İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/632 E. 2025/1014 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/632
Karar No
2025/1014
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2024/632 Esas

KARAR NO : 2025/1014

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

DAVA TARİHİ : 25/07/2024

KARAR TARİHİ : 13/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Davacı şirketin, davalı şirketten olan alacağının tahsili amacıyla İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, 14.06.2024 tarihli dilekçe ile takibe ititraz edildiği ve İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, İzmir Adliyesi Arabuluculuk Bürosu ... Arabuluculuk dosya Numarası ile arabuluculuğa başvurulmuş olup anlaşmaya varılamamış olduğunu, Davacı şirketin davalı şirkete nakliye hizmeti sunmuş olduğunu ve iş bu hizmet karşılığında faturalar düzenlemiş olduğunu, davalı şirketin düzenlenmiş olan faturalar itiraz etmemiş olduğunu, Davacı şirket ile davalı şirket arasında mail yoluyla gerçekleştirilen yazışmalarda davalı şirketin faturaların içeriğini kabul etmiş olduğunu, faturalara ait toplam borcu ödeyeceklerini ve ödeme planı hakkında davalı şirketi bilgilendireceklerini belirtmiş olduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyasına yapılan yetkiye ve borca itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı şirketin %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve ettiği görülmüştür.

SAVUNMA: Davalı tarafın mahkememize verdiği cevap dilekçesinde: Tarafalar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmmakta olduğunu, Yargıtay kararlarına göre tacirler arasındaki alacağın sözleşmeye bağlı olduğunu, Davalı şirketin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığını, Yukarıda arz ve izah olunan ve mahkemenizin re’sen dikkate alacağı sair nedenlerle, haksız olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın reddine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :

> Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.

> Uyuşmazlık; takibe dayanak açık hesap dökümünde ve fatura içeriklerinde belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.

Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.

> İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.

Mahkememizce aldırılan 02/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda;

1) Davacı ... Hizmetleri San. Tic. A.ş.’nin 2022,2023,2024 ve 2025 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi’ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olduğu,

2) Taraflar arasında 2022 yılından önce başlayan bir ticari ilişkinin var olduğu, , davalı yan tarafından bağlı bulunduğu vergi dairesine yapılan Form Ba beyanlarından ve dava dosyasında işbu faturalara karşı yapılmış olan itiraza dair tevsik edici belge bulunmamasından, icra dosyasına yapılan itirazda sadece borcun bulunmadığına dair itirazın yapılmış olması, faturalara karşı herhangi bir itirazın bulunmaması nedeni ile takip ve dava konusu yapılan açık hesabı oluşturan fatura ve fatura muhteviyatının davalı yanın kabulünde olduğu,

3) Davacı şirketin incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, aksi ispat edilmedikçe, takip ve dava tarihi itibari ile davacı ... Hizmetleri San. Tic. A.Ş. ‘nin , davalı ... Uluslararası Lojistik Tic. Ltd.Şti.’nden 110.868,72.-TL alacaklı olduğu,

4) Davacı şirketin davalı yandan 1.414,72-TL işlemiş faiz talep ettiği tespit edilmiş olup, ancak davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair noter ihtarnamesi ya da sözleşme benzeri tevsik edici bir belge dava dosyasına sunulmadığından faiz başlangıç tarihi belirlenememiş olup, faiz hesaplamasının yapılamadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygı ile sunulur. " şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.

*

Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan açık hesaba dahil faturalar içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.

Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:

"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."

Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.

Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün ve saatte ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili olarak raporda bir irdeleme bulunmadığı görülmüştür.

Davacı tarafın ticari defterlerinin ise; usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle sahibi lehine delil teşkil ettiği gözetilerek davacının davalıdan takibe konu açık hesap ve faturalardan kaynaklanan 110.868,72-TL alacaklı olduğu yönündeki bilirkişi kanaati mahkememizce de benimsenmiştir.

Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı ve davalının usulüne uygun ihtar içerir tebliğe rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan hususların yine kendi lehine delil kabul edilebileceği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davacının takip talebinde takip öncesine ilişkin işlemiş faiz talebi olduğu görülmüş ise de dava dosyasında davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarname bulunmadığından takip talebinde işlemiş faiz yönünden talep olunan tutarlar için itirazın iptali talebi reddolunmuştur.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;

Davalının İzmir ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, 110.868,72-TL asıl alacak üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren Avans Faizi işletilmesine, Davacının FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİNİN REDDİNE,

2- Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 22.173,75-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 7.573,44-TL harçtan peşin alınan 1.356,11-TL'nin mahsubu ile bakiye 6.217,33-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan 1.844,51-TL ilk harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yapılan 4.000,00-TL bilirkişi ücretinin ve 85,00-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 4.085,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 13/11/2025

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/632, K. 2025/1014, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-632-e-2025-1014-k-dbfcad6e9f90