İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/810 E. 2026/278 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/810
- Karar No
- 2026/278
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/810 Esas KARAR NO : 2026/278
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... - [16924-29460-86740] UETS DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 25/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı tarafından, alacaklarının tahsili için İncesu İcra Müdürlüğü’nün 2024/9 E. sayılı dosyasıyla davalı aleyhine icra takibi yapılmış, ancak icra takibi davalının yapmış olduğu itiraz neticesinde durmuş olduğunu, davalının yapmış olduğu borca itiraz haksız ve dayanaksız olup, reddi gerekmekte olduğunu, davalı şirket, davacı şirketten mal almış olup, aralarında ticari ilişki bulunmakta olduğunu, davalı, malların kendisine teslim edilmesine rağmen, bir kısım borcu için bugüne kadar herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, bunun sonucunda davacı İncesu İcra Müdürlüğü 2024/9 E. sayılı dosyasından icra takibi başlatmış ancak davalının haksız itirazı sonucunda icra takibi durmuş olduğunu, davalının itirazı haksız ve mesnetsiz olup, davalının itirazının iptali gerektiğinin açık olduğunu, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesiyle, davacı şirketin alacağının varlığını ve davalının borcunu ödemediği husus kolayca ortaya çıkacak olduğunu, davalı tarafın borca haksız ve tamamen kötüniyetli olarak itiraz etmiş olması nedeniyle itirazın iptaline ve borçlu olduğunu bildiği halde, kötü niyetle takibi durdurmak için itiraz eden davalının, itirazının70.723,51 TL yönünden iptali ile birlikte %20’den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini isteme zorunluluğu da doğmuş olduğunu, davalının itirazının iptali için dava açma zorunluluğu doğduğundan ve TTK madde 5. Gereği arabulucuya başvuru zorunlu olduğundan bahisle, arabulucuya başvurulmuş olduğunu, İlk ve son oturum 05/09/2024 tarihli son oturum arabuluculuk görüşmesi ile anlaşmaya varılamadığının tutanağa bağlanmış olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; Davalının İncesu İcra Müdürlüğü’nün 2024/9 E.sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazın 70.723,51 TL yönünden iptaliyle, takibin 70.723,51 TL yönünden devamına, İtirazın haksız olması sebebiyle borçlunun % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;işbu dava ile talep edilen alacak zaman aşımına uğramış olup zaman aşımı def'i dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, ayrıca işbu dava 1 yıllık dava açma süresi geçtikten sonra açılmış olup bu nedenle de davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı şirket ile davacı şirket arasında bir takım ticari faaliyetler yapılmış olsa da davalı şirketin davacı şirkete karşı bir borcu bulunmamakta olduğunu, Davacı şirketin, ürünleri davalı şirkete teslim etmediğini, davacı şirketin az miktarda davalı şirkete göndermiş olduğu domates ve biber fideleri davalı şirketçe müşterilerine satılmış fakat fidelerin ayıplı olması nedeniyle fideler domates ve biber vermemiş olduğunu, bu husus davalı şirketin müşteri kaybetmesine neden olmuş olduğunu, davalı şirketin başka şirketlerden almış olduğu fideler aynı şartlar altında ürün verse de davacı şirketin satmış olduğu fideler ürün vermemiş olduğunu, bu durum üzerine davalı şirketçe davacı şirketin yetkililerine bildirim yapılmış ve şirket yetkililerince ayıp hususunda mutabık kalınmış, kalan bakiye davalının zararı kapsamında silinmiş olduğunu, dolayısıyla davacı şirket öncelikle teslim hususunu ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın, davalı ile olan tüm mal sevkiyat faturaları, banka hesap hareketleri ile davalının ticari kayıtlarının bu aşamada karşılaştırmalı olarak incelenmesi halinde davacının herhangi bir alacağı çıkmayacağı açık olduğunu, davalı şirketin ödemelerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunu, TTK madde 21'de düzenlenmiş olan karine sadece faturanın olağan içeriğini bakımından uygulama alanı bulmakta olduğunu, muhatabın faturayı süresi içerisinde itiraz etmemesinin faturada yer alan olağan dışı kayıtların kabul edildiği anlamına gelmeyeceği konusunda doktirinde görüş birliği bulunmakta olduğunu, kanunun kabul ettiği karine, faturada bulunması muhtemel olağan kayıtları ile sınırlı olduğunu, sözleşmenin kuruluş aşamasında mevcut olmayan, sonradan sözleşme değişikliğine yol açan veya diğer tarafın içinde bulunduğu durumu zorlaştıran kayıtlar faturanın zorunlu ve olağan içeriğine dahil olmadığını, muhatabın süresinde faturaya itiraz etmemesinin bu sonucu değiştirmeyeceğini, bu kapsamda Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2004/7832E. 2005/4738K. Ve 05.05.2005 tarihli kararının, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2007/2029E. 2008/1438K. ve 07.03.2008 tarihli kararının, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2002/1631E.2002/3536K. Ve 27.06.2002 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, bununla birlikte öğretide genel kabul göründüğü üzere, faturaya itiraz için öngörülen sekiz günlük süre hak düşürücü veya zaman aşımı süresi de olmadığını, bu bilgiler ışığında faturanın olağan içeriğine veya taraflar arasındaki ilişkiye dahil olmayan, nitelik veya miktar bakımından farklı uyuşmazlık konusu olan kayıtlar ve değerler bakımından, faturaya itiraz edilmemesi ispat külfetinin yer değiştirmesine dahi sebep olmayacak olduğunu, kaldı ki, davalı şirket tarafından davacıya yan malların gecikmesi, istenilen kalitede olmaması sebebiyle zararlarının ortaya çıkmasının tespitiyle ile birlikte davalının derhal ticari faaliyetini sonlandırmış olduğunu, davaya konu alacak ihtilaflı olması sebebiye ve keza yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebi hukuka uygun olmadığını, yargılamaya konu olayın meydana gelme sebepleri, kusur durumu, malların hukuka aykırı teslim edilmemesi, geç teslim edilmesi, malların niteliği itibariyle gerekli kaliteye sahip olmaması gibi herhangi bir cezai bedel olup olmayacağı yargılama neticesinde belli olacağını, İcra takibine itiraz edilirken bu hususlar göz önünde bulundurulmuş olduğunu, yargılama konusu yapılan husus, net ve belli, alacak likit olmadığından, buna bağlı olarak iddia ve taleplerin gerçekliği yargılama neticesinde ortaya çıkacağından, var olduğu iddia edilen alacağa istinaden icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, davacı tarafın haklı olup olmadığı yargılama neticesinde ortaya çıkacağını, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talep üzerine inkar tazminatına hükmedileceği icra iflas kanunda hükme bağlanmış olduğunu, bu durumda davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi için yaptığı icra takinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekmekte olduğunu, somut olayda, da sözleşmeden doğan yükümlülüklerini hiç ve/veya gereği gibi yerine getirmeyen fazladan ödeme alan, davacının, hiçbir suretle mallara süresinde ve ayıpsız olarak teslim etmemiş olduğunu, sanki davacı taraf tüm hizmetleri eksiksiz yerine getirmiş gibi göstererek Mahkemeyi yanıltıcı beyan ve resimler sunmuş olduğunu, yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle davalı şirketin herhangi bir borcu bulunmaması sebebiyle Davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, Davanın reddine, Davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, davacının İncesu İcra Müdürlüğü’nün 2024/9 E.sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. İncesu İcra Müdürlüğü 2024/9 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... olduğu, borçlunun ... olduğu, takibin toplam 70.723,51-TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Antalya Vergi Dairesine, İncesu Mal Müdürlüğüne, İncesu İcra Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verilmiş olduğu, ilgili evrakların dosyamız arasına alınmış olduğu görülmüştür. Mahkememizin 26/02/2025 tarihli ön inceleme zaptının 7 nolu ara kararı gereğince Antalya'ya talimat yazılarak alınan 17/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;''Tüm delillerin ve hak kazanma koşullarının, nihai takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı tarafın 2022-2022-2024 yılı ticari defterlerine göre; Davacının 2022 -2023-2024 yıllarında e defter tuttuğu, sunulan cari hesap dönemlerine ait beratlarını zamanında oluşturduğu, usulüne uygun tutulduğu, uyuşmazlığın ticari işten kaynaklandığının anlaşıldığı ve bu nedenlerle davacı tarafın defterlerinin lehine delil olma özelliği taşıdığı, Dava/Takip tarihi itibari ile davacı firmanın davalı firmadan bakiye 70.723,51.-TL alacağı kaldığının'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Mahkememizin 19/11/2025 tarihli duruşma zaptının 3 nolu ara kararı gereğince mahkememiz kaleminde yapılan defter incelemesi sonucu 05/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davalıya ait e-defterlerin incelenmesinden ulaştığımız sonuçlar şöyledir: Davacı tarafça başlatılan icra takibinde davalıdan 70.723,50 TL alacak talep edilmiş ve takip dayanağı olarak taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden bakiye tutar olduğu belirtilmiştir. Davacının ticari defterleri talimat mahkemesi aracılığıyla incelenmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu tetkik edildiğinde davacının davalı ile 2022 yılında ticari işlemleri olduğu, bu işlemlerin 2022/07 dönemine kadar devam ettiği ve davacının bakiye 70.723,51 TL alacaklı olduğunun kayıtlı bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça sunulan flash bellek içindeki e-defterler incelendiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin olduğu 2022 yılı defterlerinin olmadığı; 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin ticari defterlerin bulunduğu tespit edilmektedir. Tarafımızca davalının 2023 yılı ticari defterleri incelenmiş ve açılış kaydında (01.01.2023) davacıya 107.935,51 TL borçlu gözüktüğü tespit edilmiştir. Davalının ticari defterlerinde davacıya olan 107.035,51 TL borç için bono verildiğine ilişkin kayıt tespit edilmiştir. Ancak dosya kapsamına davacıya bono verildiğine ve ödendiğine ilişkin bir belge sunulmamıştır. Davalı taraf davacının gönderdiği ürünlerin ayıplı olduğunu, taraflar arasındaki görüşme sonucunda davalının zararının bertaraf edilmesi amacıyla borcun silindiğini ileri sürmektedir. Bu hususa yönelik bir belge de dosyada bulunmamaktadır. Netice itibariyle davacının ticari kayıtlarında davalıdan 70.723,51 TL alacak gözükmekte ve bu tutar takip konusu yapılmıştır. Davalının ticari kayıtlarında ise davacıya 107.935,51 TL borç gözükmektedir. Hal böyle olunca davalının davacıdan 70.723,51 TL alacaklı olduğunun'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra davacının takibe konu cari hesap alacağı nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti için taraf defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davacının defterlerinin incelenmesi için talimat yazılarak bilirkişiden 17/06/2025 tarihli rapor alınmış ve raporda, davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu ve Dava/Takip tarihi itibari ile davacı firmanın davalı firmadan bakiye 70.723,51.-TL alacağı kaldığının belirtildiği görülmüştür. Davalının defterlerinin incelenmesi üzerine alınan 05/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalının sunmuş olduğu defterler itibari ile, davalının 2023 yılı ticari defterleri incelenmiş ve açılış kaydında (01.01.2023) davacıya 107.935,51 TL borçlu gözüktüğünün tespit edilmiş olduğu, davalının ticari defterlerinde davacıya olan 107.035,51 TL borç için bono verildiğine ilişkin kayıt tespit edildiği ancak dosya kapsamına davacıya bono verildiğine ve ödendiğine ilişkin bir belge sunulmadığının belirtildiği görülmekle, davalı tarafça her ne kadar taraflar arasındaki anlaşma sonucu davacıya borcun silindiği belirtilmekte ise de, bu iddiayı kanıtlayan dosyaya yazılı delil sunulmadığı gibi söz konusu iddianın davacı tarafça da kabul edilmediği ve yine davacıya bono verildiğinin de yazılı delil ile ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Davacının taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında mal teslimini taraf defter kayıtları ile ispat ettiği ancak davalı tarafça ürünlerin ayıplı olduğunun ve ayıbın süresinde davacıya ihbar edildiği iddiasının yazılı deliller ile ispat edilemediği, sunulduğu belirtilen delillerin davalının cevap dilekçesi ve ekinde ve sunduğu evraklar içinde yer almadığı hep birlikte dikkate alınarak davacının davalıdan takip nedeni ile alacaklı olduğu ve davalının ödemesi olmadığı anlaşılmış ve böylece, DAVANIN KABULÜ İLE, İncesu İcra Müdürlüğü’nün 2024/9 E.sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 70.723,51 TL asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilen alacak bedeli olan 70.723,51 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, İncesu İcra Müdürlüğü’nün 2024/9 E.sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 70.723,51 TL asıl alacak üzerinden devamına, 2-Kabul edilen alacak bedeli olan 70.723,51 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 4.831,12 TL karar ve ilam harcından 1.207,79 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 3.623,33 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 407,60-TL başvurma harcı, 1.207,79-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.635,39-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 90,00 TL tebligat gideri, 400,00 TL yazışma gideri, 8.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.990,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 25/03/2026
Katip ... ¸E-imzalıdır
Hakim ... ¸E-imzalıdır