebebiyet vermediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi halinde dahi, davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235'nci maddesine istinaden açılmış olup, iflas idaresince kabul edilmeyen alacağın müflisin’in iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir. İflâs Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevaptan, müflis ..... Grup Enerji İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2021 tarih, ..... Esas sayılı ilamı ile 24/03/2021 tarihinde iflâsına karar verildiği, iflâs tasfiye işlerinin ..... iflâs sayılı dosyasında yürütüldüğü, iflâs idaresi tarafından düzenlenen ek sıra cetvelinin 15/11/2024 tarihinde Sözcü Gazetesi'nde ilan edildiği, davacının posta masrafı yatırması nedeniyle sıra cetvelinin davacıya 13/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişiler Nermin Arıcı tarafından mahkememize sunulan 25/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalı Müflisin Bakırköy ...... İflas Müdürlüğünün...... numaralı iflas dosyasına herhangi bir ticari defter ibraz etmemesi, yine davacı tarafından herhangi bir ticari defter ve belge ibraz edilmemesi nedeniyle, dosya münderecatı incelenmiş olup yapılan bu inceleme neticesinde; davalı müflis aleyhinde Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas sayılı dosyada açılan davada 24.03.2021 tarihinde Davalı müflisin iflasına karar verildiği, iflas tasfiye işlemlerinin Bakırköy ..... İflas Müd. ..... nolu iflas dosyasında yürütüldüğü, davacı tarafından davalı müflis ile akdedilen Taşeronluk sözleşmesi gereğince hak kazandığı hakedişler karşılığında davalı müflise ait ..... Projesindeki D blok ..... nolu bağımsız bölümlerin Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile kendilerine satıldığı/devredildiği iddia edildiği, davacı tarafından iflas idaresine 20 adet bağımsız bölümün bedeli olarak 18.000.000,00-TL alacak kayıt ettirildiği, iflas idaresince 300 numaraya kaydedilen davacı alacağının tamamının reddine karar verildiği, davacı tarafından alacağına dayanak olarak sunulan Taşeronluk Sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmede davalı müflis işveren, davacı taşeron olarak yer almakta iken madde 2’de işi yapacak olarak davacı değil davalı müflis .... Grup ismi yazdığı, yine sözleşmede işin ne kadar bedel ile yapılacağına ilişkin bir madde olmayıp, sadece sözleşme bedelinin barter olarak ödeneceğinin yazdığı, davacı tarafından alacağına dayanak olarak 4 adet Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ibraz edildiği, sözleşmenin her birinde 5 adet bağımsız bölümün bedelinin 4.500.000,00-TL olduğunun yazdığı ve yine sözleşme bedelinin peşin olarak ödendiğinin yazdığı, 4 adet Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesindeki toplam 20 adet bağımsız bölüm bedelinin 4 x 4.500.000,00 TL = 18.000.000,00 TL gözüktüğü, davacı tarafından sunulan 4 adet Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin incelenmesinde; dava dilekçesi ekinde ve iflas idaresine ibraz edilen sözleşmeler ile davacı vekilinin 27.03.2025 tarihinde dava dosyasına ibraz ettiği sözleşmeler arasında farklılıklar olduğu, Şöyle ki; dava dilekçesi ekinde ve iflas idaresine sunulan sözleşmelerdeki imza ve kaşelerin şekli ile 27.03.2025 tarihinde sunulan sözleşmelerdeki imza ve kaşelerin şeklinin gözlemleme ile dahi farklı olduğunun gözüktüğü, yine dava dilekçesi ekinde ve iflas idaresine sunulan sözleşmelerde her sayfada davacı kaşe imzası varken 27.03.2025 tarihinde sunulan sözleşmelerde sadece son sayfada davacı ve davalı müflis kaşe imzası olduğu, yine dava dilekçesi ekinde ve iflas idaresine sunulan sözleşmelerin son sayfalarında “Taraflarca 10.10.2018, 10.12.2018, 10.02.2019 ve 10.04.2019 tarihinde imza edilen bu sözleşme aynı tarihte yürürlüğe girmiştir” yazarken, 27.03.2025 tarihinde sunulan sözleşmelerin tamamında işbu tarih olarak 10.02.2019 yazdığı, yine davacı tarafından sunulan delillerden bağımsız bölümlerin bedelinin hakedişler karşılığında ödendiği iddia edilmekte ise de, Gayrimenkul Vaadi Sözleşmelerinde bedelin peşin olarak ödendiğinin yazılı olduğu, davacı tarafından her ne kadar yaptığı hakedişler karşılığında davalıdan Barter olarak 20 adet bağımsız bölüm alındığı/devredildiği iddia edilmekte ise de, davacı tarafından davalı müflise kesilen hakediş faturalarının ibraz edilmediği, yine davacı davalıya Taşeron olarak hizmet vermiş ve hakediş’e hak kazanmış ise faturalarını kesip ticari defterlerini işlemesi ve ticari defterlerinde davalı müflisten alacaklı gözükmesi gerekmekte olup, davacı tarafından herhangi bir ticari defter ve belge de ibraz edilmediği, tüm yapılan bu tespitler neticesinde davacı alacağının ispata muhtaç olduğunun Mahkemenin takdirlerinde olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 235. maddesinde; “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde sıra cetveline itiraz ve neticeleri düzenlenmiştir. Anılan hüküm gereğince alacağı iflâs idaresi tarafından tamamen veya kısmen reddedilen ve sıra cetveline alınmayan yahut da sıra cetveline alınan başka bir alacaklının alacağına veya sırasına karşı koymak isteyen alacaklının, sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş gün içerisinde iflâs masasına (idaresine) karşı iflâs kararı verilen yerdeki asliye ticaret mahkemesine sıra cetveline itiraz davası açması gerekir. Bu dava iflâs alacaklıları veya mülkiyet dışında istihkak iddiasında bulunanlar tarafından açılabilir; müflisin bu davayı açması mümkün değildir (Atalı /Ermenek /Erdoğan, s. 613). Sıra cetveline itiraz davası, normal bir eda (alacak) davasıdır. Çünkü bu dava ile, alacaklı, iflâs idaresinin alacağını tamamen veya kısmen haksız olarak reddettiğini iddia ederek iflâs masasının (idaresinin) bu alacağı ödemeye mahkûm edilmesini ister. Uygulamada bu dava “kayıt kabul davası” olarak nitelendirilmekte ve dava dilekçesinde, alacaklı, alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmektedir (Kuru, s. 1333). Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede ise iflas dairesidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Sadece alacak belgesinin bulunması alacağın gerçek varlığı yönünde yeterli olmayıp alacaklı-borçlu arasındaki temel ilişkilere inilip sair belge ve bilgilerle gerçek alacağın tespit edilmesi gerekli olup ispat hususuda alacaklıya aittir. Dosya kapsamı, davacı tarafından sunulan belgeler, iflas idaresine yapılan alacak kaydı talepleri, taşeronluk ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri üzerinde yapılan incelemeler, belgeler arasındaki farklılıklar ve ispat yüküne ilişkin değerlendirmeler bir bütün olarak ele alındığında, davacının ileri sürdüğü alacak talebinin mahiyeti ve dayanaklarının gerçekliğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Davacı, davalı müflis şirket ile akdettiğini iddia ettiği taşeronluk sözleşmesi çerçevesinde yapmış olduğu iş ve hakedişler karşılığında, davalı müflise ait ..... Sitesi D blokta bulunan toplam 20 adet bağımsız bölümün kendisine barter yöntemiyle devredildiğini, bu devrin de taraflar arasında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile gerçekleştirildiğini ileri sürmektedir. Bu doğrultuda davacı, iflas idaresine dört ayrı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ibraz etmiş; her bir sözleşmede beşer bağımsız bölümün bedelinin 4.500.000,00 TL olarak yazılı olduğunu, toplamda 18.000.000,00 TL tutarında alacağı bulunduğunu iddia ederek bu bedelin alacak kaydına alınmasını talep etmiştir. Ancak iflas idaresi, söz konusu talebin tamamının reddine karar vermiştir. Davacı tarafından delil olarak sunulan taşeronluk sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmede davalı müflisinin işveren, davacının ise taşeron sıfatıyla yer aldığı görülmekle birlikte, işin kim tarafından yapılacağına ilişkin düzenlemede davacının değil davalı müflis ...... Grup’un isminin yer aldığı, işin bedeline ilişkin herhangi bir belirleme bulunmadığı, yalnızca bedelin barter şekilde ödeneceğine dair genel bir ifade bulunduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle sözleşmenin işin kapsamı, bedeli ve taraf yükümlülüklerinin belirgin olmadığı, bu yönüyle taşeronluk ilişkisinin varlığını ve alacak iddiasına dayanak teşkil edecek hakediş tutarlarını ortaya koyacak içerikten yoksun bulunduğu anlaşılmaktadır. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri üzerinde yapılan ayrıntılı incelemede, dava dilekçesi ekinde ve iflas idaresine ibraz edilen sözleşmeler ile davacı vekilinin 27.03.2025 tarihinde dava dosyasına sunduğu sözleşmeler arasında açık biçimde farklılıklar bulunduğu belirlenmiştir. Farklılıkların başında sözleşmelerde yer alan imza ve kaşelerin şekilleri gelmekte olup, dilekçe eki ve iflas dosyasına sunulan sözleşmelerdeki imza ve kaşelerin, 27.03.2025 tarihinde ibraz edilen sözleşmelerde yer alan imza ve kaşelerden tamamen farklı olduğu görülmüştür. Ayrıca ilk sunulan sözleşmelerde her sayfada davacı kaşe-imzası bulunmasına rağmen, sonradan sunulan sözleşmelerde yalnızca son sayfada davacı ve davalı müflis kaşe-imzası yer almaktadır. Sözleşmelerin düzenleme tarihleri bakımından da önemli uyumsuzluklar tespit edilmiştir. Dava dilekçesi ekinde ve iflas idaresine sunulan sözleşmelerde, metnin sonunda “Taraflarca 10.10.2018, 10.12.2018, 10.02.2019 ve 10.04.2019 tarihlerinde imza edilen bu sözleşme aynı tarihte yürürlüğe girmiştir” ifadeleri yer almakta iken; 27.03.2025 tarihinde ibraz edilen tüm sözleşmelerde düzenleme tarihi olarak sadece 10.02.2019 yazmaktadır. Bu husus, sözleşmelerin farklı dönemlerde farklı içeriklerle üretildiğini, tarih, imza ve kaşe unsurlarında tutarlılık bulunmadığını, sunulan belge setlerinden hangisinin doğruyu yansıttığının tespitini güçleştirdiğini ve belgelerin güvenilirliğini zayıflattığını göstermektedir. Öte yandan, davacı dilekçesinde ve taşeronluk sözleşmesi dayanağında, söz konusu bağımsız bölümlerin hakedişler karşılığında barter yoluyla ödendiği ileri sürülmekte ise de, satış vaadi sözleşmelerinde bedelin peşin olarak ödendiği yazılıdır. Bu iki iddia arasındaki çelişki giderilememiş olup, hakediş karşılığı yapılan barter ödeme iddiası satış vaadi sözleşmelerinin kendi iç düzenlemesi ile uyumlu değildir. Eğer bedel peşin ödenmişse hakediş karşılığında barterden söz edilemeyeceği gibi, hakediş karşılığında devredilmişse de bedelin peşin olarak ödendiğini belirten hükümlerin sözleşmelerde yer almasının makul bir açıklaması bulunmamaktadır. Davacı tarafından, hakediş iddiasının ispatı bakımında önem taşıyan hakediş faturaları da ibraz edilmemiştir. Taşeron olarak hizmet sunan bir ticari işletmenin yaptığı iş karşılığında faturalarını düzenlemesi, bunları ticari defterlerine işlemesi ve defter kayıtlarında işveren şirketten alacaklı olarak görünmesi zorunludur. Bu nedenle hakediş iddiasının temel unsurlarını teşkil eden hakediş faturalarının sunulmaması, iddianın ispat gücünü ciddi biçimde zayıflatmaktadır. Ayrıca davacı tarafından ticari defter ve kayıtların da ibraz edilmemiş olması, taşeronluk ilişkisi çerçevesinde hak edilen ve barter yoluyla ödendiği iddia edilen alacağın varlığını ortaya koyma imkânını ortadan kaldırmaktadır. Mevcut haliyle, davacı tarafından sunulan sözleşmeler arasındaki tarih, imza ve kaşe farklılıkları, taşeronluk sözleşmesindeki çelişkiler, bedelin peşin ödendiği yazılı olmasına rağmen hakediş karşılığı verildiği iddiası, hakediş faturalarının ve ticari defterlerin ibraz edilmemiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacak talebinin somut ve inandırıcı delillerle desteklenmediği, alacağın kanıtlanması yönünden ciddi eksiklikler bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının iddiasının, mevcut delil durumu itibariyle ispata muhtaç olduğu ve sunulan belgelerin alacağın varlığını ispatlamaya yeterli görülmediği,sadece sözleşmelerin varlığının davacının gerçek bir alacağın varlığına ilişkin bir delil olarak görülemeyeceği,alacak belgesinin bulunması alacağın gerçek varlığı yönünde yeterli olmayıp alacaklı-borçlu arasındaki temel ilişkilere inilip sair belge ve bilgilerle gerçek alacağın tespit edilmesi gerekli olup davacının buna ilişkin hiç bir delil sunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı iflas idaresinin kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı iflas idaresine VERİLMESİNE, 5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.150,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 20/11/2025
Başkan ..... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Üye ..... ¸e-imzalıdır Katip ..... ¸e-imzalıdır