İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/696 E. 2025/1106 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/696
Karar No
2025/1106
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/696 Esas KARAR NO : 2025/1106

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/07/2024 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, otel sektöründe başarısını ispatlamış ve tanınmış bir şirket olduğunu, müşterilerinin, değişen ihtiyaçlarına uygun olarak operasyonlarının her aşamasında kaliteli ürün, hizmet ve ekipmanlar sunmakta olup müşterilerinden de olumlu dönüşler almakta olduğunu, ancak, müvekkili şirketin, davalı şirketin ticari hayatın olağan akışına aykırı şekilde hareket etmesinden mütevellit büyük zarara uğrayarak mağdur olduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... arasında süregelen ticari iş ilişkisi mevcut olduğunu, müvekkili şirketin, ürün tedariki sağladığı otellerin işletme açılışına yetiştirilmek üzere, plastik enjeksiyon kalıp ve dispenser sabunluk (şampuanlık) talebi almış, işbu talebe binaen ise davalı ... ile iletişime geçerek plastik enjeksiyon kalıp ve dispenser sabunluk siparişi vermiş olduğunu, müvekkilinin, işbu siparişlerin müşterilerinin otel açılışına yetiştirilmesi gerektiğini ve malların zamanında teslim edilmesinin çok elzem olduğunu belirtmiş olduğunu, taraflar arasında süregelen ticari iş ilişkisi hasebiyle müvekkili şirketin, davalı ...'a olan güveninin tam olduğunu, davalı ...'un da ürünlerin teslimini zamanında yapacağını beyan etmiş olup davalı tarafın siparişleri teslim etmeyi müvekkili şirketin ise bedelini ödemeyi üstlenmiş olduğunu, müvekkili şirketin, işbu ticari ilişkiye istinaden, ön ödeme olarak keşidecisi ... olan, ... Şubesi, ... seri numaralı, 31.07.2024 vade tarihli ve 750.000,00 TL bedelli çeki avans çeki olarak teslim etmiş olduğunu, davalı tarafın da, işbu siparişlere ilişkin olarak faturalar kesmiş olduğunu, ancak, davalı tarafından, plastik enjeksiyon kalıpların müvekkili şirket'e teslim edilmeyerek, müvekkilinin ticari güveni ile oynanmış, iyi niyetinin alenen suistimal edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin, davalı ile defalarca iletişime geçmiş olup otel açılışının yaklaştığını ve ivedililikle plastik enjeksiyon kalıp ve dispenser sabunlukları teslim etmesini talep etmiş olduğunu, davalı tarafın ise malları teslim etmediği gibi çözüm üretmek yerine dalga geçer bir üslupla; "senin işlerinde hep terslik var ben ne yapabilirim, biraz bekle, başka sorunlarım var, işimizi gücümüzü bırakmışız senin elemanın olmuşuz" gibi yakışıksız söylemlerde bulunmuş olduğunu, davalı tarafın, hatasını kabul etmek bir yana dursun adeta müvekkili ile dalga geçer gibi bir tacire yakışmayan üslüp kullanmış olduğunu, ayrıca davalı tarafın, müvekkiline her defasında, en yakın zamanda ürünleri eline ulaştıracağım şekilde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak müvekkilini sürekli olarak oyalamış olduğunu, en nihayetinde ise davalı tarafın, malları teslim etmemiş olup müvekkilinin zarara uğratılmış olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu edim yerine getirilmeyerek müvekkili şirketin iyi niyeti suistimal edildiğinden mütevellit müvekkili şirketin, borçlu konumda yer almadığını, müvekkili şirketin borçlu olmadığı bilinmesine rağmen davalı tarafın, avans çekini müvekkiline iade etmemiş olduğunu, davalı tarafın paslanmaz olduğunu iddia ettiği dispenser sabunlukların hepsinin paslanmış olup, davalı tarafça, ayıplı mal teslim edilmesinden mütevellit müvekkili şirketin, davalı tarafa borçlu olmayacağının aşikar olduğunu, müvekkili şirketin, davalı taraftan sipariş ettiği plastik enjeksiyon kalıpların hiç teslim edilmemiş, dispenser sabunluğun ise ayıplı şekilde teslim edilmiş olup davalı tarafın ayıba karşı tekeffül yükümlülüğünün bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından, çeşitli otellere tedariki sağlanan ürünlerin tamamının ayıplı olması sebebiyle müvekkilinin söz konusu ürünleri geri toplamak zorunda kalmış olduğunu, zira, otellerden müvekkili şirkete şikayet mesajları yağmış olduğunu, bunun yanı sıra ürünlerin otellere gönderimi ve iade alınması süreçlerinde de müvekkilinin tüm gönderim ve iade kargo ücretini kendisi karşılamak zorunda kalmış olup müvekkilinin zarar üstünde zarara uğratılmış olduğunu, müvekkili şirket tarafından, davalı tarafa gönderilen whatsapp mesajları içeriğinde, dispanser sabunluk(şampuanlık)'lıkların paslandığına ilişkin görüntüler mevcut olduğunu, davalının ise işbu görüntülere ilişkin olarak; ben ömür boyu paslanmaz demedim ki şeklinde alay eder gibi dönüş sağlamış olduğunu, davalı tarafın, TTK 18.madde hükmünde yer alan basiretli tacir yükümlülüklerini ihlal ettiği gibi müvekkilinin iyi niyetini ve çözüm arayışını da suistimal ederek, zaman kazanmaya çalışmakta olduğunu, davalı tarafın, ayıba karşı tekeffül yükümlülüğü bulunduğundan müvekkili şirketin seçimlik haklarının kullanılması gerekmekte olup müvekkili şirketin, ayıplı malların iadesini, verdiği avas çekinin iadesini ve uğradığı zararın tazminini talep etmekte olduğunu, işbu hususa ilişkin davalı tarafa ihtarname gönderilmişse de hukuka ve usule uygun bir uzaklaşma yolu bulunamamış olduğunu, davalı taraf nezdinde savcılık şikayeti yapılmış soruşturma numarası belli olduğu takdirde bilahare bildirilecek olduğunu, müvekkili şirket tarafından, teslim edilmeyen plastik enjeksiyon kalıplar ile ayıplı şekilde teslim edilen dispenser sabunluklarına ilişkin olarak; 18.07.2024 tarihli, .... numaralı, 260.484,00 TL bedelli ve 18.07.2024 tarihli, ... numaralı, 516.000,00 TL bedelli iade faturaları tanzim edilmiş, ancak davalı tarafından, işbu iade faturalarına ilişkin olarak, salt kötü niyetli şekilde 18.07.2024 tarihli, ... numaralı, 260.484,00 TL bedelli ve 18.07.2024 tarihli, ... numaralı, 516.000,00 TL bedelli iade faturaları kesilmiş olduğunu, davalı tarafından kesilen iade e-faturalara ilişkin olarak, müvekkili şirket tarafından, Bakırköy .... Noterliği'nin, 29.07.2024 Tarihli, .... Yevmiye Numaralı İhtarnamesiyle işbu faturaları kabul etmediklerini ve iade ettiklerine ilişkin olarak ihtar keşide edilmiş olduğunu, her iki tarafın tacir olduğu somut olay nezdinde, davalı tarafın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesinden kaçınması, ve esas amacının müvekkilini zarara uğratma gayesinin olması, dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının ilgili cari hesap ekstresi ve fatura ile sabit olduğunu, bu nedenle, davalı tarafın, culpa in contrahendo sorumluluğu bulunduğunun kabulü ile müvekkili şirketin hak ve menfaatlerinin korunmasının zaruri olduğunu, sözleşme kurulurken ve sonrasında tarafların, ifa yükümlülüklerini yerine getirmek, birbirine özen göstermek, zarar vermekten kaçınmak gibi yükümlülüklere haiz olduklarını, davalı tarafın, müvekkilinin malını teslim etmekten kaçınması ile müvekkili şirket nezdinde telafisi imkansız zararların doğmasına yol açılmış olduğunu, neticeten, davalı tarafın, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesinden mütevellit herhangi bir hak ve alacağı mevcut bulunmamakta olup dava konusu çekin bedelsiz hale gelmiş olduğunu, müvekkilinin korunması gereken hukuki yarar kapsamında ihtiyati tedbir talepleri bulunduğunu, davalı tarafın, dava konusu çeke istinaden edimlerini yerine getirmemiş olduğunun açıkça ortada olduğunu, davalı tarafın, müvekkili şirket'ten herhangi bir alacağı bulunmadığını, dolayısıyla; dava konusu çekin bedelsiz kalmış olduğunu, dava konusu çekin vade tarihi yaklaşmakta olup davalı tarafın veya çekin üçüncü bir şekilde ciro edilmesi durumunda haksız bir şekilde tahsil etmesi ihtimaline karşı müvekkili şirket tarafından, herhangi bir takip açılmadan önce huzurdaki menfi tespit davasını ikame etme zarureti hasıl olduğunu, müvekkili nezdinde telafisi güç zararların meydana gelmemesi için tedbir taleplerinin öncelikle teminatsız olarak mahkememiz aksi kanaatte ise teminat mukabilinde kabulüne karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili nezdinde telafisi güç zararların meydana gelmemesi amacıyla, öncelikle teminatsız, mahkememiz aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ivedililikle ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile müvekkili şirketin, dava konusu çeke ilişkin olarak borçlu bulunmadığının tespitine, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle kötü niyetli davalı aleyhine dava ve takip değerinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; mahkememizde açılan iş bu davanın haksız ve dayanaksız olup, reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin yapmış olduğu işi yıllardır layığıyla yapmakta olup, Türkiye ve yurt dışında bir çok şirketle çalışmakta ve şimdiye kadar davacı haricinde hiç bir şirketle de sorun yaşamamış olduğunu, davacı taraf ile müvekkilinin çalışmasının da bir kaç yıl öncesine dayanmakta olup, iş bu dava sürecinin başlamasının tek sorumlusunun bizatihi davacı taraf olduğunu, her ne kadar davacı tarafça mahkememize keşidecisi ... olan, ....Şubesi'nin, ... seri numaralı, 31.07.2024 vade tarihli ve 750.000,00 TL bedelli çekin müvekkiline avans yada ön ödeme amacıyla verildiği iddia ediliyor ise de, gerek ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçeleri ekinde sunulan gerekse de iş bu cevap dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresi ile ispatlandığı üzere anılan çekin davacı tarafından borcuna karşılık ödeme amacıyla müvekkiline verilmiş olduğunu, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının ve iddialarının tamamının gerçeği yansıtmadığını yalnızca çekin borcuna karşılık verilmesine rağmen avans yada ön ödeme olarak beyanının dahi davacının iyi niyetli olmadığının göstergesi ve mahkememizi aldatmaya yönelik beyanlarda bulunduğunun da kanıtı olduğunu, çekin cari hesap ekstrelerine yansıdığı yani davacı tarafından müvekkiline verildiği tarih olan 05.03.2024 tarihinde davacı müvekkiline 647.685,26-TL borçlu olduğunu, davacı tarafın müvekkiline çeki verdikten hemen sonrasında malzemeler almaya devam etmiş ve netice olarak bugün itibariyle 31.780,46-TL daha da borçlu olduğunu, müvekkili tarafından davacı tarafa satışı yapılan ve faturalandırılan tüm malzemeler ve kalıpların davacı tarafa süresinde, tam, eksiksiz ve sorunsuz olarak teslim edilmiş olduğunu, davacı tarafça müvekkilinden talep edilen tüm malzemelerin, ürünlerin ve kalıpların müvekkili tarafından faturaları düzenlenmek suretiyle teslim edilmiş olduğunu, teslimlerin bir kısmının imza karşılığında bir kısmının da aradaki güven ilişkisinden kaynaklı olarak davacı şirketin müdürüne yada çalışanlarına teslim edilmiş olduğunu, davacının geç teslime dair iddialarına yanıt olarak ise, taraflar arasında müvekkilinin teslim ettiği tarihten önceki bir tarihte teslim edileceğine dair bir yazılı anlaşma da bulunmadığını, yıllardır taraflar nasıl ticaret yapmışlar ise, iş bu dava konusu olan malzemelerin teslim süresinde de yine aynı şekilde anlaşmış olduklarını ve müvekkilinin de anlaşıldığı şekilde malzemeleri eksiksiz, tam, sağlam ve süresinde davacı tarafa teslim etmiş olduğunu, daha önce teslim edileceğine dair yazılı bir anlaşma var olduğunu iddia eden davacının, iddiasını ispatlamak için mahkememize bu sözleşmeyi sunmaya mecbur olduğunu, aksi takdirde davacının bu denli iddialarının hiç birinin mahkeme tarafından dinlenmemesini talep ediyor olduklarını, ayrıca müvekkili tarafından düzenlenen faturaların düzenlendiği anda hem davacıya hemde Gelir İdaresi Başkanlığına sunulmak üzere ilgili vergi dairesine anlık bildirilmiş olup, tarafların da ticari defterlerine bu faturaları işlemiş olduklarını, her ne kadar davacı dava dilekçesinde bir kısım ürünlerin sorunlu olduğunu iddia etmiş ise de, müvekkilinin ürünleri tam, eksiksiz ve sorunsuz teslim ettikten sonra hangi koşullarda muhafaza edildiği, davacının satışını yaptığı ürünlerin ne şekilde lojistik işlemlerinin yapıladığının taraflarınca bilinmesine olanak bulunmadığını, müvekkili ile davacının ilk işinin iş bu dava konusu iş olmayıp, yıllardır müvekkilinden benzer malzemeler alan davacının her nasıl oluyorsa bu kez bahaneler türeterek mahkememiz nezdinde müvekkilini küçük düşürmeye çalışmakta olduğunu, çevre şirket ve esnaflardan müvekkilinin aldığı duyuma göre davacı şirketin ödeme güçlüğü çekmesi nedeniyle ödemelerini geciktirmeye yönelik bu tarz girişimlerde bulunduğunu, asılsız iddialar ile iş bu davanın müvekkiline yöneltildiğinin aşikar olduğunu, açık ve net olarak müvekkili tarafından davacı tarafa teslim edilen malzeme ve kalıpların faturası düzenlenmiş olup, diğer bir deyişle faturalarda belirtilen tüm malzeme ve kalıpların davacı tarafa tam, eksiksiz, kusursuz ve süresinde teslim edilmiş olduğunu, davacı tarafça müvekkilinden alarak başka firmalara satmış olduğu ürünlerin sorunlu olanları ile ilgili olarak Ayıba Karşı Tekeffül hükümlerine atıf yapılmakla, davacının dava dilekçesi içerisinde yada .... yazışmalarına konu ettiği sorunlu olduğunu iddia ettiği ürünlerin kaç adedinin sorunlu olduğu bilgisi yada sorunlu olarak ileri sürülen ürünlerin müvekkiline ait olup olmadığı hususunun da yine ispat yükünün davacı tarafta bulunduğunu, müvekkili tarafından davacı tarafa satılan faturalı ürünlerin herhangi bir sorunu bulunmayıp, bu denli iddiaların tamamına itiraz ediyor olduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde hem ürünleri almadığını iddia etmekte olup hemde aynı dilekçe de ürünleri iade etmek istediğini ve anılan çeki geri iade almak istediğini beyan etmekle kendi içinde dahi çelişkili beyanlarda bulunduğunu, müvekkili tarafından sunulan faturalar ve cari hesap ekstresi ile davacı tarafça sunulan faturalar ve cari hesap ekstresi arasındaki farkın 2 adet faturadan kaynaklanmakta olduğunu, bunların, davacı tarafça borcunu ödememek adına teslim almasına rağmen kalıbı almadığından bahisle ve malzemeleri de sorunsuz, tam ve eksiksiz almasına rağmen kendi hatalarından kaynaklı spesifik hatalı bir kaç ürünü öne sürerek yine borcundan kurtulmak adına iade adı altında hayali ve tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu; ... Numaralı, 18.07.2024 tarihli, Saat 12:17'de düzenlenen 260.484,00-TL tutarlı iade faturası, .... Numaralı, 18.07.2024 tarihli, Saat 12:31'de düzenlenen 516.000,00-TL tutarlı iade faturası olduğunu, iş bu iki iade faturasının davacı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak sebepsiz düzenlenerek borcunu ödememek adına yapılan hayali iade faturaları olduğunu, iş bu hayali faturaların müvekkili tarafından asla kabul edilmemiş olup, düzenlenen faturalar şirketlerin nevileri gereği e-fatura olarak düzenlendiğinden fatura içeriklerini kabul etmeyen müvekkilinin iade faturalarına karşı aynı tarihte tekrar karşı iade faturası tanzim etmek suretiyle davacıya ve gelir idaresi başkanlığına faturaları göndermiş olduğunu, davacı tarafça hayali olarak düzenlenen iade faturalarına karşı müvekkili tarafından karşı iade olarak düzenlediği faturalara karşı davacı tarafın Bakırköy .... Noterliğinin 29.07.2024 Tarihli, ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile faturaları kabul etmeyip iade ettikleri beyan edilmiş ise de, gönderilen ihtarname içeriği de gerçeği yansıtmadığı gibi ihtarnamenin de müvekkiline tebliğ dahi edilmemiş olduğunu, davacı tarafın tebliğ dahi edilmeyen dayanaksız ihtarnameden dahi kendine haksız çıkar ve menfaat çıkarmaya çalışmakta olduğunu, iş bu dilekçe ekinde sunulan kalıp teslimine dair davacı tarafın çalışanı ... (sevk irsaliyesinden okunduğu kadarıyla) tarafından imzalı sevk irsaliyesi ile 516.000,00-TL tutara konu kalıbın davacı tarafa teslim edildiğinin bir kez daha ispatlanacak olduğunu, davacı tarafın faturalara konu kalıp ve malzemelerin teslim edilmediğini ve aynı zamanda dava konusu çekin avans-ön ödeme çeki olduğunu iddia ediyor ise de, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren cari hesap ekstrelerine bakıldığında görüleceği üzere davacı tarafın anılan çekten sonra devam eden ticari ilişkiden kaynaklı borçlarına karşılık olarak 06.05.2024 tarihinde 45.000,00-TL, 24.05.2024 tarihinde 114.000,00-TL toplamda 150.000,00-TL daha ödeme yapmış olduğunu, davacı tarafça dava konusu edilen tüm hususların gerçek dışı ve ispattan yoksun kendi içinde çekişli beyan ve iddialardan ibaret olduğunu, davacı tarafın anılan çeki borcunu ödemek maksadıyla vermiş, çekin vade tarihi yaklaşınca mali açıdan zor durumda olduğundan iş bu bahanelerin arkasına sığınmayı tercih etmiş olduğunu, davacı tarafça sunulan ... ekran fotoğraflarının tamamına ve içeriklerinin tamamına itiraz ediyor, hiç birini kabul etmiyor olduklarını, davacı tarafın müvekkiline çeki verdikten hemen sonrasında malzemeler almaya devam etmiş ve netice olarak bugün itibariyle 31.780,46-TL daha da borçlu olduğunu, taraflarınca bu tutarın tahsili için Büyükçekmece İcra Dairesinin .... Esas numaralı icra takip dosyası ile bu tutar yönünden takip başlatılmış ise de, davacı tarafın haksız itirazı nedeniyle icra takibinin durdurulmuş olduğunu, öncelikle borcunu ödemek amacıyla müvekkiline anılan çeki veren davacının devamındaki borçları içinde 2 ayrı tarihte toplamda 150.000,00-TL daha ödeyen davacının, çekin ödeme tarihi yaklaşınca mali olarak iyi durumda olmamasından dolayı hem çek tutarı ödemeyen hem de iş bu davayı açarak anılan çek hakkında ihtiyati tedbir talep ederek çek tutarı kadar menfi tespit davası yöneltmiş, hem de müvekkiline karşı alacağı olduğundan bahisle Bakırköy ... İcra Dairesinde ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 744.704,00-TL talepli icra takibi başlatmış ve taraflarınca yapılan itiraz nedeniyle icra takibinin durdurulmuş olduğunu, hem anılan çeki borcuna karşılık ciro ile müvekkiline teslim eden davacının devamında çek tutarı ödemeden hem iş bu davayı müvekkiline yöneltmiş hem de ödemediği çekten dolayı alacaklı olduğundan bahisle icra takibi başlatmış olduğunu, sadece bu yapmaya çalıştığı çelişkili ve şüpheli işlemlerin dahi davacı tarafın kendi dilekçesinde bahsettiği iyi niyetten kendi tarafının bir haber olduğunun da göstergesi niteliğinde olduğunu, davacı tarafın bunlarla da sınırlı kalmamış ve hayali alacağının tahsili için yani borcuna karşılık ciro ile müvekkiline teslim ettiği anılan çeki ödememesine rağmen, hem çek tutarında iş bu davayı açmasının, hem anılan 2 fatura tutarı kadar sanki ödeme yapmışçasına icra takibi başlatmasının yanında bir de illegal olarak 16.07.2024 tarihinde müvekkilini hem telefonda hemde araç içinden silahla tehdit etmiş olduğunu, müvekkiline telefon geldiği gün ve saatin mesai günü ve saati olması nedeni ile müvekkilinin ''... SAN SİT. M-8 blok NO 46 İkitelli /Başakşehir/İSTANBUL'' adresinde bulunan iş yerinde bulunduğunu, müvekkilinin bir süre sonra iş yerinden dışarı baktığında iş yerinin önünde davacı şirket yetkilisi ...'un ''....'' plakalı araç içerisinde iş yerinin kapısının önünde beklediğini görmüş olduğunu, bu anda ...'un sanayi sitesinden U dönüşü yaparken önüne araç durması nedeniyle duraklamış olup, müvekkilinin ön sol şoför tarafın camına eğilerek camı açmasını istediğinde müvekkiline silah göstermiş ve hızla uzaklaşmış olduğunu, taraflarınca dilekçe ve video kayıtlarını içeren şikayet dilekçesi sunulmuş olup, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... CBS dosyası ile şikayetlerine konu soruşturma devam ettiğini, savcılık dosyasının BEKLETİCİ MESELE yapılmasını talep ediyor olduklarını, davacının dava dilekçesinde mağdur pozisyonunda olduğunu iddia etmekte ise de, müvekkilinin hem alacağını alamamış olup üstüne birde silahla tehdit edilerek maddi ve manevi olarak davacı şirket ve yetkilileri tarafından mağdur edilmiş olduğunu, davacı tarafın ihtiyati tedbire dair talebinde, ihtiyati tedbire konu olan çekin ön ödeme yada avans çeki olarak verildiğini, devamında malzemelerin teslim edilmediği yahut iyi niyet gibi çeşitli dayanaksız ve delilsiz iddialarda bulunarak çek hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş olduğunu, mahkememizin 01.08.2024 tarihli ara kararı ile davacının delilsiz ve dayanaksız olarak genel ve olağan itiraz sebeplerine dayalı talep ettiği ihtiyati tedbir talebini kabul etmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davacı tarafın müvekkiline ön ödeme yahut avans adı altında ödeme yapmamış olup, hali hazırda ödeme tarihinde müvekkiline borçlu olması nedeni ile ve borcunu ödemek amacıyla anılan çeki borcuna karşılık vermiş olduğunu, bu hususun ispatına dair olarak iş bu dilekçe ekinde taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren cari hesap ekstresi incelendiğinde görüleceği üzere halen daha davacının müvekkiline 31.780,46-TL borçlu olduğunu, çekin cari hesap ekstrelerine yansıdığı yani davacı tarafından müvekkiline verildiği tarih olan 05.03.2024 tarihinde davacı müvekkiline 647.685,26-TL borçlu olduğunu, davacı tarafın müvekkiline çeki verdikten hemen sonrasında malzemeler almaya devam etmiş ve netice olarak bugün itibariyle 31.780,46-TL daha borçlu olduğunu, davacının anılan çeki ön ödeme yahut avans olarak verdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkili tarafından düzenlenen faturalara konu malzemeler ve kalıpların tamamının eksiksiz ve kusursuz teslim edilmiş ve açılan dava mesnetsiz ise de, ancak bu iddia hakkında yargılama yapılacak ise de, tabir caizse peşinen ihtiyati tedbir kararı uygulamanın müvekkilinin ticari ilişkisine vereceği zararın da telafisi imkansız olacağını, her ne kadar davacı taraf tanık deliline dayanmış ve tanık bildirmiş ise de, davanın nevi gereği tanık dinletilmesine muvafakatleri bulunmadığını beyanla; fazlaya dair tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle ihtiyati tedbire konu alan 01.08.2024 tarihli ara karara karşı yapılan iş bu itirazlarının kabulü ile, ara karardan rücu edilmesine ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... CBS dosyasının bekletici mesele yapılmasına, devamında davacının davasının haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle ispattan yoksun davanın tüm talepler yönünden kül halinde reddine karar verilmesine, %20’den az olmamak kaydıyla davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çek nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; aralarında yer alan ticari ilişki gereği dava konusu çekin davalı tarafa avans çeki olarak veya borcuna karşılık olarak verilip verilmediği, çekin verildiği tarihte davacının davalı tarafa borçlu olup olmadığı, davalı tarafından davacıya teslim edilmesi kararlaştırılan bir kısım ürünlerin teslim edilip edilmediği ve bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davacı tarafından tanzim edilen iade faturalarının yerinde olup olmadığı, dava konusu çek nedeni ile davacının borçlu olup olmadığı hususlarındadır. Menfi tespit talebine konu ... Bankası .... Şubesi ... çek seri nolu çekin incelenmesinde, çek bedelinin 750.000,00 TL olduğu, vadesinin 31.07.2024 tarihi olduğu, keşidecisinin ... olduğu ve lehtarının davacı taraf olduğu, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı görülmüştür. Mahkememizin 19/11/2024 tarihli celsesinde; 2 nolu ara karar ile, Davacı vekiline davalı tarafından kendilerine teslim edilen ürünlerin uhdelerinde bulunup bulunmadığı, bulunmaması halinde incelenebileceği yeri bildirmek, teslim edilmeyen ürünler yönünden teslim tarihine ilişkin delillerini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde sunmuş olduğu 03/12/2024 tarihli beyan dilekçesi ile, müvekkili şirket ile davalı ... arasında süregelen ticari iş ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin, ürün tedariki sağladığı otellerin işletme açılışına yetiştirilmek üzere, plastik enjeksiyon kalıp ve dispenser sabunluk (şampuanlık) talebi almış olduğunu, işbu talebe binaen ise davalı ... ile iletişime geçerek plastik enjeksiyon kalıp ve dispenser sabunluk siparişi vermiş olduğunu, müvekkilinin, işbu siparişlerin müşterilerinin otel açılışına yetiştirilmesi gerektiğini ve malların zamanında teslim edilmesinin çok elzem olduğunu belirtmiş olduğunu, ancak davalı tarafından, müvekkili şirketin sürekli oyalanmış olup malların bir türlü teslim edilmemiş olduğunu, ekte sunmuş oldukları whatsapp yazışmalarından da görüleceği üzere, davalı tarafın sürekli olarak; bugün yolda gelecek, Allah'ın izniyle yarın sabah oradayım, yarın bilgi vereceğim, çarşamba gelirim ürünler de gelecek, bir kurumla görüşmem var öğleden sonra geleceğim ürünler de gelecek kardeşim, biraz yoğunluk var perşembe veya cuma gelecem, gibi aynı kalıp ifadelerle müvekkili şirketi oyalamış olup neticeten, davalı tarafından, plastik enjeksiyon kalıpların müvekkili şirkete teslim edilmemiş olduğunu, müvekkili şirketin, davalı ile defalarca iletişime geçmiş olup otel açılışının yaklaştığını ve ivedililikle plastik enjeksiyon kalıp ve dispenser sabunlukları teslim etmesini talep etmiş olduğunu, davalı tarafın ise malları teslim etmediği gibi çözüm üretmek yerine dalga geçer bir üslupla; ''senin işlerinde hep terslik var ben ne yapabilirim, biraz bekle, başka sorunlarım var, işimizi gücümüzü bırakmışız senin elemanın olmuşuz'' gibi yakışıksız söylemlerde bulunmuş olduğunu, davalı tarafın, hatasını kabul etmek bir yana dursun adeta müvekkiliyle dalga geçer gibi bir tacire yakışmayan üslüp kullanmış, ayrıca davalı tarafın, müvekkiline her defasında, en yakın zamanda ürünleri eline ulaştıracağım şeklinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak müvekkilini sürekli olarak oyalamış olduğunu, en nihayetinde ise davalı tarafın, malları teslim etmemiş olup müvekkilinin zarara uğratılmış olduğunu, davalı taraftan sipariş ettiği plastik enjeksiyon kalıplar hiç teslim edilmemiş, dispenser sabunluğun ise ayıplı şekilde teslim edilmiş olup davalı tarafın ayıba karşı tekeffül yükümlülüğünün bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından, çeşitli otellere tedariki sağlanan ürünlerin tamamının ayıplı olması sebebiyle müvekkilinin söz konusu ürünleri geri toplamak zorunda kalmış olduğunu, zira, otellerden müvekkili şirkete şikayet mesajları yağmış olduğunu, bunun yanı sıra ürünlerin otellere gönderimi ve iade alınması süreçlerinde de müvekkilinin tüm gönderim ve iade kargo ücretini kendisi karşılamak zorunda kalmış olup müvekkilinin zarar üstünde zarara uğratılmış olduğunu, müvekkili şirket tarafından, davalı tarafa gönderilen whatsapp mesajları içeriğinde, dispanser sabunluk (şampuanlık)'lıkların paslandığına ilişkin görüntülerin mevcut olduğunu, davalının ise işbu görüntülere ilişkin olarak; ben ömür boyu paslanmaz demedim ki şeklinde alay eder gibi dönüş sağlamış olduğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin, davalı tarafından teslim edilen tüm ayıplı malları, davalı tarafa iade etmiş olduğunu, söz konusu malların davalının uhdesinde olup müvekkili şirketin uhdesinde ürün bulunmadığını bildirmiş olduğu görülmüştür. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, tarafların aralarında yer alan ticari ilişki gereği dava konusu çekin davalı tarafa avans çeki olarak veya borcuna karşılık olarak verilip verilmediği, çekin verildiği tarihte davacının davalı tarafa borçlu olup olmadığı, davalı tarafından davacıya teslim edilmesi kararlaştırılan bir kısım ürünlerin teslim edilip edilmediği ve bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davacı tarafından tanzim edilen iade faturalarının yerinde olup olmadığı, dava konusu çek nedeni ile davacının borçlu olup olmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 10/02/2025 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi ... 25/08/2025 tarihli raporunda özetle; davacı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan 2024 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla anılan ticari defterlerin davacı şirket lehine delil kabiliyetlerinin mahkememiz takdirinde bulunduğunu, davalı tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye “Gelir ve Gider” olarak tamamı ibraz olunan 2024 yılı İşletme Defterinin Gelir İdaresi Başkanlığı E-Defter Beyan Sistemi üzerinden oluşturulduğu anlaşılmakla işletme defteri esasına tabi davalı yanın 2024 yılı İşletme Defterinin VUK, TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla anılan İşletme Defterinin davalı lehine delil kabiliyetlerinin mahkememiz takdirinde bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2024 yılı ticari defterlerinin tetkiki neticesinde huzurdaki dava tarihi 31.07.2024 itibarıyla davalı ...’tan 744.703,54 TL alacaklı olunduğunu, davalı işletme kayıtları çerçevesinde davacıya borçlu olunmadığı gibi davacı yandan olan alacak tutarının 31.780,46 TL olarak yer aldığını, taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında 31.12.2023 dönem sonundan 01.01.2024 dönem başına devren borç alacak kayıtları ile 18.07.2024 tarihine kadar tarafların borç alacak kayıtlarında mutabık olduğunu, taraflar arası ihtilafın davacı tarafından davalı adına düzenlenen, ... Numaralı, 18.07.2024 tarihli, 260.484,00-TL, .... Numaralı, 18.07.2024 tarihli, 516.000,00-TL iade faturaları kaynaklı olduğunun anlaşıldığını, ... Şubesi'nin, ... seri numaralı, 31.07.2024 vade tarihli ve 750.000,00 TL bedelli çeke ilişkin mahkememiz tarafından ... Bankası TAO yazılan müzekkereye gelen cevabi yazı ile “.. Anılan çekin .... İnşaat ve Yapı Malzemeleri Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 31.07.2024 tarihinde ibraz edildiği, Mahkeme kararı ile yasaklı çek olması sebebiyle müşteriye iade edildiği…” bilgisinin verildiğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete ciro edilmek suretiyle verilen 750.000,00 TL bedelli işbu çekin her iki taraf ticari defter/cari hesap kayıtlarında yer aldığını, taraflar aralarında yer alan ticari ilişki gereği dava konusu çekin davalı tarafa avans çeki olarak veya borcuna karşılık olarak verildiğini, zira çekin verildiği 05.03.2024 tarihinde davacının davalıya 992.894,93 TL borçlu olduğunu, işbu borca karşılık, 05.03.2024 tarihinde 250.000,00 TL, 65.564,40 TL ve dava konusu 750.000,00 TL olmak üzere toplam 1.065.564,40 TL bedele isabet ettiğini, 992.894,93 TL borca karşılık tamamı 05.03.2024 tarihinde 3 adet çek karşılığı 1.065.564,40 TL mahsubu ile 3 adet çek karşılığı bedelden 102.314,74 TL lik kısmın avans olarak değerlendirilebileceğini, ancak dava konusu 750.000,00 TL bedelli çek ile sair 2 çekin aynı gün verilmesi sebebiyle 750.000,00 TL lik çek ile 65.564,40 TL lik çekin borca karşılık verildiğini, 250.000,00 TL lik çekin de 102.314,74 TL lik kısmı haricindeki bakiyenin borca karşılık olup 102.314,74 TL sinin avans olarak da değerlendirilebileceğini, davalı tarafından davacıya teslim edilmesi kararlaştırılan bir kısım ürünlerin teslim edilip edilmediği hususunda 4 adet fatura karşılığı 1.477.892,44 TL tutarlı ürünlerin teslim edildiğinin anlaşıldığını, bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davacı tarafından tanzim edilen iade faturalarının yerinde olup olmadığı hususlarının uzmanlık alanı dışında olması sebebiyle ürünlerin ayıplı olmadığı hakkında değerlendirme yapmamın mümkün bulunmadığını, ancak dava dosyasında mübrez whtasapp yazışmaları içeriği ile birlikte yer alan fotoğraflar kapsamında ürünlerin ayıplı olup olmadığı hususunda hukuki yorum ve nihai takdirin mahkememize ait bulunduğunu, mahkememiz tarafından ürünlerin ayıplı olduğu yönünde kanaat getirilmesi halinde davacı şirketin davalı şirketten 744.703,54 TL alacaklı, davacının davasının reddi halinde ise davalı yana 31.780,46 TL borçlu olduğunu bildirmiştir. Davacının talebi, davalı taraf ile aralarında yer alan ticari ilişki nedeni ile davalıya verilen çekin avans/ön ödeme olarak verilmiş olmasına rağmen davalı tarafın üstlenmiş olduğu edimlerin gereğince yerine getirilmemesinden kaynaklı çek nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir ve 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221) Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem:Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s.68). Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Yapılan bu açıklamalar uyarınca somut olayın değerlendirilmesinde davacının davalı tarafa ön ödeme amacı ile verildiğini iddia ettiği çekin karşılığı olan edimin gereğince yapılmadığı iddiası yönünden incelemeye ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin sunulamaması, yine taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde de davacının dava tarihi olan 31.07.2024 itibarıyla davalı ...’tan 744.703,54 TL alacaklı olunduğu, davalı işletme kayıtları çerçevesinde davacıya borçlu olunmadığı gibi davacı yandan olan alacak tutarının 31.780,46 TL olarak yer aldığı, taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında 31.12.2023 dönem sonundan 01.01.2024 dönem başına devren borç alacak kayıtları ile 18.07.2024 tarihine kadar tarafların borç alacak kayıtlarında mutabık olduğu, taraflar arası ihtilafın davacı tarafından davalı adına düzenlenen, ... Numaralı, 18.07.2024 tarihli, 260.484,00-TL, .... Numaralı, 18.07.2024 tarihli, 516.000,00-TL iade faturaları kaynaklı olduğunun anlaşıldığı, ... Şubesi'nin, ... seri numaralı, 31.07.2024 vade tarihli ve 750.000,00 TL bedelli çeke ilişkin mahkememiz tarafından ... Bankası TAO yazılan müzekkereye gelen cevabi yazı ile “.. Anılan çekin ... İnşaat ve Yapı Malzemeleri Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 31.07.2024 tarihinde ibraz edildiği, Mahkeme kararı ile yasaklı çek olması sebebiyle müşteriye iade edildiği…” bilgisinin verildiğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete ciro edilmek suretiyle verilen 750.000,00 TL bedelli işbu çekin her iki taraf ticari defter/cari hesap kayıtlarında yer aldığını, taraflar aralarında yer alan ticari ilişki gereği dava konusu çekin davalı tarafa avans çeki olarak veya borcuna karşılık olarak verildiği, zira çekin verildiği 05.03.2024 tarihinde davacının davalıya 992.894,93 TL borçlu olduğu, işbu borca karşılık, 05.03.2024 tarihinde 250.000,00 TL, 65.564,40 TL ve dava konusu 750.000,00 TL olmak üzere toplam 1.065.564,40 TL bedele isabet ettiği, 992.894,93 TL borca karşılık tamamı 05.03.2024 tarihinde 3 adet çek karşılığı 1.065.564,40 TL mahsubu ile 3 adet çek karşılığı bedelden 102.314,74 TL lik kısmın avans olarak değerlendirilebileceği, ancak dava konusu 750.000,00 TL bedelli çek ile sair 2 çekin aynı gün verilmesi sebebiyle 750.000,00 TL lik çek ile 65.564,40 TL lik çekin borca karşılık verildiği, 250.000,00 TL lik çekin de 102.314,74 TL lik kısmı haricindeki bakiyenin borca karşılık olup 102.314,74 TL sinin avans olarak da değerlendirilebileceği, davalı tarafından davacıya teslim edilmesi kararlaştırılan bir kısım ürünlerin teslim edilip edilmediği hususunda 4 adet fatura karşılığı 1.477.892,44 TL tutarlı ürünlerin teslim edildiği tespit edilmiştir. Çek bir ödeme aracı olup avans/ön ödeme olarak yapıldığını ispat yükü iddia eden davacı taraf üzerindedir. Ne var ki davacı tarafça çekin avans/ön ödeme olarak verildiği ve taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile taraflarına teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu ispatlanabilmiş değildir. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN REDDİNE; 1-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 12.808,13 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 12.192,73 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafça sarf edilen 45,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 118.500,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/11/2025

Katip ... Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/696, K. 2025/1106, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-696-e-2025-1106-k-37210b611e29