İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/821 E. 2025/334 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/821
- Karar No
- 2025/334
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/821 Esas KARAR NO : 2025/334 Karar
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 23/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ... sahibi olduğu ...adresinde mevcut binayı tadilata sokarak yasal mevzuata uygun otel inşası ve buna göre de teknik, mekanik alt yapı oluşturulması ve inşası ile ilgili ... adlı kişi ile 01.10.2021 yürürlük tarihli ''Otel İşletme ve İnşaat Yönetim Danışmanlık Sözleşmesi" akdettiğini, sözleşme bedelinin 1.600.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, müvekkili şirket üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen davalı tarafın getirmediğini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen davalı şirketin işi sürüncemede bırakarak işin gecikmesine neden olduğunu, yapılan işlersı ise gereği gibi yapılmadığını, halen davalı şirketin yapması gereken ama yapmamakta direndiği eksik işlerin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin davalı tarafça mağdur edildiğini, maddi zarara uğratıldığını, otel odalarında birçok mimari yerleşim plan hataları, gereksiz malzeme kullanımları, otel odasına uygun olmayan elektrik, havalandırma, oda karşılama tesisat eksiklerinin olduğu ve bunların oda kullanımına engel olduğunu, bina için risk taşıdığı ortaya çıktığını, müvekkili şirketin de derhal önlem almak için bir kısım tadilat, tamirat ve değişimler yapmak zorunda kaldığını, eksik ve gereği gibi yapılmayan işlerle ilgili olarak taraflarınca tespit davaları açıldığını belirterek davalarının kabulünü, tahkikat sonucunda müvekkili şirketin eksik iş nedeniyle uğradığı zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda (bilirkişi raporu alındıktan sonra) artırılmak üzere şimdilik 100.000,00-TL maddi tazminat ve 100.000,00-TL sözleşme bedeli iadesinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; otelin ticari faaliyete geç başlamasından önce otel inşaatına geç başlanılmasının ana nedeninin, mal sahibi davacının projeye başlanmadan önce ... Belediyesinden ıskan, ruhsat ve diğer resmi onayları almaması olduğunu, bunun yanı sıra, ruhsat onayları alındıktan sonra taraflar arasında akdedilen sözşemede mal sahibinin isteği doğrultusunda projede bazı değişikliklerin yapılması, tekrar inşaa ve tadilat yapılmasına neden olduğunu, müvekkilleri tarafından sözleşmeden doğan tüm sorumlulukların ve edimlerin ifa edildiğine,sözleşmeden doğan yükümlülüklerin tamamlandığına ve işin bittiğine yönelik iradelerini işbu tutunağın 6,7,8,9. md. açıkça ortaya koyan davacı ve şahitler tarafından imzalandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "otel işletme ve inşaat yönetim danışmanlık sözleşmesi" olduğunu, eser meydana getirme edimini içermediğinden eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek her türlü talep, dava ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih,... Esas ve ... Karar sayılı kararı). 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararı). Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Mahkememizce davalıların tacir araştırması yapılmış; ...odasından gelen yazıda davalılar ...ve ...'nın esnaf kaydına rastlanılmadığı bildirilmiş, gelir idaresi başkanlığından gelen yazı cevabında davalı ...'nın vergi mükellefiyet kaydının bulunmadığı, davalı ...'nün ise işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş, Yapılan incelemede davalının gelirinin VUK 177. Maddesi kapsamında tacir sayılmasını gerektirecek sınırı aşmadığı anlaşılmıştır. ... ticaret sicil müdürlüğüne yazılan yazıda davalılar ...ve ...'nın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Somut olayda tacir araştırması için müzekkere yazılan kurumlardan gelen yazı cevapları karşısında taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmaması, dava tarihi itibariyle Ticaret Sicili'nde kaydı bulunmayan davalıların , herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, davacının dava tarihi itibariyle tacir olmadığından ve taraflar arasında uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmamasına göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, ... Esas ve...Karar sayılı kararı, Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih,... Esas ve...Karar sayılı kararı ile Samsun BAM 2.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararı) davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair; davacı vekilinin davalı asil ... ve davalılar vekilinin yüzüne karşı , gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/05/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır