İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/834 E. 2025/1057 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/834
- Karar No
- 2025/1057
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/834 Esas KARAR NO : 2025/1057 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 21/11/2024 KARAR TARİHİ: 26/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı ... Hotel ... Turizm İnş. Yat. Tic. A.Ş. arasında yapılan anlaşma gereğince davalının otel kullanımı için gerekli malzemelerin davacı şirket tarafından temin edildiğinin kararlaştırıldığını, davacı şirket ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, tarafların anlaşmaları gereğince katlanır yatak, çamaşır toplama arabası ve ütünün belirlenen şekilde teslim edildiğini, davalı şirketçe davacı şirkete fatura bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle ticari ilişkiden kaynaklanan ve tanzim edilen faturalar ile davalının sabit borçlarının tahsili için İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu anlaşamama ile sonuçlandığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasındaki itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalının haksız ve kötüniyetle yaptığı itirazı nedeniyle alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davalı şirketin konkordato ilan ettiğini, davalı şirketin ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu, davacı tarafın talep ettiği 58.650,00 TL’lik borcun tamamının konkordato öncesi döneme ait olduğunu, takibin de konkordato öncesinde başlatıldığını, icra ve iflas kanunu’nun 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordato hükümleri gereğince konkordato kapsamında yer alan borçların tahsili için yargı yoluna konu edilemeyeceği, bu kapsamda icra dosyası kapsamında borcun tahsili için yargı yoluna başvurulamayacağı, itirazın iptali davası açılamayacağını, konkordato kapsamında davalı şirketin borçlarının yeniden yapılandırıldığını, bu yapılandırma sonrasında belirli bir faiz oranı ve ödeme planıyla ödemeler yapılacağını, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, anlatılan nedenlerle işbu davanın reddine ve davacı taraf aleyhine takip konusu alacağın%20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği, davanın reddine, izmir ... icra dairesi'nin... e. sayılı dosyasına yapılan itirazının kabulü ve takibin iptaline, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. DELİLLER: Antalya 3.ATM'ye, İzmir ...icra dairesine, ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazı cevapları, 22/04/2025 tarihli bilirkişi raporu dosyamız arasındadır. İzmir ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; mahkememiz davacısı tarafından davalı aleyhine 05/06/2024 tarihinde toplam 58.650,00 TL tahsiline yönelik ilamsız takip başlatıldığını, takip dayanağının konu faturadan kaynaklı olduğu, ödeme emrinin borçluya 11/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, süresinde sunulan borca itiraz üzerine takibin durdurduğu anlaşılmıştır. Antalya ....ATM'nin... esas sayılı dosyasının incelemesinde; davalı hakkında 13/06/2024 tarihinde 3 ay süreyle geçici mühlet, 13/11/2024 tarihinde 1 yıl süreyle kesin mühlet kararı verildiği, kesin mühlet içerisinde davalının konkordato başvurusundan feragat etmesi sebebiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı vekili duruşmadaki beyanında, dava dilekçesine göre karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili duruşmadaki beyanında; müvekkilinin konkordato isteğinden feragat ettiği hususunun doğru olduğunu ancak konkordato isteğinde bulunan borçlu aleyhine dava tarihi itibariyle itirazın iptali davası açılamayacağını, davanın açılış tarihindeki haklılık durumunun, özellikle icra inkar tazminatı konusunda gözetilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 19/02/2025 tarihli duruşmanın 2 nolu ara karar gereği resen seçilecek SMMM bilirkişisine tevdi ile uyuşmazlık tespiti kapsamında rapor tanzim edilmesinin istenilmesi üzerine hazırlanan 22/04/2025 tarihli raporda özetle taraflarca ibraz edilen defter kayıtlarına göre davacı ... Otel Ekipmanları Ltd.şti. firmasının davalı... A.ş. firmasından, 05.06.2024 takip tarihi itibariyle 58.650,00 TL alacaklı olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar tacir olduğundan 3095 Sayılı Kanun'un 2. Maddesine istinaden asıl alacağa TCMB Avans Faizi talep edilebileceği, davalı firma lehine Antalya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas 13.06.2024 tarihli kararına istinaden 13.06.2024 geçici mühlet kararından itibaren davalı ... Turizm İnşaat Yatırım Ticaret A.ş. hakkında başlatılan icra takipleri duracağından, huzurdaki davaya konu borç yönünden Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas konkordato davasında konkordato projesinin onaylanması kararının beklenip beklenmeyeceğine karar verilmesinin sayın mahkemenin taktirinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, ticari satımdan kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibinde vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hususların; davacının davalıdan takip dayanağı faturalar sebebiyle alacaklı olup olmadığı bu kapsamda davalıya mal teslimi yapılıp yapılmadığı, yapıldığının anlaşılması halinde fatura konusu borcun davalı yanca ödenip ödenmediği, ödenmediğinin anlaşılması halinde tespit edilecek tutar yönünden davalının itirazının haklı olup olmadığının ve bu yanında haksızlığa kanaat getirilmesi halinde borcun mühletten önce doğan bir borç olup konkordato kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, değerlendirileceğinin anlaşılması halinde davacı alacağının konkordato kapsamına dahil edilip edilmeyeceği yönünde ayrıca bir değerlendirme ile birlikte yapılan itirazın haklılığının tespiti bakımından açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda çözümlenmesi gereken öncelikli husus, konkordatodan önce doğan borç nedeniyle konkordatodan önce başlatılmış ve itiraz üzerine durmuş icra takibine ilişkin olarak konkordato mühleti içerisinde borçlu aleyhine itirazın iptali davası açılıp açılamayacağıdır. Öncelikle ifade etmek gerekir ki; mühlet kararının, borçlunun taraf olduğu davalara bir etkisi yoktur. Konkordato mühleti içinde borçluya karşı dava açılması ve açılmış davalara devam edilmesi mümkündür (.../ .../..., İcra ve İflâs Hukuku, 4. Baskı, s.490; 6. Baskı, s.481) Somut uyuşmazlığa ilişkin emsal nitelikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararları şu yöndedir: "Dava; cari (açık) hesap alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili müvekkili bakımından, 30.06.2025 tarihinde 1 yıl süreli kesin mühlet kararı verildiğini ileri sürmekte ise de icra takibinin 09.10.2024 tarihinde; takip yasağı başlamadan açılıp itiraza uğradığı, verilen geçici mühlet ve tedbir kararlarının sadece takipleri durduracağı konkordato mühleti içinde itirazın iptali davası açılabileceği ve davaya devam edileceğinden davalı vekilinin bu nedenle davanın reddi gerektiğine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır." (İstanbul BAM ...'nin 29/09/2025 tarih,...Esas, ... Karar sayılı kararı). "Dava, konkordato projesi tasdik edilen şirketten olan alacağın tahsili istemiyle geçici mühlet verilmeden önce başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 43.561,59 TL asıl alacak ve 3.551,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.112,75 TL alacağın tahsili istemiyle 01/10/2018 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, takibe cari hesap ekstresinin ve ihtarname suretinin eklendiği, borçlunun 07/11/2018 tarihli borcun tamamına ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın 19/11/2018 tarihinde açıldığı görülmektedir. Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile davacının açık hesaba ilişkin talebinin 6,586,11 TL'lik kısmının vade farkına ilişkin bir adet faturadan kaynaklandığı, bakiye 36.975,48 TL açık hesap alacağı bulunduğu belirlenmiştir. Davalı tarafın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ...K sayılı dosya ile 14/11/2018 tarihinde konkordato talebinde bulunduğu ve geçici mühlet istediği, mahkemece ... tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, 01/07/2020 tarihinde ise konkordato projesinin İİK 305 maddesindeki şartlar oluştuğu gerekçesiyle tasdikine karar verildiği, uyaptan yapılan incelemede kararın istinaf edilmeyerek 26/09/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen konkordatonun tasdikine ilişkin gerekçeli kararın 10. sayfasında; "Alacaklı ... Limited Şirketi'nin talebi bakımından yapılan incelemede; alacaklı yönünden 43.561,59-TL alacak kaydı yapıldığı, borçlu şirket yetkilisi tarafından kaydettirilen alacağın 36.975,48-TL'lik kısmının kabul edildiği, borçlu şirket yetkilisi tarafından kaydettirilen alacağın 6.586,11-TL'lik kısmının kabul edilmediği, alacaklı şirketin komiser heyetine sunduğu belgeler incelendiğinde, ... Ltd.Şti'nin 43.561,59-TL tutarında tahakkuk eden faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı için 24/10/2018 tarihinde İstanbul 4.Noterliği 10896 yevmiye numara ile ihtarname gönderildiği ancak ihtarnamenin adres dolayısı ile bila tebliğ döndüğü, 01/11/2018 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip ödeme emri gönderildiği, borçlu şirketin 12/11/2018 tarihinde itiraz ettiği ve davanın halen derdest olduğunun görüldüğü, alacaklı şirketin işbu konkordato dosyasına sunmuş olduğu 19/11/2019 tarihli beyan dilekçesi incelendiğinde alacaklı şirketin borçlu tarafından beyan edilmiş olan 36.975,48-TL borç tutarını kabul ettiğinin görüldüğü, borçlunun yasal defterleri ve alacaklının alacak kaydı sırasında sunmuş olduğu belgelerin ve alacaklı şirketin işbu konkordato dosyasına sunmuş olduğu 19/11/2019 tarihli dilekçesinin incelenmesi neticesinde, konkordato oylamasında ... Ltd. Şti'nin 36.975,48-TL tutarında alacak üzerinden nisaba dahil edilmesine karar verildiği" bilgilerinin yer aldığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu toplanan deliller ile konkordatonun tasdikine ilişkin kararda davalının kabul ettiği miktar olan 36.975,48-TL yönünden davanın kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine ve icra inkar tazminatı ile yargılama giderine hükmedildiği, karara karşı sadece davalı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu görülmektedir. Konkordato projesi talep edence hazırlanıp dilekçesine eklendikten sonra İİK'nın 302. maddesi uyarınca alacaklılar tarafından kabul edilmelidir. Bundan sonra konkordato mahkemesince şartların sağlandığı kabul edilirse gerektiğinde alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği belirtip, konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli bir kayyım tayin ederek konkordatonun tasdikine karar verir. Konkordatonun tasdiki ile birlikte konkordatoya tabi bütün alacaklar bakımından konkordato zorunlu ve bağlayıcı hale gelir (m.308/c). Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir. Bu durumda ilk derece mahkemesince kabul edilen kısım yönünden konkordato projesine dahil edilen ve ilk derece mahkemesince kabulüne karar verilen 36.975,48-TL yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, ancak davalı taraf bu miktar yönünden itirazında haksız olup dava açılmasına sebep olduğundan icra inkar tazminatına ve davacı yararına yargılama giderlerine hükmetmek gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulü şeklinde hüküm kurulması isabetli değildir." (İstanbul BAM 43....'nin 05/02/2025 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı). Emsal yargı kararları ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının davalı hakkında 05/06/2024 tarihinde icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 11/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, süresinde sunulan borca itiraz üzerine icra takibinin durdurduğu, davalının konkordato başvurusunda bulunduğu, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 13/06/2024 tarihinde 3 ay süreyle geçici mühlet, 13/11/2024 tarihinde 1 yıl süreyle kesin mühlet kararı verildiği, işbu davanın kesin mühlet içerisinde açıldığı, kesin mühlet içerisinde davalının konkordato başvurusundan feragat etmesi sebebiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Alacaklının talebi üzerine konkordato isteyen borçlu tarafından kabul edilen alacak ve alacak tutarı konkordato oylamasında nisaba dahil edilecek ve gerekçeli tasdik kararında gösterilen alacak ve alacak tutarı konkordato projesine dahil edilmiş olması nedeniyle bu kısım yönünden dava konusuz kalacak, borçlu tarafından kabul edilmeyen alacak ve alacak tutarı bakımından esasa ilişkin bir karar vermek gerekecektir. Ancak davalı taraf bu miktar yönünden itirazında haksız olup, dava açılmasına sebebiyet verdiğinden icra inkâr tazminatı ile yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmetmek gerekecektir. Ancak somut olayda davalı, konkordato talebinden feragat ettiğinden, davanın konusuz kalmadığı anlaşılmış, davanın esasına dair bir karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ...K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Fatura 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. ...'nin 09.10.2025 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı). Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı). Bu genel açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; tarafların ticari defter ve belgelerini mahkemeye ibraz ettikleri, davacının, dava ve takip konusu alacağı usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter ve belgelerine eksiksiz olarak kaydettiği, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı davacının düzenlemiş olduğu faturaların davalıya yana tebliğ edildiği, faturalara yönelik olarak davalının yasal süre içerisinde fatura içeriğine itiraz etmediği, ticari defterlerine işlediği, dolayısıyla davacının tutmuş olduğu ticari defterlerin sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı, alacağın kısmen yahut tamamen ödenmediği, davacının ticari defter ve belgelerinde ödemeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasında fatura düzenlenmesi ve tebliği suretiyle akdi ilişkinin mevcut olduğu, davacının faturaya dayalı borç tutarının tahsili istemiyle başlatmış olduğu icra takibinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; davalının haksız olarak borca itiraz ettiği ve hakkında başlatılan icra takibinin durduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiştir. Davacı ayrıca %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuştur. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Davacı satıcının borcun konusunu oluşturan mal tedariki nedeniyle düzenlediği faturalara davalı alıcının itiraz etmediği, aksine faturaları benimseyerek ticari defterlerine işlediği anlaşılmaktadır. Bu durumda takip ve dava konusu alacak miktarı davalı borçlu tarafından bilindiğinden, “likit” yani muayyen ve belirlenebilir nitelikte olduğu gibi, davalının icra takibine itirazının da haksız olduğu gözetildiğinde, icra inkâr tazminatının yasal koşullarının oluştuğu (Yargıtay HGK'nun 03.06.2021 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı) anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, Davacının davalı hakkında başlatmış olduğu İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya kapsamında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, takip konusu asıl alacak 58.650,00 TL olmak üzere toplam 58.650,00 TL alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile takibin devamına, 2-Davacının icra inkar tazminatının kabulü ile, alacağın (58.650,00-TL) %20'si tutarında olmak üzere 11.730,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken harç 4.504,13-TL olup, peşin alınan 708,35-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.795,78-TL karar ve ilâm harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan ilk dava açma gideri 1.196,75-TL, posta ve tebligat masrafı 90,00-TL bilirkişi ücreti 6.000,00-TL olmak üzere toplam 7.286,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 13/1 gereğince taktir olunan 45.000,00-TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Asliye Hukuk (Ticaret) mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İzmir BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/11/2025
Katip ... ¸
Hakim ... ¸