İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/587 E. 2025/1011 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/587
Karar No
2025/1011
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/587 Esas KARAR NO : 2025/1011

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/09/2024 KARAR TARİHİ : 29/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalının, müvekkilden satın almış olduğu mal/hizmet nedeniyle takip tarih itibariyle 770.000,00-TL borcu bulunduğu; müvekkil, davalıya satmış olduğu mal/hizmet nedeniyle davalı borçluya aşağıda bilgisi bulunan faturaları düzenlediği; faturalar 07/05/2024 tarihli, ... 12 sıra numaralı ve 925.200,00-TL.miktarlı, fatura; 09/07/2024 tarihli, ... numaralı ve 180.000,00 TL.miktarlı, fatura; faturalar davalıya teslim edilmesine karşın, davalının fatura içeriklerine bir itirazı olmadığı; faturalar ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında takip dayanağı olarak gösterildiği ve davalıya takip dayanağı olarak tebliğ edildiği; davalının yine faturalara ve içeriklerine bir itirazı olmadığı; takibe konu 925.200,00-TL.miktarlı faturayla ilgili olarak da davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığı; davalı tarafından ilgili faturadan kaynaklı olarak yapmış olduğu ödeme borcunu ikrar ettiği anlamına geldiği neticeten Müvekkilin, fazlaya dair alacağı saklı kalmak kaydıyla, davalının itirazının kaldırılarak davalıdan olan 770.000,00-TL alacağının icra takip tarihi olan 22/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline ve takibin devamına, Davalı taraf borca itirazında haksız ve kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere lehimize icra inkar tazminatına hükmedilmesine,Yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin, davalıya tahmiline, karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/Davalı adına dava dilekçesi, tensip zaptının usule uygun tebliğ edildiği halde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, davacının takip dosyası kapsamında davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz 08/01/2025 tarihli duruşma ara kararı ile 2024 yılı ticari defter e defter olarak tutulması gerektiğinden incelemenin mahkememiz salonunda yapılarak, dosyanın mahkememizce resen seçilecek mali müşavir bilirkişiye tevdi ile uyuşmazlık konusunda rapor alınmasına karar verilmiştir. Mali müşavir bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan 12/02/2025 tarihli bilirkişi ön raporunda tarafların yasal defterleri incelenemediğini, sadece dosya kapsamında bulunan beyan, bilgi ve belgeler, davacı tarafından sunulan USB içerisindeki defter dökümleri dikkate alındığında, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğunu kesin bir şekilde ortaya koymak mümkün olmadığını beyan etmiştir. Mahkememiz 06/03/2025 tarihli ara kararı ile Bilirkişi raporun 2.sayfası B maddesinde ''Davacı tarafından incelemenin yapıldığı 10.02.2025 günü saat 13:45'te tarafımıza USB FLASH BELLEK sunulmuştur. Söz konusu USB içerisinde; 2024 yılına ilişkin envanter defteri dökümü, yevmiye defteri dökümü ve defteri kebir dökümü yer almaktadır. Ancak söz konusu defter dökümlerinin yasal defter dökümleri olmadığına kanaat getirilmiştir. Söz konusu defterlerin noter tarafından yapılmış yasal defter tasdikleri bulunmamaktadır. Bir an için ilgili defterlerin (defteri kebir ve yevmiye defteri) e- defter ortamında — tutulduğu — varsayımında ise e-defterlerin beratları bulunmamaktadır. Bu nedenle yasal defterlerin “Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/2 maddesi hükümlerine uygun olarak tutulduğu, Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, davacı lehine delil olma niteliklerini taşıdığı konularında tespit yapılamamıştır.'' şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmakla, Bilirkişi raporunda "USB içerisinde; 2024 yılına ilişkin envanter defteri dökümü, yevmiye defteri dökümü ve defteri kebir dökümü yer aldığı" ancak " Söz konusu defterlerin noter tarafından yapılmış yasal defter tasdikleri bulunmamaktadır." ifadesi dikkate alındığında davacı vekilince 2024 yılı ticari defterlerin noter tasdikli defter yılı açılış-kapanış onayları sunulması halinde talebin değerlendirilmesine karar verilmiştir. Mahkememiz 18/06/2025 tarihli duruşma ara kararı ile davacının defter beyan sistemine göre vergi dairesine bildirimde bulunduğu; e-defter yükümlüsü olmadığı anlaşılmakla alınan bilirkişi raporunun bu aşamada denetime elverişli olmadığı anlaşılmakla ... talimat yazılarak davacı taraf 2024 yılı ticair defter kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle takip dosyasına dayanak faturalar kapsamında davalıdan alacaklı olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Talimat mahkemesince bilirkişi ...'ten alınan 25/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, dosya içerisinde taraflar arasında mal-hizmet alış-satışına ilişkin olarak herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını,davacı ... ve davalı ...A.Ş.'nin takibe konu faturaların düzenlendiği tarih itibari ile tacir oldukları anlaşıldığı, tacir olan davalının ticari defterlerinin dosya içeriğinde bulunmadığı, tacir olan davacının yerinde incelenen 2024 yılı ticari defterlerinin noter açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak süresi içerisinde yapılmış olduğu, HMK 222 maddesine göre davacının ticari defterlerinin delil niteliğinin olduğu görüldüğü, tacir sıfatı olan davacının delil niteliği olan 2024 yılı ticari defter kayıtlarına göre; tacir olan davalıya 3 adet,19.02.2024 Tarihli ... Seri Numaralı 112.320,00TL 07.05.2024 Tarihli ... Seri Numaralı 925.200,00TL, 09.07.2024 Tarihli ... Seri Numaralı 180.000,00TL, faturayı düzenlemiş olduğu, davacının 2024 yılı ticari defterlerinde; davalı adına düzenlenmiş olan 3 adet faturadan dolayı 1.217.520,00TL alacaklı gözüktüğü,Davacının dava dilekçesinin 3.nolu maddesinde''fatura alacağı için davalının kısmi ödeme yaptığı'' belirtilmiş olduğu görüldüğü ancak; davacının ticari defterlerinde, bu fatura alacaklarından dolayı, davalıdan herhangi bir tahsilat yaptığına dair kayıt görülmediğini, taleple bağlılık kuralı gereği, davacının icra emrinde ve dava dilekçesinde davalıdan 770.000,00TL alacak talep ettiği görüldüğü tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, davacı tarafından davalıya sunulan mal ve hizmet karşılığında düzenlenen faturalara karşılık 07.05.2024 tarihli fatura kapsamında "... işçi yatakhanesi ve ofis binası demontaj ve montaj işleri" nedeniyle 925.200,00 TL; 09.07.2024 tarihli fatura kapsamında "..." nedeniyle 180.000,00 TL'ye dayalı olarak icra takibi başlatıldığı; takip kapsamında 07.05.2024 tarihli fatura yönünden 590.000,00 TL talep edildiği anlaşılmıştır. Taraflara ticari defterlerin ibrazına ilişkin ihtaratlı ara karar uyarınca 2024 yılına ait ticari defterlerin e defter olarak tutulması gerektiğinden incelemenin mahkememiz salonunda yapılmasına karar verildiği; davalı vekilinin 22.01.2025 tarihli talep dilekçesinde yerinde inceleme talebinde bulunmuş ise de mahkememizin 28.01.2025 tarihli ara karar uyarınca "1-Takibin 2024 yılına ilişkin faturalara dayandığı ve 2024 yılı ticari defterlerin e-defter olarak tutulması gerektiğinden incelemenin mahkememiz salonunda yapılmasına karar verildiği anlaşılmakla davalı vekilinin yerinde inceleme talebinin bu aşamada reddine, Mahkememiz 08/01/2025 tarihli duruşma 1 nolu ara kararı gereği HMK m. 220/1 kapsamında taraf ticari defterlerini, incelemenin yapılacağı 10/02/2025 tarihi saat 13:45'te mahkemeye ibrazına,2-İşbu ara kararın davalı vekiline tebliğine," karar verildiği ve iş bu ara kararın 02.02.2025 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça ticari defter ibrazında bulunulmaması nedeniyle ticari defter ibrazından kaçındığı anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından usb içerisinde sunulan ticari defterlere ilişkin ön rapor uyarınca vergi dairesi müdürlüğünce defterlerin tasdiklerinin usule uygun yapıldığı anlaşılmakla ... 4. ASHM talimat yazılmak suretiyle alınan 25.08.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, takibe konu faturaların davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davalının bağlı bulunduğu vergi müdürlüğü ba- bs formları incelendiğinde 07.05.2024 tarihli 925.200,00 TL bedelli faturaya ilişkin asıl alacak bedeli olarak kdvsiz 771.000,00 TL'nin kayıtlı olduğu; 09.07.2024 tarihli 180.000,00 TL bedelli faturaya ilişkin asıl alacak bedeli olarak kdvsiz 150.000,00 TL'nin kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay (kapatılan) 19. HD... Esas ... Karar sayılı ilamında"...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve ...Esas, ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. (6102 sayılı TTK'nın 64.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85) Öte yandan, YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve ...E.,... K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur. Faturaların tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığının tespiti halinde, fatura içeriklerini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da iade edildiğinin davalı tarafça kanıtlanması halinde davalı tarafça davacının hizmet vermediği savunulduğuna göre, faturaya konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması; davalının faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın davalı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı davalının (faturayı defterine kaydetmemek ve sözleşme ilişkisini inkâr etmek suretiyle), kabul etmemesi halinde hizmetin verildiğini davacının kanıtlaması gerekeceği gözetilmelidir." dikkate alındığında davacının takibe konu faturalar kapsamında hizmet edimlerini ilişkisi yerine getirdiği, buna dair düzenlenen faturaların davalı tarafından vergi kayıtlarına işlendiği, faturaların iade edilmediği davacının faturalar kapsamına edim ve yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşılmakla davacının defterlerinde kayıtlı olan faturalar kapsamında talep edilen toplam 770.000,00 TL yönünden davacının davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının davasının kabulüne, davalının ... 23. İcra Müdürlüğü’nün ...esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptaline, takibin takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı taraf ba bs formlarında kayıtlı olan faturaların alacak likit olduğundan davalının 770.000,00 TL'nin %20'si olan 154.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kabulüne, Davalının ... 23. İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptaline, takibin takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına, Alacak likit olduğundan davalının 770.000,00 TL'nin %20'si olan 154.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 52.598,70 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 9.299,68 TL harcın mahsubu ile noksan 43.299,02 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 121.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 10.890,00 TL yargılama gideri ile 9.299,68 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı toplamı 20.617,28 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 29/12/2025

KATİP ¸e-imzalıdır

HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/587, K. 2025/1011, T. 29.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-587-e-2025-1011-k-8a69ccf5ed3c