İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/623 E. 2026/49 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/623
Karar No
2026/49
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/623 Esas KARAR NO : 2026/49

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - . VEKİLİ : Av. ....

DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. .....

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/09/2024 KARAR TARİHİ : 27/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 7. Genel İcra Dairesi'nin(Eski ... 4. İcra Dairesi) 2023/1861 E. Sayılı dosyasıyla davalı ... tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, Müvekkili ile davalı alacaklı arasında ... İli Mamak İlçesi Ege Mahallesi 39472 ada 4 parseldeki A ve B Blok yapıların iskan ruhsatının alınması konusunda iş takibi yapması için anlaşıldığını, 10.000,00-TL peşin alınarak sözleşme imzalandığını, sözleşmeyi teminat altına almak için ve davalının apartman yönetiminin istediği beyan etmesi üzerine de söz konusu senet imzalandığını, 04/01/2022 tarihinde davalı ... tarafından müvekkile, "Ege Kuleleri 39472 Ada 4 Parsel A Ve B Blok İskan Bedeli" açıklamasıyla 100.000,00-TL gönderildiğini, Bu tutar dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeyi teminat altına almak için ve davalının apartman yönetiminin istediği beyan etmesi üzerine de müvekkilice 08/04/2022 tanzim, 10/04/2022 vade tarihli 150.000,00-TL bedelli senet imzalandığını, Davalı ... tarafından, müvekkiline salt 110.000,00-TL ödeme yapıldığını, ancak aradaki güven ilişkisine dayanılarak verilen teminat senedi 150.000,00-TL tutarında olduğunu, müvekkili binayı iskan aşamasına getirdiği sırada davalı tarafından senedi icraya koyma tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, söz konusu binanın iskan işlemleri de EYLÜL 2022 tarihinde bittiğini, iskan ruhsatı alındığını, Müvekkili sözleşmesel sorumluluğunu yerine getirmesine rağmen davalı ne sözleşme gereği ödemesi gereken bakiye 40.000,00-TL'yi müvekkile ödemediğini ve senedi iade etmek istemediğini, işbu senedin icraya konulması tehdidinde bulunarak ödenen 110.000,00-TL'nin de iadesini istediğini, Müvekkili daha fazla mağdur olmamak adına ve 150.000,00-TL bedelli senedin iade edileceği vaadi nedeniyle şüpheliye muhtelif zamanlarda ödemeler yaptığını. davalı ... hesabına; toplam 42.800,00-TL para iadesi yapıldığını, Davalı tarafından senedin iade edilmediğini, ... 4. İcra Dairesi 2023/1861 E. Sayılı dosyasıyla müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından senet iade edilmeyerek dava konusu icra takibine konu edilerek haksız kazanç sağlanmaya çalışıldığını, öncelikle ve ivedilikle ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2023/1861 E. Sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasına, ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2023/1861 E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde müvekkilinin borcunun olmadığının tespitine, Alacaklı olmadığı halde dava konusu takibi başlatan davalı alacaklı ... aleyhine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak davalı aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili, davacı ...'dan alacaklı olduğu senet kendisine ödenmediğinden bu kişi aleyhinde ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2023/1861 Esas sayılı dosyasında 31/01/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığını, Takip dayanağı olarak da 150.000TL bedelli 08/04/2022 tanzim, 10/04/2022 vade tarihli senet dosyaya sunulduğunu, Davalı taraf işbu icra takibine hiçbir şekilde itiraz etmediğini, icra dosyasının kesinleştiğini, aradan 1 yılı aşkın süre geçtikten sonra davalı taraf haksız olarak işbu menfi tespit davasını açtığını, Davalı tarafın bu davayı açmaktaki amacı müvekkilin alacağını almasına mani olmak ve müvekkili zor durumda bırakmak olduğunu, Davacı müvekkilinin alacağına engel olmak için var olmayan bir borç ilişkisi yarattığını, tek malvarlığı olan taşınmazına haciz ve satış işlemi yapılmasını sağladığını, Buna ilişkin olarak açılmış bulunan ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/107 E. Sayılı tasarrufun iptali davası halen derdest olduğunu, Davalı tarafın dürüstlük kurallarına uygun hareket etmediği ve müvekkilini aylardır mağdur ettiğini, cevap dilekçesinin kabulüne, Haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; kambiyo senedinden ve bu senede dayalı başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığına dair menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı özetle, davaya konu takibe dayanak bononun, iskan ruhsatı alınması hususunda iş takibine yönelik akdi ilişki kapsamında alınan peşin ödeme bakımından teminat amacıyla verildiğini, ve akdi ilişki (temel ilişki) yönünden borcun bulunmaması nedeniyle senedin bedelsiz olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise özetle; senedin iskan ruhsatına yönelik akdi ilişkiye istinaden alındığını inkarla, senedin şahsi bir borç ilişkisine dayalı olduğunu savunmuştur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK'nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def'îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, ..., 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (..., İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, ..., 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.(Açıklamalar için bkz. Yargıtay HGK. 2017/(19)11-893E.,2021/1499 K.,25.11.2021 T.) Yine yerleşik Yargıtay İnançlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında Kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borçun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.(Y. 6 HD. 2021/1281 E., 2022/1579K.) Açıklanan ilkeler ve değinilen içtihatlar ışığında somut olay ele alındığında; davacının senedi iskan alım işi için iş takibine yönelik akdi ilişki kapsamında teminat amacıyla verildiğini iddia ederken davalının ise aksi yönde senedin iskan alım işiyle ilgisi olmayıp şahsi bir borç ilişkisine dayalı olduğunu savunduğu görülmüş senedin üzerinde nakden kaydı bulunduğundan tarafların iddia ve savunmaları kapsamında yukarıda değinilen ilkelere göre, davalı yanın beyanı senedi talil niteliğinde değildir. Senet üzerinde yer alan "nakden" kaydının davalının savunması bakımından lehine karine teşkil ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla dosya kapsamında, yukarıda anlatılan ilkeler uyarınca, ispat yükünün yer değiştirmesi söz konusu olmayıp, hâlen davacı üzerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla öncelikle senedin akdi ilişki kapsamında teminat olarak verildiği hususunun yazılı ispatı gerekmekte olup bunun akabinde ise teminat fonksiyonunun devam edip etmediğinin ele alınması gerekir. Uyuşmazlığa konu 08/04/2022 tanzim, 10/04/2022 vade tarihli ve 150.000.-TL bedelli senedin incelenmesinde bono niteliğinde olup kambiyo senedi vasfını haiz olduğu, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu, senet üzerinde "nakden" bedel kaydı bulunduğu senette teminat senedi olduğuna veya hangi hukuki ilişki için verildiğine dair herhangi bir ibare atıf bulunmadığı görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sözleşme olarak sunulan belgenin incelenmesinde, tarih içermediği, tarafların isim ve imzası ile dava dışı şahit isim ve imzası içerdiği, imza itirazında bulunulmadığı, belge içeriğinde özetle, .... Ada 4 parselin A ve B bloku iskan işlemleri için ... ile 150.000 TL bedel karşılığında anlaşıldığı, 10.000 TL peşin alındığı kalanın iskan aşamasında alınacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Değinilen belgede bedel bakımından senet alındığına veya alınacağına dair bir ibareye rastlanılmamıştır. Davalının ... 20. ASHM 2023/107 Esas sayılı dava dosyasının 05/12/2024 tarihli celsesinde isticvap beyanında "bir dönem ben apartman yöneticiliği yaptım apartmanın iskan ruhsatı için uğraşıyordum, belediyede bu işler ile uğraşırken davalı ... adlı şahsın bu işlerde aracılık ettiğini, öğrendim kendisi ile iskan işlemlerinin takibi ve iskanın alınması işi için 150 bin tl'ye anlaştık, yazılı sözleşmeyi de yaptık, 110.000 tl'yi yapı kredideki benim şahsi hesabımdan onun hesabına bu parayı havale ettim, 40 bin tl'sini de elden verdim, bir türlü bu işlemleri yerine getiremedi, 1,5 yıl kadar bu süreç devam etti, işi yerine getiremeyince kendisi aldığı para karşılığında 150 bin tl'lik bir senet verdi onu da vadesinde ödemeyince icra takibi yaptım, kendisinin oturduğu bir dairesi vardı, banka alacağı nedeni ile ikinci alacaklı durumunda bizdik, ancak sonradan diğer davalı Uğur kılıç'a bir senet verdiğini borçlandığını, icra takibi yapılmak sureti ile bizim alacağımızın önüne geçtiğini öğrendim,....'ı kişisel olarak tanımıyorum, benim düşünceme göre bu senet uydurma olup bir dayanağı yoktur sırf bizim alacağımızı önlemek için düzenlenmiş ve icra takibine konulmuştur, " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davacı tarafın iskan ruhsatı iş takibi için alınan bedellerin iadesi yönünde dayandığı eft işlemlerinin incelenmesinde 12/10/2022 tarihinde10.000,00 TL, 17/10/2022 tarihinde 3.000,00 TL, 12/12/2022 Tarihinde 20.000,00 TL ve 30/12/2022 tarihinde 9.800,00 TL olmakla davacı tarafından davalıya toplam 42.800 TL gönderildiği görülmüştür. Yine davacı tarafından tanık deliline de dayanılmış ise de 6100 sayılı HMK'nın 201. Maddesinin "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." hükmü gereğince davacının iddiasını tanık ile ispat edemeyeceği, anlaşılmıştır. Yine karşı tarafın muvafakati bulunmadığından tanık dinlenemeyeceği nazara alınarak tanık delili toplanılmamıştır. Davanın ispatı noktasında davacı ayrıca iskan alımına konu ...... apartman defterinin celbini talep etmiş, defter celp edilerek incelenmesinde eldeki uyuşmazlığa ilişkin herhangi bir kayda/ifadeye rastlanılmadığından ispata elverişli bulunmadığı görülmüştür. Yine davacı yanın dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı görülmekle Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları doğrultusunda davacının yemin delili tarafına hatırlatılmış, 27/01/2026 tarihli celse zaptından görüleceği üzere yemin teklif edilmeyeceği beyan edilmiştir. Toplanılan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı, senedin şahsi bir borç ilişkisi için verildiğini savunmuş ise de, ... 20 Ashm 2023/107 Esas sayıl dosyasında kendi beyanında açıkça davacının iskan işlemlerini yerine getirememesi üzerine aldığı paranın karşılığı olarak 150.000 TL'lik bir senet verdiğini beyan ettiğinden artık senedin iskan ruhsat alımı iş takibi ilişkisi çerçevesinde verildiği sabit görülmüştür. Ancak bu durum tek başına senedin teminat senedi olduğunu göstermemektedir. Davalının beyanına göre senedin ancak(yalnızca) davacı tarafından alınan bedelin iadesi amacıyla tanzim edildiği kabul edilebilir. Yine taraflar arasındaki yazışmalardan anlaşıldığı üzere sözleşmesel ilişkinin 2021 yılında kurulduğu ancak Senedin taraflar arasındaki szöleşmesel ilişkinin başlamasından daha sonraki süreçte tanzim edildiği dikkate alındığında bu durumun davalının "...1.5 yıl kadar bu süreç devam etti, işi yerine getiremeyince kendisi aldığı para karşılığında 150 bin tl'lik bir senet verdi..." şeklindeki isticvap beyanıyla da örtüştüğü kanat edilmiştir. Dolayısıyla bu aşamaya kadar yapılan açıklamalar çervçevesinde; senedin iskan ruhsatı alım işine dair akdi ilişki çerçevesinde tanzim edildiği sabit görülmekle birlikte, teminat amacıyla verildiği yazılı olarak ispatlanmadığından, delil durumuna göre senedin davacı tarafından alınan bedelin iadesi amacıyla verildiği kabul edilmiştir. Zira davalının anılı isticvap beyanına göre senedin iş takibinin gerçekleştirilmemesi üzerine alınan paranın iadesi uğruna verildiği beyanı tek başına senedin aynı zamanda davacının anlatımındaki gibi akdi ilişkinin teminatı olarak verildiği şeklinde yorumlanamaz. Senedin teminat fonksionunun bulunduğu iddiasının halen davacı tarafından ispatlanmış olması gerekmektedir. Bu hususta yapılan değerlendirmede ise yukarıda irdelenen tüm deliller ve yemin delili çerçevesinde dosya delil durumuna göre senedin teminat fonksiyonu bulunduğunun ispat edilemediği kanaat edilmiştir.

Hal böyle olunca davacının salt teminat iddiasına dayalı menfi tespit istemi yerinde görülmemiş ise de, davalının isticvaba konu beyanına göre senedin davacının daha önce aldığı bedele karşılık düzenlendiği kabul edildiğinden, yani senedin iş bedelinin iadesi için düzenlendiği kabul edildiğinden ve diğer yandan davacı tarafından iş bedelinin 42.800 TL'lik kısmının iade edildiği de sabit olduğundan senedin bu tutar yönünden bedelsiz kaldığı sonucuna varılmıştır. Davacının iş bedelinin toplam 110.000 TL olduğu iddiası yazılı olarak ispat edilememiş olup aksine dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmede de iş bedelinin 150.000,00 TL kararlaştırıldığı görülmüştür. Diğer yandan davacının iskan ruhsatı alınmasıyla işin yerine getirildiği iddiası bakımından yine davacı tarafından 42.800,00 TL'lik bedel iadesi yapıldığı gözetilerek bu iddia da yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; dava konusu senedin taraflar arasındaki iskan ruhsatı alınmasına dair iş takibine yönelik akdi ilişki çerçvesinde davacı tarafından iskan ruhsatı alınmasının sağlanamaması üzerine daha önce ödenen iş bedelinin iadesi uğruna tanzim edildiği, diğer yandan 42.800 TL'lik kısım iade edildiğinden bu tutar yönünden bedelsiz kaldığı ancak bakiye 107.200,00 TL'lik kısım yönünden sorumluluğunun devam ettiği kanaat edilmiştir. Davalının isticvaba konu beyanının mahkememizce senedin teminat olarak alındığına dair yorumlanamayacağı değerlendirilmiş ise de aksi yönde yorumlanması halinde dahi bu kez iş takibinin gerçekleşmeyip davacı tarafından bir kısım bedel iadesinde bulunulmasına göre senedin teminat fonksiyonunun da ortadan kalktığının kabulü gerekeceği değerlendirilmiştir. Yapılan açıklamalar kapsamında takip tarihi itibariyle senedin 42.800 TL'lik kısmının ödendiği nazara alınarak bu tutar ve takibe konu ferileri yönünden menfi tespit istemi yerinde görülmüş, bakiye kısım yönünden ise teminat veya bedelsizlik iddiası sübut bulmadığından davacının senede bağlı borçtan sorumluluğunun devam ettiği kanaat edilerek fazlaya ilişkin istem yerinde görülmemiş neticeten davanın 42.800 TL asıl alacak ve ferileri(vade tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz 5.305,46 ile takip talebine göre binde iki komisyon talep edildiğinden bu tutarın binde ikisine tekabül eden 85,60 TL ) olmak üzere toplam 48.191,06 TL'sinden borçlu olmadığına dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yine dosyamız kapsamında davacı lehine tedbir kararı verilmediği ve yine takipte kötüniyet ispatlanmadığından İİK 72. Maddesine dayalı tazminat koşulları oluşmadığı anlaşılmakla tarafların İİK'nın 72. Maddesine dayalı tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davaya konu ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2023/1861(Eski Ank. 4. İc. D. 2023/1861 e.)esas sayılı takibinde; davacının takibe konu toplam alacağın 48.191,06 TL'sinden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Tarafların İİK'nın 72. Maddesine dayalı tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, 3-Alınması gereken 3.291,93 TL karar ve ilam harcından 427,60 TL peşin harç, 2.455,81 TL tamamlama harcı toplamı olan 2.883,41 TL harcın mahsubu ile bakiye 408,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 2.455,81 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 3.311,01 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 702,00 TL tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin, 200,36 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 501,64 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 2.572,49 TL'sinin davacıdan, 1.027,51 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026

Katip ... Hakim ... BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/623, K. 2026/49, T. 27.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-623-e-2026-49-k-c109c2ddc4bd