İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/857 E. 2025/692 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/857
- Karar No
- 2025/692
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/857 Esas KARAR NO: 2025/692 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/11/2024 KARAR TARİHİ: 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ------- plaka sayılı aracını davalıya ait serviste yağ bakımı yaptırdığını, yağ değişiminden sonra kartel kapağının gerektiği gibi kapatılmaması nedeniyle aracın yolda yağının boşalması nedeniyle arızalandığını, aracı çekici marifetiyle başka bir servise götürdüğünü, aracın 10-15 gün süreyle serviste kaldığını, söz konusu durumun tespiti için ------D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, davalının yapmış olduğu hatalı bakım nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını iddia ile müvekkilinin uğradığı zarar ve ziyanların, araç tamir bedelinin masrafları ile gelir kazancı kaybının hesaplanarak tazmini için şimdilik fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak 70.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap dilekçesinde vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; ayıplı ifaya dayalı uğranılan zarara ilişkin olarak genel hükümlere dayalı tazminat davasıdır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.------- TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, --------ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan -------- uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. ---- kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. ---------Uyuşmazlığa konu davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davalının gerçek kişi olması sebebiyle tacir veya tacir gibi sayılanlardan olup olmadığının tespiti için yazılan yazıya verilen yanıtlarda ----kaydının olmadığı,--- gelen yazı cevabında ----- tarihi itibariyle ticari faaliyetini terk ettiği ve ----- yılında işletme esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği bu sebeple her ki tarafın tacir olmaması sebebiyle nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Sözlemeye konu aracın kamyonet olması veya nakliye işinde kullanılması da bu hususu değiştirmez. Zira hukuki ilişkinin temelinde yağ değişim ve bakımına ilişkin eser ve satış sözleşmesine ilişkin hükümleri taşıyan karma tipli bir sözleşme vardır ve bu sözleşmede kapsamında yüklenici satıcı tarafından verilen hizmetin ayıplı olduğu iddiasıyla uğranılan zararın tazminine ilişkin genel hükümlere dayalı tazminat istemi söz konusudur. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. ------- Görev hususu, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu yönünde karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK.20 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli-------- NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/10/2025