İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/928 E. 2025/1007 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/928
- Karar No
- 2025/1007
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/928 Esas KARAR NO : 2025/1007
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/11/2024 KARAR TARİHİ : 18/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; taraflar arasında 16/07/2024 tarihinde personel hizmeti amaçlı Seçme ve Yerleştirme Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği davacı tarafından gönderilen personellerin davalı tarafa ait iş yerinde davalının gösterdiği işleri yapacağını, sözleşmeden sonra davacının üzerine düşen görevleri yerine getirdiğini, davacı tarafından gönderilen personellerin kendilerine verilen görevleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacının hizmet ücreti amacıyla 203.294,09-TL bedelle fatura tanzim ettiğini, davalının 100.000,00-TL bedelini ödediğini, kalan bakiyeyi ödemediğini, tekrar iletişime geçilmesini takiben borcun bir kısmını ödeyerek, 67.764,70-TL'lik kalan kısmı için iade faturası düzenlediğini, davacı tarafça iade faturasına itiraz edilerek bakiye borcunu ödemesini talep etmiş ise de, borcun ödenmediğini, iş bu alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini, takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafça 3 adet personel istihdamı sağlandığını, bu personelin çalıştığı dönemde akdedilen sözleşmenin beklentilerine uygun olmadıklarını, bir kaç ay çalıştırıldıktan sonra iş akitlerinin son bulduğunu, performansından memnun kalınmayan personellerle ilgili davacı tarafla görüşüldüğünü ancak bir sonuç alınamadığını, davalı bünyesine istihdamı sağlanan 3 personele ilişkin kesilen 203.394,09-TL bedelli faturanın .....'ın istihdamına ilişkin 67.764,70-TL'lik kısmının davacıya bildirilerek iade faturası kesilerek ayıplı ifa ve uğranılan zarar kapsamında hizmet bedelinden düşüldüğünü, davacı yana herhangi bir borcu olmadığını belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Bakırköy ..... İcra Dairesi' nin ..... esas sayılı dosyası, Ümraniye Sosyal Güvenlik Kurumu yazı cevabı, Bakırköy ...... Noterliği yazı cevabı, Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi yazı cevabı, Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, Kocasinan Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından faturaya dayalı olarak Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü. Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 74.970,50-TL toplam alacak üzerinden faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mahkememize ibraz edilen 06/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, İncelenen dosya ve sunulan belgeler doğrultusunda, taraflar arasında 16/07/2024 tarihli Seçme ve Yerleştirme Sözleşmesinin akdedildiği, davacının sözleşme gereği üstlendiği edimi eksiksiz yerine getirdiği, ancak davalının ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediği, bunun sonucunda ise davacı tarafından alacak talebinde bulunulduğunun anlaşıldığı, Davalı taraf ise, söz konusu hizmetler karşılığında yapılan ödemeleri ve iade faturalarını, davacı ile olan anlaşma ve belgeler ışığında, ayrıca bildirim ve ödeme süreçlerine uygun şekilde gerçekleştirdiğini iddia ettiğini, taraflarca ibraz edilmiş yasal defterin süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğu ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun değerlendirildiği, Davacı tarafından işe alım sürecinin başarıyla gerçekleştirildiği ve hatta ......'ın 24/07/2024 - 04/10/2024 tarih aralığında davalı şirkette çalıştığı, davalı şirketin dava dışı çalışan anlaşamaması sebebi ile işten çıkartıldığı ve davacı tarafından talep edilen hizmet bedelinde davalının kesinti yaparak iş bu davaya sebep olduğunun anlaşıldığı, Taraf kaydi olarak mutabık olup, davacının 103.294,09-TL davalıdan alacaklı durumda olduğunu, Davacının iddiasında haklı olduğu ve davacının davalıya karşı edimini eksiksiz olarak verdiği kanaatinde ise, davalının davacıya ödemesi gereken borç miktarının takip tarihi itibarıyla 103.294,09-TL olması gerektiği, davalının mail içeriğinde davacıya durumu bildirdiği ve kesinti yapılacağının taraflarca kabul edildiğinin kanaati halinde ise 103.294,09-TL alacaklı olduğu görüldüğü, Takip sonrası davalı tarafından 35.529,39-TL ödeme yapıldığı, her iki taraf defter kayıtlarında bu ödemenin yer aldığını, davalı yanca takip sonrası daha önce düzenlenip iptali yapılan 67.764,70-TL değerinde iade faturası tekrar davacı adına keşide edildiği görüş ve kanaati bildirilmiştir. Genel Olarak; Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir, öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1, T:27.06.2003. Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır. Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır. Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir. TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır. TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı) Davacı, fatura alacağı olduğundan bahisle iddiada bulunmuş olup, faturaya konu malın teslim edildiği/hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükü davacı üzerindedir. BA formundaki fatura kayıtları ile ilgili araştırma ve inceleme yaptırılmış olup bu kayıtların bir bütün olarak davacı lehine ve davalı aleyhine sonuç doğurduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 19. HD. 2011/8941 E. - 2012/969 K sayılı kararından hareket edilmiştir. ) Esasen VUK nun 381 seri nolu genel tebliği ve Ba formu içeriği ile vergi uygulaması gözetildiğinde aksini düşünmek mümkün değildir. Yine genel ispat kuralları çerçevesinde hiç bir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı düşünüldüğünde davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, icra dosyası, fatura dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun ticari kayıtlar ile sabit olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtların incelenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması istenilmiş olup takibe konu faturaların, tarafların defterlerinde karşılıklı olarak kayıtlı olduğu, davalı her ne kadar iade faturası kesmiş ise de iş bu faturaların yasal süresinden sonra kesildiği, yine davalının faturaya istinaden icra takibinden sonra kısmi ödeme yaptığı anlaşılmakla, davalının hukuki ilişki ve davacının fatura alacağını kabul ettiği tespit edilmiş olup yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmak suretiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının da kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kabulü ile; davalının Bakırköy ...... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, davalı tarafından, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin İcra Müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınmasına, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilecek olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 4.629,00-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 905,46-TL harcın mahsubuyla bakiye 3.723,54-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 905,46-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.333,06-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça 543,50-TL posta/tebligat ve 5.000,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 5.543,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/11/2025
Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır