Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/1803 E. 2025/591 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1803
- Karar No
- 2025/591
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1803 Esas
KARAR NO:2025/591
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:10/11/2020
NUMARASI:2018/1006 Esas, 2020/602 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ:24/04/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketler çalışanı ... tarafından İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi'nin 2013/352 sayılı dosyası ile açılan işçi alacakları nedeniyle tazminat davasının 2013/383 Karar sayılı ilamı ile hem müvekkili hem de davalı şirketlerden müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, yapılan temyiz üzerine Yargıtay'ın bozma kararına uyularak 2015/309 esas 2015/349 karar sayılı karar ile yeniden karar verildiğini, eski karar ile hükme bağlanan işçi alacaklarının tahsiline yönelik müvekkili idare aleyhine ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve idarenin ... A.Ş'den olan alacaklarından İİK 89/1 maddesi uyarınca haciz uygulanarak toplam 39.035,08 TL nin icra dosyasına ödendiğini, Yargıtay bozması üzerine yeniden yapılan yargılamada daha az tutara hükmedildiğinden İİK 40. Madde gereği icranın iadesi yoluyla icra dosyası ... esas ile yenilenerek 8.966,61 TL'nin iadesinin sağlandığını, bu itibarla davalılardan rücuen 30.068,47 TL bakiye alacakları kaldığını, iş davalarındaki davacıların müvekkili idarenin işçi alacaklarından sorumlu tutulmasının İş Kanunun 2. Maddesi uyarınca asıl işveren konumunda bulunması nedeniyle davalı şirketlerin işçisi olduğundan işçi davalarında asıl sorumluluğun davalı ile idare arasında düzenlenen sözleşme hükümleri uyarınca müteahhit firmanın çalıştırdığı işçilerin özlük haklarından davalı müteahhit şirketlerin sorumlu olduğunu, bu nedenle yapılan ödemelerin BK 167 ve 168. Maddeleri uyarınca alacakların haklarına halefiyet gereği rücuen tazmini ile ödenen miktarların cebri icra yoluyla tahsil tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Taraflar arasında 4857 sayılı İş Kanunu anlamında asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davalı şirket işçisi ...'un işçilik alacaklarının tahsili için ... ve davalı şirketleri hasım göstererek İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesinde açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile işçilik alacaklarından davalı tarafın sorumlu tutulduğu ve bu kararın Yargıtay bozma ilamı sonrası verilen kararın temyiz edilmeden 05/01/2016 tarihinde kesinleştiği, ilamın takibe konulması sonucunda İSKİ tarafından 10/12/2013 tarihinde icra dosyasına 39.035,08 TL ödendiği, Yargıtay bozma ilamı sonrası verilen karar doğrultusunda yapılan bu ödemenin 8.966,61 TL sinin davacıya iadesinin sağlandığı, eldeki davanın ise ödenen bu bedelin davalı alt işverene rücusuna ilişkin olduğu, taraflar arasında imzalanan 04/11/2004 hizmet alımları tip sözleşmesinin 23. Maddesinde personele ilişkin yüklenici sorumluluğunun genel şartnamenin 6. Bölümünde düzenlendiğinin belirtildiği, 04/11/2004 tarihli hizmet işleri genel şartnamesinin 38 ve devamı maddelerinde çalışanların özlük haklarına ilişkin düzenleme yapıldığı, buna göre işçilik alacaklarına ilişkin sorumluluğun davalı alt-işverene ait olduğu, genel hizmet şartnamesinin 6/3. Maddesinde ise yüklenicinin idareye verdiği zararlardan bizzat sorumlu olduğunun düzenlendiği, taraflar arasındaki ihale sözleşmesi, ihale dökümanları ve eklerine göre davaya konu edilen işçilik alacağından davalıların sorumlu olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki nedeni ile İSKİ tarafından ödenen bedelin tamamının davalıya rücu edilebileceği, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki nedeni ile müteselsil sorumluluğa ilişkin eşit sorumluluk ilkesi ile işçi yönünden bir düzenleme olan 6552 sayılı yasa ile getirilen düzenlemenin eldeki davada uygulanma olanağı bulunmadığı, bu nedenle bilirkişi raporunda 1/2 oranında yapılan hesaplamaya mahkememizce itibar edilmediği,... tarafından yapılan ödeme ile ilgili olarak ödeme tarihinden itibaren, davalı tarafın tacir olması nazara alındığında, alacağa ticari faiz uygulanması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne 30.068,47 TL tazminatın 11/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı ... Şirketi tarafından istinaf edilmiştir. Davalı ... Şirketi istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporuna süresinde itirazda bulundukları halde itirazları ile bilirkişi raporunun dikkate alınmadan isabetsiz bir karar verildiğini, davacı ile davalı arasındaki sorumluluk noktasında, davacının ödediği meblağın tamamını davalıdan talep edebileceğine dair bu kararın yasaya,Yargıtay Genel Kurul ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı, hatalı olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini, bu davada davacının asıl İşveren ve davalıların ise alt işveren konumunda olduğunu, asıl işveren ile alt işverenlerin işçiye ödenecek kıdem tazminatı vs konusunda 550 oranında sorumlu olduğunu, davacının ödediği meblağın tamamını alt işverenden talep etmesinin hukuki olmadığını, İş Kanunu 2/6 gereğince asıl işveren ve alt işverenin işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu olduğunu, buna göre sorumluluğun % 50 si asıl işverende, % 50 si alt işverenlerde ve işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olduğunu, ihale konusu işin maliyetinin yükleniciler tarafından hesaplanıp teklif verilirken kıdem tazminatının hesaba dâhil edilmediğini, hiç bir sözleşmede kıdem tazminatına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, Hizmet Alım İhalelerinde Maliyet hesaplamasının Kamu İhale Kurumu (KİK)'in internet sayfasında hesaplama ekranında yapılan hesaplamada Kıdem Tazminatı ve İhbar Tazminatının bulunmadığını, Sözleşmelerde Kıdem ve İhbar Tazminatına ilişkin işçilik hak ve alacaklarından yüklenicinin sorumlu olacağına ilişkin herhangi bir düzenleme de bulunmadığını, alt yüklenicilerin sorumlu olması gereken rakamın bunların işçiyi çalıştırdıkları süreye göre hesaplanıp ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından davalıların sorumlu olup olmadığı ve buna göre ödenen bedelin tamamının davalılardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporunda; davacının talep edebileceği alacak miktarının taraflar arasında yapılan sözleşmeler uyarınca işçinin fiili ücret alacağının tamamı yüklenici tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olmakla diğer işçilik haklarına ilişkin ödeme sorumluluğu sözleşmede açık bir hükümle kararlaştırılmayan kısım için alacaklarının 1/2 si oranında paylaştırılması neticesinde rücu konusu yapılabilecek tutarların 15.851,96 TL olduğu belirtilmiştir İstanbul ... İcra dairesinin ... sayılı dosyasında; dava dışı işçi ... tarafından davacı ... Müdürlüğü ve davalı ... Şirketi ve ... Şirketi aleyhine İstanbul Anadolu 16. İş mahkemesinin 2015/309 Esas ve 2015/349 Karar sayılı ilama dayalı olarak ilamlı takip yapıldığı, dosyada mübrez 10/12/2013 tarihli ödeme dekontuna göre; alacaklıya verilmek üzere davacı iski tarafından 39.035,08 TL yatırıldığı,Yargıtay bozma ilamı sonrası verilen yeni karara göre 8.966,61 TL nin iadesinin sağlandığı, sonuç olarak dosyaya toplam 30.068,47 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E. - 2021/175) sayılı kararında;''İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücü davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.'' denilmiştir.Yine emsal bir davada asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır.Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir.Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüştür.Dosya kapsamına göre taraflar arasında imzalanan 04/11/2004 tarihli hizmet alımları tip sözleşmesi ile hizmet işleri genel şartnamesinin 38. Maddesine atıfta bulunulduğu, atıfta bulunulan sözleşmesinin 38. Maddesinin çalışanların özlük haklarını düzenlediği, taraflar arasında imzalanan özel teknik şartnamenin 11.5. Maddesinde müteahhidin çalıştırdığı bütün personelin özlük haklarıyla ilgili kısımlar müteahhide ait olacaktır şeklinde olduğu görülmüştür.Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde sözleşme ekleri başlığı altında 9.1. bentte, ihale dökümanının bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu, idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı, sözleşme hükümleri ile ihale dökümanını oluşturan belgelerdeki hükümler arasında çelişki veya farklılık olması halinde ihale dökümanlarında yer alan hükümlerin esas alınacağı, 9.2. bentte ihale dökümanını oluşturan belgeler arasındaki öncelik sıralamasının sırasıyla, hizmet işleri genel şartnamesi, idari şartname, sözleşme tasarısı, özel teknik şartname, ihtiyaç listesi, sipariş mektubu, yüklenici teklifi ve noter onaylı ortaklık sözleşmesi olarak belirtildiği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin altıncı bölümünde ise "Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel, Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları" üst başlığı ile 38. maddede çalışanların özlük hakları düzenlenmiştir.Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı, aksine sözleşmelerin eki mahiyetindeki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 6. bölümünün konuya ilişkin 38. maddesinde "... Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur.Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır." düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmıştır.Somut davada yüklenici ile davacı işveren arasında imzalanmış olan sözleşme hükümleri ve eklerine göre, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması ve davacı ...'nin yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamadığından, davacı asıl işverenin, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı ve dava dışı işçiye ödenen bedellerden alt işverenlerin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Müteselsil sorumlulukta iç ilişkiyi düzenleyen paylaşım başlıklı TBK'nun 167.maddesinde "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." düzenlemesi dikkate alındığında, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu konudaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler.Bu durumda serbest iradeleri ile yaptıkları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacaktır. Bu nedenle, TBK'nın 167. Maddesinde düzenlenen borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olduğu hususunun somut olay bakımından uygulanması sözkonusu olamayacaktır. Bu durumda, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalı alt işverenlerden(dönemleri ile sınırlı olmak üzere) rücuen tahsiline karar verilmesi gerekir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalıların dönemi ile ilgili hesaplamaların sözleşme başlangıç ve bitiş tarihlerine göre ayrıştırıldığında, işçinin haklarına ilişkin ödeme sorumluluğu yönünden sözleşmede açık bir hüküm ile kararlaştırılmayan kısım işçi alacaklarının (İhbar, kıdem vs) 1/2 si oranında paylaştırılması neticesinde 7.133,38 TL kısmının ... firması, 8.718,58 TL'lik kısmının ... firmasının dönemine tekabül ettiği hesaplanmıştır. Mahkemece davalılar yönünden hesaplanan bu bedellerden, sözleşme hükümleri dikkate alınarak alt işverenlerin tamamından sorumlu olduklarına karar verilmesi yerinde olmakla birlikte davalıların işçileri çalıştırdıkları dönem ile sınırlı olarak sorumlu oldukları husus gözetilmeden yazılı şekilde müşterek müteselsilen sorumlu olacakları şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davaya konu 30.068,47 TL 'nin, bilirkişi raporu ile % 45 lik kısmının davalı... A.Ş 'nin dönemine tekabül ettiği belirtildiğinden, bu orana denk gelen 13.530,80 TL üzerinden hüküm kurulması gerekirken bu davalı yönünden ödenen miktarın tamamından sorumlu tutulması isabetli olmamıştır. Bu itibarla, davalı ... firmasının istinaf başvurusunun kabulü ile 13.530,80 TL rücu tazminatının 11/12/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile bu davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı ... firması istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nin 353/1.b-2 maddesi uyarınca, davalı... şirketi yönünden kaldırılması ile diğer davalı tarafından istinaf başvurusu bulunmadığından ... Şirketi yönünden karar kesinleştiği de dikkate alınarak yeniden esas hakkında karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... Şirketinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1006 Esas, 2020/602 Karar sayılı ve 10/11/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)... Şirketi yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, 13.530,80 TL rücu tazminatının 11/12/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile davalı ... Şirketinden alınarak davacıya ÖDENMESİNE, b)... Şirketi yönünden davanın KABULÜ İLE, 30.068,47 TL tazminatın 11/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... A.Ş'den (13.530,80 TL yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere) davacıya VERİLMESİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken toplam 2.053,98 TL'nin ( 924,29 TL'sinin davalı ...Şirketi yönünden, 1.129,69 TL'sinin davalı ... A.Ş yönünden sorumlu olmak üzere) davalılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yapılan yargılama gideri toplam 1.022,00 TL'den 459,90 TL'sinin davalı ... Şirketi yönünden, 562,10 TL'sinin davalı ... A.Ş yönünden sorumlu olmak üzere davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,f)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf edenin sıfatına ve önceki kararın diğer davalı yönünden kesinleştiği gözetilerek 4.510,27 TL vekalet ücretinin davalılardan ( 2.029,62 TL'sinin davalı ... Şirketi yönünden, 2.480,65 TL'sinin davalı ... A.Ş yönünden sorumlu olmak üzere ) alınarak davacıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı ... Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan 513,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 101,91 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalı ... Şirketi tarafından karşılanan 675,59 TL istinaf harçları ile 37,90 TL istinaf yargılama giderleri olmak üzere toplam 713,49 TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24.04.2025