İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/614 E. 2026/88 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/614
- Karar No
- 2026/88
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/614 KARAR NO : 2026/88
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/08/2024 KARAR TARİHİ : 27/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirketten müşterisinin siparişi nedeniyle 830 adet kapı rayı mekanizması alma konusunda anlaşma yaptığını ve anlaşma neticesinde müvekkili şirketin davalı şirkete haziran 2023 tarihinde----- çek numaralı 17/10/2023 tarihli 176292 TL lik çek kestiğini ve teslim ettiğini, davalı şirketin çeki teslim aldıktan sonra malzemeyi getireceğini beyan etmesine rağmen müvekkili şirketi devamlı olarak oyaladığını ve en sonunda telefonlarını da kapatarak müvekkilline anlaşma konusu malzemeyi teslim etmediğini, müvekkilinin çek tarihine kadar davalı şirket tarafından oyalandığını ve en sonunda malzemenin gelmeyeceğini anlayan müvekkilinin şipariş zamanı da gelmesi nedeniyle başka firmadan aynı malzemeyi sipariş etmek zorunda kaldığını, müvekkilinin, davalının anlaşma sonucu getirmediği malzeme nedeniyle hem davalıya ödediği para ve başka firmadan aynı malzemeyi başka firmadan alması yüksek bedelle almak zorunda kaldığını, bu sebeple müvekkili açıkça zarara uğradığını, davalı şirketin müvekkiline getirmediği malzeme için almış olduğu çeki de tahsil ettiğini ve müvekkilini zarar uğrattığını, bu sebeple müvekkili şirketin alacağını ve uğramış olduğu zararı tazmin için ---- İcra Müdürlüğünün -----Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, ancak davalı borçlu şirketin iş bu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkilin alacağı ve uğramış olduğu zarar için başlatmış olduğu----İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Davacının davalı ile 830 adet kapı rayı alma konusunda anlaştıklarını, bunların karşılığında davalıya ---- şubesine ait ------- çek numaralı 17/10/2023 tarihli 176292 TL lik çeki verdiğini ancak davalının satışa konu ürünleri kendisine teslim etmediğini iddia ederek çek bedelinin ve ürünleri başkasından daha fazla fiyata almak zorunda kaldığı için aradaki fark bedelin tahsili için ----- İcra Dairesi'nin ------- Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davanın iş bu vaki itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava dilekçesinde bahsi geçen çekin avans çeki olarak verilip verilmediği, davalının ürünleri teslim edip etmediği, davacının 3. kişiden satın alması nedeniyle oluşan fark bedeli davalıdan talep edip edemeyeceği, davacı tarafından 3. kişiye ödenen bedelin kadri maruf olup olmadığı, davacının piyasa koşullarında fatura tarihi itibariyle 3. kişiye ödediği bedelden daha düşük bir bedelle ürünleri alıp alamayacağı, alabilecek ise miktarı ile bu kapsamda davacı tarafından alacağın tahsili için başlatılan ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. ------Esas sayılı takip dosyasının UYAP üzerinden dosya arasına alınmış, ------ Vergi Dairesi Müdürlüğünden tarafların 2023-2024 yılına ilişkin BA-BS kayıtları celp edilmiş, tarafların ticari sicil kayıtları internet ortamından alınarak dosya alınmış,----- şubesinden ------- çek numaralı 17/10/2023 tarihli 176292 TL lik çekin ibraz edilip edilmediği, ödenip ödenmediği, ibraz edilmiş ise kim tarafından ibraz edildiği sorulmuş, buna ilişkin kayıtlar dosya arasına alınmış ve 06/08/2025 tarihli bilirkişi raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır. 06/08/2025 tarihli bilirkişi raporu ile özetle; Davacı tarafından ibraz edilen 2023-2024 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu, davalı ------- ticari defterlerini ibraz etmemesi ve yerinde inceleme talebinde bulunmaması nedeniyle davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı ------ ticari defterlerinde, 17/10/2023 keşide tarihli, ------ numaralı ve 176.292,00 TL bedelli çekin kayıtlı olduğu, banka müzekkere cevabı ile bu kaydın doğrulandığı, davacı ticari defterlerinde, taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu 830 adet kapı rayı ve mekanizmasının davalıdan teslim alındığına dair herhangi bir fatura, irsaliye veya stok giriş kaydının bulunmadığı, Form BA/BS bildirimlerinde de davalı tarafından davacıya düzenlenmiş bir faturaya rastlanmadığı, takip dosyasına dayanak olarak sunulan -------. adına düzenlenmiş faturanın ve buna ilişkin ödeme kaydının davacı ticari defterlerinde yer almadığı, Form BA/BS kayıtlarında da bu faturanın bildirilmediği, takip tarihi itibariyle, davacı -----alınması ile anlaşma yapılan 830 adet kapı rayı ve mekanizmalarının malzemeleri ve özellikleri ile dava dışı ------ alındığı beyan edilen kapı rayları ve mekanizmaların malzemeleri ve özellikleri bilinmediği için davacının mali inceleme bölümünde tespit edilen 176.292,00 TL alacağın takip tarihi 27.05.2024 itibariyle ticari temerrüt faizi ile talep edebileceği, davalıdan tedarik edilemediği için 3. kişiye fazladan ödendiği iddia edilen 180.608 TL ilgili taleplerin ispata muhtaç durumda olduğu bildirilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili yasal düzenlemeler ve ispat yükünün özellikleri üzerinde durmakta fayda bulunmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesine göre, kural olarak bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İspat Yükü” başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 207. maddesinde tanımı yapılan satış sözleşmesi hakkında da birtakım açıklamalar yapılmalıdır. Madde aynen; “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.” açıklamalarını içermektedir. Bu madde hükmüne göre; aksi kararlaştırılmadıkça alım-satım ilişkilerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O hâlde meselâ alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya çeki verdiğin iddia eden menfi tespit davacısı, aslın hilafını iddia ediğinden (ettiğinden) bu iddiasını ispat yükü altındadır ----- Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı davalıya avans çeki verdiğini ancak davalının malı teslim etmediğini iddia etmiştir ve tarafların ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanmıştır. İncelenen davacı ticari defter ve kayıtlarında ------ seri numaralı, 17/10/2023 keşide tarihli, 176.292,00 TL bedelli çekin kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. 01.10.2023 tarihli mahsup fişi ile davalı -----. cari hesabına borç, ------- çekleri hesabına alacak kaydı yapılmış; 17.10.2023 tarihli mahsup fişi ile çekin tahsil edilmesi üzerine banka hesabından ödeme çıkışının yapıldığı tespit edilmiştir. Banka müzekkere cevabında da aynı çekin 17/10/2023 tarihinde ibraz edilerek ödendiği bildirilmiştir. Davalı ------ ait ticari defterler ibraz edilmediği ve yerinde inceleme talebinde bulunulmadığı için, teslimata ilişkin davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır. Davacı -------ticari defterlerinde veya ibraz edilen belgelerinde, söz konusu 830 adet kapı rayı ve mekanizmasının davalıdan teslim alındığına dair herhangi bir fatura, irsaliye veya stok giriş kaydı bulunmadığı tespit edilmiştir. Yapılan Form BA/BS incelemesinde de, davalı tarafından davacıya düzenlenmiş herhangi bir faturanın bildirimlerde yer almadığı tespit edilmiştir. Teslimatın gerçekleştiğine dair somut belge, muhasebe kaydı veya resmi bildirim bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Somut olayda davacı kendi ticari defter ve kayıtları ile iddialarını kısmen ispat etmiş olup davalı verilen kesin sürede ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde davacının defter ve kayıtlarından çıkan sonuca katlanmak zorundadır. Ancak davacı her ne kadar davalının satışa konu ürünleri kendisine teslim etmediğini bu nedenle ürünleri başkasından daha fazla fiyata almak zorunda kaldığı için aradaki fark bedeli de talep etmiş ise de davacı ticari defterlerinde, -----. adına düzenlenmiş herhangi bir fatura kaydına rastlanmamış, form BA/BS kayıtlarının incelenmesi sonucunda, takibe dayanak faturanın BA/BS formlarında yer almadığı tespit edilmiş bu nedenle davanın kısmen kabulü ile; Davalının ----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 176.292,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki dosyada çek bedeli likit olduğundan Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 176.292,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın Kısmen Kabulü ile; 1-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 176.292,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 176.292,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli karar harcı 12.042,51 -TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.310,46TL harcın mahsubu ile bakiye 7.732,04-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 4.310,46 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvuru harcı, 60,80 -TL vekalet harcı, 811,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 12.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.299,40-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 6.569,28-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta karar yer olmadığına, 7-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.800,00-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, kalan 1.800,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davanın reddedilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzene karşı davalı tarafın yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.