Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1813 E. 2025/535 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/1813
Karar No
2025/535
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1813

KARAR NO:2025/535

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:20/05/2021

NUMARASI:2018/1012 Esas - 2021/400 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/04/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin ile davalı arasında cari hesaba dayalı ticari ilişki bulunduğunu, davalı adına düzenlenen faturalara koıu ürünlerin teslim edildiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını fakat takibe haksız olarak itiraz edildiğini, itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az oimamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini iddia ve talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacın m müvekkile arızalı olarak gönderdiği ve tamir edilmiş bir şekilde iade aldığı kauçuk makine bedelinden dolayı müvekkilin alacaklı olduğunu, bu nedenle davanın reddini ve davalı lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifeti ile incelenmesi neticesinde davacı şirketin 05/07/2017 takip tarihi itibariyle davacı şirkete 24.999,97 TL borçlu durumda olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar 05/07/2017 tarihli takip tarihinde cari hesap ilişkisinde davacı taraf 24.999,97 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de davalı şirket vekilinin davaya cevap dilekçesi ile birlikte ileri sürdüğü savunmalar nazara alındığında davacı şirket tarafından davalı şirkete 15/11/2016 tarih ve ... seri numaralı sevk irsaliyesi ile "1 Adet Kauçuk Makinası" açıklamalı arızalı makine sattığı, arızalı makineyi davalının tamir için harcamalarda bulunduğu, ancak davacı firma tarafından geri istenin ve dava dışı başka bir firmaya satıldığı anlaşılan kauçuk makinasının 06/03/2017 tarih ve ... seri numaralı sevk irsaliyesi ile davacıya teslim edildiği davacı ise 15/07/2017 tarih ... sıra numaralı irsaliye ile makinayı dava dışı ... A.Ş 'ye teslim ettiği ayın firmaya 15/03/2017 tarih ... sıra numaralı 59.000,00 TL tutarlı fatura düzenlendiği, davalı şirketin ihtilafa konu arızalı makinayı kendisinde iken tamir etmek için 19.202,98 TL masrafların faturasını talimat mahkemesince atanan bilirkişiye tevdii ederek bu miktar üzerinden masrafını ispatladığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete arızlı olarak satılan ve davalı şirket tarafından tamiri tamamlanıp bu defa davacı şirkete teslim edilen kauçuk makinasına ilişkin olarak davacının davalı adına herhangi bir fatura düzenlenmemesi nedeniyle makinanın davalıya satışı ile ilgili olarak bilirkişi tarafından her hangi bir bedel tespiti veya makinanın maliyet fiyatı tespit edilememiş ise de dosya safahatından ihtilafa konu arızalı makinanın davalıya satıldığı, davalı şirketin bir takım masraflar yaparak "komple çalışır" vaziyette makinayı davacı şirkete teslim ettiği, davalı şirketin mülkiyeti kendisinde iken yapmış olduğu harcamaların tek taraflı olarak davalı ticari defterlerinde yer aldığı, söz konusu harcamaların davalı ticari defter ve kayıtlarından 19.202,98 TL olduğunun anlaşıldığı, hal böyle olunca ihtilafa konu olan kauçuk makinasının tamir işinden kaynaklı masrafın cari hesap alacağından mahsubu gerektiği ve tamir masraflarının davacıya yansıtılması gerektiği değerlendirmeleri ile davacının cari hesap ilişkisinden tespit edilen 24.999,97 TL'den 19.202,98 TL'nin mahsubu (5.796,99 TL) ile davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,2012/19-599 E. ve 2013/145 K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2006/7446 E. ve 2007/741 K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davacının takipten önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispatlayamaması karşısında faiz alacağına yönelik talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının, makinenin bozuk olduğu gerekçesi ile ayıp ihbarı yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması şeklindeki eksikliğini, ayıp hususunun önceden kendisine bildirildiğini ve tamir masrafının cari hesaptan mahsubu konusunda anlaşıldığı şeklindeki yeni vakıaları öne sürerek giderme çabasında olduğunu, Davacının mezkur iddiasını ispatla mükellef olacağını, davalının tek taraflı olarak ticari defterine kaydettiği ve dava dışı şirketlerden aldığı faturalar gerekçe gösterilerek, bu faturaların dahi tebliğ edilmeksizin davalının cari hesabından düşülmüş olup, itirazı gerektirdiğini, tamamen lehe olan kök bilirkişi raporu üzerine mahkemenin ara kararı neticesinde düzenletilen ek bilirkişi raporu, sonuç rakam itibarı ile çelişkili olup, bu raporlarındaki çelişki giderilmeden yalnızca ek bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulamayacağını, bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere söz konusu kauçuk makinesi ile ilgili davalı tarafça herhangi bir satış faturası düzenlenmediğini, arızalı kauçuk makinesini çalışır duruma getirmek için yaptığını iddia ettiği tamir masraflarını gösteren, iddiasını destekleyen faturalara ulaşılamadığını, sunulan faturalar dava dışı üçüncü şirketlerden alınan faturalar olup bu faturaların makinanın tamiri için kullanıldığına dair herhangi bir delil ve emare bulunmadığını, dava dışı üçüncü şahıslardan temin edilen mezkur faturalar delil niteliğinde değerlendirilip, davanın tarafları arasındaki cari hesap ilişkisinden mahsup edilmiş olup bu durum genel muhasebe ilkeleri ile bağdaşmadığını, sonuç olarak davalı tarafın 5.796,99 TL borçlu olduğuna karar verilmesi doğru olmayıp, takibe 24.999,97 TL üzerinden devam edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının davacıdan satın aldığı makine için yaptığı masrafların davacı alacağından takas edilmesinin mümkün olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafça davalı hakkında ... sayılı dosyası ile "04/07/2017 cari hesap ekstresi" borcun sebebi gösterilerek 24.999,97 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebine cari hesap ekstresi eklendiği, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmektedir.

İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK 2017/1534 E. 2018/633 K) Cari Hesap: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır.Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık Hesap İlişkisi: Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. Davalı taraf takibe dayanak açık hesaba kaydedilen bedelin ödendiğini savunmamış, davacıdan arızalı olarak satın aldığı kauçuk makinasının kendisi tarafından tamiratının yaptırıldığı, tarafların anlaşmasıyla makinenin bilahare davacı tarafça 3. Kişiye satışının yapıldığı, makinenin davalı tarafça davacıya teslim edildiği, bu makinenin tamiratı için yaptığı ödemelerin mahsubunun gerektiğini savunmuştur. Takas; bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir.Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Takasın şartları ise; Borçların karşılıklı olması, borçların benzer olması, borçların muaccel olması, ( her ne kadar kanunda her iki alacağın muaccel olması lazım gibi bir anlam çıkmakta ise de takas hakkını kullanan tarafın alacağının muaccel olması yeterlidir), alacağın dava edilebilir olması ve takas açıklamasında bulunulmuş olması olarak sayılabilir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(19)11-3087 E. 2020/691 K. - Yargıtay- 15. HD. 2015/2802 E. 2015/5758 K. sayılı ilamları ) Davalı tarafın cevap dilekçesi ile takas definde bulunduğu, tarafların ortak beyanlarıyla davacı tarafça davalıya kauçuk makinası satıldığı, bilahare makinanın 3. Kişiye satışının gerçekleştiği, bu makineye ilişkin davacı tarafça satış, davalı tarafça da iadeye ilişkin fatura düzenlenmediği, bu hususların uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmaktadır.Davacı taraf davalının yaptığı masrafları ödeme konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığını savunmakta, istinaf dilekçesinde de davalının bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu ileri sürmektedir.Dosyada toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tarafların ticari defter kayıtlarına göre, davalının davacıdan arızalı haliyle makine satın aldığı, bu makine için bilirkişi raporuyla belirlendiği şekliyle 19.202,98 TL tamirat masrafı yaptığı, makinenin bilahare davacı tarafça 3. Kişiye satıldığı anlaşılmakla, davalının takas definin süresinde ve yerinde olduğu, mahkemece davacının açık hesap alacağından bu miktarın takas edilmek sureti ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karada herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/1813, K. 2025/535, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-1813-e-2025-535-k-9ea27c6e0894