İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/569 E. 2026/208 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/569
- Karar No
- 2026/208
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/569 Esas KARAR NO : 2026/208
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 25/09/2024 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile davalı şirket arasında imzalanan Genel Nakdi Ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesini davalı/borçlu ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğunu, bahse konu sözleşmelere istinaden, borçlu firma adına krediler tahsis edilmiş olduğunu, ancak borçlunun müvekkili bankadan kullandığı kredilerden kaynaklanan borçlarını ödemediğinden, borçlarını ödemeleri için ... 8. Noterliği’nin ... tarih, ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi keşide edilmiş, ihtarnamenin sözleşmede yer alan adreslere keşide edilmesine ve tebliğine rağmen, borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu dava dışı şirket kefilleri hakkında haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçilmiş olduğunu, ... 5. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine, davalı/borçluların “başlatılmış olan takibin davacı/borçluların bankamıza bu miktarda borcu olmadığı, faize, faiz oranına ve diğer tüm ferilerine itiraz etmekteyiz” şeklinde verilen dilekçe ile itirazda bulunulmuş olup, yapılan itirazların haksız ve mesnetsiz olduğunu, öte yandan; 7155 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi uyarınca ticari uyuşmazlıklarda Kanun’da belirtilen konularda arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirildiğinden arabuluculuk sürecinin bittiğine dair son tutanak dilekçe ekinde sunulacağını, borca, faizine ve fer’ilerine yönelik itirazların yerinde olmadığını, itirazın hiçbir haklı gerekçeye dayanmamakta olup, tamamen banka alacağının tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği yapılacak yargılama neticesinde açıkça ortaya çıkacağını, davalılar aleyhine yapılan icra takibinden evvel keşide edilen ihtarname ile talep edilen alacak tutarı davalılara bildirilmiş, temerrüdün gerçekleşmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine, imzalanan sözleşmelere istinaden ve sözleşmelerde yer alan temerrüt faizi ile ilgili düzenlemelere uygun şekilde icra takibine geçilmiş olduğunu, bu nedenle, davalı/borçlular tarafından yapılan ve müvekkili bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığını bildiren itirazın herhangi bir hukuki dayanağının olmadığını, öte yandan, davalı-borçluların faiz hakkındaki itirazının da yersiz olduğunu, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi’ ne İlişkin Kanuna göre; temerrüt faizinin taraflarca serbestçe kararlaştırılacağı hükme bağlanmış olduğunu, borçluların, müvekkili banka ile imzalamış olduğu sözleşmeler ile tayin edilen oranlarda faiz ödemeyi kabul etmiş olduğunu, talep edilen faiz fahiş olmayıp taraflarca imzalanan sözleşmeler ile kabul edilmiş olduğunu, bu nedenle, davalıların faiz ve fer’ ilerine yaptığı itirazın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davalılar/borçluların itirazlarının, yasal mevzuata ve banka ile imzalanmış sözleşme hükümlerine göre geçersiz olup, zaman kazanmaya yönelik olduğunu, bu nedenle, takibe haksız olarak itiraz eden borçluların icra-inkâr tazminatına da mahkûm edilmesi gerekmekte olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; ... 5.İcra Müdürlüğü’nün... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; bilindiği üzere Genel Ticari Kredi Sözleşmesi ile aksi kararlaştırılmadığı sürece hesap kat ihtarnamesinin geçerlilik kazanabilmesi için asıl borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve makul ödeme süresinin verilmesi gerekmekte olduğunu, taraflarca imzalanan kredi sözleşmesi incelendiğinde ise davacı alacaklının kat ihtarnamesini tebliğ etmeye hacet olmaksızın hesabı kat edebileceğine dair bir hüküm bulunmamakta olduğunu, işbu halde tarafların tacir olduğu da gözetilerek TTK 18/3 maddesinde düzenlenen "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." hükmü gereğince kat ihtarnamesinin geçerli olması için asıl borçlu şirkete tebliğ edilmesinin şart olduğunu, işbu ihtar şartının yerine getirilmeden hesap kat işlemi geçerli olmayacak ve müvekkili şirket yalnızca muaccel hale gelmiş kredi taksitlerinden ve ferilerinden sorumlu olacağını, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ihtarname ve tebliğ mazbataları incelendiğinde ise davalı şirkete ihtarnamelerin tebliğ edilmediğinin açık olduğunu, dolayısıyla öncelikle geçerli bir kat işleminden söz edebilmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin yalnızca muaccel hale gelmiş kredi taksitlerinden sorumlu olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını haiz olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, kefalet sözleşmesi kapsamı dışında kalan alacak kalemlerinden kefillerin sorumlu bulunmamakta olduğunu, davacının takip tarihine kadar ve takipten sonraki temerrüt faizi ile akdi faiz oranını fahiş miktarda talep etmiş olduğunu, ayrıca müvekkil ... yönünden hesap kat ihtarının usule uygun tebliğ edilmemiş olup müvekkil söz konusu borç yönünden temerrüde düşürülmemiş olduğunu, işbu nedenle takip tarihine kadar müvekkili ... yönünden yalnızca akdi faiz işletilebileceğini, Mahkememizce bilindiği üzere TBK 589/1. madde hükmü ile kefilin her durumda azami miktar ile sorumlu olduğunun düzenlendiğinden bahsedilmiş olduğunu, ancak burada bahsedilen hususun asıl borç ve ferilerinden kaynaklanan sorumluluk hali olduğunu, kefilin asıl borç ile asıl borçlunun temerrüdünün sonuçlarından ancak kefalet sözleşmesinde belirtilen limit kadar sorumlu olduğunu, kefalet sözleşmesinin, asıl borçlu ile alacaklı arasındaki asıl borcun konusu sözleşmeden ya da hukuki ilişkiden bağımsız olduğu için, asıl borçlu ile alacaklı arasındaki sözleşmede asıl borca uygulanacak faiz türü ve oranı kefil için bağlayıcı olmadığını, kefilin, asıl borçlunun borcunu yerine getirmemesinin sonuçlarından şahsi olarak üstlenmekte olup, kefilin borcu asıl borçlunun borcunu ödemek olmadığından, asıl borçlu ile alacaklı arasındaki anlaşmanın da kefil için bağlayıcı olacağının düşünülemeyeceğini, ancak alacaklı ile kefil arasında yapılan kefalet sözleşmesinde kefilin faiz türü ve miktarı belirlenmişse kefil belirlenen faiz türü ve oranından sorumlu olacağını, eğer kefalet sözleşmesinde böyle bir faiz oranı belirlenmemiş ise bu durumda kefilin yasal faizden sorumlu olacağının dikkate alınması gerektiğini, müvekkili ... açısından hesap kat ihtarı usulüne uygun tebliğ edilmediği gibi kefil yönünden söz konusu icra takibinde herhangi bir faiz türü yahut oranı belirlenmediğini, bu durumda müvekkili ... yönünden asıl borçlu için öngörülen akdi yahut temerrüt faizi uygulanamayacak olup yalnızca yasal faiz uygulanabileceğini, işbu nedenle haksız ve hatalı faiz talebine itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu hususta hesaplama yapılabilmesi adına dosyanın bilirkişiye sevkini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının davasının reddine ve aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava; İİK'nın 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır. ... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas (... E) sayılı dosyası Uyap sisteminden entegre edilmiş, taraf delilleri toplanmış ve bilirkişi raporu alınmıştır. .. 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas (... E) sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı banka tarafından davalı aleyhine toplam 279.775,67TL alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu ve bu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 28/01/2025 tarihli celsesinde; taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesindeki yetki maddesi, İİK'nın 50.maddesi ve HMK'nın 17.maddesi göz önüne alınarak İcra Müdürlüğü yetkili olduğundan davalıların icra dairesinin yetkisine itirazının reddine karar verilmiştir. Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bankacılık konusunda uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan 22/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...-Davacı banka ile davalılardan ... Şti. arasında akdedilen sözleşmeyi davalı ... el yazısı ile müteselsil yazmak suretiyle imzalamıştır. Görüntüsü yukarıda bulunan sözleşmedeki kefaletin müteselsil olup olmadığının takdiri Sayın Mahkeme’nindir. Tarafımdan davalının itiraz ettiği diğer hususlar da irdelenmiş olup, yapılan değerlendirme Sayın Mahkeme’nin kabulü olmakla birlikte kefaletin geçerli olduğu esasına göre yapılmıştır. -Akdedilen sözleşmeler çerçevesinde kullandırılan kredilerin taksitlerinin ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edilmiş ve takip başlatılmıştır. İhtarnamelerin tebliği konusunda davalının itirazları hukuki değerlendirme gerektirdiğinden Sayın Mahkeme tarafından değerlendirilecektir. Kabulü Sayın Mahkeme’nin takdiri olmakla birlikte tebligatların yapıldığı ve temerrüdün oluştuğu esası ile hesaplama yapılmıştır. -Tarafımdan hesaplanan anapara tutarı talep edilenden fazla olması nedeniyle talep esas alınmış olup anapara tutarı taleple uyumludur. -Faiz hesabındaki farklılığın nedeni inceleme bölümünde açıklanmıştır. Bu çerçevede; a)Sayın Mahkeme’nin takdirinin sözleşmedeki kefaletin geçerli olduğu ve temerrüdün oluştuğu yönünde olması halinde davacı bankanın 05.11.2021 takip tarihi itibarı ile toplam alacağının 277.198,67 TL olduğu, b)Talebe istinaden anapara tutarı olan 265.086,42 TL ya takip tarihinden tahsil tarihine kadar sözleşme hükümleri çerçevesinde %48 temerrüt faizi uygulanması gerektiği, (Davacı tarafından fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı hakkında belge verilmediğinden kullandırılan kredinin akdi faiz oranının sözleşme hükümlerine göre iki katı oranında temerrüt faizi talep edilebileceği kabul edilmiştir.) c)Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, d)Tarafların diğer taleplerinin Sayın Mahkemenin takdiri olduğu,..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilerek, ek rapor alınmasına ilişkin karar verilmiş, 28/10/2025 tarihli Bilirkişi ek raporunda; " ...Tarafların bilirkişi raporuna beyanları tek tek incelenmiştir. Beyanlara yapılan açıklamalar bir tespite dayanmakta olup, herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmaksızın Sayın Mahkeme’nin takdirine sunulmuştur. Bu çerçevede; a)Kök raporda değişiklik yapılmasını gerektirecek bir husus tespit edilemediği, b)Sayın Mahkeme’nin takdirinin sözleşmedeki kefaletin geçerli olduğu ve temerrüdün oluştuğu yönünde olması halinde davacı bankanın 05.11.2021 takip tarihi itibarı ile toplam alacağının 277.198,67 TL olduğu, c)Talebe istinaden anapara tutarı olan 265.086,42 TL ya takip tarihinden tahsil tarihine kadar sözleşme hükümleri çerçevesinde %48 temerrüt faizi uygulanması gerektiği, (Davacı tarafından fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı hakkında belge verilmediğinden kullandırılan kredinin akdi faiz oranının sözleşme hükümlerine göre iki katı oranında temerrüt faizi talep edilebileceği kabul edilmiştir.) (İtiraz çerçevesinde tarafımdan itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmekle birlikte Sayın Mahkeme’nin aksi kanaatte olması halinde ek raporun A bölümünde davacının talep ettiği faiz oranıyla da hesaplama yapılmış olup, davacının takip tarihindeki toplam alacağı 258.157,41 TL olmakta ve takip tarihin tahsil tarihine kadar bu defa %54 faiz uygulanması gerekmektedir.) d)Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, e)Tarafların diğer taleplerinin Sayın Mahkemenin takdiri olduğu,..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. 6098 Sayılı TBK'nun 589/1. maddesi gereğince kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. ( Yargıtay 19. HD'nin 07.12.2015 tarih ve ...E. - ...K. ) Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; 05/12/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerinde davalı ...Şti.'nin asıl borçlu olarak imzası bulunduğu, davalı ... bu kredi sözleşmesini 600.000TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığı, kefalet limitinin 1.000.000,00TL'ye çıkartıldığı, genel kredi sözleşmesine istinaden asıl borçlu şirkete taksitli ticari kredi kullandırıldığı , kredilerin geri ödemelerinde aksaklık olması üzerine davacı banka tarafından davalılara gönderilen ... 8. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, davalı şirketin sözleşmede yazılı adresine tebliğe çıkarılan ihtarnamenin 07.10.2021 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, ihtarnamenin davalı kefile 07.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi üzerine ... 5.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların icra takibine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve itirazın iptali için bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Genel Kredi sözleşmesi, ihtarname, icra dosyası, davacı banka kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre; asıl borçlu davalı ...Ltd.Şti.'nin müşteri olarak imzaladığı sözleşme kapsamında kullandığı krediler nedeniyle sorumlu olduğu, davalı ... kefil olması nedeniyle kefalet limiti dahilinde kalan borçtan sorumlu olduğu,TBK'nın 583 maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı, kefalet tarihi, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve müteselsil kefil ifadesinin el yazıları ile belirtildiği, TBK'nın 584 maddesi uyarınca davalının asıl borçlu şirketin yetkilisi olması nedeniyle eş muvafakatinin alınmasının şart olmadığı, davalı kefilin kefaletinin TBK'nın 583. maddesine uygun olduğu, davalıların kullanılan kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davacı bankaya karşı sorumlu olduğu, takipte talep edilen miktarın kefalet limitleri dahilinde olduğu, Genel Kredi Sözleşmesinin 10.14 maddesinde temerrüt faizi olarak bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi uygulanacağının düzenlenmiş olması gözetilerek bilirkişi kök ve ek raporu ile davacı bankanın takibe konu TTK için uyguladığı faiz oranının iki katının hesaba esas alındığı, davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesi ekinde sunduğu faiz oranlarının fiilen uygulanan oranlar olmayıp T. C. Merkez Bankası'na bildirilen faiz oranları olduğu , Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih ...Esas ... Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince bilirkişi raporu ile davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanmasının isabetli olduğu, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya uygun olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacağın likit olması nedeniyle kabul edilen tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, ... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas (...E) sayılı dosyasında; 265.086,42TL asıl alacak, 10.956,91TL işlemiş faiz, 547,85TL BSMV , 607,49TL masraf olmak üzere toplam 277.198,67TL alacak için davalılar tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, 265.086,42TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 48 oranında temerrüt faizi ve % 5 BSMV uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen nakit alacağın % 20'si olan 55.439,73TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 18.935,44-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 3.378,99-TL. harcın mahsubu ile bakiye 15.556,45-TL. harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000-TL. vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2577,05-TL. vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 427,60-TL. başvurma harcı + 3.378,99-TL. peşin harç toplamı olan 3.806,59-TL.'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 11.000-TL. bilirkişi ücreti + 370-TL. tebligat-müzekkere masrafları olmak üzere toplam 11.370-TL. yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre 11.264,25-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalanın kendi üzerinde bırakılmasına, 8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800-TL. arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre 3.764,66-TL.'nin davalılardan alınarak hazineye irad kaydına, geriye kalan 35,34-TL.'nın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/04/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.