İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/612 E. 2025/890 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/612
Karar No
2025/890
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/612 Esas KARAR NO : 2025/890

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 01/10/2024 KARAR TARİHİ : 04/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, davalı-borçlu aleyhinde;-... Mah. .... Sokak No:33 İle No:43 Arası Adresli 09.12.2022 Tarihli 09.00 Saatli Hasara ilişkin olarak Küçükçekmece İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ve ... Mah. ... Sok. No:2 İst Avrupa Avcılar 19.10.2022 Tarihli 09.00 Saatli Hasara ilişkin olarak Küçükçekmece İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ve Avcılar Adresli ... Mah. .... Sok. No:3 16.12.2022 Tarihli 09.00 saatli hasara ilişkin olarak Küçükçekmece İcra Dairesi .... E. Sayılı dosyası, ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edildiğini, davalıların itiraz dilekçelerinde borca tamamen itiraz ettiklerini, takibe konu borcun bir haksız fiilden meydana geldiğini, ilgili icra müdürlüğünün dosyalarına takip dayanağı olarak sundukları hasar tespit tutanakları ve hasar fotoğrafları ile söz konusu borcun haksız fiilden kaynaklandığını, davalıların altyapı çalışması yapılırken ... güzergah ve kablosuna hasarlamak suretiyle zarar verdiklerini, söz konusu hasara ilişkin ivedilikle inceleme yapılıp hasar yerinde ilgili tutanakların tutulduğunu, yani davalının takibe konu hasarla veyahut takiple alakalı olarak kusuru ve sorumluluğu konusunda tereddüt bulunmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında davalıların itirazlarında haksız olduğunu ve kötüniyetle takibi durdurduklarını ve geciktirmek amacıyla yaptıklarını, bu nedenlerle davanın kabulüne, itirazlarının iptaline ve takiplerin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere enflasyon ve güncel ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak belirlenecek en üst sınırdan, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle ve önemlilikle davaya konu alacaklara karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, itirazın iptali davalarında kesin yetkiye ilişkin bir kural söz konusu olmasa dahi genel yetki kuralı gereği davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu nedenle işbu davada İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemeleri yetkili olduğunu, yetki itirazının kabulüne karar verilmesini, müvekkili şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, davanın ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne ihbarına karar verilmesini, müvekkili şirket ile ilgili işlerin yüklenicileri aracılığıyla anahtar teslim götürü usulü yaptığını, müvekkili şirketin davacı tarafından iddia edilen zarardan sorumlu olmadığını, dava konusu çalışmaların tamamının ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından tüm sorumluluklar kendilerine ait olmak üzere yürütüldüğünü, dolayısı ile ihbar olunanın çalışmalarından doğacak zarar ve ziyandan dava konusu adreste bizzat bulunmayan ve işveren sıfatı olmayan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile .... İnşaat arasında akdedilen sözleşmenin ilgili maddesi gereğince, çalışmalar sırasında doğacak bütün zarar ve ziyandan yüklenici, ihbar olunan sorumlu olacağını, davacı tarafından talep edilen miktarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından davadaki taleplerin ayrı ayrı dökümanlar ile belgelendirilmesi gerekir iken davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen tutanaklar ile müvekkili şirket'ten taleplerde bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, davacının dava konusunu farazi ve mesnetsiz iddialarla değil, mahkeme kanalı ile yaptıracağı bilirkişi incelemesi ile ispatlaması gerektiğini, müvekkili şirketin eylemleri ile dava konusu arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkili şirket aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişse de bu talebin yasal dayanağının bulunmadığını, Bilakis herhangi bir yasal dayanak bulunmaksızın huzurdaki davayı ikame ederek müvekkili şirketten talepte bulunan davacı tarafın kötüniyetli olduğunu bu sebeple dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, bu nedenlerle öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan müvekkili şirket adına usulden reddine, mahkeme aksi kanaate ise, işin esasına girildiği takdirde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... olunan tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLER VE GEREKÇE: Dava, alt yapı kablolarına zarar verilmesi nedeni ile oluşan hasara ilişkin başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Anonim Şirketi olduğu, borçlusunun ... İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi ve ... İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, 6.912,98-TL asıl alacak ve 548,42-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.461,40-TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı, davalı borçluların borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Anonim Şirketi olduğu, borçlusunun .... Anonim Şirketi ve ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, 4.458,32-TL asıl alacak ve 452,06-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.910,38-TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı, davalı borçluların borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Anonim Şirketi olduğu, borçlusunun ... Anonim Şirketi ve .... Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, 3.025,80-TL asıl alacak ve 231,08-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.256,88-TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı, davalı borçluların borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının davacıya ait altyapı kablolarına zarar verip vermediği, zararın kimden kaynaklı meydana geldiği, meydana gelen zararda davalının veya ihbar olunanın iddia ettiği gibi davacının kusurunun bulunup bulunmadığı, bir kusur var ise kimin, ne oranda kusurlu olduğu, nihayetinde davacı zararı var ise ne kadar olduğu ve bunun davalıdan tazmini şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır. Tutanak tanığı .... Mahkememizce dinlenilmiş olup, beyanında; "...ben davacı şirkette tekniker olarak çalışıyorum, ben dava konusu kazı çalışmalarının yapıldığı tarihte de davacı şirkette çalışıyordum ve dosyada yer alan göstermiş olduğunuz tutanaktaki imza tarafıma aittir, davalı ... kazı çalışması yaptığı sırada davacı ... a ait kablolara zarar verildiğine ilişkin arıza kaydı oluşturulması üzerine olay yerine gittiğimde ...nin çalışma yaptığını ve bu nedenle kabloların koptuğunu gördük ve bu hususu tutanak altına aldık, bu bahsedilen kablolar internet ve telefon kablosudur, elektrik kablosu yoktur, zayıf akım kablosu olduğunu söyleyebiliriz, ...nun isminin geçtiği ve tabelasının olduğu hasar yerleri tutulan tutanakta belirtilmiştir, ana firma ismini yazıyoruz, alt firmalara ilişkin bizim bir bilgimiz olmuyor, normalde kabloların 40 genişlik 40 derinlik şeklinde bir alanda bulunması gerekiyor, ancak üzerinden geçen zaman nedeniyle dava konusu tutanaklara kabloların bulunduğu yerleri tam olarak hatırlayamıyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya elektronik haberleşme konusunda uzman akademisyen bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; "...Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde rapor kapsamında detaylı anlatıldığı üzere özet olarak; Kablo derinliğinin tam olarak tespiti için olay yerinde, onarım yapılan yerde kazı yapılıp, onarım gören kabloların açığa çıkarılması gerekir. Ancak olayın üzerinden 2 yıl geçtiği, sonraki 2 yıl içinde de kablo kanalında arıza sebebiyle kazı ve onarım yapılmış olabileceği, olay anında yönetmeliğe uygun olmayan kablo döşemesinin sonraki kazı ve onarımda yönetmeliğe uygun döşenmiş olacağı ihtimalinin söz konusu olmasından dolayı olaydan 2 yıl sonra olay yerinde keşif yapılmasının kesin kanaat oluşturmaya elverişli olmayacağı değerlendirilmiştir. Dosyada davalı firmalarca ... üzerinden alınan ve davacı firmaya iletilen bir kazı izni görülmemektedir. Fotoğraflarda da Davalı taraf(lar)a ait firma personeli, firma ismi veya logosu görülmemektedir. Bununla birlikte hasar görülen kablonun da yüzeye çok yakın olduğu, ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun döşenmediği görülmektedir. Dolayısıyla mevcut bilgiler değerlendirildiğinde davalı firmaların davacı firma kablolarına hasar verdiğine dair net bir bilgi görülmemiş olmaktadır. Zaten davacı tarafın kabloları da yüzeye yakın olduğundan, kabloların yüzeye yakın döşenmesi de ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun olmadığından, hasar verilmiş olsa bile davacının kusuru sebebiyle verilmiş olduğu değerlendirilmiştir...." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Dinlenen tanık beyanları ve gelen kayıtlar göz önünde bulundurularak taraf itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor tanzim etmek üzere dosyanın daha önce rapor düzenleyen bilirkişiye tevdi edildiği bilirkişi tarafından hazırlanan ek raporda özetle;"...Tarafların beyanları ve ... cevabı incelendiğinde üzere özet olarak; Davalı ... firmasının, dava konusu adreslerde yapılacak çalışma için ...’den izin ruhsatı aldığı, davacı tarafın da kablolara zarar verilmemek şartıyla uygunluk verdiği, Kök raporda kablo derinliği ile ilgili mevzuatlara ilaveten BTK düzenlemeleri de incelendiğinde haberleşme kabloları için en az 40 cm derinlikte kazı yapılması veya yaklaşık 10 cm PDPE kablo kanalı üst seviyesi ile zemin arasında 30 cm derinlik olması ve kablonun üzerinde de işaretleme ve koruma amaçlı ikaz bandı ve beton bulunması gerektiği görülmektedir Davacı tarafın ve tanığının da beyanları da bu doğrultuda olmakla birlikte, davacı firmanın yaptığı hasar onarımı esnasında aldığı resimlerde bu şartın sağlanmadığı görülmektedir. ... cevabına eklenen resimlerde cadde ve sokakların genel görüntüsü verildiğinden, çalışmaya ait resim olmadığından, dosyaya eklenen resimlere göre kök raporda yapılan değerlendirmeler aynen geçerlidir. Yine mevzuatlar gereği yapılacak çalışmada sorumluluğun çalışma ruhsat sahibi veya yüklenici firmada olduğu, Davacı tarafın tanık beyanlarında çalışmanın .... firmasınca yapıldığı belirtilmişse de dosyada bu yönde bir resim görülmediğinden değerlendirmesi sayın mahkemeye bırakılmıştır. Ancak davalı taraf kablolara hasar verdiyse bile, davacının da kabloları yüzeye yakın döşemesinden dolayı sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. Kusur oranı için somut bir değerlendirme yapmak zor olduğundan %50-%50 olabileceği değerlendirilmiş, nihai karar sayın mahkemeye bırakılmıştır..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi incelemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu içerisine takdiri delillere ilişkin kısımda düzenlenmiş, ayrıca hâkimin bilirkişi raporunu serbestçe değerlendireceği ilgili kısımda vurgulanmıştır. Bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmesinden maksat ise, hâkimin, söz konusu raporun içeriği hakkında, kanunun aradığı ölçüde bir kanaate ulaşıp ulaşmadığını özgürce değerlendirebilmesidir. Başka bir anlatımla, delillerin serbestçe değerlendirilmesiyle, raporun öngörmüş olduğu sonucun (vakıa tespiti veya vakıalar hakkında varılan sonuç) hâkimin tek başına kanunun aradığı ölçüde kanaat edinmesi için yeterli kabul edilemeyeceği, hâkimin rapor içeriğini denetleyebileceği ifade edilmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi uyarınca; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kanun maddesinde de belirtildiği gibi, esas olan bir kimsenin kusuru ile başkasına verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü olmasıdır, ancak zarar her zaman yalnızca zarar verenin kusurundan doğmamaktadır.Zarar görenin (mağdur) kusurlu davranışının da zararın doğmasına veyaortaya çıkan zararın artmasına sebep olması mümkündür. Hatta zarar gören, zarara rıza göstermiş dahi olabilir. “Kimse kendi kusurundan faydalanamaz” ilkesi gereği, zarar göreninkusuru halinde zararın tamamının zarar veren tarafından tazmin edilmesi, zarar verenin durumunu adalete aykırı bir şekilde ağırlaştıracaktır.Zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına neden olan davranışı, sorumluluğun paylaştırılması ve tazminatın belirlenmesinde önemli bir ölçüttür Zarar görenin kusuru Latince’de, “faute concomitante” şeklinde ifade edilmektedir. Türk Hukukunda, zarar görenin kusuru kavramını karşılamak üzere doktrin ve uygulamada çeşitli terimler tercih edilmektedir. Doktrinde ve Yargıtayda, zarar görenin kusurunu ifade etmek üzere sıklıkla kullanılan terimler “müterafik (birlikte) kusur”, “ortak kusur” şeklindedir (Başak Z Baysal, Zarar Görenin Kusuru (Müterafik Kusur) (1. Bası, On İki Levha 2012) 31). Birlikte (müterafik) kusur, zarar gören kişinin kusurlu bir davranışıyla kendisine karşı işlenen haksız fiilden bir zarar doğmasına veya zararınartmasına neden olması şeklinde tanımlanabilir. Zarar görenin kusuru, zararı önlemek için gereken davranışta bulunmamasına dair bir değer yargısı hükmüdür. Hukuka aykırılık ise, kişinin hukuk normuna aykırı davranmasıdır.Burada kusur, başkasına zarar veren iradeye veya ahlaka aykırılığı değil,zarar görenin kendi menfaatini korumak için gerekli özeni veya çabayıgöstermemesi ya da tamamen aksi yönde hareket etmesidir. Öte yandan,bazı hallerde zarar görenin kusurdan bağımsız bir davranışı zararın doğ-masına, artmasına veya zarar verenin durumunun ağırlaşmasına nedenolabilir. Dolayısıyla, birlikte kusurdan bahsedebilmek için zarar görenin hukuka aykırı fiilinin bulunması gibi bir şart yoktur. “…Şu hâlde, söz konusu orman emvalinin zarar gören araçla taşınmasının bölüşük kusur niteliğinde olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 44. maddesi uyarınca zarar miktarından takdir edilecek oranda bir indirim yapılması gerekir. Mahkemece, bu yönün değerlendirilmemesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir…” Yargıtay .. HD, 5.5.2014, Tarih, ... Esas, ... Karar. "...Ayrıca, araç alım satımı işi ile uğraşan davacı tarafın, satışa esas olan belgeleri incelememiş olmaları, noterde satış işlemi yapılırken kullanılan belgelerdeki farklılığı görmemiş olmaları, kendilerinden beklenen özenli bir araştırma yapmamaları nedeni ile; davacının da bölüşük kusurunun varlığı kabul edilmelidir. O halde mahkemece; davacının bölüşük kusuru nedeniyle, toplam zarar miktarından uygun bir indirim yapıldıktan sonra kalan miktardan davalı noterlerin sorumlu tutulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bölüşük kusuru olduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir…" Yargıtay ... H.D.,17.05.2017 Tarih, ... Esas, ... Karar . "...Tazminat hukuku ilkeleri gereğince davalı, kusurlu eylemi nedeniyle oluşan gerçek zararın tümünden sorumlu ise de davacının bölüşük kusurlu bulunması durumunda, bu kusur oranında indirim yapılarak kalan tutardan davalı sorumlu tutulmalıdır. Davacının, elektrik kablolarını döşemeden önce Çevre Kurulu'ndan izin almamak biçimindeki savsaması, davalının böyle bir hattın varlığını öğrenememesine yol açarak zararlı sonucun doğmasında etkili olmuştur. Diğer yandan, zarara uğrayan kabloların, yerin 45 cm altına döşenmesi ve yönetmelikte belirtilen standartları içermiyor olması da, zararın meydana gelmesine neden olan etkenlerdendir. Yerel mahkemece, açıklanan olguların davacının bölüşük kusurun oluşturduğu gözetilerek, belirlenen zarardan, uygun bir indirim yapılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, kabul edilen tutardan ½ oranda indirim yapılmak suretiyle, kararın düzelerek onanması uygun görülmüştür." Yargıtay .... H.D.,23.10.2010 Tarih, ... Esas, ... Karar . Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; öncelikle yetki itirazı incelendiğinde, 6100 sayılı HMK'nın 6.maddesi gereğince genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. 6100 sayılı HMK'nın 16. maddesinde "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." düzenlemesini benimsemiştir. Bir davada (takipte) birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını (takibini) bu genel ve özel yetkili mahkemelerden (icra dairelerinden) hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçer. Somut olayda haksız fiil sonucu hasarı meydana geldiği yer Avcılar/İstanbul olup Ticaret Mahkemesi olarak yetkili mahkemelerde Bakırköy mahkemeleri olduğundan davanın da yetkili mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. Zamanaşımı itirazı incelendiğinde; Türk Borçlar Kanunu Madde 72 zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlenmiştir. Somut olayda, her bir icra takibine konu hasarın gerçekleşme tarihi 2022 yılı olup TBK madde 72 uyarınca zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalının pasif husumet itirazı incelendiğinde; Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Davalı ile ihbar olunan arasındaki ilişkinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davanın esası bakımından incelendiğinde; takip dosyalarına konu hasarlar nedeni ile davacı tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiği, hasara konu yerin fotoğraflarının çekildiği bunların dosya içerisine sunulduğu anlaşılmıştır. Davacı düzenlenen tutanak ve fotoğraflardan davalı .... Hizmetleri A.Ş.'nin işi yaptırdığı diğer davalı ... çalışanları tarafından oluşan hasarın tazminini talep etmektedir. Davalılar ise; zarara neden olanın davacının döşenmiş olduğu kabloların, yönetmelikte belirtilen özelliklere uygun olmadığından zararın oluştuğunu, davacının tam kusurlu olduğunu ve hasar ile eylem arasında illiyet bağı olmadığı yönünde itiraz etmiştir. Ayrıca davalı ... firması her ne kadar işbu davada taraflarına husumet yöneltilemeyeceği yönünde savunmada bulunmuş ise de dosya kapsamında bulunan tüm tutanaklarda her iki davalının isminin de yer aldığı, ayrıca Mahkememizce dinlenilen tutanak tanığı tarafından da tutanak içeriğinin ve imzanın doğrulandığı görülmekle, bu yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir. 6098 Sayılı TBK 49. maddesi gereğince, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK madde 50/1.fıkrası gereğince, zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olup ispat yükü davacı üzerindedir. ...'ye yazılan müzekkere cevabından; davaya konu kazı çalışmalarının yapıldığı her 3 adres için de davalı şirkete "fiber optik hat tesisi" kazısı için izin verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından yer altına kablo döşemesi yapılırken 30.11.2000 tarih ve 44246 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve .... Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esasları dikkate alınması gerekmektedir. Davalı taraf ise kazı çalışmaları yaparken kablolara zarar vermemek koşuluna dikkat etmesi gerekmektedir. Dosya içerisindeki belgelerden ve dinlenilen tutanak tanığı beyanından anlaşıldığı gibi davacının zararının olduğu ve bu zararın davalı ...'nın diğer davalı ... firmasına yaptırmış olduğu kazı neticesinde doğduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının yönetmeliğe uygun döşeme yapmamış olması zararın meydana gelmesine neden olan etken ise de davalının da gerek ...den izin almaması, aldığı yer bakımından ise taahhütnamenin 2-d bendi uyarınca "altyapı kurumunda görevli teknik personelin hazır edilmemesi" gerek davacı tarafından krokilerin alınmadan ve kablo döşeme derinliği denetlenmeden kazının yapılması, yapılırken gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedenleri de zararın oluşumundaki etkenlerdendir. Tüm bu nedenlerle tarafların zararın oluşumunda “müterafik (birlikte) kusur” lu oldukları kabul edilmiş olup, hasar miktarları bu şekilde belirlenerek karar vermek gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminat talebi bakımından incelendiğinde; İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Davalı taraf talebine karşı koymasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığının belirlenmesi, yargılama yapılmasını gerektirdiğinden alacağın likit (muayyen, belirli) olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemece davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; a-Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalılar tarafından yöneltilmiş olan itirazın 3.456,49-TL asıl alacak, 274,21-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.730,70-TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, b- Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalılar tarafından yöneltilmiş olan itirazın 2.229,16-TL asıl alacak, 226,03-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.455,19-TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, c- Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalılar tarafından yöneltilmiş olan itirazın 1.512,90-TL asıl alacak, 115,54-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.628,44-TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2- İİK'nın 67/2. Maddesi şartları oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, -Davacı tarafından yatırılan toplam 916,00-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 6.137,50-TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 3.330,82-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacının kendisini vekille temsil ettiği anlaşılmakla, davanın kabul edilen miktar dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 7.814,33-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -Davalıların kendisini vekille temsil ettiği anlaşılmakla, davanın reddedilen miktar dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 6.582,77-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalılara verilmesine, 6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 716,36-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 603,63-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, 8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; miktar itibariyle KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/11/2025

Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/612, K. 2025/890, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-612-e-2025-890-k-c0104d30e96f