İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/892 E. 2025/1022 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/892
- Karar No
- 2025/1022
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/892 Esas KARAR NO : 2025/1022 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2024 KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; "Müvekkil, Kiraz ilçesinde kasap olup davalının Kiraz yolu üzerinde şantiyesinin et ihtiyacı için Kiraz da müvekkilin işyerinde görüşme ve anlaşma sağlanmış olup buna göre davalı eti müvekkilin işyerinden teslim almıştır. Ancak davalı-borçlu, faturada belirtilen ve takibe konu borcunu ödememiştir. Borcun tahsili için Kiraz İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosya ile başlatılan icra takibine davalı borçlu itiraz etmiş ve takip durmuştur. Davalı/borçlunun itirazları hukuken dayanaksızdır. Faturalar, Cari hesap ekstre ve tarafların defter kayıtları incelendiğinde takibe konu borcun ödenmediği açıkça görülecektir. Davalının itirazları haksız ve hukuki temelden yoksundur. Sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşımaktadır. Alacak likit bir alacak olup, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takip durmuş, müvekkil mağdur olmuştur. Bu nedenle alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ediyoruz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesine göre, alacak ve tazminat taleplerine ilişkin davalardan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu çerçevede, Kiraz Arabuluculuk Bürosu’na başvuruda bulunulmuş, ancak yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamamıştır. Anlaşma sağlanamadığından dolayı mahkemeye başvuru zorunluluğu doğmuştur. TTK 1530 hükmü uyarınca faiz talebimiz mevcuttur. Yukarıda açıklanan ve özellikle vurgulanan konular doğrultusunda, Borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, Takibin Kiraz İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası üzerinden devamına, davalı/Borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Sayın Mahkemeniz nezdindeki yukarıda numarası yazılı işbu dava haksız ve mesnetsiz olarak ikame edildiğinden cevaplarımızı sunma zorunluluğu doğmuştur. Şöyle ki, davacı tarafından ikame edilen işbu dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmamış olduğundan davanın her şeyden önce dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir. İşbu dava bakımından dava açılmadan önce Arabuluculuk Başvurusu zorunlu olup; davacı tarafça arabuluculuğa başvurmadan dava açılmıştır. Bu nedenle herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi gereğince davanın usulden reddini talep etmekteyiz. Müvekkilce asla kötü niyetli biçimde icra takibine itiraz edilmemiştir. Her şeyden önce; davalı tarafça talep edilen faiz oranları ile yapılan faiz hesaplamaları hatalı olduğundan işbu davaya konu icra takibine itiraz etmemiz gerekmiştir. Sayın mahkemece belirlenecek bilirkişice faiz hesaplaması yapılması ve faiz oranı ile faiz tutarının bilirkişi hesabıyla yapılması gerekmektedir. Yine asıl alacak bakımından ise ödeme emri içerisinde takip konusu alacağın neyden kaynaklı olduğuna dair hiçbir açıklama bulunmamaktadır. Tebligat içeriğine her ne kadar fatura eklenmişse de ödeme emrince dayanak faturaya ilişkin hiç bir ibare bulunmamaktadır Bu haliyle ödeme emri alenen hatalı olduğundan ve dolayısıyla müvekkil bakımından alacağın sebebinin bilinmesini güçleştirdiğinden itirazımız yerindedir. Müvekkil ile karşı taraf arasında alacak ve borca ilişkin herhangi açık bir mutabakat bulunmadığından müvekkilce icra takibine itiraz edilmesi haklı ve hukuka uygundur. Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkil şirketin itirazı yerinde olup davacının davasının reddini talep etmemiz gerekmiştir. Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemenizce re'sen dikkate alınacak nedenlerle, haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz." şeklinde talep etmiştir. Dava,satım sözleşmesinden kaynaklı satıcı /davacının alacağının tahsili için başlattığı icra takibine ödeme emrine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu Kiraz İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 92.964,72 TL'nin talep edildiği, ödeme emrinin borçlu /davalıya tebliğ edildiği, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığından işin esasına geçilmiştir. Davacı vekili taraflar arasında satım sözleşmesinin bulunduğunu, sözleşme kapsamında faturalarda yer alan ürünlerinin davalıya teslim edildiğini ancak ödeme yapılmadığını iddia etmekte, davalı vekili ise, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, ödeme emrinin ekinde herhangi bir faturanın bulunmadığını bu nedenle alacağın dayanağının müvekkili tarafından belirlenemediğini ve taraflar arasında mutabakatın bulunmadığını savunmaktadır. Davalı tarafın arabuluculuk dava şartına ilişkin yaptığı usuli itiraz incelendiğinde, davacı vekili tarafından 26/09/2024 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvuru yapıldığı ve 11/10/2024 tarihinde her iki tarafında katılımı ile arabuluculuk görüşmesinin anlaşmama ile sonuçlandığı görüldüğünden TTK' nun 5/A maddesinde belirtilen dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. Davanın tarafları tacir olduğundan mahkememizce taraf vekillerine müvekkillerinin ticari defterlerinin bulunduğu adresi bildirmek için mehil verilmiş ve Bilirkişiden davalı ticari defterleri yönünden alınan 03/03/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "Sayın Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler ile; 3.1)- Davalı ... İnş. Tic. A.Ş.'nin incelenen 2022-2023-2024 takvim yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, 3.2)- Davalı ... İnş. Tic. A. celenen ticari defter ve belgelerinde; Davacı ... Hesap Kodu ile Satıcılar hesabında hareket gördüğü, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, takibe konu faturanın kayıtlandığı ve BA Formu ile vergi ine beyan edildiği, faturaya istinaden herhangi bir ödeme kaydına rastlanılmadığı, takip ve dava tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirkete 74.538.00 TL borçlu göründüğü, 3.3)- Taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunması ve temerrüt ile alakalı dosya kapsamında belge bulunmaması nedeniyle faiz hesabının yapılamadığı, 3.4)- Davacının, Kiraz İcra Dairesi'nin...Esas numaralı icra dosyasında icra takibini yaptığı 74.538,00 TL tutarın tarafımıza ibraz edilmiş bulunan incelemeye konu yasal defterler içerisinde kayıtlandığı, defter kayıt belge ve deliller ışığında takip tarihi itibariyle alacak aslına ilişkin tutarın 74.538,00 olduğu, Yönündeki görüşlerimiz; hukuki durum ve delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere iş bu Bilirkişi Raporu, dosyası ile birlikte saygıyla arz olunur. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Davalı vekili raporun sunulması akabinde yapılan celsede müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmediğini beyan etmesi üzerine rapor sunan bilirkişiye açıklayıcı beyanda bulunması hususunda mehil verilmiş ve ticari defterler incelenmemiş ise bildirilen adreste inceleme yapılması talep edilmiş olup, bilirkişi tarafından sunulan 18/04/2025 tarihli dilekçeye göre davalı şirketin kayıtlarının incelendiği anlaşılmıştır. Bilirkişiden davacı ticari defterleri yönünden alınan 25/06/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "Mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile davacının yasal defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporum içinde açıklanan nedenlerle, Davacının 2024 yılı yasal defterlerinden Envanter Defteri hariç diğerlerinin sunulduğu, Noter Açılış ve Kapanış Tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı, Davalının İncelenmiş 2024 yılı yasal defterlerinde Envanter defterine ait bir bilgi sunulmadığı, E Defterinin yasal süresinde beratlarının alındığının ifade edildiği, Davacının 26.08.2024 tarihli İcra Takibine 74.538,00 TL Asıl Alacak talebine ilişkin sunduğu 29.02.2024 tarihinde davalı adına düzenlediği faturanın her iki taraf yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacının İcra Takibine ve davaya konu ettiği 74.538,00 TL fatura bedelini ödediğine dair taraf yasal defterlerinde kayıt olmadığı gibi davalı yanca da herhangi bir tevsik edici ödeme belgesi sunmadığı, Davacının davalıdan icra ve takip konusu ettiği faturadan kaynaklı 74.538,00 TL alacaklı olarak kayıtlı olduğu, ödeme yapıldığına dair tevsik edici bir belgeye rastlanmadığı, Davacı yanca 18.426,72 TL İşlemiş Faiz Talep edildiği, Alacağın talebi ile ilgili herhangi bir noter tebligatına rastlanılmamış olmakla birlikte Sayın Mahkemenizin 11.02.2025 tarihli duruşmasında talep edildiği üzere TTK 1530.Maddesine göre (Mal İşyerinde Teslim Edildi dendiği ve EArşiv Fatura olması sebebi ile) Malın Teslim tarihi olan 29.02.2024 tarihini takip eden 30.gün sonu 31.03.2024 ile 26.08.2024 takip tarihine kadar geçen 149 gün için; 1.seçenek: TCMB TTK Md.1530/7 Uyarınca Belirlenen Temerrüt Faiz Oranı olan %48,00 oranına göre 14.605,36 TL, 2. Seçenek: TCMB Avans İşlemlerine uygulanan 31.03.2024 %44,25 avans faiz oranına ve 01.04.2024 itibari ile %51,75 avans faiz oranına göre; 90,36+15.640,73TL= 15.731,09 TL işlemiş faizi hesaplanmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilindiği üzere; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK m. 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (HMK m. 222/2) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Ek cümle: 22.07.2020 - 7251 S.K./23. Md) Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (HMK m. 222/3) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m. 222/4) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. (HMK m. 222/5)Bu kapsamda ticari defterlerin sahibi lehine delil olması için kural olarak işin ticari olması, her iki tarafın tacir olması ve iki tarafında ticari defterlerinin incelenmesi ya da belirli şartlara göre tek başına ona dayanması gerekir. Tüm bu nedenler ile, satıcı konumunda yer alan davacının takibe konu ettiği cari hesaba işlenmiş faturalarda yer alan alacak miktarını talep edebilmesi için sözleşme ilişkisini ve ürünleri davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerekmektedir. Taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucu sunulan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, taraf ticarinin birbirini doğruladığı yani davacı tarafından düzenlenen takibe konu edilen cari hesaba işlenmiş faturaların taraf ticari defterleri kaydının yapılması ile sözleşme ilişkisi ve faturalarda yer alan ürünlerin davalıya eksiksiz (eksik ifa savunmasına itibar edilmeyerek) teslim edildiği HMK' nun 222. Maddesine göre kesin delil ile ispat etmiş olup, defi niteliğinde bulunan ayıp savunması cevap dilekçesi ile ileri sürülmediğinden daha sonra bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile savunulan ayıp def'ine itibar edilmeyerek, davalının temerrüte düştüğüne ilişkin herhangi bir delil sunulmadığından ve TTK' nun 1530. Maddesine de açıkça dayanılmadığından davanın asıl alacak üzerinden kabulüne, kabul edilen bedel likit olduğundan yani faturaya dayandığından davalı aleyhine tazminata karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin borcun sebebinin gösterilmediği bu nedenle de davanın usulden reddinin gerektiği savunması incelendiğinde; 2004 sayılı İİK 58/3 maddesi gereğince, alacak bir belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında İcra Dairesine tevdii mecburidir. Ayrıca aynı kanunun 61/1 maddesi 2. Cümlesine göre de, takip belgeye dayanıyor ise, belgenin onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmesi gerekir. Takip borçlusu sözü edilen ödeme emrine bu nedenle karşı çıkarsa İİK'nun 16. Md. Doğrultusunda merciiye şikayet yolu ile başvurabilir. Ödeme emrine şikayet yoluyla karşı çıkılmaması halinde, bu şikayet itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilemez. (HGK 2001/12 - 428 E. - 2001/226 K.) Eş söyleyişle ödeme emrine takip dayanağı belgenin eklenmemiş olması takip hukukunu ilgilendirir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/18122 esas 2016/1805 karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/12-641 esas 2011/218 karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/5048 esas 2017/465 karar sayılı ilamı) Davacı tarafından başlatılan takipte takibin sebebinin asıl alacak olarak gösterildiği, takibe dayanak belgelerin ödeme emrine ve takip talebine eklenmemesinin şikayet yoluyla icra hukuk mahkemesinde ileri sürülebileceği, bu hususun takip hukukuna ilişkin olduğu, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay içtihatlarından anlaşılmaktadır. Öyle ise davalının ödeme emrine karşı şikayet yoluna başvurduğuna dair bir delil veya iddia da bulunmadığından salt ödeme emrinde takip dayanağı olarak " asıl alacak" ifadesinin yer alması nedeniyle usulüne uygun bir takibin bulunmadığı yorumunun yapılması aşırı şekilcilik olarak değerlendirilmiş ve davalının kendi tasarrufu altında bulunan ticari defterlerine kaydedilen faturalar bulunduğundan davacı ile olan ticari ilişkisini bilmesi gerektiği kanaatine de varılarak davalının dava şartına ilişkin yaptığı usuli itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı/borçlunun Kiraz İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN iptali ile takibin ASIL ALACAK ÜZERİNDEN devamına, fazlaya ilişkin ( 18.426,72TL) istemin reddine, 2-Davalının sorumlu olduğu 74.538,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 14.907,6.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 5.091.69 TL karar ve ilam harcının yatan 1.122,79 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 3.968,90TL' nin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 1.122,79 TL ve 427,60 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 315,00 TL posta ve diğer giderler ile 10.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 10.315,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 8.270,44 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 18.426,72 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 8-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin her iki tarafta oturuma katıldığından kabul red oranı nazara alınarak 713,57 TL' sinin davacıdan, bakiye kalan 2.886,43 TL' nin ise davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 9-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/11/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır