İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/624 E. 2024/1012 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/624
- Karar No
- 2024/1012
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/624 Esas KARAR NO : 2024/1012
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/12/2023 KARAR TARİHİ : 04/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ticari işletmesinde kullanmak üzere davalı ..... Otomotiv A.Ş.'den, diğer davalıya ait ..... plakalı ..... marka aracı 20/07/2023 tarihinde satın aldığını, davacının satın aldığı araç ile İstanbul'dan İzmir'e yola çıktığı andan itibaren araçta hatalar, bozukluklar çıkmaya başladığını, aracın yeterli kalite kontrol yapılmadan davacıya satıldığını, aracın sıfır araç evsafında olmadığının ortaya çıktığını, aracın bir arızası tamir edildiğinde başka bir arızanın ortaya çıktığını, aracın klimasının randımanlı çalışmadığını, davacının aracın tamir ve bakımını için çok fazla zaman, emek ve para harcamak zorunda kaldığını, tamir sürelerinde servis aracı olan dava konusu aracın gelirinden de mahrum kaldığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000 TL'nin 20/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, arabuluculuk vekalet ücreti dahil olmak üzere yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir. Davalı .... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin genel yetki kuralı gereğince davalı şirketin yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davalı şirketin "..... Mah. .... Cad. No:2 .... Kocaeli" adresi itibariyle yetkili mahkemenin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalı şirketin aracın satıcısı değil ithalatçısı olması nedeniyle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacı ile davalı şirket arasında satım sözleşmesi veya bu nitelikte bir hukuki ilişki olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 227. maddesi uyarınca dava dilekçesindeki taleplerden satıcının sorumlu olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı tarafça hak düşürücüsü süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir ayıp tespit edilmediğini, dava dilekçesindeki iddiaların ispatlanamadığını beyan ederek davanın öncelikle usulden ve esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı .... Otomotiv A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin adresinin ".... Mah. .... Cad. No.114/1/Z-1 Bağcılar/İstanbul" olması nedeniyle yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki yönünden itiraz ettiklerini, davalı şirketin diğer davalı şirketin satış bayisi olduğunu, dava konusu aracın davacıya tam ve eksiksiz teslim edildiğini, davalı şirketin aracın yalnızca satıcısı olduğunu, bu nedenle gerek üretimden kaynaklı ayıplardan gerekse aracın tesliminden sonra davacı tarafından yaptırılan işlemlerden sorumlu olmadığını, husumet yönünden itiraz ettiklerini, dava konusu aracın davacı tarafından 19.07.2023 tarihinde satın alındığını, aracın davacıya tam ve eksiksiz şekilde 22.07.2023 tarihinde teslim edildiğini, malın ayıplı olarak kabul edilebilmesi için malda var olduğu iddia edilen ayıbın kullanıcının maldan makul olarak beklediği faydayı azaltması, ortadan kaldırması veya ekonomik eksiklik içermesi ya da maldan yararlanmayı önemli ölçüde azaltması veya kaldırması gerektiğini, dava konusu aracın garanti kapsamında olduğunu, aracın servise götürülmesinin aracın ayıplı olduğu anlamına gelmediğini, dava konusu aracın güncel olarak sorunsuz şekilde kullanılmaya devam edildiğini beyan ederek davanın öncelikle yetki ve husumet yönünden usulden reddine, esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; araç satımından kaynaklanan ..... plakalı araçta çıkan eksik ve ayıplar nedeniyle zararın tazmini istemine ilişkindir. Dosyanın İzmir ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas, ...... Karar sayılı yetkisizlik ilamı üzerine Mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydedildiği anlaşıldı. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'na, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne, İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerlere cevap verildiği görüldü. Tarafların uyuşmazlık noktalarının ana başlıklarıyla; davacı tarafından davalı .... Otomotiv A.Ş.'den 20/07/2023 tarihinde satın alınan ..... plaka sayılı aracın ayıplı olup olmadığı, davacının zarara uğrayıp uğramadığı, varsa zarar miktarının tespiti ile davalılardan tahsilini talep edip edemeyeceği davasından ibaret olduğu anlaşıldı. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Somut olayımızda Mahkememizce yapılan araştırmalar neticesinde gerçek kişi olan davacının ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün yazı cevabına göre basit usulde mükellefiyet kaydının bulunduğu, defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, davanın nitelik olarak mutlak ticari davalardan olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiği dikkate alınarak dava hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle; 1-Davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20.maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı) 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davanın görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2 maddesince bir karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı) 5-Harç, masraf ve vekalet ücretinin HMK.nun 323/1-ğ ve 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemesince değerlendirilmesine, Dair; kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı (e duruşma yolu ile ) verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/11/2024 Katip .... ¸e-imza
Hakim .... ¸e-imza