İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/687 E. 2026/228 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/687
Karar No
2026/228
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/687 Esas KARAR NO : 2026/228 Karar

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/11/2024 KARAR TARİHİ : 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ve ...'in, müvekkili ... Ltd. Şti.'nin hissedarı ve münferiden temsile yetkili müdürlerinden biri olduğunu, ... ise müvekkili şirketin kağıt üzerinde eski çalışanlarından biri olduğunu, davalı ...'in ise ...'ın arkadaşı olduğunu, ..., müvekkili şirkete ait olan ve ... Şubesi'nin muhatap olduğu ..., ... ve...seri numaralı çekleri, müvekkili şirketin muhasebe işleriyle ilgilenen ...'tan zorla aldığını, ..., bahsi geçen çeklerden ... ve ... seri numaralı çekleri ya kendisi imzalamak, ya da ...'e imzalatmak suretiyle, arkadaşı olan davalı ...'e verdiğini, ... seri numaralı çekin akıbetinin bilinmediğini, davalı ...'in, müvekkili şirketle hiçbir ticari ilişkisi olmamasına rağmen, bahsi geçen iki adet çekten biri olan ... seri numaralı ve 1.000.000 TL olarak düzenlenmiş olan çeki, şirket çalışanı ...'dan alarak, muhatap bankaya 21.06.2024 tarihinde takas yolu ile ibraz ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi ... ise, çekin yazılmaması ve hem şirketin hem de kendisinin ticari itibarının bozulmaması için bahsi geçen çeki ödemek zorunda kaldığını, yine, davalı ...'in, bahsi geçen iki adet çekten biri olan ... seri numaralı ve 2.000.000 TL olarak düzenlenmiş olan çeki, şirket çalışanlarından ...'dan alarak, muhatap bankaya 09.08.2024 tarihinde takas yolu ile ibraz ettiğini, ancak, müvekkili şirket, bahsi geçen çeki ödememiş ve çekin arkası karşılıksız işlemi görerek yazıldığını, Davalı ...'in, müvekkili şirket ile hiçbir ticari ilişkisi olmamasına rağmen, kendi adına düzenlenmiş çeklerle ilgili olarak, şirket çalışanı ile birlikte müvekkili şirketi dolandırmak amacıyla işlem yaptığını ve müvekkili şirketin zarara uğradığını, ...'in, müvekkili şirketle hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, müvekkili şirketin defter ve belgelerinden de açıkça anlaşılacağını, Davalı ...'in yukarıda bahsi geçen diğer kişilerle birlikte müvekkili şirketi dolandırmaya çalıştıklarından dolayı dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötü kullanma suçuna ilişkin haklarında 19/08/2024 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...Sor. sayılı dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca ...'in müdürlük yetkilerinin durdurulması ve kaldırılması yönünde de ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, yukarıda anlatılan nedenlerden de açıkça anlaşılacağı üzere; müvekkil şirketin davalıyla herhangi bir ticari ilişkisi olmadığı gibi herhangi bir borcu da bulunmadığını, İşbu dava öncesi, ... 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati tedbir kararı verildiğini, İşbu dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk kapsamında yürütülen arabuluculuk görüşmeleri de olumsuz sonuçlandığını ve işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı tutarak, davacı şirketin, davalı tarafa, ... Şubesi'nin muhatap olduğu ... seri numaralı, 2.000.000 TL bedelli çekten kaynaklı borcunun olmadığının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Dava dilekçesinde de izah edildiği üzere söz konusu çekin şirket yetkilisi tarafından düzenlenmediğini, bahse konu çekin müvekkile şirket yetkilisi tarafından teslim edildiğini, bu aşamada borçlu şirketin birden fazla temsile yetkili müdürlerinin olduğunu, söz konusu çeke dayalı bir borcun olmadığını, çekin zorla alınarak müvekkile üçüncü şahıs tarafından teslim edildiği gibi iddiaların tamamen kötü niyet arz ettiğini, şirket yetkililerinin kendi aralarında anlaşmazlık yaşaması, aralarında husumet ve bir takım davaların olması müvekkili açısından bir önem arz etmeyip, müvekkilin bu gerekçelerle ticari ilişkiye dayalı alacağının ödenmemesinin hukuken kabul edilmeyeceğini, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere şirket ortaklarının kendi aralarındaki anlaşmazlık ve çekişmeye müvekkili dahil etmek istendiğini, müvekkilin davacı şirketle ya da şirket ortaklarıyla herhangi bir husumeti olmayıp şirket ortaklarının kendi aralarında var olduğu iddia edilen anlaşmazlıklar nedeni ile müvekkilinin mağdur edildiğini, çekin kambiyo vasfına sahip olup sebepten mücerret bir ödeme aracı olduğunu, davacı tarafın her ne kadar davalıya borçlu olmadığını, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını iddia etmişse de, TTK hükümleri gereğince, davalı müvekkilinin çekleri kötüniyetli olarak ele geçirdiğini veya ağır kusurunun bulunduğunu somut olarak ispat etmesi gerektiğini, ancak davacının iddiaları sadece soyut bir takım beyanlardan ibaret olup, bu aşamada kötü niyetli olarak ödeme sürecinin uzatılması ve müvekkilin mağduriyeti amaçlandığını belirterek, açıklanan sebeplerle, davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitini, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkilin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın % 20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve yasal vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava icra iflas kanunu 72/1-3 maddeleri gereği açılan menfi tespit davasıdır. Davacı taraf, davalı ...'in, ... seri numaralı ve 2.000.000 TL olarak düzenlenmiş olan çeki, muhatap bankaya 09.08.2024 tarihinde takas yolu ile ibraz ettiğini. Ancak, davacı şirketin bahsi geçen çeki ödemediğini ve çekin arkası karşılıksız işlemi görerek yazıldığını, davacı şirketin davalıyla herhangi bir ticari ilişkisi olmadığı gibi herhangi bir borcu da bulunmadığını, davacı şirketin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Somut olayda ise davalı alacaklı olduğunu ispatlamak durumundadır. Davalı taraf ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasında alınan beyanında davaya konu çeki ... isimli kişinin kendisinden araç satın alması sebebiyle karşılığını çekle ödemek istemesi sebebiyle çekin güvenirliğini araştırıp, ödeme konusunda sıkıntı olmadığını teyit etmesi üzerine, ... plaka sayılı aracı noterden çek karşılığında devir edip faturamı kestiğini belirtmiştir. Davalı tarafın savcılık dosyasına sunduğu ... 34. Noterliğinin ... yevmiye numaralı araç devir sözleşmesi incelendiğinde aracın devrinin ... tarihinde yapıldığı alıcının ... olduğu görülmüştür. Davaya konu çekin ise bankaya 09/08/2024 tarihinde ibraz edilip karşılıksız şerhinin vurulduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf beyanında çekin güvenir olduğunu tespit ettikten sonra aracını devredip çeki aldığını beyan etmesine rağmen devir anından evvel çeke karşılıksız işlemi yaptırmış olması sebebiyle çekin karşılıksız olduğunu bilerek aracını çek karşılığı satması hayatın olağan akışına aykırı olup davalının savunmasına itibar edilmemiştir. Kaldı ki aracı devralan kişi davacı şirketin yetkilisi olmasına ve çek davacı şirketin çeki olmasına rağmen davalı yan aracı şirkete değil ...'e devretmiştir. Bu sebeple davalının savcılık dosyasında vermiş olduğu beyan kendi açısından bağlayıcı olup çekin illiyetten mücerret olması unsurunu kaldırmakta ve ispat külfeti davalı yana geçmektedir. Davalı yanın beyanları ile aracın devir tarihi, çekin karşılıksız işlemi gördüğü tarih gibi somut olgular davalı tarafın beyanlarını doğrulamadığı gibi aksine davalı tarafın savunmalarını çürütmektedir. Bu sebeplerle Davanın kabulü ile davacının davalıya ... Şubesine ait ...seri numaralı 2.000.000,00 TL bedelli keşidecisi ...Ltd. Şti olan çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile davacının davalıya ... Şubesine ait ... seri numaralı 2.000.000,00 TL bedelli keşidecisi ... Ltd. Şti olan çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 136.620,00-TL karar harcından peşin olarak alınan 427,60 TL ve tamamlama harcı olan 33.726,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 102.466,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcının, 427,60-TL peşin harç ve 33.726,40-TL tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 298.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 252,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/03/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/687, K. 2026/228, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-687-e-2026-228-k-4d3823f5941d