İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/562 E. 2026/124 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/562
Karar No
2026/124
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/562 Esas KARAR NO : 2026/124

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 19/09/2024 KARAR TARİHİ : 11/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İnceleme sonucunda, müvekkil banka ile davalı ... Tic. A.Ş. arasında 04.09.2014 tarihinde imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi uyarınca ilgili müşteriye ticari krediler kullandırılmış; sözleşme, diğer davalılar ....Ltd. Şti., ..., ... ve ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmıştır. Sözleşmenin öngördüğü ödeme taahhütleri yerine getirilmediğinden, banka tarafından borca muacceliyet verilmiş ve davalıya 25.04.2019 tarihli ... 26. Noterliği ihtarnamesi gönderilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine, müvekkil banka 21.05.2019 tarihinde ... 20. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine başlamış, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Değişik İş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı uygulanmıştır. Ayrıca, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... 10. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyasıyla, kredinin teminatını oluşturan üç ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe geçilmiş; icra satışı neticesinde taşınmazlar 595.000 TL bedelle banka alacağına mahsuben ihale edilmiş ve tahsilat sonrası 527.289,00 TL kredi alacağına mahsup edilmiştir. Bu tahsilat nedeniyle, itirazın iptali davası harca esas değer üzerinden açılmıştır. Davalı borçlular vekilleri tarafından takip konusu borca, faize, faiz oranına ve fer’ilere itiraz edilmiş, takibin durdurulmasına karar verilmiş ve dava öncesi arabuluculuğa başvurulmuştur. 09.08.2024 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlenmiş olup, bu tutanak mahkemeye sunulmuştur. Yapılan inceleme ve hesaplamalar ile banka kayıtları doğrultusunda, davalı borçluların itirazlarının haksız ve kötüniyetli olduğu, borcun miktarının bilirkişi incelemesi ile belirleneceği anlaşılmıştır. Kredi sözleşmesinde banka defter ve belgelerinin taraflar arasında kesin delil teşkil edeceği hükmü bulunduğundan, takip tutarının likit olduğu, davalının itirazının haksız ve takibi sürüncemede bırakmayı amaçladığı, bu nedenle İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2 maddesi uyarınca, takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Müvekkil bankanın alacağı tüm yasal mevzuat, banka mevzuatı ve sözleşme hükümleri çerçevesinde tespit edilmiş olup, yasal olmayan herhangi bir talep bulunmamaktadır. Takibin devamını sağlamak amacıyla işbu davanın açılması zorunlu olmuştur. Sonuç olarak, davalıların takibe yönelik itirazlarının haksız ve kötüniyetli olduğu; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmektedir. Hukuki dayanaklar olarak İcra ve İflas Kanunu, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili diğer mevzuat belirtilmiştir. Delil olarak ise ... 20. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası, ... 10. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası, Kredi Genel Sözleşmesi, ... 26. Noterliği ihtarnamesi, bilirkişi incelemesi, banka kayıtları, müşteri hesap ekstreleri, yemin, tanık ve diğer yasal deliller gösterilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İnceleme sonucunda, davalı tarafça ileri sürülen savunmalar doğrultusunda, dava konusu kredi sözleşmesi ve kefalet ilişkisinin geçersizliği ile ilgili iddialar, gerekçeli karar özeti şeklinde şöyle ifade edilebilir: Öncelikle, dava konusu 04.08.2014 tarihli Kredi Genel Sözleşmesi, zorunlu unsurlar açısından eksiklikler taşımakta olup, imza noksanlığı nedeniyle geçersizdir. Sözleşmede yalnızca ... A.Ş. adına tek bir imza bulunmakta, oysaki şirketin 25.07.2014 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanına ve ... 27. Noterliği’nin ... tarihli yönetim kurulu kararına göre, şirketin temsil ve ilzamı için iki yetkili temsilcinin müşterek imzası gerekmektedir. Somut olayda bu müşterek imza sağlanmadığından, sözleşmenin geçersizliği ve buna bağlı olarak kefaletin de geçersizliği söz konusudur. Buna ek olarak, sözleşme genel işlem koşulları kapsamında düzenlenmiş olup, karşı tarafın sözleşme hükümlerini müzakere etme imkânı bulunmamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Genel İşlem Koşulları başlıklı 20. maddesi uyarınca, sözleşmenin tek taraflı ve önceden hazırlanmış olması, davalı müvekkilin müdahale olanağının bulunmaması, sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, sözleşme hükümlerinin davalı lehine değiştirilmesi mümkün olmamıştır. Ayrıca, taraflara sözleşmenin doğuracağı olumsuz sonuçlar hakkında açık ve etkili bilgi verilmemiştir. Kefalet sözleşmesine ilişkin olarak da, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi uyarınca, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatı yazılı şekilde belirtilmemiştir. Dosyada sunulan sözleşme, bu şekil şartlarını taşımamakta olup, geçersizdir. Geçersiz sözleşmeye dayanılarak davalı müvekkilin sorumlu tutulamayacağı açıktır. Buna rağmen, kredi sözleşmesinin teminatı olarak ipotek tesis edilmiş ve ... 10. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsilat yapılmıştır. Tahsilat sonrası, işbu davaya konu alacak kalmamıştır. Dolayısıyla, davalı müvekkilin ... 20. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yaptığı itiraz haklıdır. Ayrıca, davacı banka tarafından takip edilen alacakta uygulanan faiz oranının fahiş olması ve dürüstlük kurallarına aykırı davranılması, Yargıtay içtihatlarıyla da sabittir. Bu nedenle, faiz taleplerinin kabulü mümkün değildir. Dava konusu sözleşmenin imzalanmasından 10 yıl geçmiş olması sebebiyle, zamanaşımı süresi de dolmuştur. Bu durum, davanın bir başka reddi sebebini oluşturmaktadır. Son olarak, davacının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talebi de haksızdır. Sözleşme ve kefalet geçersiz olup, davaya konu alacak tahsil edilmiş olduğundan, tazminat talebi hukuken dayanağı olmayan bir taleptir. Ancak mahkeme, icra inkar tazminatının hükmedilmesi gerektiğini kabul etse dahi, itirazın haklı olarak yapıldığı açıktır. Tüm bu sebeplerle, davacı tarafın açmış olduğu dava haksız ve mesnetsiz olup, davanın reddine; davacı tarafın kötü niyetli davranışı nedeniyle takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Hukuki dayanaklar: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, İcra ve İflas Kanunu ve ilgili mevzuat. Deliller: ... 20. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyası, ... 10. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyası, kredi sözleşmeleri, ipotek belgeleri, ödeme dekontları, banka kayıtları, ticaret sicil gazetesi ilanları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ve diğer resmi ve özel belgeler. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davalı asıl borçlu ve davalı kefiller aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacaklı olunduğu iddiası ile başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminden ibaret olduğu anlaşıldı. DELİLLER; ... 10. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 27/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Detayları yukarıda verilen inceleme ve hesaplamalar sonucunda, davacı banka ile davalı ...Tic.A.Ş. arasında 04.09.2014 tarihinde Kredi Genel Sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşme uyarınca ilgili müşteriye ticari krediler tesis edilerek kullandırılmıştır. Akdedilen bu Kredi Genel Sözleşmesini diğer davalılar ....Ltd.Şti., ..., ... ve ..., müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde, ... 27. Noterliği'nin ... tarihli ... sayılı yönetim kurulu kararını belirterek; “… Şirketi yönetim kurulu üyelerinden ... veya ...'un yanında ... veya ...'den herhangi birinin atacağı müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzam etmelerine oy birliği ile karar verilmiştir.” beyanında bulunmuştur. Bu durumda, şirket adına imza yetkisi olan temsilcilerden müşterek imza ile ilzam edilmesi gerekmekte olup, bir sözleşmeye münferiden atılan imzanın herhangi bir hükmü bulunmamaktadır. Ticaret Sicil Gazetesi’nde, şirketi imzaya yetkili kişilerin “Şirketi yönetim kurulu üyelerinden ... veya ...'un yanında ... veya ...'den herhangi birinin atacağı müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzam etmelerine oy birliği ile karar verilmiştir” şeklinde belirlendiği tespit edilmiştir. Sözleşmede imza bulunmakla birlikte, davalının işbu itirazı hukuki değerlendirme gerektirdiğinden, takdir tamamen sayın mahkemenize aittir. Sözleşmede imzası bulunan davalı kefil ...'un şirket yetkilisi olmadığı, sözleşmede medeni durumunun evli olduğu ancak dosya içeriğinde eş muvafakatnamesine rastlanmadığı; diğer kefillerin şirket yetkili olduğu (... dosya kapağında) görülmektedir. Ön bilgilendirmeden sonra 6455 sayılı Kanun’un 77. maddesi ile TBK’nın 584. maddesinde yapılan değişikliğe göre, “Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmamaktadır.” Davalılar, 2.500.000,00 TL’lik genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış oldukları sabittir. Ortada hukuken geçerli kefaletin olup olmadığı hususu ise hukuki bir konu olup mahkemenin takdirindedir. Davacının, .... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itiraz nedeniyle, 22.05.2019 takip tarihi itibariyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 1.465.302,48 TL asıl alacak, 29.178,27 TL işlemiş faiz, 1.468,91 TL BSMV ve 1.553,68 TL masraf olmak üzere toplam 1.497.503,34 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. 1.465.302,48 TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren yıllık %96,39 oranında temerrüt faizi uygulanacak olup, bu faizin ve %5 TL BSMV’nin davalılardan istenebileceği tespit edilmiştir. Davacı banka, asıl borçlu ...Hizmetleri’ni 148.530,61 TL’den sorumlu tutarken, diğer davalıların toplam borçtan sorumlu olduğu, takip ile dava arasında tahsilat sağlandığı tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22/11/2018 tarih,...E.,... K. sayılı içtihadına göre, ödemelerin alacaktan mahsubunda takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve ferileri toplamından mahsubu öncelikle Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapılacaktır. Her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferileri uygulanıp bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşülmesi, fazlası var ise asıl alacağa mahsup edilerek belirlenecek olan asıl alacak miktarı tespit edilmelidir. Bu uygulama her bir ödeme için ayrı ayrı yapılmalıdır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre, son ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferileri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağı tespit edilmelidir. T.C. İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi, Esas-Karar No: ... - ..., ayrıca HGK'nın 19.10.2011 gün ve ... E.K. sayılı ilamına göre, takipten sonra ancak davadan önce yapılmış ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece, davalının icra takibinden sonra ancak davadan önce yapmış olduğu ödemeler nazara alınarak, davacının 6098 sayılı TBK’nın 100. maddesi uyarınca ne miktar bakımından hukuki yararının bulunduğu tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11. HD, 11.03.2015 tarih, ... E., ... K. sayılı ilam). Bu kapsamda, öncelikle takip tarihi itibariyle tespit edilen alacak tutarına, takip tarihinden sonra “takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edilerek” ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti ve icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacaktan, TBK’nın 100. maddesi gereği kısmi ödemelerin öncelikle fer’i alacaklardan düşülerek, davacının itirazın iptali davası açmakta ne miktar bakımından hukuki yararının bulunduğunun tespiti gerekecektir. Davacı banka, kredi alacağına ilişkin olarak, davalının ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itiraz nedeniyle, 22.05.2019 takip tarihi itibariyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 1.460.685,98 TL asıl alacak, 16.958,56 TL işlemiş faiz, 847,03 TL BSMV ve 1.553,68 TL masraf olmak üzere toplam 1.480.046,15 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. 1.460.685,98 TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren yıllık %96,39 oranında temerrüt faizi uygulanacak ve bu faizin yanı sıra %5 TL BSMV, davalıdan talep edilebilecektir. 17.11.2014 tarihinde 19.09.2024 dava tarihinden sonra 13.000,00 TL, 17.11.2014 tarihinde 19.09.2024 dava tarihinden sonra 10.600,00 TL ve 01.12.2024 tarihinde 19.09.2024 dava tarihinden sonra 10,97 TL tahsilat yapılmıştır. Dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın infaz aşamasında dikkate alınıp alınmayacağı, sayın mahkemenizin takdirinde olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, asıl borçlu ... A.Ş'nin ticaret sicil gazetesinde ilan edilen yönetim kurulu kararı gereği "... veya ...'un yanında ... veya ...'den herhangi birinin atacağı müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzam etmelerine karar verildiği" ancak sözleşmede müşterek imza bulunmadığı için sözleşmenin geçersiz olduğu beyan edilmiş ise de, mahkememizce kredi sözleşmesi üzerinde yapılan incelemede ... A.Ş adına atılan imzanın altında açıkça iki farklı imzanın görüldüğü anlaşılmış olup davalının bu savunmalarına itibar edilmemiştir. Yine davalı vekili cevap dilekçesinde genel kredi sözleşmesinden kaynaklı 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu beyan etmiş ise de 04/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borçların 25/04/2019 tarihli kat ihtarnamesi ile muaccel hale geldiği ve dava konusu ... 20. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası üzerinden 22/05/2019 tarihinde takibe geçilmekle henüz 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan kesildiği mahkememizce kabul edilmiş olup bu sebeple zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı banka ile davalı kredi borçlusu/kredi lehtarı ... Şirketi arasında akdedilen 04/09/2014 tarihli 2.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesini davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, davalılar ... ve ...'un kredi tarihinde borçlu şirketin yetkilisi oldukları anlaşıldığından TBK 584. madde gereği eş muvafakatine gerek olmadığı, davalı ...'un ise eş rızasının bulunmadığına yönelik savunması olmadığından ve eş rızasının bulunup bulunmadığı mahkememizce resen nazara alınamayacağından (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin... esas,... karar sayılı kararı) davalı ... yönünden de kefaletin geçerli olduğu kanaatine varılmış, sözleşmelerin incelenmesinde TBK 583. maddesinde öngörülen koşulların somut olay yönünden gerçekleştiği ve geçerli bir kefalet akdinin bulunduğu, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu, davalı kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 2.500.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarının kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin hesaplanan mevcut borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır. Davacı banka ile davalı arasında akdedilen 04/09/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 12. Maddesinde "Müşterinin temerrüdü durumunda borcunu ve bu borcuna, bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına % 50'sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanmasını... kabul ve taahhüt eder.” denildiği, davacı bankanın takip talebinde %39 oranında temerrüt faizi talep ettiği görülmüştür. Ödeme planına göre taraflar arasında belirlenen temerrüt faiz oranı %91 olup, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı tarafça talep edilen %39 oranına itibar edilmiştir. Davacı tarafça ... 26.Noterliği`nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; 1.460.685,96 TL yönünden hesabın 25/04/2019 tarihinde kat edildiği, kat ihtarının asıl borçluya tebliğe çıkarıldığı, tebligatın 30/04/2019 tarihinde iade döndüğü, kefil ...'ye çıkarılan tebligatın 30/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, kefil ...'a çıkarılan tebligatın 30/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, kefil ...'a çıkarılan tebligatın 30/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği görülmüş olup, mehil süresi sonrası asıl borçlu ve gerçek kişi kefillerin 02/05/2019 tarihinde temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek hazırlanan bilirkişi raporunda talep edilebilecek alacak kalemleri belirtilmiş olup, rapor davalı kefiller yönünden denetime elverişli ve teknik olarak yeterli görülmüştür. Buna göre davalıların takip tarihi itibariyle 1.465.302,48 TL asıl alacak, 29.178,27 TL işlemiş faiz, 1.468,91 TL BSMV, 1.553,68 TL masraf olmak üzere toplam 1.497.503,34 TL borçlu oldukları mahkememizce kabul edilmiştir. İİK'nın Rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar başlıklı 45. maddesi; "Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir." hükmünü içermektedir ve söz konusu yasa emredici niteliktedir. Bir başka deyişle öncelikle rehine başvurma önceliği sözleşme ile değiştirilemeyecek ve alacaklı taraf lehine rehne başvurma hakkından feragat edilmesi söz konusu olmayacaktır. Ancak somut olay yönünden rehinin tutarının borcu ödemeye yetmediği anlaşıldığından, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ni ...Esas,... Kararı ile onanan ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında "Davacı davalı şirketten takip tarihi itibarıyla 1.252.360,95 TL alacaklıdır. Anılan miktardan İİK'nun 45. maddesi uyarınca ipotek limiti olan toplam 500.000,00 TL mahsup edildiğinde takip tarihi itibarıyla davacı davalı şirketten 773.640,95 TL alacağın tahsilini talep edebilecektir. " Ankara BAM 21. HD. ...Esas,... Karar sayılı ilamında ".... davalı asıl borçlu şirket yönünden rehin bedeli asıl alacak miktarından mahsup edildikten sonra oranlama yöntemi ile bulunan miktara göre davalı şirketin faiz ve BSMV'den sorumlu olduğu miktar tespit edilmiştir. Her ne kadar mahkemece bilirkişi raporu ile takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam alacak miktarından rehin bedeli mahsup edilerek bulunacak bakiye bedelin asıl alacak olduğu gözetilerek davalı şirketin sorumlu olduğu miktarın tespiti gerekmekte ise de, davacı bankanın bu yönde açık istinafı bulunmadığından kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyen bu husus re'sen gözetilmemiştir." ) alıntılanan içtihatlarda belirtilen yöntem uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerekmektedir. Davalı asıl borçlu yönünden bilirkişi, takip talebinin 148.530,61 TL olduğunu, takipten sonra 17/01/2020, 05/10/2023 ve 05/10/2023 tarihli tahsilatlar ile dava tarihi itibariyle borcun kalmadığını belirlemiştir. Davalı asıl borçlunun borcunun teminatını teşkil etmek üzere ... İli ... İlçesi, ... Mah. 77 ada, 1 Parsel, A blok 2 nolu bağımsız bölüm, C blok 1 nolu bağımsız bölüm, C blok 2 nolu bağımsız bölüm olacak şekilde 3 adet taşınmazın toplam 1.350.000,00 TL üst limit ile davacı lehine rehnedildiğinin dosyamıza UYAP sisteminden eklenen ... 10. İcra Dairesinin ...sayılı takip dosyasından anlaşıldığı, davacının mahkememiz dava konusu ... 20. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında diğer borçlular yönünden 1.498.530,61 TL üzerinden takibe geçmiş ise de asıl borçlu yönünden ipotek üst limiti ile karşılanmayan 1.498.530,61 TL - 1.350.000,00 TL = 148.530,61 TL üzerinden takibe geçtiği anlaşılmıştır. Buna göre davacı tarafından takip başlatılırken asıl borçlu yönünden ipotek üst limiti ile karşılanmayan kısım için takip başlatılmışken bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda ipoteğin paraya çevrilmesi sonucu yapılan tahsilatların (17/01/2020 tarihli 527.289,00 TL) ikinci kez mahsup edilerek asıl borçlu yönünden bakiye alacak kalmadığına yönelik değerlendirme mahkememizce kabul görmemiş, takip tarihi itibariyle bilirkişi raporunda hesaplanan 1.497.503,34 TL'den, davacının da takip talebinde yaptığı şekilde ipotek üst limitlerinin toplamı olan 1.350.000,00 TL mahsup edildiğinde asıl borçlunun sorumluğunun 147.503,34 TL olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bilirkişi raporunda davalı kefiller yönünden takip tarihi ile dava tarihi arasında yapılan tahsilatlar yönünden TBK 100. Hesabı yapılmış, yapılan hesaplamaya göre dava tarihi itibariyle davalı kefillerin 1.370.241,92 TL asıl alacak, 2.533.917,58 TL işlemiş faiz, 126.695,88 TL BSMV olmak üzere toplam 4.030.855,38 TL borçlu oldukları hesaplanmış ise de davacının dava dilekçesinde harca esas değer olarak 971.241,61 TL göstermiş olması sebebiyle bu miktar mahkememizce asıl alacak kabul edilerek davalı kefiller yönünden bu miktar üzerinden itirazın iptaline, davadan sonra yapılan ödemelerin (17/11/2024 tarihli 13.000,00 TL, 17/11/2024 tarihli 10.600,00 TL, 01/12/2024 tarihli 10,97 TL) tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalıların ... 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın ... 20. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen iptaline, Takibin ... Şirketi yönünden 147.503,34 TL asıl alacak üzerinden devamı ile takibin bu tutara takip tarihinden itibaren yıllık %39 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin 1.000,00 TL'lik istemin bu davalı yönünden reddine, Takibin ... Ltd. Şti., ..., ... ve ... yönünden 971.241,61 TL asıl alacak üzerinden devamı ile takibin bu tutara takip tarihinden itibaren yıllık %39 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, 2-Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında 194.248,32 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine (davalı ... Şirketi 29.500,66 TL'sinden sorumlu olmak üzere) 3-Davadan sonra yapılan ödemelerin (17/11/2024 tarihli 13.000,00 TL, 17/11/2024 tarihli 10.600,00 TL, 01/12/2024 tarihli 10,97 TL) tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile infaz aşamasında dikkate alınmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 66.345,51 TL nispi karar harcının, (... Şirketi 10.075,95 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 151.686,24 TL nispi vekalet ücretinin (... Şirketi 23.036,72 TL'sinden, diğer davalılar tamamından sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 1.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ... Şirketi'ne verilmesine, 7- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 12.303,00 TL (3.553,00TL tebliğler ve posta, 8.750,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin, davalılardan ... Şirketi 12.217,90 TL'sinden diğer davalılar tamamından sorumlu olmak kaydıyla davalılardan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davalı ... Şirketi 3.575,10 TL'sinden diğer davalılar tamamından sorumlu olmak kaydıyla alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 13/03/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

TASHİH ŞERHİ

Mahkememizin 2024/562 Esas, 2026/124 Karar sayılı dava dosyanın 11/02/2026 tarihli hükmünün 1.fıkrasının "Davanın kısmen kabulü ile davalıların ... 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın ... 10. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen iptaline, " yazılması gerekirken sehven iptaline karar verilen icra dosya bilgileri yanlış yazılarak "Davanın kısmen kabulü ile davalıların ... 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın ... 20. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen iptaline," şeklinde yazıldığı anlaşılmakla ve bu hususun HMK 304 maddesi gereğince mahkememizce resen düzeltilebilecek maddi hatadan kaynaklanması nedeniyle; a-Mahkememizin ... Esas, ...Karar sayılı dava dosyanın 11/02/2026 tarihli hükmünün 1.fıkrasının "Davanın kısmen kabulü ile davalıların İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın ... 10. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen iptaline," şeklinde TASHİHİNE, b-İşbu tashih şerhinin ...Esas, ... Karar sayılı gerekçeli kararının eki sayılmasına, c-İşbu tashih şerhinin ...Esas,...sayılı gerekçeli kararının tabi olduğu kanun yoluna tabi olduğu hususunun ihtarına, Dair iş bu tashih şerhi ile karar verilmiştir. 13/03/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/562, K. 2026/124, T. 11.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-562-e-2026-124-k-aa7743b45751