İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/719 E. 2025/636 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/719
- Karar No
- 2025/636
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/719 Esas KARAR NO : 2025/636 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/10/2024 KARAR TARİHİ : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 04.10.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket tarafından, davalı (borçlu) şirketten olan alacağının tahsili amacıyla ---------- Esas sayılı dosyası borçlu şirket hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan işbu icra takibine borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiştir. Bu nedenle itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talepli işbu itirazın iptali davasının ikame edilmesi zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki; 1- İcra takibine konu borç Müvekkili Şirket ile davalı (borçlu) arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmaktadır. Müvekkili Şirket, davalı şirket ile olan anlaşma gereğince satmış olduğu yedek parçalar karşılığında fatura düzenlemiştir. Ancak davalı/borçlu düzenlenen fatura bedellerini Müvekkili Şirket'e ödemediği gibi kendisine ibraz edilen faturalara 8 günlük yasal süre içerisinde de itiraz etmemiştir. Bilindiği üzere TTK md. 21/2'ye göre "(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Yine konuya ilişkin --------- nolu ilamı, "Faturaların alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi için muhataba tebliğinden itibaren sekiz gün içerisinde itiraza uğramamış olması gerekir." şeklindedir. İlgili kanun hükmü ve Yargıtay kararı değerlendirildiğinde davalı tarafından içeriğine itiraz edilmeyen faturaların içeriğinin kabul edildiği aşikardir. Kaldı ki, davalı (borçlu) Müvekkili Şirket'e 17.01.2024 tarihinde gönderdiği e-mail ile borcunu ikrar etmiştir. Davalı (borçlu), borcunu ikrar ettiği 17.01.2024 tarihli e-mail'de gönderdiği hesap ekstresi ile beraber söz konusu borcu 2 taksit halinde ödemek istediklerini belirtmiş ise de belirttikleri üzere davalı/borçlu tarafından söz konusu borç ile ilgili bugüne kadar Müvekkili Şirket'e ödeme yapılmamıştır. Bu nedenle davalı tarafın haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak salt Müvekkili Şirket'in alacağının tahsilini geciktirmek ve mağdur etmek maksadıyla hareket ettiği yadsınamaz niteliktedir. 2- Davalı (borçlu), Müvekkili Şirket'ten takibe konu faturalarla satın aldığı iş makinası yedek parçalarından kaynaklı borcunu tüm ısrarlara rağmen ödemekten imtina etmiş ve müvekkili şirket alacağını bir türlü tahsil edememiştir. Müvekkili şirketçe, taraflar arasındaki anlaşmaya ve yasal mevzuata uygun şekilde düzenlenen ancak davalı/borçlu tarafından ödemekten imtina edilen faturalar aşağıdaki gibidir: 06.04.2023 tarihli, ------------ numaralı, 261.927,29-TL bedelli e-fatura, 06.04.2023 tarihli, --------- numaralı, 36.011,85-TL bedelli e-fatura, 06.04.2023 tarihli, ----------- numaralı, 56.959,11-TL bedelli e-fatura, 06.04.2023 tarihli, ----------- numaralı, 69.636,69-TL bedelli e-fatura, 06.04.2023 tarihli, ---------- numaralı, 113.719,15-TL bedelli e-fatura, 06.04.2023 tarihli, ----------- numaralı, 160.717,26-TL bedelli e-fatura, 06.04.2023 tarihli, ------------- numaralı, 66.748,89-TL bedelli e-fatura, 07.04.2023 tarihli, ---------- numaralı, 186.753,22-TL bedelli e-fatura, 07.04.2023 tarihli, ----------- numaralı, 186.753,22-TL bedelli e-fatura, 19.04.2023 tarihli, ----------- numaralı, 163.957,86-TL bedelli e-fatura, 19.04.2023 tarihli, ---------- numaralı, 141.713,85-TL bedelli e-fatura, 16.05.2023 tarihli, ------------ numaralı, 3.115,20-TL bedelli e-fatura ve 12.06.2023 tarihli, ----------- numaralı, 18.373,83-TL bedelli e-fatura. Açıklanan sebeplerle müvekkili şirket tarafından, taraflar arasındaki anlaşmaya ve yasal mevzuata uygun şekilde düzenlenen yukarıda yer verdikleri yedek parça bedellerine ilişkin faturalar, fatura içeriğini kabul etmesine rağmen davalı borçlu tarafından ödenmemiş olduğundan müvekkili şirketçe alacağın tahsili maksadıyla --------- İcra Müdürlüğü’nün ----------- Esas sayılı dosyası ile davalı borçluya karşı genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Ancak davalı borçlu tarafından başlatılan işbu icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş ve takip durmuştur. 3- İtirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepleri için huzurda görülecek olan dava açılmadan önce taraflarınca Türk Ticaret Kanunu m.5/A, f.1 hükmü uyarınca dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup 17.09.2024 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlenmiştir. 4- Borçlunun tamamen haksız, mesnetsiz ve kötü niyetle müvekkili Şirketi zarara uğratmak amacı ile gerçekleştirdiği itirazının hükümden düşürülmesi amacıyla işbu itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olmuştur. 5- İİK m. 67/2 “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu .… diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” şeklindedir. Davalının müvekkili şirkete olan borcunun belirli olması ve muaccel hale gelen ödemelerin miktarı ve tarihinin davalı tarafından bilinmesi dikkate alındığında davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği açıktır. Davalının icra takibine yapmış olduğu itiraz kötü niyetli ve müvekkili şirketin alacağına ulaşmasını engelleme amacı taşımaktadır. Bu itibarla, borçlunun takibe konu alacak miktarının %20’ sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklamış oldukları nedenlerle; hasardan kaynaklı her türlü haklarını saklı tutmak kaydı ile davalının ---------- İcra Müdürlüğü’nün ----------- Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve takibe konu asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerinden bahisle davanın kabulü ile ------------ İcra Müdürlüğü'nün ------------- Esas sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, takibe haksız olarak itiraz eden borçlunun, takibe konu asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 10.11.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Yargılama harçları eksik ödenmiş olup söz konusu eksiliğin tamamlattırılmasına yönelik davacıya ihtar davetiyesi gönderilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından harca esas değer dava dilekçesinde 1.690.397,14 TL olarak gösterilmişse de, Davacı taraf işbu tutar üzerinden peşin harç yatırmayarak Müvekkili aleyhine işbu itirazın iptali davasını ikame etmiştir. Davacı tarafından yatırılan peşin harcın karşılığı alacak bedeli her halükarda dava değerinin epey bir altında kalmakta olup Davacı tarafından eksik harç yatırılmak suretiyle huzurdaki davanın ikame edildiği açıktır. Hal böyle olmakla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (“HMK”) 120. maddesi uyarınca eksik harcın tamamlanması için davacıya ihtar davetiyesi gönderilerek kesin süre verilmesine ve bu süre içerisinde Davacı tarafından harcın ikmal edilmemesi hâlinde, huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir. Davacı taraf davasını ispat etmediğinden huzurdaki davanın esastan reddi gerekmektedir. Faturanın düzenlenip karşı tarafa gönderilmesi ve karşı tarafın bu faturanın içeriğine itiraz etmemiş olması alacak hakkı doğurmayıp karşı tarafı borç altına sokmak için yeterli değildir. Nitekim, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da tebliğ edilen faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasının yalnızca fatura içeriğini kabul anlamına geleceğini ve fakat fatura konusu mal veya hizmetin sağlanıp sağlanmadığı hususunun mal veya hizmeti temin ettiğini iddia eden tarafça ispat edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu doğrultuda, faturaya sekiz (8) gün içinde itiraz edilmemiş olması fatura konusu mal veya hizmetin alındığını ortaya koymak adına tek başına yeterli değildir. Bu kapsamda, faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle davacının davasını ispat ettiği düşünülemez. Öte yandan Davacı, dava dilekçesinde Davalı'ya yedek parça satışı yaptığını iddia etmiş olsa da, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin fatura konusu hizmetin sağlandığının ispatına dair delil niteliğini haiz olmadığı açıktır. Huzurdaki davanın ispatlanamadığı dikkate alındığında Davacı'nın taleplerinin hukuka uygun olmadığı açıktır. Bu kapsamda Davacı, dava dilekçesi ekinde mal/hizmetlerin teslim edildiğine yönelik ispata yarar hiçbir delil sunmaksızın açtığı davayla kendisine menfaat sağlamaya çalışmakta olup hukuki dayanaktan yoksun ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir. Davacı tarafından hukuka aykırı ve açıklamasız şekilde işlemiş faiz talebinde bulunulmuştur. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca Kanunu'nun (“TBK”) 117. maddesi uyarınca borçlu, ancak alacaklının ihtarı ile temerrüde düşecektir. Bunun istisnası olarak ise aynı maddenin 2. fıkrasında borcun kesin bir vadeye tabi olması gerektiği düzenlenmiştir. Davacı tarafından dava konusu alacağın ispatına yarar hiçbir belge sunulmadığı gibi dava konusu alacağa ilişkin kesin vade bulunduğunu belirtir hiçbir belge veyahut da Müvekkiline gönderilmiş bir ihtar da gerek icra dosyasında gerekse dava dosyasında mevcut değildir. Faturanın yalnızca tebliğ edilmiş olması borçlunun temerrüde düşürülmesi bakımından ihtar yerine geçmemektedir. Müvekkil'inin temerrüde düşürülmediği dosya kapsamında sabit olup taraflar arasında belirlenen bir kesin vadenin varlığı da söz konusu değildir. Hal böyleyken Davacı tarafından işletilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihleri dahi belirtilmeksizin ve İşlemiş Faiz denilmek suretiyle açıklamadan yoksun şekilde takip öncesi döneme ilişkin faiz işletilmesi ve talep edilmesi açıkça hukuka aykırıdır. Bu kapsamda, Davacı'nın alacağını ispat edemediğine yönelik açıklamalarımız saklı kalmak kaydıyla, Davacı'nın hukuka aykırı şekilde takip öncesi dönem için işlemiş faiz talep etmesine itiraz ederek davanın işlemiş faiz talebi yönünden de reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir. Huzurdaki davada icra inkâr tazminatına hükmedilmesi içi gerekli şartlar oluşmamıştır. Davacı tarafından hukuka aykırı ve kötü niyetli açılan işbu dava ile müvekkili şirket aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun (“İİK”) 67/2. Maddesi; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü amirdir. Yukarıdaki İİK maddesi ile sabit olduğu üzere icra inkâr tazminatı, alacağın likit olduğu ve itirazın kötü niyetli şekilde yapıldığının sabit olduğu hâllerde söz konusu olabilecektir. Fakat, takip konusu alacak ve bu alacağın muacceliyeti de huzurda yargılamayı gerektirmekte olup Mahkeme tarafından gerçekleştirilecek tahkikat neticesinde maddi gerçeklik ortaya çıkabilecektir. Bu doğrultuda, alacağın likit olduğundan ve dava konusu icra takibi kapsamında tanzim edilen ödeme emrine ve ödeme emrindeki hukuka aykırı işleyen faiz talebine itiraz edilmesinde Müvekkil'inin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyecek olup Davacı'nın yasa ve usule aykırı icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmek gerektiğinden bahisle haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde ikame edilen huzurdaki davanın işlemiş faiz de dahil olmak üzere tüm talepler yönünden reddine, şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin Davacı'ya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İcra Dosyası: ----------- İcra Dairesi'nin ------------ Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ------------ Şirketi, borçlusunun ----------- Şirketi olduğu, 1.466.387,42 TL asıl alacak ve 224.009,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.690.397,14 TL üzerinden Fatura alacağına dayalı 05/06/2024 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin 29/06/2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun süresinde 02/07/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür. Dosyanın konularında uzman nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavir ve makine mühendisi bilirkişilere tevdi ile, tarafların iddia ve savunmaları, özellikle icra takibinde işlemiş faiz ve diğer konularda, taraf şirketler merkezinde veyahut temin etmek suretiyle ticari defterler ve ilgili kayıtlar üzerinde inceleme yapmak üzere rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ------------, Akademisyen ------------ ve Makine Mühendisi ------------- tarafından sunulan 02.06.2025 tarihli raporda özetle; "6-SONUÇ Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece tarafıma verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirmem neticesinde; A-Ticari defter(ler)in Türk Ticaret Kanunu'na ve ----------- Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, noter/ticaret sicil müdürlüğü tasdiklerinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; Verilen yetki ile davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; davacının 2023-2024 döneminde e-defter kullanan mükellef olduğu, 2023-2024 dönemi Ocak ve Aralık ayı Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerinin GİB onaylı açılış ve kapanış beratları ile dava tarihi itibariyle Ekim ayı beratlarının süresinde alınmış olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinin V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu görülmüştür. Davalı yönünden; Verilen yetki ile davalının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; davalının 2023-2024 döneminde e-defter kullanan mükellef olduğu, 2023-2024 dönemi Ocak ve Aralık ayı Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerinin GİB onaylı açılış ve kapanış beratları ile dava tarihi itibariyle Ekim ayı beratlarının süresinde alınmış olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinin V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu görülmüştür. B-Davacının Alacak Talebi Yönünden; Davacının, davalı adına yedek parçaların satışına yönelik düzenlediği faturaların ticari fatura senaryosunda düzenlenmiş e-faturalar olduğu, davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi (15.01.2024) itibariyle davalıdan 1.466.387,.42 TL alacaklı gözüktüğü, aynı şekilde incelenen davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi (15.01.2024) itibariyle davacıya 1.466.387,42 TL borçlu gözüktüğü, Davalının ticari defter kayıtları incelendiğinde, davacı tarafından icra takibine dayanak olarak düzenlenen faturaların tamamının, davalının ticari defterlerine usulüne uygun şekilde ve itirazsız olarak kaydedildiği, bu faturaların kapalı devre sistem üzerinden Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından davalıya iletildiği, davalının söz konusu faturalar için Türk Ticaret Kanunu'nun 21. Maddesinde öngörülen 8 günlük süre içerisinde herhangi bir iptal, ret veya iade işlemi gerçekleştirmediği, Ticari defter kayıtları esas alındığında, davalı şirketin davacıya karşı 1.466.387,42 TL tutarında bir borç bakiyesi bulunduğu, bu borca ilişkin herhangi bir ödeme veya mahsup işleminin yapıldığına dair somut bir bilgi veya belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, Bu çerçevede, davacı tarafından talep edilen 1.466.387,42 TL tutarındaki alacağın, ticari defter kayıtları itibarıyla mevcut olduğu ve bu bakiyenin davalı tarafından defterlerine işlenmiş olduğunun tespit edildiği, Davacının---------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas numaralı dosyasında takibe konu ettiği asıl alacak talebi ile ilgili hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, C-Faiz Yönünden: Somut olayda, tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme ya da davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi ihtarname ya da eş değer belge bulunmasa da davacının takip öncesinde reeskont avans faiz talebinin olduğu, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı şirketin icra takibinde talep etmiş olduğu açık hesap alacağı yönünde hüküm kurulması halinde, ifası ispatlanan faturaların üzerlerinde yazan vade tarihleri dikkate alınarak, 234.062,48 TL takip öncesi faiz hesaplandığı, davacı talebinin 224.009,72 TL olduğu, Sayın Mahkeme'nin kısmen va da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince avans faiz talep edebileceği, Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren hüküm kurmak hususunda hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI VE sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağını tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında yedek parça satışından kaynaklı faturalar düzenlendiği, satış bedeli ödenmediğinden bahisle davacı tarafça icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça; borca itiraz edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir. Somut olayda; dava konusu satış faturalarının her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve kayıtlarda davalı tarafça yapılan bir ödeme bulunmadığının anlaşıldığı, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı ve davalı tarafın ödeme yaptığını senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, faturaların taraflarca karşılıklı olarak ticari defterlere kaydedildiği, bu itibarla usulüne uygun şekilde tutmuş olduğu ticari defterlerindeki kayıtların davalının aleyhine delil olarak kabul edileceği ve davalının fatura konusu malları teslim almadığını aksi yöndeki kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, dosyaya bu yönde bir delil sunulmadığı, bu suretle asıl alacak yönünden davacının davasını ispat ettiği, işlemiş faiz yönünden ise; taraflar arasında mal alım satımına dair açık hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişki bulunduğu, cari hesap ilişkisi ve sözleşmesinin olmadığı ancak dava ve takip konusu faturalar üzerinde vade tarihi bulunduğu, TTK'nın 1530. maddesinin yalnızca tedarik sözleşmelerinde uygulanabileceği, taraflar arasında tedarik sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlık bulunduğu anlaşıldığından davacı tarafın fatura vade tarihlerinden itibaren işlemiş faiz talep edebileceği, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama sonucu 234.062,48 TL işlemiş faiz miktarının hesaplandığı, taleple bağlı kalınarak davacı tarafça 224.009,72 TL işlemiş faiz talep edilebileceği anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, - --------- İcra Dairesi'nin ----------- Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu ----------- Şirketi'nin yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 1.466.387,42 TL asıl alacak ve 224.009,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.690.397,14 TL üzerinden AYNEN DEVAMINA, - Asıl alacak 1.466.387,42 TL'nin %20'si olan 293.277,48 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu ---------- Şirketi'nden alınarak davacı/alacaklı ----------- Şirketi'ne verilmesine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 115.471,03 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 8.451,99 TL peşin harç ile mahkememize yatırılan 20.415,77 TL peşin harç olmak üzere toplam 28.867,76 TL'den mahsubu ile bakiye 86.603,27 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ve 20.415,77 TL peşin harç ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 30.070,00 TL olmak üzere toplam 50.913,37 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 245.943,69 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ----------- bütçesinden ödenecek 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine, Dair, davalı vekilinin yokluğunda, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/07/2025