İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/58 E. 2025/38 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/58
- Karar No
- 2025/38
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/58 KARAR NO : 2025/38
... DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli), Tazminat DAVA TARİHİ : 07/02/2024 KARAR TARİHİ : 05/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli), Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin “...” ibareli markasının ... .... .... adresindeki işletmesinin adının da “... Tekel Market” olduğunu, davalının bu işletme adını kullanmasının müvekkilinin tescilli markasından kaynaklanan haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, davalının daha önce birlikte ticaret ve yatırım yaptıklarını, hem de akraba oldukları davalıya bu markanın kullanımının sonlandırılması için uyarıda bulunmasına rağmen davalının bu uyarının gereğini yerine getirmediğini, davacının ticaret, hizmet ve turizm sektörleriyle ilgilenen bir iş insanı olarak “...” adıyla .... ayında da yine yaz sezonu olması ve ...'daki otelinde işlerinin yoğun olması nedeniyle marketini, birlikte ticaret ve yatırım yaptıkları hem de akrabalıkları sebebiyle güvendiği davalıya, davalının eşine ve oğluna, mal alıp satması, işletmesi, gözetmesi ve karşılığında kârdan pay alması için bir süre emanet etmiş olduğunu, söz konusu marketin yaklaşık 4 ay boyunca bu kişiler tarafından ortak olarak birlikte işletilmiş olduğunu, ancak bu kişilerin müvekkili tarafından gönderilen para ile dükkana mal almadığını ve birçok sebeple gönderilen parayı kendi uhdelerinde saklama yoluna gittiklerini, söz konusu işletmenin ortaklık niyetiyle kurulmuş olmasına rağmen davalının buna aykırı hareket ederek marketi kendi üzerine aldığını ve müvekkiline ait markayı haksız bir biçimde kullandığını, müvekkilinin davalının kira sözleşmesine kefil olmasının, markete sonradan konulan isme herhangi bir şekilde rıza gösterildiğine delil olamayacağını, müvekkilinin yoksun kalınan kazancın hesaplanması hususunda davalının elde ettiği net kazanç hakkını seçiyor olduğunu ileri sürerek, davalının müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğinin tespitine, bu tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tecavüzün kaldırılmasına, 10.000,00-TL maddi ve 10.000,00.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dilekçeleriyle özetle; iddiaların aksine davacının müvekkiline, markasının kullanımının sona erdirilmesine ilişkin bir bildirimde bulunmadığını, zaten de müvekkilinin söz konusu işletme adını halihazırda kullanmadığını, geçmişte davacının izni kapsamında kullandığını, zira tarafların akraba ve geçmişte de iş ortağı olduklarını, geçmişte .... adresinde bulunan tekel marketi ortak olarak işlettiklerini, bu ortaklığa istinaden “....” isimli bir şirket de kurulduğunu, her ne kadar müvekkili bu şirketin tek ortağı ise de tarafların bu şirkete gayri resmi olarak birlikte ortak olduklarını, taraflar arasındaki ....” adresinde yer alan tekel marketin 20.03.2023 tarihli kira sözleşmesinde davacının müvekkiline kefil olduğunu, bu durumun açıkça davacı tarafından marka hakkının kullanılmasına rıza gösterildiğini tevsik ettiğini, ayrıca müvekkilinin eşi ve davacının kuzeni olan ....ın idari tahkikatında davacı tarafından verilen ifadeden de, taraflar arasında güvene dayalı bir ortaklık bulunduğunun ve söz konusu tekel bayinin işletmesinin davacı tarafından müvekkiline bırakıldığının açıkça ikrar edilmiş olduğunu, bu belgenin .... Esas sayılı dosyası içerisinde mevcut olduğunu, ayrıca konuya ilişkin tarafların da içinde bulunduğu ismi “...” olan Whatsapp grubundaki yazışmaların da davacının müvekkilinin marka kullanımına rıza gösterdiğine delalet ettiğini, davacı ile müvekkili arasında ortaklık ilişkisi bulunmakta ise taraflar arasındaki ortaklık ilişkisi sona ermiş olup taraflar arasında devam eden.... Esas sayılı hukuk davasının da mevcut olduğunu, hal böyle iken davacının huzurdaki davayı açmış olmasının davacının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, ayrıca davacının markasında “...” ibaresinin esas unsur olmadığını ve bu markanın market sektörü için değil otelcilik sektörü yönünden tescilli olduğunu, davacının fiili ve dahi manevi zararını ispat edemediğini, ayrıca da her ne kadar davacının markası 27.06.2022 tarihinde tescil edilmişse de müvekkilinin söz konusu markayı 21.09.2023 tarihinde fiili olarak kullanılmaya başladığını, bu durumu davacının da ....Esas sayılı dosyası içerisinde yer tahkikat raporunda ikrar ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için aksi düşünülse dahi, uğranılan zararın hesabında ortaklığın bitimi ile markanın kullanılmasının bırakılması arasında geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının marka tescilinden doğan haklarına davalı tarafından tecavüz edilip edilmediği, tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER: DAVACININ TESCİLLİ MARKASINDAN DOĞAN HAKLARININ DAVALI TARAFINDAN İHLAL EDİLİP EDİLMEDİĞİ HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME: 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi, marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenlemiştir. 29. maddesinin (a) bendine göre, 7. maddenin ihlali, marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir.6769 sayılı SMK’nın 7. Maddesine göre de; “... (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması halinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya o işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması”. SMK’nın 29. Maddesinin devamına göre de; aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: “(1) a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c)Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”. Bütün bunlara göre; somut olayda davalının “...” kelime öbeğini, işlettiği markette işletme adı hüviyetinde, bir süreliğine dahi kullanmış olmasının, davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz edip etmediğinin tespiti için; Bu kullanımların aynı veya benzer olup olmadığı, Mütecaviz olduğu iddia edilen kullanımların, tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde kullanılıp kullanılmadığı, Bu kullanımın halk nezdinde, ilişkilendirme ihtimali dahil, karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığı, değerlendirilmelidir. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. Bir iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; öncelikle, dava konusu edilen markasal kullanıma ilişkin olarak dava dosyasına yansıtılmış olan tek delilin, Google arama motorundan alınmış ekran görüntüsü olduğu, bu görüntüden, söz konusu kullanımın hangi tarihte gerçekleştiği anlaşılmamakla birlikte, görüntünün alındığı tarihte, davalının işletmesinin adresi olduğu, davalının delilleri meyanında dava dosyasına sunduğu kira sözleşmesinden de anlaşılabilen adreste, “... TEKEL MARKET” işletme adı altında perakende satış hizmetlerinin sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kullanımın markasal hüviyette bir kullanım olup olmadığının tespiti ise, somut uyuşmazlık açısından önem arz etmemektedir. Zira; yukarıda yer verilen, SMK m. 7/3(e) hükmüne göre; bir işaretin işletme adı olarak kullanılması hali dahi, tescilli marka sahibinin yasaklayabileceği bir fiildir. “...” ibaresinin davalı tarafından, bir süreliğine işletme adı olarak kullanılmış olduğu, davalının dava dosyasına sunmuş olduğu beyanlardan da kabul edilmektedir. Davacının markasında da esas unsurun, “...” kelime öbeği olduğu, Zira; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Dolayısıyla; dava konusu edilen kullanımlar ile davacının markasının esas unsurunun birebir aynı olduğu, ilave bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın, söylenebilecektir. Ayrıca; bu kullanımların bir market/tekel bayi işletilmesi hizmetlerinde gerçekleşmiş olduğu, davacının markasının ise, 35. Sınıfa giren “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (01-34. Sınıflara giren emtiaların) bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden tescilli olduğu ve bu hizmetlerin aynı olduğu hususunda da herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu hizmetlerin geniş bir tüketici kesimine hitap ettiği düşünüldüğünde, bu kesimin ortalama dikkat/özen seviyesi hususunda bir genelleme yapılamayacak ise de, bu hizmetlerde “...” kelime öbeğinin markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde tüketicilerin söz konusu hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma içine girdiklerini düşünmelerinin ihtimal dahilinde olduğu, davalının markasal kullanımlarının, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, Ancak; somut uyuşmazlık açısından önem arz eden husus; davalının dava konusu edilen markasal kullanımlarının, davacının izni dahilinde gerçekleşip gerçekleşmediği hususudur. Zira; SMK m. 7/2 hükmü açık olup; marka sahibinin önleyebileceği fiillerin ön şartı, bu fiillerin izinsiz olarak yapılması halidir. Diğer bir ifadeyle; davalının bir süreliğine, işletme adı olarak “...” kelime öbeğini kullanmış olmasının, davacının izni dahilinde gerçekleşmiş olması halinde, ortada bir marka hakkına tecavüz fiilinin bulunduğunun söylenemeyeceği, dosya kapsamına davalı tarafından sunulmuş olan kira sözleşmesine davacının “müteselsil kefil” olmuş olması, davacı ve davalının dahil olduğu, “....” isimli Whatsapp grubundaki yazışmalarının ekran görüntüleri,.... Esas nolu dosyasında yer alan tahkikat raporunda geçen, davacının “taraflar arasında güvene dayalı bir ortaklık bulunduğu ve söz konusu tekel bayinin işletmesinin davacı tarafından davalıya bırakıldığı….” ve dahi dava dosyasına sunmuş olduğu replik dilekçesinde yer alan “davacının davalıya ve ailesine, marketi işletmesi için bir süreliğine emanet etmiş olması…..” şeklindeki/yönündeki ikrar ve beyanları, davacının davalının “....” işletme adını kullanmasına izin verdiğini tevsik etmeye yeterli nitelikte deliller olduğu, her ne kadar, SMK m. 9/3 hükmü kapsamında marka sahibinin tanıyabileceği kullanım hakkı/izninin, SMK m. 148/4 hükmü gereğince, yazılı (geçerlilik) şekil şartına tabi olduğu düşünülmekte ise de; davacının rızasının açık olduğu bir durumda gerçekleşmiş olan markasal/işletme adı hüviyetindeki kullanımların marka hakkının ihlali niteliğinde olmadığı, bu sebeple tazminat şartlarının da oluşmadığı, Netice itibariyle, Karşılaştırılan marka ile işletme adının benzer olduğu, dava konusu edilen kullanımlar ile davacının markasının tescilli olduğu hizmetlerin aynı, dolayısıyla davalının dava konusu edilen kullanımlarının, davacının tescilli markası ile iltibas yaratabileceği, ancak davalının bu kullanımlarının davacının rızası kapsamında gerçekleştiğinin dava dosyası içeriğindeki delillerden anlaşılabildiği, bu rızanın yazılı verilmemiş olmasının, davacının marka haklarının ihlaline yol açmadığı, kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.05.02.2025
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır