İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/690 E. 2024/565 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/690
Karar No
2024/565
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/690 Esas - 2024/565 T. C. A N K A R A 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR

ESAS NO : 2024/690 Esas KARAR NO : 2024/565

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 11/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı idareye bağlı birimin elektrik enerjisi tedariğinin ... .... .... sayılı yazısı ile müvekkilinden fatura fiyat farkı hesaplamalarının metodu hakkında bilgi talep edildiği, müvekkili tarafından istenilen bu metod hakkında süresi içinde cevap gönderildiği, davalı idare tarafından 18.05.2022 tarihli E-61991021-420.01-178/6675 sayılı yazısı ile geçmiş dönem faturalarında fiyat farkı hesaplarının yanlış yapıldığı ve belirtilen rakamların ödenmesi gerektiği aksi halde verilmiş olan teminat mektubunun bozdurulup kamu ihale kurumuna yasaklama kararı dahil tüm yaptırımların uygulanacağını müvekkiline ihtar ettiği, davalı idarenin '.... .... ... nolu elektrik aboneliklerinin Ekim, Kasım ve Aralık 2021 dönemi elektrik faturalarında, idare ile yüklenici tarafından yapılan fiyat farkı hesaplamasındauyuşmazlığa düşülerek konunun fiyat farkı ve tavan fiyat açısından incelenmesi sonucunda, Enerji Piyasası Denetleme Kurumu tarafından ilan edilen dönemin tavan fiyatlarını aşan zaman dilimlerinin olması sebebiyle " şeklinde açıklama ile hesaplanan 1.314.298,79 TL'nin geri ödenmesini talep ettiği, müvekkili tarafından 1.054.005,00 TL geri ödeme yapıldığını, davalı idare tarafından 19/07/2023 tarih, E.61991021-420.04.06-175/10170 sayılı yazısı ile müvekkiline eksik eksik yatırılan fiyat farkı geri ödemesinin yapılmasının ihtar edildiği, idarenin ihtarı üzerine müvekkilinin teminat mektubunun bozulacak olması ve yaptırım riski altında olması sebebi ile istenilen tutarı idareye ödemek mecburiyetinde kaldığı, tüm bu açıklanan sebepler nedeni ile teminat mektubunun bozdurulacak olması ve uygulanacağı ihtar edilen diğer yaptırımların baskısı altında müvekkil şirketten haksız tahsil edilmiş olan 287.913,35-TL tutarın şimdilik, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'sinin ödeme tarihi olan 17.08.2023 tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt faiz ile birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava şartı noksanlığından dosya üzerinden karar verildiğinden dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmemiştir. Dava taraflar arasındaki ihale işi kapsamında haksız olarak tahsil edildiği bildirilen alacağın ödenmesi istemine ilişkindir. Öncelikle mahkememizce 6102 s. TKK 4, 5 maddeleri uyarınca öncelikle uyuşmazlık konusunun ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve Asliye Ticaret Mahkemesinin bu davaya görevli olup olmadığının mahkemece tespit edilmesi gerekir. 6102 s. TTK m. 5/1'de yapılan düzenlemede, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle kanun koyucu yapılan düzenleme ile ticari işlerle ilgili bütün davaları değil sadece uzmanlık gerektiren ve kanunda açıkça gösterilen hususlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ticaret mahkemesinin görevli olacağını kabul etmiştir. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplanmaktadır. Doktrindeki yerleşik uygulama bu yöndedir. A- Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartları aranmaz. Uyuşmazlık konusunun 6102 s. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. B- Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK 4/1. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Kanunda yapılan bu düzenleme uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusundaki işin ticari iş niteliğinde olması bunun aynı zamanda ticari dava sayılmasını gerektirmez. C-Taraflardan sadece birinin ticari işletmesi ile ilgili olması durumunda ticari dava kabul edilen davalar kanunda açıkça düzenlenmiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 s. TTK 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülerek karara bağlanır. Aynı düzenleme uyarınca, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, mülga 6762 s. TTK'dan farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 s. HMK m. 1 uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6102 s. TTK m. 5/4'de düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Bu nedenle yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin esasının görülmesi gerekir. Buna karşılık, kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık hali oluşturur. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla (6100 s. HMK m.1) düzenlenir. Görev ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir Kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir (HGK 14.04.2004 tarih 2004/19-218 Esas 2004/221 sayılı kararı). Dosya içerisinde toplanan tüm deliller ve diğer belgelerin incelenmesinde; davacının tacir olduğu, ancak kamu kurumu olan davalı bakanlığın tacir sayılamayacağı, bu suretle davanın nispi ticari dava olarak görülemeyeceği, ihale kapsamındaki işin davalıya bağlı bulunan bir birimin elektrik enerjisi tedariğine ilişkin olduğu bildirildiğinden mutlak ticari davadan da bahsedilemeyeceği, bu nedenlerle ticari dava niteliği taşımayan eldeki davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, mahkememizin görevli olmadığı, HMK'nın 114. ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verileceği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere; 1-DAVANIN MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ANKARA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-6100 sayılı yasanın 20/1 maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra 2 haftalık süre içerisinde taraflarca dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunulmadığı taktirde, mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar VERİLECEĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta kesin süre içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/10/2024

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/690, K. 2024/565, T. 11.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-690-e-2024-565-k-fa23080c8ed3