İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/90 E. 2024/225 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/90
Karar No
2024/225
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/90 Esas KARAR NO : 2024/225

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya dayanak Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı dosyasında davacı müvekkilinin alacaklı, davalının ise borçlu olduğunu, takip dayanağı borcun 15.04.2022 tarihli davalı borçlunun el yazısıyla yazıldığını ve imzalandığını, davalının takip konusu borcu ödememesi üzerine aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığından dolayı mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğunu, davalının dava konusu icra takibine itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile kötüniyetli borçlunun alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından dosyaya sunulmuş herhangi bir cevap dilekçesi bulunmamaktadır. Davalı 22/10/2024 tarihli celsede alınan beyanında; davalıya şahsi borcunun bulunmadığını, alacağa konu dönemde kendi şirketi ile davacı şirket arasında bir ticari ilişki olabileceğini ancak talep edilen tutarların doğru olmadığını beyan etmiştir. Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 01/11/2024 tarihli dilekçesinde davalının şahsen borçlu olduğunu, davalının bu yöndeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ...'ın tacir olmadığı, şahsi bir vergi kaydının olmadığı, İTO yazı cevabında İTO kaydının bulunmadığı görülmüş olup her ne kadar davalının çeşitli şirket ortaklık/yöneticiliklerinin bulunduğu bildirilmiş ise de şirket ortağı/yöneticisi olmanın tek başına tacir sayılmak için yeterli olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde HMK'nun 20. Maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davalı asilin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024

Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/90, K. 2024/225, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-90-e-2024-225-k-5fdf634d13c9