İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/822 E. 2025/437 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/822
- Karar No
- 2025/437
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/822 Esas KARAR NO : 2025/437
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından 06.02.2020 tarihinde müvekkilinin tanımadığı borçluların borçlarından dolayı müvekkilinin sahibi bulunduğu işyerine gelinerek haciz yapıldığını, haciz sırasında müvekkili tarafından faturaları, vergi levhası, kira kontratı dahi sunulmasına rağmen menkul malların borçluya ait olduğu iddia edilerek haciz yapıldığını ve yediemin sıfatıyla müvekkiline teslim edildiğini, haczedilen menkul malların borçlu ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin borçluları tanımadığını, alacaklının borçlu ile müvekkilinin ilişkilendirdiği boya makinesine ait teslim tesellüm belgesine konu malzemenin zaten kira kontratına da derç edildiğini, söz konusu dükkana taşındığında söz konusu boya makinesinin zaten dükkanda bulunduğunu ve kira kontratına da yazıldığını, borçlulardan “...” firmasının MERSİS VE İTO sorguları yapıldığında 09.03.2016 tarihinde kurulduğu, adresinin ise ... olduğu, müvekkilimizin adresinin ise ... olduğunu, borçlularla müvekkili arasında hiçbir hukuki veya fiili bağ bulunmamasına rağmen “ama iş kolu aynı” denilerek haciz yapılmasının hukuka uygun olmadığını, bu gerekçe ile vergi kodu, faaliyet kodu aynı olan bütün firmalara haciz tatbik edilebileceğini, bunun hukuken kabul edilebilir olmadığını, bu nedenle hacze itiraz ederek istihkak davası açmış olduğunu, Mahkemede de işbu davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin iş yerini açtığı mahalle sakinleri ve müşteriler, müvekkilini tanıdıkları için müvekkilinin işi hızlı bir şekilde ilerlediğini, ancak yapılan haksız ve hukuka aykırı işbu haciz müvekkiline ciddi maddi ve manevi zararlar vermiş olduğunu, davanın kesinleşmesi tarihine kadar 28 aydan fazla süre boyunca boyalar satılamadığı için ve boyaların bir kısmının üretim tarihlerinin daha önce de olduğu dikkate alındığında boyalar bozulmuş ve müvekkilinin bozulan boyaları satamadığı için sürekli kazanç kaybına ve mal kaybına uğramış olduğunu, görüldüğü üzere müvekkilinin ciddi anlamda maddi zarar görmüş olduğunu, müvekkilinin işbu haciz ve istihkak davasının kesinleşmesi arasında haczedilen malları 28 aydan fazla süre boyunca satamadığı gibi üstüne üstelik satamadığı işbu malları yediemin sıfatı ile korumak üzere 28 ay boyunca da her ay 7.500,00 TL kira ödemek zorunda kalmış olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 70.000,00 TL manevi zarar, belirsiz alacak davası olarak şimdilik; kazanç kaybı ve verilmek zorunda kalınan kira bedeli ve davalıya verilen 16.000,00 TL dahil olmak üzere maddi zarar olarak 100,00 TL, munzam zarar olarak 100,00 TL zararın haksız haciz gününden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın yasal süresinde ikame edilmediğini, zamanaşımı itirazları olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, hukuki yarar noksanlığından davanın usulden reddini talep ettiklerini, tüm bu açıklamalar çerçevesinde peşin harcın ikmali için davacı tarafa kesin süre verilmesini, tamamlanmaması halinde mezkur davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, haciz mahalli adresinin borçlu ...'un borçlu eşi kefil ...'un kefaletine muvafakat verdiği belgede imza altına aldığı ve müvekkili bankaya bildiridiği adresi olduğunu, alacaklı müvekkili tarafından borçlunun son bilinen adresinde haciz talep etmesinde usul ve yasaya aykırı hiçbir durum olamayacağını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Yargıtayın tazminata hükmedilebilmesi için aradığı "haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği veya borçluya ait olmadığını bildiği kişi ve eşyaya yönelik yapılması" şartlarının somut uyuşmazlık bakımından vücut bulamayacağının aşikar olduğunu, haciz mahali adresinin borçlu tarafından bildirilen bir adres olmasının yanı sıra gelinen haciz mahallinde 3. kişinin istihkak iddialarına karşı .... 16 İcra Hukuk Mahkemesi ...Esas ve ... Karar sayılı dosyasında takibin devamı karar verilmiş olduğunu, takibin devamı kararı ertesinde işbu mahkeme kararına istinaden kanuni hakları kullanılmak sureti ile ek haciz talebinde bulunulmuş olup mahkeme tarafından verilen takibin devamı kararına istinaden yapılan işlemlerde kötüniyetin varlığından söz edilemeyeceğini, fiili haciz adresinin borçlu tarafça bildirilen bir adres olması, istihkak iddia eden 3. kişi ve borçlunun aynı iş kolunda faaliyet göstermesi, istihkak iddia eden 3. kişinin vergi levhasındaki işe başlama tarihinin borç doğumundan sonraya tekabül etmesi, haciz mahallinde borçlunun ticari faaliyetini sürdürdüğüne ilişkin fatura bulunması, istihkak iddia eden 3. kişi ve borçlu arasındaki hukuki ve ticari bağ; İİK md 96 ve 97 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde ; müvekkilinin fiili haciz ve muhafaza talep etmekte kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığının anlaşılmakta olduğunu, istihkak yargılamasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ticari defterlere kaydı bile bulunmayan faturalardaki mallar ile mahcuzların aynı olduğu kanaatine nasıl vardığını izah edilememiş olmasına rağmen ; karar miktar itibariyle kesin olduğundan taraflarınca temyiz yoluna başvurulamamış olduğunu, tüm bu hususların yanı sıra istihkak davasında hem yerel mahkemece hem de istinaf mahkemesince davacının kötü niyet tazminatı talepleri reddedilmiş olduğunu, yalnızca bu hususun dahi müvekkilinin fiili haciz ve muhafaza talebinde ağır kusurunun ve kötü niyetinin bulunmadığını ispatlar nitelikte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı tarafın manevi tazminat talep ettiği miktarın fahiş bir miktar olduğunu, manevi tazminat miktarının adalete uygun olması gerektiğini, hükmedilecek bu paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru geçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşıdığını, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiş olduğunu, zarar görenin zenginleşmemesi, tarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın maddi tazminat taleplerine ilişkin iddiaları soyut; hukuki dayanaktan ve delilden yoksun olduğunu, davacını madddi tazminat taleplerinin de reddi gerekmekte olduğunu, zira davacı tarafın hem mahcuzların yediemin olarak kendisinde kalmasını talep edip ardından malları muhafaza etmek için kira ödemek zorunda kaldığını iddia ederek tazminat talep edemeyeceğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddini, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile mezkur davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddini, mezkur dava belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilemeyeceğinden hukuki yararının olmadığının tespiti ile mezkur davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddini, mahkemece davacı tarafa verilecek kesin süre içerisinde peşin harcın ikmal edilmemesi halinde mezkur davanın işlemden kaldırılmasını ve süresi içinde yenilenmemesi halinde açılmamış sayılmasını, Mahkeme aksi kanatte ise sırf maddi menfaat elde etmek gayesiyle haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen mezkur davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, haksız haciz nedenine dayalı olarak açılmış olan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Haksız haciz nedeniyle tazminat talebinin dayanağı, 6098 Sayılı TBK 49 ve devamı maddesindeki hükümler olmakla, haksız yere bir kimse aleyhine icra takibi yapılması, haksız haciz yapılması haksız eylem niteliğindedir. Bu haksız eylemden zarar gören aynı maddenin ikinci fıkrası ile aynı Kanunun 50.maddesi uyarınca maddi zararını isteyebilir. 6100 Sayılı HMK'nun 1. maddesine göre; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." Kanunun 114/1-c bendine göre; "mahkemenin görevli olması" dava şartlarındandır. Kanunun 115/1. maddesine göre; "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) nın “Asliye hukuk mahkemelerinin görevi ” başlıklı 2. Maddesi gereğince; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Öte yandan bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceği hususu Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre değerlendirilmelidir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması gereklidir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1 maddesinde tanımlanan ticari davalardan olmadığı, dava konusu haksız fiil işleminin taraflarından davacının gerçek kişi olduğu görülmekle tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce vergi dairelerine müzekkere yazıldığı, ... Vergi Dairesinin cevabında davacının işletme usulüne göre defter tuttuğunun belirtilmekte olduğu, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere yanıtında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı olmadığı, ortağı olduğu komandit, kollektif ve limited şirket kaydı bulunmadığı, tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunmadığının anlaşıldığı, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmakla; TTK nun 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı, işbu davanın aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinin de bulunmadığı, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemelerinin davaya bakmakla görevli olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RE’SEN, HMK'nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına 4-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/07/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.