İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/715 E. 2025/1041 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/715
Karar No
2025/1041
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/715 Esas KARAR NO: 2025/1041 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ:08/10/2024 KARAR TARİHİ:23/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete -----numaralı ---- ile sigortalı bulunan ----- tarafından, dava dışı ---- numaralı fatura ile toplamda ---- ağırlığındaki alüminyum profil cinsi emtianın satıldığını, söz konusu emtianın ----- bulunan alıcısına karakolu ile nakliyesinin davalı ----- Tarafından üstlenildiğini bu karayolu nakliyesinin ----- plaka sayılı araç ile sefere başladığını akabinde ------- plakalı araca aktarılarak seferin tamamlandığını yükün teslim noktasında yapılan kontrolünde, emtiadaki hasar tespit edilerek taşıma senedi üzerine emtianın hasarlı olarak teslim alındığına ilişkin kayıt tutulduğunu ,hasara ilişkin yapılan incelemede, taşıması gerçekleştirilen bir kısım emtiada, ezilme, deformasyon, çizilme vb. şeklinde hasarların olduğunu, bu hasar sonucu müvekkili şirket tarafından sigortalısına 231.406,28 TL tazminat ödendiğini, eşyaların karayolundan uluslararası nakliyatı için mukavele sözleşmesinin taşımacının sorumluluğu başlığını taşıyan 17.maddesinde "Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur" hükmünün yer alması nedeni ile sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tazmini için davalılar aleyhine icra takibine gidildiğini , davalı ----- akdi taşıyıcı diğer davalı ------- alt taşıyıcı olarak yükte meydana gelen hasardan sorumlu olduklarını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı borçluların itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı-------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından; bir kısım iddialar ile müvekkili şirkete izafeten icra takibi başlatıldığını, yapılan itiraz neticesinde ise davanın açıldığını, dava dilekçesinde; müvekkilinin uyuşmazlığın hangi noktasında olduğunun, davanın müvekkiline ne sebeple yöneltildiğinin anlaşılamadığını, yurt dışında bulunan ------------ isimli şirkete karşı yapılması gereken bir icra takibinin ve açılması gereken bir davanın, müvekkiline yöneltildiğini, müvekkilinin adı geçen şirketin acentesi yada şubesi olmadığını, müvekkili şirket tarafından adı geçen şirket adına yurt içinde herhangi bir işlem yapılmadığını, davacının buna ilişkin bir iddiası olmadığını ve davacı tarafından bu durumu gösteren bir delil de ibraz edilmediğini ,müvekkilinin ayrı tüzel kişiliği olan bir şirket olduğunu, müvekkilinin uyuşmazlığın hiçbir aşamasında yer almadığını, iddia edilen taşıma hizmetine dahil olmadığını ve herhangi bir sözleşmeye de imza atmadığını bundan dolayı da davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin, yurt dışındaki şirketin acentesiymiş gibi ikame edilen işbu davaya emsal nitelikteki ------- kararlarından dolayı müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yurt dışında bulunan bir şirkete izafeten ikame edilen davada, doğrudan müvekkili aleyhinde karar verilemeyeceğini beyan ederek, davanın reddini ve haksız ve kötü niyetli icra takibi sebebiyle davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin taşımadan kaynaklı meydana gelen zarardan dolayı hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilininin-------Şirketinden işi alarak, aynı şekilde taşıma işini ---- Fatura nolu e fatura ile 1.750 EURO karşılığı---- verdiğini, -------işi verdiğini, ----- emtianın taşıma işini yaptığından dolayı tamamen sorumlu olan firmanın ---olduğunu, ayrıca ------ de bu davada davalı olarak bulunması gerektiğinden, davanın ------- firmasına ihbarını talep ettiklerini, CMR konvansiyonu uyarınca ---- firmasının tek başına tüm zararlardan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, CMR Konvansiyonu kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahisili için açılan ---- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---------esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; " Davacının sigortalısına sigorta tazminatı ödemesine gerekçe olan olayda; dava dışı gönderici/satıcının sorumluluğunda olan taşınan ürünlerin uluslararası nakli, uygun olarak ambalajlamasının dosyaya sunulu olan fotoğraflardan görüldüğü üzere, yeterli olduğu, fakat bu tarz ambalajlamanın aktarmalı olarak taşınan yüklere uygun olmadığı, davalı akdi taşıyıcı tarafından dava dışı göndericiye emtianın aktarmalı gideceği yönünde bilgi verdiğine dair dosyada bir veri bulunmadığı, hasarın, taşıyıcının sorumluluğunda olan aktarmalar sırasındaki forklift hataları, sert kaba elleçlemeler vb. aktarım hatalarında kaynaklanmış olabileceğinin kuvvetle muhtemel olduğu, Emtia fiyatının, hesaplanan hasar miktarı ve sovtaj tutarının piyasa şartlarına uygun olduğu, CMR Konvansiyonu 17'nci maddesi hükmünce taşıyıcıların müştereken ve müteselsilen meydana gelen zarardan sorumlu olacağı, Fiili taşıyıcı ------- firması ile, davalılardan ------ arasında acentelik bağı bulunduğuna dair dosya kapsamında bir veri bulunmadığından, bu davalının pasif husumet ehliyeti yönünden nihai takdirin mahkemeye ait olacağı, davacı sigorta şirketinin gerek 6102 sayılı TTK 1472'nci maddesine göre şartlarının varlığının yerine geldiği sübuta ermiş olan yasal halefiyet gerekse TBK183'üncü maddesi hükmünce almış olduğu yazılı temlik nedeniyle akdi halefiyet hakkı elde ettiği, elde etmiş olduğu halefiyet gereğince, CMR Konvansiyonu 36'ncı maddesi son paragrafı hükmünce seçimlik hakkını kullanarak zararın meydana gelmesinde sorumlu olduğu tespit edilen davalılardan akdi taşıyıcı------ maddesi gereğince hesaplanan 240.968,30 TL gerçek zarar tutarının (almış olduğu halefiyet gereğince) 231.406,28 TL kadarlık kısmını rücuen talep edebileceği, davacının takipteki asıl alacak kadar vaki itirazın iptalini talep edebileceği, davacının takipteki işlemiş faiz talebinin CMR Konvansiyonu 27'nci madde hükümlerine göre mümkün olamayacağı, davacı alacağı hesaplamayı gerektirdiğinden likit olduğunun söylenemeyeceği, Mahkemenin davacı lehine hüküm kurması halinde, hükmolunacak alacağına, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2/2 maddesi gereğince, takip tarihinden itibaren, --------- reeskonta kabul edebileceği senetler karşılığı verdiği avanslar için uyguladığı avans faizi oranında faiz talep edebileceği," şeklinde rapor sunulmuştur.TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak ----------- Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.Somut olayda davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına dava konusu taşıma sebebiyle meydana gelen zararını ödediği dolayısıyla sigortalısının haklarına halef olduğu, eldeki davayı açmakta aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Taşımaya konu emtia konişmento alıcısına teslim edilmeden zayi olmuştur. CMR konvansiyonu 3. maddesinde; taşımacının, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasındaki hareket ve ihmallerinden, sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacağı düzenlenmiştir. CMR konvansiyonu 17. Maddesinde "1. Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 2. Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz. 3. Taşımacı taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve veya ihmallerinden dolayı sorumludur. 4. Madde 18 paragraf 2 ila 5'e uygun olmak üzere kayıp veya hasar durumları aşağıda belirtilen koşullardan bir veya bir kaçının doğal sonucu olan özel risklerden doğmuş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz. a) Kullanılmasında anlaşmaya varılmış ve sevk mektubunda açıkça belirtilmiş olduğu üzere, madeni levha ile kaplanmamış açık taşıtlar kullanılması, b) Ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman, özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması veya hatalı ambalajlanmış olması, c) Yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması, taşınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması, d) Özellikle kırılma, paslanma, çürüme, kuruma, normal fire yahut da güve ve haşerattan kısmen veya tamamen zarar görebilecek malların özelliği, e) Sandık veya paketlerin üzerindeki marka veya numaraların yetersiz veya hatalı oluşu, f) Canlı hayvan nakli, 5. Kayıp, hasar ve gecikmeye neden olan faktörlerden bazıları bakımından bu maddeye göre sorumlu olduğu faktörlerin kayıp, hasar ve gecikmeye yaptıkları katkı oranında sorumlu olacaktır. " hükmü düzenlenmiştir.Konvansiyonun 17. maddesinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulma halleri düzenlenmiştir. Taşıyıcı 17. maddede öngörülen hallerden birinin olayda gerçekleştiğini ispatladığı durumda taşımadan kaynaklanan hasardan sorumlu olmayacaktır.CMR Konvansiyonu`nun 34`üncü ve takip eden maddelerindeki düzenlemelere göre taşıyıcılar arasında müteselsil sorumluluk bulunduğu gibi, taşımacılardan biri veya birkaçı aleyhine aynı zamanda dava açılması da mümkündür .Eldeki davada dava dışı gönderici/satıcının sorumluluğunda olan taşınan ürünlerin uluslararası nakliyeye uygun olarak ambalajlamasının yeterli olduğu, fakat bu tarz ambalajlamanın aktarmalı olarak taşınan yüklere uygun olmadığı, davalı akdi taşıyıcı tarafından dava dışı göndericiye emtianın aktarmalı gideceği yönünde bilgi verdiğine dair dosyada bir veri bulunmadığı, hasarın, taşıyıcının sorumluluğunda olan aktarmalar sırasındaki forklift hataları, sert/kaba elleçlemeler vb. aktarım hatalarında kaynaklanmış olabileceğinin kuvvetle muhtemel olduğu, emtia fiyatının, hesaplanan hasar miktarı ve sovtaj tutarının piyasa şartlarına uygun olduğu usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ile sabit hale gelmiş olup CMR Konvansiyonu 17’nci maddesi hükmünce taşıyıcıların müştereken ve müteselsilen meydana gelen zarardan sorumlu olacağı kanaati ile davanın hesaplanan zarar bedeli üzerinden kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın 103. maddesi hükmüne göre yurt içinde merkez veya şubesi olmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümleri uygulanır. Bunun sonucu olarak yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı TTK m. 105 hükmü gereğince dava açma olanağı vardır.Yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı TTK m. 105 hükmü gereğince dava açma olanağı vardır. Acentenin kişisel kusuru bulunması gerekmez.Yargıtay da TTK 103. maddesi uyarınca yurt dışındaki yabancı işletmeye izafeten yurt içinde işlem yapana karşı dava açılabileceğine ilişkin benzer kararlar vermiştir. ----------- Kararında:''6762 Sayılı TTK'nın 117/3. ( 6102 sayıl TTK'nın 103 ) maddesinde, ------------- veya şubesi bulunmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bunun sonucu olarak da yurtdışındaki yabancı işletmeye izafeten yurtiçinde işlem yapana karşı dava açılma olanağı vardır.... tebligat yapılarak, gerekirse Tebligat Kanunundaki ilanen tebligat hükümleri de işletilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanarak işin esasına girilmesi tarafların delilleri de toplandıktan sonra varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bozma gereği yerine getirilmeden hüküm konulması isabetli değildir.'' ''....Davalının------- şubesi bulunmayan ------ ticari işletmesi nam ve hesabına memleket içinde muamelede bulunduğu açıkça görülmektedir. TK'nın acentelikle ilgili 117. maddesinin 3. bendi ve aynı yasanın 119. maddesi karşısında davalı hakkında dava açılabileceği halde aksinin kabulü ile davanın husumet yönünden reddinde isabet bulunmamaktadır..--------------merkezi ve şubesi bulunmayan bir firma adına ve hesabına---- arızi olarak da olsa işlem yapan yerel firmanın acente olarak kabulü doğrudur.'' ----------Yabancı tacirler adına acentelik yapanların aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğan davaların acentelere karşı açılması mümkün olduğu ifade edilmektedir.Somut olayda davacı taraf dava dışı---- adına davalı -----Adına dava ikame etmiştir. Davalı taraf ise kendisinin ------- acertesi, şubesi olmadığı iddiası ile husumet itirazında bulunmuştur. Dosya kapsamındaki belgelerden ------adresli resmi sitesinde, ilgili firmanın ----- adresinde bulunduğu ve yetkilisinin de----- olduğu, davalı ------ sicil kayıtlarından da adresinin -----yetkilisinin yine ------olduğu, ihbar olunan ----- beyanlarında da eşyanın -----deposuna teslim edildiğinin birlikte değerlendirilmesinde davalı ---- dava dışı ------ acentisi gibi hareket ettiği ve acentesi gibi sorumlu olduğu, bu nedenle de davacının davalı---- dava açılması isabetli olup söz konusu dava -----temsilcisi ve acentesi sıfatıyla yöneltildiğine kanaat getirilmiş ve davalının husumet itirazı yerine görülmemiştir. ( ------)İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebi reddedilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davalıların --------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 231.406,28 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, işlemiş faiz talebinin reddine, 2-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Karar harcı 15.807,36-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.940,05-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.867,31-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 2.940,05-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 3.367,65- TL harcın avalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan 477,00- TL tebligat ve müzekkere gideri, 16.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.477,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 15.663,06-TL sinin avalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin avalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 12.025,20- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan her bir davalı için ayrı ayrı alınarak davalılara verilmesine, 9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ----------- bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.612,28-TL.sinin avalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 187,72-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair; davacı vekili ile İhbar olunan vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------------- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/715, K. 2025/1041, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-715-e-2025-1041-k-593732e7fac9