Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2022/852 E. 2025/374 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/852
- Karar No
- 2025/374
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/852 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/374
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : DR. ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/01/2022 ESAS-KARAR NO : 2017/221 E 2022/35 K
DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 03/04/2025 YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Asıl davada davacı vekili; taraflar arasındaki implant alım satımına ilişkin ticari ilişki kapsamında müvekkilinin davalıya fazla ödemede bulunduğunu belirterek 10.284,00 TL alacağın avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; mal alım satımı ilişkisi kapsamında keşide edilerek davalıya verilen senet bedelinin ödendiğini, buna rağmen iade edilmeyerek mükerrer tahsile çalışıldığını 3/03/2015 düzenleme, 30/03/2016 ödeme ve 6250 Euro bedelli bononun ödeme nedeniyle bedelsiz kaldığını icra takibine konu edilemeyeceğini belirterek müvekkilinin icra takibine konu edilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Asıl dava ve birleşen davada davalı vekili; davacının asıl davada; taraflar arasında akdolunan 13.03.2015 tarihli implant alım sözleşmesi nedeniyle davalı şirkete verdiği toplam 12 adet bonodan kaynaklanan borcunun tamamını ödediğini, davalı şirkete borçlu olmadığı gibi, davalı şirkete 10.284,00 TL. fazladan ödeme yaptığını iddia ettiği, birleşen davada da davacının aynı iddiaları tekrarla, davacı aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2471 E. Sayılı dosya ile başlatılan icra dosyasına yapılan ödemenin istirdat yoluyla tahsilinin talep edildiğini, davacının ileri sürdüğü talepleri ve taleplerine dayanak iddialarının gerçeği yansıtmadığını davacının ikrar mahiyetindeki muhtelif beyanları ve dosyaya ibraz ettiği delillerle sabit olduğu, davacının, davalı şirkete bonoya dayalı toplam 75.000 Euro tutarında borçlandığını kabul ettiğini, açılan davalarda davalının anılan sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirmediğine ilişkin bir iddianın bulunmadığı, davacının asıl ve birleşen davada toplam 75.000 Euro tutarındaki bonoya dayalı borcunun tamamını ödediğini ayrıca 10.284,00 TL fazla ödeme yaptığını ispatlaması gerektiğini, davacının sunduğu döküm ve belgelere göre bonoların tanziminden sonraki dönemde yaptığı ödeme toplamı 70.841,00 Euro'dan ibaret olduğunu, 08.11.2016 tarihli 3.600 TL bedelli ödeme kaleminin dekontlarda veya banka ekstrelerinde olmadığını, bu rakamın hesaplamada dikkate alınmaması gerektiğini, davacının 75 000 Euro bono borcunun tamamını ödemediğini, 4.159,00 Euro tutarında açığının bulunduğunu, ticari ilişkinin devamında davacının ödemeleri zamanında ve tam yapmaması ve sürekli geriden gelmesi ekseninde taraflar arasında ihtilaf oluştuğunu, teslim olunan implant adedi bir kısım ayıplı ürün iddiası gibi ihtilaflar zuhur ettiğini, uzunca süre ve halen borcun ihtilaflı kaldığını, davacı ile cari hesabın kapatılması için görüşülmek istendiği ancak davacı yüzünden hesabın görülemediğini bildirerek asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece; tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; taraflar arasında 13.03.2015 tarihinde implant alım sözleşmesinin imzalandığı, 26.08.2015 tarihinde sözleşme kapsamında Euro kurunun 3,00-TL olarak sabitlenmesine karar verildiği, davalı tarafın sözleşme konusu implantları davacıya teslim ettiği, davacı tarafça sözleşme konusu 12 adet 6.250'şer Euro bedelli bonoları davalıya düzenleyerek teslim ettiği, bono bedelleri ödendikçe davalıya teslim edildiği, 30.03.2016 vadeli 6.250 EURO bedelli son bono dışında diğer bonoların davacıya iade edildiği, bu hususlarda uyuşmazlık bulunmadığı, yine taraflar arasında sözleşme tarihi öncesinde de ticari ilişkinin mevcut olduğu incelen defter ve kayıtlardan anlaşıldığı, bu kapsamda alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin davalıya fazla ödeme yapmış olduğu, birleşen dava yönünden: Davacı ... Ağız ve Diş Sağlığı Ltd.Şti. tarafından Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2017/2471 esas sayılı dosyasına 13.02.2017 tarihinde 8.976,00.-TL, 22.05.2017 tarihinde 250,00.-TL olmak üzere toplamda 9.226,00.-TL tutarında ödemenin yapılmış olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile; 9.984,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, birleşen davanın kabulü ile; 9.266,00 TL'nin ödeme tarihi olan 22/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, dosyaya sunulan delillerinin incelenmediğini davacının tek taraflı tutulan defter kayıtlarına göre karar verildiğini, davacıya satılan teslim edilen implantların tek tek belli olduğunu, ticari ilişkinin 2014 yılında başladığını, implant sayısı ve ödemelerin belli olduğunu, 2015 yılı öncesi de davacının müvekkiline borçlu olduğunu, dekontlarda ödendiği gözüken implat sayılarına bakıldığında da sözleşme öncesi ödeme toplamının satılan implantın yarısını ancak karşıladığını, delil listesinde bildirilen ve dosyaya sunulmuş belgelerin hiç inceleme konusu yapılmadan yargılama yapılarak hüküm kurulduğunu bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl dava; taraflar arasındaki 13/03/2015 tarihli implant sözleşmesi nedeniyle yapılan fazla ödemenin tahsili, birleşen davada ise takibe konu senet bedelinin ödenmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı yan dava dilekçesinde açıkça davalı arasındaki ticari ilişkiyi 13/03/2015 tarihli implant sözleşmesinden kaynaklanan alacak borç ilişkisine özgüleyerek fazladan yapılan ödemenin tahsili ve bu ilişki kapsamında düzenlenerek verilen senedin bedelsizliği iddiasına dayanmıştır. Mahkemece 13/03/2015 tarihli implant alım sözleşmesi ve sözleşmeye dayalı imzalanan toplam 75.000 Euro bedelli 12 adet bonodan sonuncusu olan 13/03/2015 tanzim, 30/03/2016 vade tarihli 6.250 Euro bedelli senet nedeniyle borçsuzluğun tespiti ve ödenen bedelin istirdatı istemli açılan davada taraflar arasındaki 13/03/2015 tarihinden sonraki dönemle sınırlı olarak mı yoksa tarafların defterlerinde kayıtlı mevcut 2014 -2015-2016 yıllarına ait tüm ticari ilişki incelenmek suretiyle mi araştırma yapılması gerektiği noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. Somut olay değerlendirildiğinde; Davacı borcun kaynağıyla ilgili dava dilekçesindeki açıklamasında, davalıdan implant aldığını, karşılığında on iki adet senet verdiğini, davalının implantları teslim ettiğini, implant bedelinin banka kanalıyla ödendiğinde, senetlerin iade edileceğini, implant bedelinin tamamen ödenmesine rağmen 30/03/2016 vade tarihli son senedin iade edilmediğini, bedeli ödenen senedin mükerer tahsile çalışıldığını, fazladan yapılan ödemenin tahsili ve senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitiyle, fazladan yapılan ödemenin iadesiyle alacak talep etmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; implant satış sözleşmesi tarihi olan 13/03/2015 tarihinden itibaren davacının alacaklı olup olmadığı, senet bedelinin tahsil edilip edilmediği taraflar arasındaki ticari defter kayıtları, dosyaya sunulan ödeme belgeleri incelenerek alacak borç durumunun tespitiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Yukarıdaki bilgiler ışığında özetle; ödeme defi nedeniyle ispat yükünün davacı tarafta bulunduğu gözetilerek belirtilen usule göre yapılacak incelemede, davacının sunduğu delillerin dava konusu edilen döneme ilişkin olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken mahkemece taraflar arasındaki ihtilaflı olmayan dönemi de kapsayacak şekilde taraflar arasındaki tüm ticari ilişki incelenerek karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/221Esas, 2022/35Karar ve 21/01/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 03/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."