İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/722 E. 2025/269 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/722
Karar No
2025/269
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/722 KARAR NO : 2025/269 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 04/09/2024 KARAR TARİHİ : 25/03/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca müvekkil tarafından davalının bir kısım nakliye işleri yapıldığını, yapılan işlerle ilgili olarak davalı taraf, bir kısım ödemeleri yapmadığını, bu nedenle, müvekkilin cari hesaptan kaynaklı olarak davalıdan alacağı mevcut olduğunu, borçlu tarafından cari hesap alacağı müvekkile ödenmemiş, bunun üzerine İzmir... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu, 06/08/2024 tarihinde, alacaklıya bir borcu bulunmadığını iddia ederek haksız olarak borca, faize ve ferilere itiraz ettiğini, davalı taraf, borcu ödeyecekleri vaadi ile müvekkili oyalamış, sonrasında da müvekkilin bütün talep ve ısrarlarına rağmen borcunu ödemediği gibi, kötüniyetli olarak sözleşmeyi ve borcunu inkar etmektedir. Taraflara ait ticari defter ve belgeler bilirkişi marifetiyle incelendiğinde, müvekkilin cari hesaptan kaynaklı alacağının olduğu ortaya çıkacağını, ayrıca, müvekkil davacı şirket tarafından, davalının nakliye işlerinin yapıldığı müvekkil tarafından düzenlenen fatura ve davalı şirket tarafından düzenlenen E- irsaliyelerden anlaşıldığını, bu şekilde, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve ürün tesliminin davalıya yapıldığı, davalının borcunu ödemediği açıklığa kavuştuğunu, bu nedenle, borçlu davalının, itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, ayrıca, alacak miktarı borçlu tarafından belirlenebilir durumda olduğundan likit olduğunu, bu nedenle borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru şartı yerine getirilmiş, fatura alacağından kaynaklı uyuşmazlık hakkında taraflar anlaşmaya varamadıklarını beyan ederek, öncelikle, ihtiyati haciz istemimizin kabulü ile borçlunun borca yeter tutarda taşınır, taşınmaz ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına, öncelikle teminatsız, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını, davamızın kabulü ile davalının haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazının yukarıda belirtilen miktar üzerinden iptaline, takibin devamına,Alacağın %20’sinden aşağı olmayacak şekilde davalının icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Somut olayda alacaklının takip talebine dayanağı cari hesap alacağı olduğunu, taraflar arasında; yasanın ve Yargıtay'ın aradığı şartları ihtiva eden bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, takip talebine dayanak olarak dosyaya sunulan cari hesaba, tek taraflı düzenlenmiş muavin defteri sayfasına ve faturalara açıkça itiraz etmekteyeceğini, alacaklının mahkemenizi yanıltmaya yönelik olarak dosyaya sunduğu cari hesap ve muavin defter tarafımızca kabul edilmediğini, TTK'nun 89. Maddesinde cari sözleşmesi; iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme şeklinde tanımlandığını, Kanun hükmünde de açıkça yer verildiği gibi bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağını, müvekkil ile davalı arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmadığını, bu nedenle davacının cari hesap alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceğini, müvekkil tarafından, tam ifa edilen edimlere istinaden kesilen faturalar eksiksiz ödendiğini, davacının, yerine getirmesine rağmen ücretini alamadığı bir işi olmamıdığını, müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, İcra ve İflas Kanununun 67/2. maddesine göre; itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edildiğini, bu maddeden de anlaşıldığı üzere, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazının haksız olması şart olduğunu, doktrinde ve içtihatlarda ittifak ile kabul edildiği üzere ise; haksız olma kavramından anlaşılması gereken husus, alacağın likit olduğunu, buna göre alacağın miktarı ayrıca bir hesaplamaya ihtiyaç duyulmaksızın miktar itibari ile borçlu tarafından biliniyorsa alacak likiddir ve söz konusu alacağa yapılan itirazın iptali halinde alacaklı icra ve inkar tazminatına hak kazandığını, tersi durumda ise alacak likid olmadığından borçlu aleyhine icra ve inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER 1)Taraf dilekçeleri, 2)İzmir...İcra Dairesi'nin...esas sayılı dosyası, 3)SMMM ...ün 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporu, 4)SMMM...ın 12/02/2025 tarihli bilirkişi raporu, 5)Davacı tarafından düzenlenen E- Faturalar, Davalı tarafından kesilen E- irsaliyeler, Banka dekontları, 6)Taraflara ait ticari defter ve belgeler, 7)Tüm dosya münderecatı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İzmir ...İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. SMMM ...'ün 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı tarafa ait ticari defterlerde, davacı taraf ile ilişkili işlemlerin takip edildiği... kodlu Satıcılar hesabının tespit edilen hareketleri, rapor içeriğinde tablo halinde sunulmuş olup; 07.06.2024 tarihi itibarı ile hesap hareketi görülmediği, takip tarihi olan 05.08.2024 tarihi itibarı ile davalı tarafın defterlerinde, davacı tarafa 297.328,71 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu, davacı tarafça dosyaya sunulu muavin defter dökümleri ile davalı tarafa ait muavin defter dökümleri karşılaştırılmış olup; düzenlenen faturalar ve ödeme/tahsilat tutarları yönünden birbirleri ile uyumludur; farklılık arz eden kayıt tespit edilmediği, Davacı tarafın faiz talebinin yerinde görülmesi halinde, takip tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarı 12.822,30 TL olarak hesaplanmıştır. SMMM ...'ın 12/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda;...Lojistik Hafriyat Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti tarafından ...Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'ne kesilen faturalar sonucunda 2023 ve 2024 yılı resmi defterleri usulüne uygun olarak tutulduğu ve tastikleri yasal süreleri içerisinde yapıldığını, 2024 yıl sonu bakiyesi 297.328,71 TL borç bakiyesi tespit edilmiştir. 6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir. "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez. Delillerin hukuki olarak değerlendirilmesine dair yukarıdaki açıklamalar ışığında; Davacı vekilince cari hesap alacağından kaynaklı olarak davalı aleyhinde başlatılan icra takibinde davalının takibe itiraz etmesi neticesinde davacı tarafça mahkememizde itirazının iptalinin dava edildiği anlaşılmıştır. Taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, tarafların ticari defter ve belgelerinin yukarıda da zikredilen 6100 sayılı yasanın 222. Maddesi uyarınca birbirleri ve kendi içinde de uyumlu oldukları, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 297.328,71 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacının dava konusu edilen alacağını ispat ettiği, davalının cevap dilekçesinde başkaca ödeme iddiasının da bulunmadığı görülmekle, bu hususta yemin hakkı hatırlatılmamıştır. Zira, yemin hakkının hatırlatılabilmesi için öncelikle cevap dilekçesinde ödeme hususunda yahut davacının alacak hakkının bulunmadığı noktasında ticari defterler haricinde başkaca bir savunmasının bulunması ve bu savunmanın yemin harici başkaca bir delille ispat edilemeyecek olması gerekmektedir. Ancak davalı tarafça cevap dilekçesinde sadece eksiksiz bir şekilde davacının düzenlediği faturaların ödendiği savunulduğundan davalı tarafın savunmalarını ispat edemediğine kanaat getirilerek davanın kabulüne alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın 297.328,71 TL üzerinden KABULÜ İLE, 2-)İzmir ...İcra Dairesi...esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan İTİRAZIN 297.328,71 TL ÜZERİNDEN İPTALİ İLE TAKİBİN BU BEDEL ÜZERİNDEN DEVAMINA, 3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 297.328,71 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-)Alınması gerekli 20.310,52 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 3.588,89 TL harcın mahsubu ile 16.721,63 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 5-)Davacı tarafça yatırılan 3.588,89 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 6.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 295,00 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplamda 10.311,49 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 47.572,59 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-)3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 8-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/03/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/722, K. 2025/269, T. 25.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-722-e-2025-269-k-7428e7bd08c3