Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1809 E. 2025/649 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1809
- Karar No
- 2025/649
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1809
KARAR NO:2025/649
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/05/2021
NUMARASI:2018/647 E. - 2021/345 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile borçlu arasında 10/06/2014 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile davalıya ait Aydın ili Merkez ilçesi ... Ada ... pafta ... parsel ... clit ... sahife no ile kayıtlı ve ... mahallesi Aydın- İzmir ... istasyonlu akaryakıt bayiliği hakkı verildiğini, müvekkili şirket tarafından istasyonun işletilmesi amacıyla ayrıca yatırım da yapıldığını, bayilik sözleşmesi hükümleri ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince akaryakıtı müvekkili şirketten satın alınarak nihai tüketiciye satışı da davalı tarafça kabul edildiğini, davalı tarafın bayilik sözleşmesinin 8 maddesi gereğince sözleşme sürecinde asgari ürün alım taahhüdünü onayladığını ancak yerine getirilmediğini, bunun sunucu olarak bayilik sözleşmesinin 9 uncu maddesi gereğince cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, bu sebeple müvekkil şirket lehine 57,500 USD erken fesihten kaynaklanan ceza şart alacağının doğduğunu, bayilik sözleşmesi 20 maddesi uyarınca müvekkil şirket , ilk 3 ay ödemesiz , takip eden 18 ayda eşit taksitler ödenmek üzere bila faiz 120 m3 ayni krediyi davalı bayisine sağlamayı kabul ve taahhüt ettiğini ve bu yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalı bayi kredi imkanı tanınmasına rağmen takip tarihine kadar geri ödenmesi gereken 173.120,33 TL kredi ve 352,21 TL tutarındaki vadesi geçmiş açık cari hesaptan kaynaklanan borçlarını da ödemediğini, davalı tarafından protokol hükümlerinin yerine getirilmemesi halinde müvekkili tarafından fesih hakkının kullanıldığını,haklı fesih nedeniyle de davalı bayinin 33.906,84 TL kredi borcunun muaccel hale geldiğini, davalı Beyoğlu ... noterliğinden ihtarname keşide edilerek, 207.027,07 TL cari hesap, 196.335,00 USD cezai şart alacağının bildirildiği, ihtara rağmen davalı tarafın borcunu ödemediğini, borçlu aleyhine... sayılı icra takip dosyası ile 23/10/2017 tarihinde Aydın ili Efeler ilçesi ... mahallesi ... mevkii, ... ada ... parselde kayıtlı 470,85 m2 yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazdaki müşterek maliklerden ... adına kayıtlı 3/16 hissesi üzerindeki mevcut ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla ilamsız icra takibine başlandığını, paraya çevrilmesi istenilen taşınmaz üzerindeki ipotek limiti ile sınırlı olarak takip başlattıklarını, belirterek ; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 den az olmamak üzere inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına , yargılama gideri ile birlikte vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı alacaklı ile davalı arasında bayilik sözleşmesi olduğunu, davacının bir kısım malları tedarik edememesinden dolayı bunları başka firmalardan tedarik ettiklerini, davacı tarafından çekilen ihtara karşı Aydın ... noterliğinin ... yevmiye nolu cevabı ihtarını gönderdiklerini, davacı tarafından haksız fesih ile talep edilen cezai şart alacaklarını kabul etmediklerini, ayrıca Yargıtay 19 HD sinin son kararlarına göre her yıl alınması gereken malın alınmamasına dayalı cezai şartın devam eden yıllar için istenebilmesinin şartı takip eden yıl ifasına başlamadan ihtar çekilmesi bunun yapılmadığını bu şarta dayalı cezai şartın istenemeyeceğini belir terek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Sonuç olarak mahkememizce davacı ... AŞ nin davalı . ... Şti den takip tarihi itibariyle; 79.000,00 USD asıl alacak ve 845,74 USD temerrüd faizi, cezai şart alacağı, 57.500 USD asıl alacak ve 1.291,78 USD temerrüd faizi, cezai şart alacağı, 206.674,86 TL kredi, 352,21 TL cari hesap alacağı ve 4.534,74 TL temerrüd faizi, 194,48 TL ihtarname masrafı alacağı bulunduğu sabit olmuştur.Tüm alacaklar toplamı ipotek üst limiti 650.000,00 TL yi aşmaktadır.Bu nedenle ... sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere itiraz eden borçlu ... Şti yönünden 650.000,00 TL ipotek üst limiti üzerinden itirazın iptaline takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalının itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından İİK.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren hüküm altına alınan miktarın % 20’si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiği..." gerekçesiyle, ... sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere itiraz eden borçlu ... Şti yönünden itirazın iptaline takibin devamına, hüküm altına alınan üst ipotek limiti 650.000 TL nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili de yasal süresi içinde katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı ... AŞ ile müvekkili şirket arasında 10/06/2014 tarihinde 5 yıllık bayilik sözleşmesi imzalanmış olup bunun eki olarak da 10/06/2014 tarihli protokol imzalandığını, Sözleşme dönemleri ise ... - ... ; ...- ... ; ... - ... ; ... - ... ; ... - ... olarak 5 yıllık yapıldığını, Yargıtay yerleşik içtihatlarınca her yıl alınması gerekli malın alınmaması sebebiyle oluşan cezai şartın devam eden yıllarda istenebilmesi için takip eden yılın ifasına başlanmadan çekince bildirilmesi ya da ihtar çekilmesi gerektiğini, Yargıtay 19.HD 2013/14851 K. 2014/1302 , 16.1.2014 tarihli ilamının ekli olduğunu,İhtarname, gerekçeli kararda 2.yıl sonu 3.yıl başı gibi muğlak bir dönemde çekilmiş gibi gösterildiğini, ne var ki hem ihtarname hem de dönem tarihleri açık ve ortada olduğunu, davacı firmanın 10/06/2017-09/06/2018 tarihini kapsayan dördüncü yıllık dönemin başlangıcından 11 gün sonra 21/06/2017 tarihinde ilk ihtarını çektiğini, takip eden yılın ifası 10/06/2017 tarihinde başladığı için ihtar bu tarihten önce bir tarihte çekilmesi gerektiğini, ilk dört yıllık dönemi kapsayan usulüne uygun çekince konulmuş bir ihtar mevcut olmadığını, cezai şartın oluştuğu yılın sonlarına doğru çekilen ihtarnamenin o yıla ilişkin hakkı saklı tuttuğunu kabul etmenin gerektiği aksinin dürüstlük kuralına aykırı olacağının söylendiğini, bir önceki döneme ilişkin çekince ihtiva ettiği yahut bir hakkı saklı tuttuğunun söylenemeyeceğini, bununla birlikte basiretli bir tacir olmanın gereğince davacı sözleşme dönemlerine riayet ederek hareket etmesi gerektiğini bildiğini, son çekilen ihtarın da tarih itibariyle ancak beşinci döneme ilişkin olabilecekken sözleşme dördüncü dönemde feshedilmiş olduğundan bu döneme dair alınmayan, taahhüt edilen mal nedeniyle de cezai şart tahakkuk etmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki bu ihtarnameye de zamanında itiraz edildiğini,Sözleşmeye davacının uymadığını, teslim edilmesi gerekli madeni yağ vs ürünler ... özelleştirme sürecinde iken teslim etmediğini, müvekkilinin iş devamlılığı açısından gerekli alımları başka yollardan gerçekleştirmeye mecbur bırakıldığını, aktin müvekkili firmaca çekilmez hale getirildiği iddiasının doğruyu yansıtmadığını, feshe sebep olanın bizzat davacı firma olduğunu, bu nedenle fesihten kaynaklı cezai şart ödemelerinin hakkaniyetli olmayacağını, Cezai şartın şirketin mahvına yol açmayacağı yolundaki değerlendirmelere katılmanın mümkün olmadığını, şirketin sermayesinin bir limited şirket kurmak için gerekli asgari şart seviyesinde olup sermayesi 10.000.TL olan müvekkili firmanın öz varlığı 2018 yılı kurumlar vergisi beyanına göre 1.132,098.85.TL olduğu ve cezai şart tutarı olan toplam 136,500 USD nin Türk parası karşılığı olan 965,315.TL çıktığında kalan miktarın yani öz varlığının 166,783.TL olması değerlendirmesi yapılarak mahvına neden olmayacak denildiğini, bunun kabul edilemez olduğunu, mahkemenin bu konuda değerlendirmede bulunmadığını, sadece bilirkişinin yetkisini aşarak yaptığı hukuki değerlendirmeyi gerekçeli karara taşıdığını, Yine miktar likit olmayıp bilirkişi incelemeleri ile tespit edilebilecek olduğundan ipotek üst limitine göre %20 inkar tazminatı hükmedilmesi de yerinde değildir kaldırılması gerektiğini, ayrıca mahkeme bilirkişi raporlarındaki değerlendirmeleri yanlış takdir ederek kanuna ve içtihatlara aykırı karar verdiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığından istinaf başvurusunun reddi gerektiğini,İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar ışığında, takipte istenen alacaklarının ipotek tutarından da daha fazla olduğu tespiti ile davanın kabulü kararı isabetli ise de, karar gerekçesinin düzeltilmesi gerektiğini,İlk derece mahkemesince müvekkilinin asgari alım taahhüdü ihlali yönünden alacak tutarını belirlerken gerekçesinde yer verdiği, " davalının alım Taahhüdünü ihlal ettiği her yıl için davacının cezai şart alacağına hak kazanması için, cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda davacıya ürün verirken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir (TBK.md.l79/f.2). Pek tabi ki Yargıtayın bu içtihadından çıkan anlama göre, cezai şartın oluştuğu yılın sonlarına doğru ihtirazı kayıt konulması halinde de, o yıla ilişkin cezai şart alacağı saklı tutulmuş sayılmalıdır. Aksini ileri sürmek, MK.md.2'deki dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Dava dosyası deliller ve davacı ticari defterleri, banka kayıtları incelendiğinde; davacının akdi ilişkinin l'inci yılı sona erip 2'inci yılında davacıya ürün verirken, akdi ilişkinin l'inci yılında oluşmuş olan cezaj_sart alacağına ilişkin ihtirazı kayıt koymadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının, akdi ilişkinin l'inci yılı için oluşmuş olan cezai şart alacağını talep etme hakkını kaybettiği kanaatine varılmıştır.Davacının ilk defa, davalıya keşide ettiği 21.06.217 tarihli ihtarnameyle, cezai şart alacağının tahsilini talep ettiği görülmektedir. Bu ihtarnamenin keşide edildiği tarihin ise, akdi ilişkinin 2'inci yılının sonlarına ya da 3'üncü yılının başlarına denk geldiği, bu nedenle, davacının davalıdan akdi ilişkinin 2'nci yılı için oluşmuş olan 58.000,00 USD cezai şart alacağını talep etme hakkını saklı tuttuğu, sözleşmenin 2'nci yılı için oluşmuş olan cezai şart alacağını isteyebileceği anlaşılmıştır.Davacı akdi ilişkiyi 18.09.2017 tarihli ihtarıyla feshetmiş olup, bu ihtarnamesinde de cezai şart alacağını talep etmiştir. Davacının, akdi ilişkinin 2'nci yılının sonundan 18.09.2017 tarihine kadar oluşmuş olan 17.000,00 USD cezai şart alacaklarını talebe hak kazandığı, sonuç olarak toplam 79.000,00 USD cezai şart alacağı olduğu , alacağın 845,74 USD temerrüt faizi ile istenebileceği sabit bulunmuştur." şeklindeki gerekçesinin doğru olmadığını,İlk derece mahkemsinin kararın bu alacak kalemi gerekçesi yönünden düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararı katılma yoluyla istinaf ettiklerini belirtmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshine dayalı olarak, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince istinaf, davacı vekilince katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında 5 yıl süreli olmak üzere, 10.06.2014 tarihli Bayilik Protokolü ile 10.06.2014 Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafından davalıya keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 18.09.2017 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile feshedildiği, fesih gerekçesi olarak davalının Protokol'ün 20. maddesi uyarınca davalıya sağlanan ayni krediden kaynaklı 173.120,123 TL'lik kredi borcunun ödenmemesinin, 352,21 TL tutarındaki vadesi geçmiş cari hesap borcunun ödenmemesinin, asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesinin ve davalı yanca sözleşmede belirtilen diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin gerekçe gösterildiği anlaşılmaktadır.Davacı tarafından, davalı bayi ve ipotekli taşınmaz malikleri aleyhine ... Sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız takip dosyasında i 57.500,00 USD Asıl Alacak (Erken Fesihten Doğan Cezai Şart Alacağı) 10.000,00 USD Asıl Alacak (Madeni Yağ Satış Taahhüdünden Doğan Cezai Şart Alacağı) 128.835,00 USD Asıl Alacak (Erken Fesih Sebebiyle Cezai Şart Alacağı) 3.012,00 USD işlemiş Faiz 207.379,28 TL Asıl Alacak (Cari Hesap / Kredili Ayni Mal Alacağı) 4.431,00 TL işlemiş faizi, 194,48 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 199.347,00-USD + 212.004,76 TL alacağın, TL alacaklar için takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9,75 ticari avans faizi ve yabancı para alacağı için değişen oranlarda işleyecek yıllık %7 ticari faiz işletilerek ve fiili ödeme tarihinde kur üzerinden ve ipotek limiti 650,000 TL ile sırınırlı olarak ve tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin itirazı üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar doğrultusunda, davacının takipte istediği alacak tutarlarının ipotek tutarından daha fazla olduğu tespiti ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun incelenmesinde:Davacı vekilince, davalı istinaf dilekçesine beyan dilekçesi ile birlikte katılma yoluyla istinaf talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili her ne kadar ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar ışığında, takipte istenen alacaklarının ipotek tutarından da daha fazla olduğu tespiti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de karar gerekçesinin düzeltilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince müvekkilinin asgari alım taahhüdü ihlali yönünden alacak tutarını belirlerken gerekçesinde yer verdiği, "Davalının alım Taahhüdünü ihlal ettiği her yıl için davacının cezai şart alacağına hak kazanması için, cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda davacıya ürün verirken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir (TBK.md.l79/f.2). Pek tabi ki Yargıtayın bu içtihadından çıkan anlama göre, cezai şartın oluştuğu yılın sonlarına doğru ihtirazı kayıt konulması halinde de, o yıla ilişkin cezai şart alacağı saklı tutulmuş sayılmalıdır. Aksini ileri sürmek, MK.md.2'deki dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Dava dosyası deliller ve davacı ticari defterleri, banka kayıtları incelendiğinde; davacının akdi ilişkinin l'inci yılı sona erip 2'inci yılında davacıya ürün verirken, akdi ilişkinin l'inci yılında oluşmuş olan cezaj_sart alacağına ilişkin ihtirazı kayıt koymadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının, akdi ilişkinin l'inci yılı için oluşmuş olan cezai şart alacağını talep etme hakkını kaybettiği kanaatine varılmıştır.Davacının ilk defa, davalıya keşide ettiği 21.06.217 tarihli ihtarnameyle, cezai şart alacağının tahsilini talep ettiği görülmektedir. Bu ihtarnamenin keşide edildiği tarihin ise, akdi ilişkinin 2'inci yılının sonlarına ya da 3'üncü yılının başlarına denk geldiği, bu nedenle, davacının davalıdan akdi ilişkinin 2'nci yılı için oluşmuş olan 58.000,00 USD cezai şart alacağını talep etme hakkını saklı tuttuğu, sözleşmenin 2'nci yılı için oluşmuş olan cezai şart alacağını isteyebileceği anlaşılmıştır.Davacı akdi ilişkiyi 18.09.2017 tarihli ihtarıyla feshetmiş olup, bu ihtarnamesinde de cezai şart alacağını talep etmiştir. Davacının, akdi ilişkinin 2'nci yılının sonundan 18.09.2017 tarihine kadar oluşmuş olan 17.000,00 USD cezai şart alacaklarını talebe hak kazandığı, sonuç olarak toplam 79.000,00 USD cezai şart alacağı olduğu,alacağın 845,74 USD temerrüt faizi ile istenebileceği sabit bulunmuştur." şeklindeki gerekçesinin doğru olmadığını, kararın bu alacak kalemi gerekçesi yönünden düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Taraflar arasında imzalandığı ihtilafsız olan protokolün 9 maddesinin, "Bayi her ne sebeple olursa olsun Bayilik Sözleşme süresi sonunda veya fesih tarihinde asgari Asgari Mal Alım Taahhüdü maddesinde bahsi geçen ve taahhüt ettiği halde perakende standart satış fiyatından ... den satın almadığı beher m3 Beyaz ürün için 116 USD, perakende özel satış fiyatından ... den satın almadığı beher m3 Beyaz ürün için 17 USD ,... den ( veya ... ile anlaşmalı olan madeni yağ üreticilerinden ) satın almadığı beher ton madeni yağ için 2.000 USD tutarında cezai şart bedelini ... ye ödemeyi kabul ve taahhüt eder"şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama soncu davalı bayinin, ürün alım taahhüdünü tam olarak yerine getirmediği anlaşılmıştır. Haklı sebeplere dayanarak davacı şirket, sözleşmeyi haklı olarak feshederek cezai şart ve diğer alacak kalemlerini talep etmiştir. Fesih,tek taraflı bir irade açıklaması olup fesihten sonra ticari ilişkiye devam edildiğine dair bir veri yoktur. Davacı, yukarıda açıklanan protokolün 9. maddesiyle, ifaya devam edilmesi hâlinde dahi tamamlanmış olan dönemlere ilişkin alım taahhüdüne bağlı ceza koşunu talep edeceğine dair hakkını saklı tutmuştur. Bu nedenle, sözleşeme hükmü dikkate alındığında, ifaya devam edilmiş olması davacının ceza koşulu alacağından zımnen vazgeçtiği anlamına gelmez. Şu halde ilk derece mahkemesinin asgari alım taahhüdü kapsamında cezai şart tutarının belirlenmesi yönündeki yukarıda alıntı yapılan gerekçesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde bulunmuş, ilk derece mahkemesinin bu alacak kalemi yönünden gerekçesinin HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca düzeltilmesi gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde:İlk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, taraflarca imzalandığı ihtilafsız olan bayilik protokolünün 20. maddesi kapsamında, davacının davalıya geri ödemesi TL para biriminden, ilk üç ay ödemesiz, takip eden on sekiz ayda eşit taksitler hâlinde geri ödenmek üzere, bila faiz, ayni kredi sağladığı, takip tarihi itibariyle davacının bu kredilerden kaynaklanan birikmiş 206.674,86 TL taksit alacağının bulunduğu, ayrıca, davacının davalıdan, mal alımlarından kaynaklanan birikmiş cari hesap borçlarını, davacının ihtarı üzerine, gecikmeli olarak ödediği, bu hususun davalıya keşide edilen 21.06.2017 tarihli ihtarname içeriği ile sabit olduğu, buna göre davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ihlal etmesi nedeniyle, akdî ilişkinin davacı tarafından haklı olarak feshedildiği sonucuna varılmış olması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilince, cezai şart tutarının müvekkilinin mahvına neden olmayacağı yönündeki gerekçenin de isabetli olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.Eldeki davada asıl borçlu davalı şirket olup ilk derece yargılamasında ceza koşulunun mahvına neden olabileceği ileri sürülmüş, mahkemece bilirkişi incelemesi aşamasında bu husus değerlendirilmiş ve neticede davacının talep edebileceği ceza koşulu miktarının davalı şirketin mahvına sebebiyet vermeyeceği tespitiyle sonuca gidilmiştir. Nitekim son alınan 24.02.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, hesaplanan ceza koşulunun, şirket öz varlığına göre davalının mahvına sebebiyet verecek miktarda olmadığı belirlenmiştir. Bilirkişi tespitleri Dairemizce de benimsenmiş ve davalı vekilinin ceza koşulunun tenkisi gerektiğine ilişkin istinaf nedeninin reddi gerekmiştir.Davacı tarafından başlatılan ve dava konusu icra takibinin ipotek tutarı ile sınırlı olarak ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatıldığı, davacı alacaklarının ipotek tutarından da daha fazla olduğu anlaşılmış, davacının talep ettiği alacakların niteliği itibariyle likit alacaklar olduğu anlaşılmakla, davalı aleyhine inkâr tazminatına (ipotek tutarı üzerinden) hükmedilmesi doğru olup, aksi yöndeki davalı vekili istinafı da yerinde değildir.Davalı vekili, Yargıtayın yerleşmiş içtihatları uyarınca, her yıl alınması taahhüt edilen ürünlerin alınmaması sebebiyle oluşan cezai şartın devam eden yıllarda istenmesi için takip eden yılın ifasına başlanmadın çekince bildirilmesi ya da ihtar çekilmesi gerektiğini, somut olayda son çekilen ihtar tarihi itibariyle ancak beşinci yıl için cezai şart talep edilebileceğini, sözleşmenin ilk dört yılı için usulüne uygun çekince konulmuş ihtar bulunmadığından cezai şart talep edilmesinin mümkün olmayacağı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Bu konuda yukarıda davacı vekilinin katılma yolu ile istinafının incelenmesi sonucunda ulaşılan sonuca göre, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Karar gerekçesi düzeltilirken ayrıca, hükmün özüne dokunulmaksızın, hükümdeki ifade hataları da resen giderilmiştir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında, taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesinin düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yukarıda açıklanan gerekçeyle yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yukarıda açıklanan gerekçeyle yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine davalı ... Şti. Tarafından yapılan itirazın iptaline; takibin, takip talebindeki tahsilde tekerrür olmama kaydı dikkate alınarak devamına,2-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, hüküm altına alınan ipotek üst limiti 650.000 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 130.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 44.401,50 TL nispi karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 7.850,38 TL'nin mahsubu ile geriye kalan 36.551,12 TL karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 101.500,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan, başvuru ve peşin harç giderleri dâhil olarak hesaplanan toplam 14.735,68 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-HMK'nın 333. maddesi uyarınca, taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarının bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Her iki tarafça yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; her iki tarafça yatırılan istinaf peşin karar harçlarının ise karar kesinleştikten sonra ve talepleri hâlinde, yatıran taraflara iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 55,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 217,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi. 17.04.2025